Bloğuma Hoşgeldiniz!!!

Yazılım Mühendisliği Nedir?

Bilgisayar yazılımlarının tasarımı, geliştirilmesi, sınanması ve bakımı konularını ele alan mühendislik dalıdır. Diğer mühendislik dallarıyla karşılaştırıldığında çok yeni olan bu alanda sürekli yeni yöntemler geliştirilmekte ve konu yavaş yavaş belli bir olgunluğa ulaşmaktadır. Temel mühendislik prensiplerinin bu dalda da uygulanması, önceden tahmin edilebilir ve yinelenebilir sonuçların daha çok elde edilmesiyle yazılım mühendisliği gerçek bir mühendislik dalı olma yolunda ilerlemektedir.

Bilisim sektörü bir çok ülke ekonomisinde gelismenin motoru rolü oynamaktadır. Ülkemizde bilisim sektörü oldukça zayıftır, Ar-Ge ve üretime dönük degildir ve sektörde önemli bir insangücü açıgı vardır. Bilisim sektörünün en önemli üretim ve dolayısıyla en önemli gelir alanlarından biri yazılım sistemleridir. Günümüzde yazılım sistemleri, bankalar, sigorta kurumları, saglık sektörü, sirket yönetimi, telekomünikasyon sistemleri, otomotiv endüstrisi, kara/hava/deniz tasımacılıgı gibi hemen hemen tüm alanlarda kullanılan bilgisayar sistemlerinin çok önemli ve kritik bir parçasını olusturmaktadır. Yazılım Mühendisligi 1968 yılından bu yana var olan yeni bir mühendislik dalıdır ve yazılım sistemlerinin mühendislik prensipleri çerçevesinde tasarımı, üretimi ve isletilmesini hedefler. Bilgisayar ve yazılım sistemleri artık günlük hayatın her alanında yogun ve etkin bir sekilde kullanılmakta oldugundan, Yazılım Mühendisligi disiplinlerarası uygulamaları olan ve tüm disiplinlerde rol oynayan bir alandır. Yazılım sistemlerinin gelistirilmesinde ve bu yolla ülke ekonomilerine katkı saglamada son yıllarda önemli asamalar kaydetmis ülkeler arasında Hindistan ve �rlanda, önemli asamalar kaydetmeyi hedeflemis ülkeler arasında ise Meksika sayılabilir. Bu ülkelerin yazılım alanında yaptıgı atılımlar incelendiginde, söz konusu atılımların yazılım alanında her seviyede insan gücünün egitimine dayandıgı görülmektedir. Bu egitim seviyeleri, iki yıllık meslek yüksek okulları egitimi, dört yıllık üniversite/yüksek okul lisans egitimi, yüksek lisans ve doktora seviyesinde ihtisas egitimleri olarak tanımlanabilir. Yazılım sistemlerinin gelistirilmesi emek yogun bir istir ve bu alanda basarılı olunması yüksek sayıda ve iyi egitim almıs insan gücünün varlıgına baglıdır. Yazılım alanında insan gücü egitimi, bilgisayar mühendisligi, bilgisayar bilimleri, yazılım mühendisligi, iletisim ve bilgi teknolojileri, bilgi sistemleri, yönetim bilisim sistemleri gibi bilisimin farklı alanlarında dört yıllık lisans egitimi almıs kisilerin yazılım mühendisligi alanında yüksek lisans seviyesinde ihtisaslasması seklinde olabildigi gibi, yazılım alanının disiplinler arası özelliklerinden dolayı, elektrik, makina, insaat gibi diger mühendislik alanlarında, fizik, kimya, matematik, biyoloji, jeoloji, psikoloji, sosyoloji gibi temel bilim alanlarında, özet olarak bilisim alanlarından farklı alanlarda dört yıllık lisans egitimi almıs olan kisilerin yazılım mühendisligi alanında egitilmesi seklinde de gerçeklestirilebilmektedir. Gerek Türkiye’de gerek diger ülkelerde, yazılım sistemlerinin gelistirilmesinde rol oynayan insan gücü arztalep farklılıgından dolayı pek çok üniversite mezunu yazılım alanında çalısmak istemektedir.

