VATANDAŞLIK DERSİ DERS NOTLARI
OSMANLI İMPARATORLUĞU VE ANAYASAL GELİŞMELER
1-Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir.
2-Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’dır. Abdülmecit döneminde yapılmıştır.
3-Anayasal gelişmelerin 3.sü 1856 tarihli “Islahat Fermanı”dır. Abdülaziz döneminde yapılmıştır.
Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır.
1876 ANAYASASI
1-Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.
2-İki meclisli bir anayasadır.
3-Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.
4-Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.
5–1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir. 1909’da da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.
1921 ANAYASASI (TEŞKİLAT-I ESASİYE)
1-Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)
2-Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.
3-Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.
4-TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.
5-İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.
6-Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.
1923 DEĞİŞİKLİKLERİ
1-Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtilmiştir.
2-Devletin dininin İslam, resmi dilinin Türkçe olduğu belirtilmiştir.
3-Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından ve Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.
1924 ANAYASASI
1-Kısa, sabit, sağlam yapılı ve kendi içinde tutarlı bir anayasadır.
2-Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu belirtilmiştir.
3-Meclis üstünlüğü benimsenmiştir.
4-Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.
5-Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter hükümeti sistemi arasında karma bir hükümet benimsenmiştir.
6-1928 de devletin dini İslam dır ibaresi kaldırılmıştır.
7-1937’de Atatürk ilkeleri anayasaya girmiş ve laiklik ilkesi benimsenmiştir.
1961 ANAYASASI
1-İki meclisli parlamento ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemini kabul etmiştir.
2-Hukuk devleti ilkesi benimsenmiştir.
3-Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.
4-Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ilkelerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
5-Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçildi.
6-Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde sınırlandırılacağı belirtilmiştir.
7. Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.
8. Anayasa mahkemesi kuruldu
9. DPT Kuruldu
10. Milli Birlik komitesi kuruldu
1982 ANAYASASI
1982 Anayasasının nitelikleri:
1-Atatürk milliyetçiliği
2-Demokratik devlet
3-Laik devlet
4-Sosyal devlet
5-Hukuk devleti
6-İnsan haklarına saygılı
—Yürütme organı güçlendirildi
—Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi
—Ayrıntılı düzenleme var
—Mecliste karar almak kolay
—Katılımcı demokrasi var
—Diyanet işleri başkanlığı kuruldu
T. C. ANAYASASI
Kuvvetler Ayrımı: Devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyip; devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olması ve bununla sınırlı medeni işbölümü-işbirliğinin bulunması; üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunmasıdır.
— 1982 Anayasasında 177 madde bulunmaktadır.
- 16 geçici madde vardır. Toplam 193 madde 7 kısımdan oluşmaktadır.
— Başlangıç kısmı anayasa metnine dâhildir.
1. KISIM
Genel Esaslar
M.1-Devletin Şekli:
Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
M.2-Cumhuriyetin Nitelikleri:
Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
M.3-Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti:
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı, “İstiklal Marşı’dır.
Başkenti Ankara’dır.
1982 ANAYASASINDAKİ DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER
1-Milli marşı İstiklal Marşı’dır.
2-Başkenti Ankara’dır.
3-Bayrağı ay yıldızlı bayraktır.
4-Türkiye; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
5-Dili Türkçedir.
6-Türkiye devleti bir cumhuriyettir.
M.6.Egemenlik: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini yetkili organ eliyle kullanır.
M.7-Yasama:
Yasama yetkisi, Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez.
M.8-Yürütme:
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na aittir.
M.9-Yargı:
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
M.11-Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü:
Anayasa hükümleri yasama yürütme yargı organlarını idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar.
Temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri:
1.Dokunulmaz
2.Devredilmez
3.Vazgeçilmez
M.13-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması:
—Temel hak ve hürriyetler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, mıllı güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacıyla anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak KANUNLA sınırlandırılabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz öngörüldüğü amaç dışı kullanılamaz
— Suç ve ceza geçmişe yürütülemez suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana dek kimse suçlu sayılmaz
—Yabancıların temel hak ve özgürlükleri milletlerarası hukuka uygun kanunla sınırlanabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması:
1-Savaş Bu durumlarda temel hak ve
2-Seferberlik hürriyetlerin kullanılması kısmen.