Sistem mühendisliği

Sistem mühendisliği, karmaşık sistemlerin ya da bu sistemleri oluşturan alt sistemlerin tasarımını, üretimini ve bakımını, zaman ve maliyet kısıtlarını da göz önünde bulundurarak, gerçekleştirmek amacını taşır. Günümüz dünyasında, karmaşık sistemler genellikle teknik, biyolojik, sosyolojik, çevresel endüstriyel, politik, finansal ve ekonomik sistemlerden en az birkaçının bir bileşkesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sistem mühendisliği programları, işlevsel olarak tek ve bütün bir birim olan bu karışık sistemlerin analizi için gerekli tüm temel kavram, araç ve metotları öğrenciye sunar. Farklı disiplinlerden çeşitli yöntemleri bir arada kullanabilen sistem mühendisliği programlarını en temel araçlarından bir tanesi de bilgisayarlardır. Sistem mühendisleri çok farklı alanlarda faaliyet gösteren kurumlar içinde oldukça farklı birim ve kademelerde (üretim, planlama, kontrol, yönetim gibi) görev alabilirler.

Web grafik tasarımı

Web grafik tasarımı, grafik tasarım alanı ile yakın ilişkili bir konu olarak ele alınabilir ama kendi içerisinde ayrı bir dal olarak çok geniş bir alanı işgal etmektedir. Klasik anlamda kara kalemle başlayan tasarım alanından farklı olarak web tasarımcısının bilgisayar ve web dünyası hakkında geniş bir bilgi dağarcığına sahip olmasını da gerektirir. Bu yanı ile klasik sanat anlayışından ayrılarak teknolojik bir hızlı tüketim yardımcısı haline gelmektedir. Henüz standartlaşmamış olmakla birlikte kendi kurallarını içinde barındırır.

 

Web standartları

Web standartları, değişik web cihazlarının, web içinde sunulan bilgileri ayni şekilde kullanıcıya göstermesine yardim eden bir takım teknolojileri toplamına verilen isim. Web standartları sayesinde, sunulan bilgi, herkes tarafından erişebilir hale geliyor.

Web dünyasının ana dilleri HTML (Hypertext Markup Language) ve CSS (Cascading StyleSheets). Bu standartlar web tasarımcılarına bir sayfanın nasıl kodlanması gerektiğini göstermenin yani sıra İnternet tarayıcılarına bir sayfanın kullanıcıya nasıl görünmesi gerektiğini söyleyen bir takım kuralları içinde barındırıyor.

World Wide Web Consortium (W3C), Web ile ilgili tüm alanlarda araştırmaları yöneten ve standartları geliştiren ticari kurumlar ve eğitim kurumlarının konsorsiyumudur.

www.sitehazirla.com internet sitesinde web standartları hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz…

Ana kurallar

Erişebilirlik

Web standartları, bazı erişebilirlik kurallarını içerdiğinden, web standartlarını uygulayan bir sayfa, erişebilirlik yolunda büyük bir adım atmış olacaktır. www.aydinwebs.com Arkadaşlar Web Tasarımında Erişile Bilirlik Çok Önemlidir Bundan Dolayı Bir Seo Danışmanından Yardım Almanızdır Seo Danışmanlık Hizmeti İçin www.aydinwebs.com adresine bağlanarak istdiğiniz bilgiye sahip olabilirsiniz

Ulaşılabilirlik

Eğer sunum ve bilgiyi, yeni geliştirilen CSS kuralları ile ayırırsanız, sunulan bilgi, herkese ve her cihaza ulaşabilecektir. Kullanıcı, yepyeni bir bilgisayar ya da cep telefonu tarayıcısı ayni bilgiye sorunsuz bir şekilde ulaşabilecektir.

Hızlı yüklenme

CSS ile yapılan bir sayfa ile tablo ile yapılmış bir sayfa arasındaki boyut farkı yüzde 25 ile 50 arasında değişmektedir. Hızlı olduğunu düşündüğünüz bir web ana sayfasını bilgisayarınıza keydedin ve boyutuna bakarsanız daha iyi anlayacaksınız. Eğer Jakob Nielsen‘e inanan birisi iseniz, Jakob’un yaptığı bir araştırmaya göre kullanıcı bir sayfanın yüklenmesini 20 saniyeden daha fazla beklemiyor. Bakın demişki; bu bir izdüşümdür. Ele alınması şiddetle önerilir ve tartışılır.

Düşük bant genişliği kullanımı

Sayfalarınızı barındıran şirket, kullandığınız band genişliğine orantılı olarak aylık para alır. Eğer web standartları ile hazırlamış olduğunuz sayfaların boyutu küçük ise, web sitenizde daha düşük bir band genişliği kullanacak ve bu size ya da müşterinize para tasarrufu sağlayacaktır.

Arama motorlarında sıralama

Arama motorlarının mantığını bilmeniz gerekir. Örneğin google süper olduğunu düşündüğünüz flash sitenizin içerisinde sadece text tabanlı arama yaparak indekslemeye çalışacaktır. Flash tasarım içerisinde text okunamadığından sayfalarınız google tarafından dikkate alınmayacaktır. Fakat flash kullanılan bir web tasarımın html kodunun içindeki meta tag ve keywordslerini girerseniz sadece bunlar göz önünde bulundurulacaktır. Küçük bir ip ucu olarak ; illa flah intro kullanmanız gerekiyor ise meta tag ve keywordslerinizi yazdıktan sonra flash dışından main page e bir giriş linki verin bu arama motorlarının spiderlarının sitenizin içine girmesine imkân sağlayacaktır.

Bakım kolaylığı

Bilgi ve sunumun ayrılması sayesinde eğer site içinde, sitenin tümünü etkileyecek bir değişlik yapılması gerektiğinde, CSS dosyası üzerinde değişiklik yapılması, tüm siteyi etkileyecektir. Bu şekilde her bir sayfayı tek tek düzenleyeceğinize tek bir değişiklikle sorunun üstesinden gelebileceksiniz.

Hukuksal sorumluluk

Birçok ülkede engelli İnternet kullanıcıları için kanunlar çıkartılmış durumdadır. Uyacağınız kurallar hukuksal sorunlarla karşılaşmanızı da engeller.

Dış bağlantılar

Haber kategorisinde yayınlandı. 1 Yorum »

Java Script Ders 1

Javascript’le Tanışalım

      Javascript, HTML’in bir parçasıdır ve içinde bulunduğu HTML ile birlikte Web Browser programı tarafından yorumlanır. Dolayısıyla, Javascript programı yazmak demek, bir Web sayfası hazırlamak ve bu sayfadaki HTML kodlarının arasına Javascript kodları gömmek demektir.

      İlk Javascript programımızı yazalım. Şu kodu yazıp, merhaba1.htm adıyla kaydedin:

<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv=”Content-Type” content=”text/html; charset=windows-1254″>
<TITLE>Merhaba Dünya!</TITLE>
</HEAD>
<BODY>
<B>Merhaba Dünya</B><br>
<FORM>
<BUTTON onclick=”alert(‘Merhaba Dünya!’)”>TIKLAYINI!</BUTTON>
</FORM>
</BODY>
</HTML>

Sonra ya bu dosyayı iki kere tıklayın; ya da favori Browser programınızı çalıştırın ve bu dosyayı açın. Karşınıza çıkacak düğmeyi tıklayın. İşte sonuç:

Bütün Web sayfaları gibi, Javascript kodunuzun yer aldığı sayfa da tipik bir HTML kod kümesi:

1. Browser programına kendisinin bir HTML dosyası olduğunu birinci satırda beyan ediyor; ve bittiği yer açıkça gösteriliyor.
2. HTML kodu iki bölüm içeriyor: Başlık (Head) ve gövde (Body) bölümleri. Her bölümün nerede başladığı ve nerede bittiği açıkça belirtiliyor.
3. Gövde bölümünde bir Form unsuruna yer veriliyor; fakat bu formun tek ögesi var: Düğme (Button).
4. Daha önce Web sayfalarınıza düğme koyduysanız, bu düğmenin onlardan farklı bir tarafı var: Türü, değeri, vs. belirtilmiyor; sadece “onclick=”alert(‘Merhaba Dünya!’)” şeklinde bir ifadeye yer veriliyor.
5. Ve ilk Javascript programınızda ne Javascript’in adı geçiyor; ne de HTML ile Javascript bölümlerini birbirinden ayırteden, <SCRIPT>..</SCRIPT> etiketine yer veriliyor!