3-Sıkıyönetim veya tamamen durdurulabilir
4-Olağanüstü hal
Ancak bu dört durumda bile:
1-Kişinin yasam hakkına maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz.
2.- Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.
TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIFLANDIRILMASI
KİŞİNİN HAK VE ÖDEVLERİ:
1-Kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığı
2-Zorla çalıştırma yasağı
3-Kişi hürriyeti ve güvenliği
4-Özel hayatın gizliliği
5-Konut dokunulmazlığı
6-Haberleşme hürriyeti
7-Yerleşme ve seyahat hürriyeti
8-Din ve vicdan hürriyeti
9-Düşünce ve kanaat hürriyeti
10-Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
11-Bilim ve sanat hürriyeti
12-Basın hürriyeti, Süreli ve süresiz yayın hakkı, Basın araçlarının korunması, Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı
13-Düzeltme ve cevap hakkı
14-Dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
15-Mülkiyet hakkı
16-Hak arama hürriyeti, Kanuni hâkim güvencesi, Suç ve cezalara ilişkin düzenleme, Ispat hakkı
17-Temel hak ve hürriyetlerin korunması
—Zorla çalıştırılma yasağında hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Ancak hükümlülük, tutukluluk ve olağanüstü hallerde vatandaşlık ödevinden kaynaklanan çalışmalar istisnadır.
—Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılır.
—Yakalanan ve tutuklanan kişi 48 saatte, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içerisinde hâkim karşısına çıkarılır.
—Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kısının vücut bütünlüğüne dokunulamaz rızası olmadan bilimsel tıbbı deneylere tabı tutulamaz.
—Özel hayatın gizliliği: konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı, dernek kurma hürriyeti hakları milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle hâkim kararıyla sınırlandırılabilir
M.20.Hakım kararı olmadan kimsenin ustu özel kâğıdı, eşyası aranamaz.
M.23.Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti vatandaşlık ödevi, ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlandırılabilir.
M.26.Düşüncenin açıklanması ve yayınlanmasında kanunda yasaklanmış bir dil kullanılamaz
M.32.Düzeltme cevap verme yayını yapılmazsa hakım 7 gün içinde düzeltme yayınının gerekip gerekmediğine karar verir.
Dernekler kanunun öngördüğü hallerde hakım kararıyla kapatılır.
M.34 Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına sahiptir.
M.35.Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılır.
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR
1-Ailenin korunması
2-Eğitim ve öğrenim hakkı
3-Kıyılardan yararlanma hakkı
4-Kamulaştırma
5-Devletleştirme
6-Özelleştirme
7-Çalışma ve sözleşme hürriyeti
8-Çalışma hakkı ve ödevi
9-Dinlenme hakkı
10-Sendika kurma hakkı
11-Toplu iş sözleşmesi hakkı
12-Grev ve lokavt hakkı
13-Ücrette adaletin sağlanması
14-Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
15-Konut hakkı
16-Gençliğin korunması ve sporun geliştirilmesi
17-Sosyal güvenlik hakkı
18-Tarih kültür ve tabiat varlıklarının korunması
19-Sanatın ve sanatçının korunması
20-Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları
M.46 kamulaştırma: Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararı nedeniyle karşılıklarını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını kamulaştırabilir.
1.Tarım reformunda
2.Büyük enerji sulama projelerinde.
3.İskân projeleri
4.Yeni orman alanlarının açılması
5.Kıyıların korunması ve turizm de taksitle ödeme 5 yıl içinde yapılır en yüksek faizle ödenir.
Çiftçiye ait arazı kamulaştırması peşin ödenir
M.51-İşçi ve ıs verenler birden fazla sendikaya üye olamaz
—Isçı sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olmak için işçi olarak 10 yıl bir fiil çalışmak gerekir.