Javascript’te imla kuralları olmakla birlikte bu kurallara yüzde 100 uymanın zorunlu olmadığını ifade ettik. Kural olarak, Javascript bölümü, HTML’in içine <SCRIPT>..</SCRIPT> etiketlerinin arasına gömülür. İşte size bütün kuralları yerine getirilmiş bir Javascript bölümü yazma örneği:

<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv=”Content-Type” content=”text/html; charset=windows-1254″>
<TITLE>Merhaba Dünya!</TITLE>
<SCRIPT LANGUAGE=”Javascript1.2”>
<!–Javascript kodunu eski sürüm Browserlardan gizleyelim
function merhaba() //merhaba isimli fonksiyonu deklare ediyoruz
{ //bu, fonksiyonun başlama işareti
alert (“Merhaba Dünya!”) //fonksiyonun komutu ve komutun gerektirdiği metin
} //bu fonksiyonun bitme işareti
// kod gizlemenin sonu –>
</HEAD>
<BODY>
<B>Merhaba Dünya</B><br>
<FORM>
<BUTTON onclick=merhaba()>TIKLAYINI!</BUTTON>
</FORM>
</BODY>
<HTML>

Bu metni merhaba2.htm adıyla kaydeder ve Browser’ınızda açarsanız, görüntünün ve işlevin tıpatıp aynı olduğunu göreceksiniz. İki metin arasındaki fark, ikincisinin Javascript yazma kurallarına yüzde 100 uymasından ibaret. Bununla birlikte Javascript ile HTML’i birbirinden dikkatlice ayırmanız gereken durumlar, ikisinin birbiriyle kaynaştığı noktalardan daha çoktur. Hatta o kadar ki, Javascript’in ileri sürümüne ilişkin komutlar kullanıyorsanız, eski sürüm Browser’ların kafasının karışmaması ve dolayısıyla ziyaretçinizin bilgisayarının kilitlenmemesi için bunu bile belirtmeniz gereken durumlar olabilir.

Bir de şunu deneyin: önce merhaba.js adıyla şu metni kaydedin:

function merhaba()
{
alert(“Merhaba, Dünya!”)
}

Sonra, merhaba2.htm dosyasında şu değişikliği yapın ve merhaba3.htm adıyla kaydedin:

<HTML>
<HEAD>
<meta http-equiv=”Content-Type” content=”text/html; charset=windows-1254″>
<TITLE>Merhaba Dünya!</TITLE>
<SCRIPT SRC=”merhaba.js” LANGUAGE=”JavaScript”>
</SCRIPT>
</HEAD>
<BODY>
<B>Merhaba Dünya</B><br>
<FORM>
<INPUT TYPE=”SUBMIT” NAME=”BUTTON1″ VALUE=”TIKLAYIN!” onclick=”merhaba()”>
</FORM>
</BODY>
</HTML>

Ve merhaba3.htm’i açtığınızda yine aynı görüntü ve aynı işlevle karşılaştığınızı göreceksiniz. Bu üçüncü yöntemde sadece Javascript kodlarını içeren ve dosya adının uzatması “.js” olan bir düzyazı dosyasını HTML’e dışardan da eklemiş olduk.

Dersler, Java Script kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . » yorum bırak;

RUHSAL YAŞAM KURALLARI

RUHSAL YAŞAM KURALLARI

Özellikle bugün özgür ve  mutlu ol.

Özellikle bugün sevin.

Özellikle bugün korunmaktasın.

Suurlu olarak anı yaşa.

Bereketleri müteşekkirlikle kabul et.

Aileni, öğretmenlerini ve büyüklerini say.

Ekmeğini dürüstçe kazan.

Başkalarını kendin gibi sev.

Her şey için müteşekkir ol ve tüm canlılara karşı sevgi dolu davran.

Spiritüel Yaşam Koçu

07 Ara_Aralık_kısaltma 2009 kuantumyasam tarafından

“Yaşamın içinde kendi istediğiniz mesleği, ilişkiyi, istediğiniz hayatı yaşadığınız noktada, kendinize olan özgüveninize kavuşacak ve kendinizi güvende hissedeceksiniz. İşte o zaman “KENDİN OLMA”  duygusunu artık tüm bedeninize, ruhunuza, zihninize almışsınız demektir.”

Hayatta gerçekleştirmek istediğimiz hedefler var ama öyle bir an geliyor ki hedeflerimizi gerçekleştirmekte geç kaldığımızı düşünüyor, hayatın hızından şikâyet ediyor ve her şikâyet ettiğimizde de hedeflerimizi gerçekleştirmede daha da geç kalıyoruz. Ne bir hayalimizin peşinden gidiyoruz, nede bir yere kök salıyoruz. İç sesimizi dinleyemiyoruz, inancımızdan uzaklaşıyoruz. 

 Ya da tam tersi. Hiçbir yere kök salmadan, kendi eksenlerimizde, hislerimizle yaşıyoruz. Enerjimizle besleniyoruz. Spiritüel taraflarımız güçlü oluyor, ruhsal hedeflerimizi gerçekleştiriyor ama dünyevi hedeflerimizi gerçekleştirmek istediğimizde zorlanıyoruz. Eyleme geçtiğimiz zaman gerçekleştirmek istediğimiz hedefimiz yarım kalıyor.  Aynen  “Nilüfer Çiçeği” gibi…

Hep bir yere gidecekmiş gibi azade ve özgür ama kocaman bir gölün içinde bir yere gitmeden yaşıyoruz. Hayatta böyle bir şey. Hep bir yerlere gidecek gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti belki de bu. Evet, bizlerde öyle değil miyiz?

 Bazen öyle anlar gelir ki, kararsız kalırız, çıkmaza girdiğimizi zannederiz. Ve birisinin elimizden tutup bu durumdan bizi çıkarmasını isteriz. Yâda hayatta her şeyi başarırız. Kariyerimizde başarı sağlarız. Ama öyle bir an gelir ki gerçekleştirmek istediğimiz hedefleri gerçekleştirdiğimiz noktada içimizi yarım kalmışlık duygusu, bir mutsuzluk sarar.   

Son zamanlarda yapılan araştırmalar, kariyer sahibi, başarılı insanların, içsel olarak mutsuz, tatminsiz olduklarını, strese yönelik sağlık problemleriyle karşı karşıya geldiklerini gösteriyor. Hatta yaşama hazırlık sınavlarında verdiğimiz çok yüksek notların karşılığında, hayatın içinde başarısızlığımızı, ne istediğimizi tam olarak bilmediğimizi ve uygulama esnasındaki hatalarımızı görüyoruz.

“Her şeye sahibim. Büyük bir servete, aileye, çevreye…

Ama mutsuzum, yorgunum, hayata karşı isteksizim.

İçimde büyük bir boşluk var, eksiklik var?”

“İşinizi zoraki bir şey olarak değil, bir mutluluk kaynağı olarak kullanmanız gerek, hayat amacınızı bulduğunuz noktada zaten sevdiğiniz şeyi yapar, kendinize vakit ayırırsınız. Karşılığında içinizdeki o boşluk duygusu dolar. Hayata olan isteksizlik yerine, hayata olan bağınız güçlenir. Hayata sevgiyle bağlanırsınız.”

Geleceğe yönelik yaşanılan kaygı, korku, güvende olma isteği bireyde ruhsal olarak kopukluklara, mutsuzluklara neden olabiliyor. Kişi, yeter ki işim olsun, eşim olsun, evim olsun der. YETERKİ ile başlayan cümleler kurar. Bu da kişide güven ihtiyacından duyulan korku, endişe gibi duyguları içinde barındırmasına sebep olur. Bizi, ruhumuzu kendi hayat amacımızdan uzaklaştırıp, yanlış hedeflere yönelmemizi sağlar. Bu durum karşısında, içimizde eksiklik duygusu yaşarız. Hayattan, yaptığımız işten zevk alamayız.