—Grev ve lokavtta uyuşmazlık yüksek hakem kurulunca çözülür uyuşmazlığın her sefasında başvurulur, kararları kesindir, bozulamaz. Sıyası amaçlı grev ve lokavt yapılamaz
—Çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendika kurabilir, üye olabilir, üyelikten çekilebilir. Sendika kurma hakkı milli güvenlik kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak nedenleriyle kanunla sınırlandırılabilir.
-M52 İşçiler ve iş verenler karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarda çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Aynı iş yerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz
-M65 Devlet iktisadi ve sosyal ödevlerini mali kaynaklarını yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
SOSYAL GUVENLIK BAKIMINDAN DEVLET TARAFINDAN KORUNMASI GEREKENLER
1.Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri
2.Malul ve gaziler
3.Sakatlar
4.Yaslılar
5.Korunmaya muhtaç çocuklar
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER:
1-Türk vatandaşlığı
2-Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma
3-Siyasi parti kurma, partilere girme ve partiden ayrılma hakkı
4-Kamu hizmetine girme hakkı
5-Vatan hizmeti
6-Vergi ödeme
7-Dilekçe hakkı
Türk anadan veya Türk babadan doğan herkes Türktür.
Vatandaşlıktan çıkarılma kararına karşı yargı yolu kapatılamaz.
M.67.SECIMLERIN YAPILMA SEKLI
Seçimler ve halk oylaması:
1.Serbest.
2.Eşit.
3.Gizli.
4.Tek dereceli.
5.Genel oy
6.Acık sayım ve döküm esasına göre.
-.Yargı yönetim ve denetimindedir. İtirazlar YSK (YUKSEK SECIM KURULUNA )yapılır.
—18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
—Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmaz.
Oy kullanamayacak kişiler:
1-Silâhaltında bulunan erbaş ve erler
2-Askeri öğrenciler
3-Taksirli suçlar hariç olmak üzere hükümlüler oy kullanamaz.
Ancak tutuklular oy kullanabilir.
M.68-SIYASI PARTIYE UYELIK
Sıyası partiye üye olabilmek için 18 yasını doldurmuş olmak gerekir.Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar.
SIYASI PARTIYE UYE OLAMAYACAK KISILER.
1.Hakım ve savcılar.
2 Sayıştay dahil olmak üzere yüksek yargı organları mensupları
3 Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar
4 Isçı olmayan diğer kamu görevlileri
5.TSK mensupları
6 Yüksek öğretim öncesi öğrenciler.
M.69.SIYASI PARTILERIN UYACAKLARI ESASLAR.
1 Sıyası partiler ticari faaliyetlerde bulunamazlar.
2 Sıyası partilerin malı denetimini Anayasa mahkemesi yapar.
3.Sıyası partilerin kapatılması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kesin karara bağlanır.
—Siyasi partilerin tüzük ve programları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine millet egemenliğine ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Aykırı olması hali temelli kapatma sebebidir. Anayasa mah. dava konusu fiillerin ağılığına göre siyasi partinin devlet yardımından tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
4.Temelli kapatılan bir parti bir başka adla acılamaz
5 Sıyası partinin kapatılmasına sebep olanlar 5 yıl sureyle bir baksa partinin kurucu üyesi olamazlar. Anayasa mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının resmi gazetede yayınlanmasıyla sure başlar.
6Yabancı devlet kuruluşları, gerçek veya tüzel kişilerden maddi yardım alamazlar.
NOT: Siyasi partinin kapatılmasında Anayasa mahkemesinin 3/5 oyu şart koşulmuştur.
—Mal Bildirimi: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.
—Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir
—Vergi ödevi:-Herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
—Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı gerekir
—Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
—Vergi, resim, harç veya benzeri yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarında değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
—Dilekçe Hakkı: Vatandaşlar ve karşılık esası gözetilmek kaydıyla yabancılar kendileriyle veya kamuyla ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara veya TBMM ne bildirebilirler.
.
TBMM
Genel oyla seçilen 550 milletvekilinden oluşur
MILLET VEKILI SECILME YETERLILIKLERI:
1–30 yaşını doldurmuş olmak.