İçimizdeki tamamlanmışlık ve ruhsal yönde mutluluk duygusuna erişmek mümkün…

 Işık ELÇİ ile bireysel olarak yapılan “Spiritüel Yaşam Koçluğu “çalışması ile Tekâmülünüzdeki spiritüel veya dünyevi hedefleri belirleyip, bu hedeflere adım adım ulaşmak ve ulaştığımız noktada ruhsal yönden mutlu olmak için dünyevi ve Spiritüel hedefler arasında bir bağ kuruluyor.

 Unutmayalım ki, hayatımızda bu iki denge olduğu sürece tam olarak hedefimize ulaşıyor ve içsel olarak mutlu oluyoruz. Bunu da “Spiritüel Yaşam Koçunuz” Işık ELÇİ sizinle birlikte başarıyor.

 Birlikte hedeflerinizi gerçekleştirseniz bile, bundan sonraki yaşantınızda yeni hedeflerinizi belirlemede ne istediğinizi daha net ifade edecek, hayat amacınız bilecek, tam ve bütün olarak “Olma” duygusunu birlikte başaracaksınız. Bütün bu aşamaları birlikte yaşayacaksınız

“Spiritüel Yaşam Koçunuz”, Işık ELÇİ önce içinizde kilitlediğiniz o duyguları, o gücü açığa çıkaracak, önceliklerinizi, hedeflerinize ulaşmadaki yolunuzu belirleyecek, hayat amacınız ve bu güne kadar farkında olmadığınız saklı yeteneklerinizi ortaya çıkaracak. Siz de, gerçekleşmesini istediğiniz hedef ile ilgili birlikte hazırladığınız eylemi hayata geçireceksiniz.

Her gerçekleştirdiğiniz eylem; kullanmadığınız, içinizde hapsettiğiniz enerji kaynağını aktive edeceksiniz. İçsel olarak kendinizi mutlu ve güvende hissederken, hedefe varmanın hazını yaşayacaksınız. 

İçimizdeki tamamlanmışlık ve ruhsal yönde mutluluk duygusuna erişmek mümkün…

 

  Işık ELÇİ ile bireysel olarak yapılan “Spiritüel Yaşam Koçluğu “çalışması ile Tekâmülünüzdeki spiritüel

  veya dünyevi hedefleri belirleyip, bu hedeflere adım adım ulaşmak ve ulaştığımız noktada ruhsal yönden mutlu olmak için

 dünyevi ve Spiritüel hedefler arasında bir bağ kuruluyor.

  Unutmayalım ki, hayatımızda bu iki denge olduğu sürece tam olarak hedefimize ulaşıyor ve içsel olarak mutlu oluyoruz.

  Bunu da “Spiritüel Yaşam Koçunuz” Işık ELÇİ sizinle birlikte başarıyor.

   Birlikte hedeflerinizi gerçekleştirseniz bile, bundan sonraki yaşantınızda yeni hedeflerinizi belirlemede ne istediğinizi

  daha net ifade edecek, hayat amacınız bilecek, tam ve bütün olarak “Olma” duygusunu birlikte başaracaksınız.

   Bütün bu aşamaları birlikte yaşayacaksınız

“Spiritüel Yaşam Koçunuz”, Işık ELÇİ önce içinizde kilitlediğiniz o duyguları, o gücü açığa çıkaracak, önceliklerinizi, hedeflerinize ulaşmadaki yolunuzu belirleyecek, hayat amacınız ve bu güne kadar farkında olmadığınız saklı yeteneklerinizi ortaya çıkaracak. Siz de, gerçekleşmesini istediğiniz hedef ile ilgili birlikte hazırladığınız eylemi hayata geçireceksiniz.

Her gerçekleştirdiğiniz eylem; kullanmadığınız, içinizde hapsettiğiniz enerji kaynağını aktive edeceksiniz. İçsel olarak kendinizi mutlu ve güvende hissederken, hedefe varmanın hazını yaşayacaksınız. 

Özveri ile devam eden süreçte hedefe varış ve ruhsal yönden mutlu olmak, ödevlerinizi ve verilen çalışmaları düzenli olarak yapmakla mümkün oluyor.

 * Süreç, ayda en az iki kez olmak üzere alınan randevularla devam ediyor.

* Yapılan çalışmalar kişiye özel olup, ilk çalışma sonrası danışana özel bir çalışma planı hazırlanıyor.

* Randevu süresi, ilk çalışma sonrası belirleniyor.

*Spiritüel Yaşam Koçluğu çalışmasında gerek görüldüğü noktalarda, Kuantum Nefes ve Enerji çalışması uygulanmaktadır.

*Seans sonrası süreçte siz danışanlarımızın gelişmeleri geribildirimleri bizlerle paylaşması, sizinle ilgili süreci belirlememizde bizlere yardımcı olur.

 

 *Spiritüel Yaşam Koçluğu kapsamında yurtiçi ve yurtdışında hiçbir kurumda uygulayıcılık verilmemiştir.

AHU DUDU

12 Nov 2009 kuantumyasam tarafından

Amerika’da bir mucit profesöre, kendisini diğer insanlardan farklı kılan şeyi sorup, başarısının sırrını söylemesini ister. Profesör,çok ilginç bir cevap verir.

‘Başarımın sırrı annemin 6 yaşımdayken bana takındığı bir tavırdır. 6 yaşımdayken buzdolabından süt alırken süt şişesini düşürüp kırdım. Annem olayı görünce beni dövmedi, kızmadı. ‘Aaaa Henri sütten ne güzel bir göl

oluşturmuşsun. Bu gölde benimle biraz oynamak ister misin?’ dedi. Bir süre oynadıktan sonra annem; ‘Biliyor musun Henri, herkes kendi yaptığı şeyleri kendisi toplamalıdır. Şimdi bu süt gölünü temizlemek için benden sünger mi istersin, havlu mu?’ diye sürdürdü konuşmasını.

 Elimden geldigince dökülen sütü temizledikten sonra annem beni bahçeye çıkardı. Süt şişesinin, düşürmeden nasıl taşınacağını bana gösterdi. Bu olay benim diğer insanlardan farklı olmamı sağlamıştır’ “

“Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşerse izi kalır”.

( H. Jinott )

 

CENNETE DAHİ GİRMEYECEĞİM TA Kİ SEN GİRESİYE DEK   

Ebu Hanife uzun boylu, heybetli, güçlü kuvvetli bir kimseymiş. Yine bir gün yolda yürürken gerçek düşmanlarından biri, onu görünce dayanamamış ve ona diliyle sataşmaya başlamış. Tesir edemeyince, bu defa kötülüğü eline de indirerek, üstüne yürümüş ve yumruklamış.

O zaman Ebu Hanife, yine güzellikle: “ Kardeşim “ demiş. “ Görüyorsun ki senden daha güçlü kuvvetliyim . Sana karşı kendimi koruyabilirim. Fakat sen istersen vur yine. Zira karşı koymayacağım. Ve bil ki, duam Hak katında geçerlidir.

Eğer yaptıklarından dolayı Tanrı’dan cezalandırılmanı dilersem, bu kabul olunur. Ama üzülme, dua da etmeyeceğim. Ve öldükten sonra bile, Yaratan suçlarımı bağışlar da, cennete girecek olursam, yine de girmeyeceğim. Ta ki sen ve herkes giresiye kadar…” Böylece hiçbir şey olmamış gibi yolunda yürümeye devam etmiş yine. Ve adam, yaptığı yanlıştan pişman,öylece donup kalmış durduğu yerde. 

 

Doğrusu Buda’nınkine benzer bir büyüklük bu. Hani bilirsiniz Buda da, Nirvana’ya,

o hiçlik ve huzur ülkesine girmeye hak kazandığında girmeyi redederek:

“ Dünyada ıstırap çeken tek kimse kalmayıncaya kadar burada bekleyeceğim” der. İşde insan, böylesine küçülmedikçe, kendini gönüllü olarak en sona koymadıkça gerçeğe eremez. Gerçekler zıtlıklar içinde gizlenmiştir, gülyüzlünün dediği gibi kendini alçaltan yükseltilecek ve sonuncu saymasını bilen birinci sayılacaktır. Varsın herkes bu sözlerin aynasında kendi durumunu seyretsin, yerini bilsin ve gerçeği görsün.

Sevgi ve Işıkla…

Uncategorized kategorisinde yayınlandı. » yorum bırak;
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.