2 En az ilk okul mezunu olmak
3 Askerlik hizmetini yapmış olmak
4Kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak
5 Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis yatmamış olmak
6Yuz kızartıcı suç islememek
7 Devlet sırrını açığa vurmamış olmak
8 İdeolojik ve anarşik suçlara katılmamak
9 Kısıtlı olmamak
M.77.SECIMLER
—Seçimler 5 yılda bir yapılır
—Meclis veya gerekli şartların oluşması halinde Cumhurbaşkanı bu süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verebilir
—Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri yeni meclisin seçilmesine kadar sürer.
—TBMM SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI: Savas nedeniyle seçimler TBMM tarafından 1 yıl ertelenebilir.(GERİYE BIRAKILIR)
ARA SECIM:
—TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.
—Her seçim döneminde 1 kez yapılabilir.
—Genel seçimler yapıldıktan sonra 30 ay geçmeden ara secime gidilemez
-Boşalan üyeliklerin sayısı üye tam sayısının % 5 ını bulduğunda ara seçime 3 ay içinde gidilir.
—Genel secime 1 yıl kala ara seçime gidilmez.
—Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. YSK 7 asıl 4 yedek üyeden oluşur.6sı Yargıtay, 5 i Danıştay dan seçilir.
—Milletvekilleri bütün milleti temsil eder.
Üyelikle Bağdaşmayan İşler:
1.Devlet ve kamu tüzel kişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşların doğrudan veya dolaylı katıldığı teşebbüs ve ortaklıkların,
2.Kamu yararına çalışan derneklerin ve devletten yardım alan vakıfların kamu meslek kuruluşları,sendika ve bunların üst kuruluşları ve teşebbüslerinde yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar ,vekil olamazlar.
3.TBMM üyeleri yürütme organının teklif inha atama veya onamasına bağlı resmi veya özel bir işte görevlendirilemezler. Bir üyenin belli bir konuda 6 ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca geçici bir görevi kabul etmesi meclis kararına bağlıdır.
Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı:
Yasama sorumsuzluğu: TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden; o oturumdaki başkanlık divanının teklifi üzerine meclisçe başka karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açıklamaktan sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğu en kısa tanımıyla milletvekillerinin söz hürriyetini korur.
Hayat boyu sürecek olan sorumsuzluk milletvekilini cezai takibatlara karşı mutlak olarak korur.
Sorumsuzluğun meclis veya başka bir organ tarafından kaldırılması söz konusu değildir.
Yasama Dokunulmazlığı:
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz, sorguya çekilemez ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlamak kaydıyla anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Seçimden önce veya sonra milletvekiline verilmiş bir ceza hükmünün uygulanması üyeliğin sona ermesine bırakılır.
Dokunulmazlığı kaldırılan üye tekrar seçilirse başka bir işleme gerek olmadan dokunulmazlığını elde eder.
TBMM siyasi parti guruplarından yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz.
Dokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin hangi fiilden yargılanacaksa onunla sınırlı olarak hakkında kovuşturma yapılabilir.
Sorumsuzluk mutlak, dokunulmazlık nispidir.
Sorumsuzluk devamlı dokunulmazlık geçicidir.
Milletvekilliğinin Sona ermesi:
1.Seçimlerin sona ermesi.
2.Ölüm.
3.Milletvekilinin cumhurbaşkanı seçilmesi
4.Milletvekilinin yerel yönetim organlarına seçilmesi.,
Milletvekilliliğinin Düşmesi:
1.Milletvekilinin istifa etmesi(TBMM Başkanlık Divanının tespiti ile Meclis Genel Kurulunca kararlaştırılır)
2. Kesin hüküm giyme veya kısıtlanma haline düşmesi. Kesin mahkeme kararının genel kurula bildirilmesi.
3. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmek(Genel Kurulda gizli oyla karar verilir)
4.Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam 5 bileşim günü katılmamak.Meclis Başkanlık Divanının tespiti üzerine Genel Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
5.Partisinin temelli kapatılmasına sebep olan, milletvekili Anayasa Mahkemesinin temelli kapatılmasına ilişkin kesin kararını resmi gazetede yayınlandıktan itibaren düşer.
Üyeliğin düşmesine kural olarak meclis genel kurulu gizli oyla karar verir.
—Milletvekilliği düşen vekil 7 gün içerisinde Anayasa mahkemesine başvurur. Anayasa mahkemesi 15 gün içinde karar verir.
Ödenek ve yolluklar:
Ödeneğin aylık tutarı en yüksek devlet memurunun almakta olduğu miktarın ;yollukta ödenek miktarının yarısını aşamaz.
Ödenek ve yollukların en çok 3 aylığı önceden ödenir.
M.87 TBMM NIN GOREVLERI
1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yatkısı vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tamsayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek
M.88.KANUN TEKLIFI VE GORUSULMESI:
Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Kanunları yapma yetkisi:
1.Bakanlar kurulu……………….kanun tasarısı
2.Milletvekilleri………………… kanun teklifi yaparlar.
TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.
TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.
Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.
-Cumhurbaşkanı TBMM’ce kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.
-TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.
-Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.
-Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.
Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletlerarası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletlerarası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletlerarası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu taktirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME CIKARMA YETKİSİ:
Yetki Bakımından:KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
Ohal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.
Yetki kanunu bakımından:
Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak ohal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir.
Yetki Kanunun içeriği:
1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.
KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:
1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması
Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.
Konu bakımından:
KHK lerde temel haklar ,kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez .KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
Ohal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.
Denetim bakımından:
KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.
Şekil ve usul bakımından:
KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.
Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:
M.92.Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.
M.93.TOPLANMA VE TATIL
TBMM her yıl 1 EKIMDE toplanır
Ara verme veya tatil sırasında
1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya Milletvekillerinin 1/5 istemi üzerine meclisi toplar.
M.94.BASKANLIK DIVANI
_Siyasi parti gurupları başkanlık için aday gösteremezler.
_Meclis başkanı başkan vekilleri katıp üyeler ve idare amirlerinden oluşur
_Başkanlık divanı için bir yasama döneminde 2 defa secim yapılır: ilki 2 yıl ikincisi 3 yıl grev yapar.
_TBMM meclis başkan adayları meclis üyeleri içerisinden seçilir ilk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.Bu durum sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılır bu oylamada en fazla oy alan üye başkan seçilir.
_Sıyası parti gurubu minimum 20 milletvekilinden oluşur.
Toplantı ve karar yeter sayısı:
_TBMM üye tam sayısının en az 1/3 ile toplanır toplantıya katılanlar salt çoğunlukla karar verir ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının ¼ nun 1 fazlasından az olamaz..
M.98. TBMM DE BILGI EDINME VE DENETLEME YOLLARI:
1.SORU. Bakanlar kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.15 Gün sonra gündeme alınır.
2.MECLIS ARASTIRMASI. Bellı bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir 3 ay da sonuçlanır
3 GENEL GORUSME. Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir. Hükümet, siyasi parti grupları en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenir.
4.GENSORU. Bir sıyası parti adına veya 20 milletvekilinin istemi üzerine açılır. Hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğu araştırılır.
Bakanlar kurulunun veya bakanlığın düşürülmesi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olur. Oylamada güvensizlik oyları sayılır.
5 MECLIS SORUSTURMASI.
_Başbakan veya bakanların görevleri ile ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlamaktır.
_Üye tamsayısının 1/10 nün vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
_Meclis bu istemi en geç bir ay içerisinde görüşür.Bu görüşme sonunda gerekli görülürse Başbakan veya bakanlar yüce divana sevk edilir.
_Yüce divana sevk kararı ancak üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır .
_Bakan Yüce Divana sevk edilirse bakanlıktan düşer.
_Başbakan Yüce Divana sevk edilirse hükümet istifa etmiş sayılır.
YÜRÜTME
M.101-Cumhurbaşkanı Seçilebilme Koşulları
1-40 yaşını doldurmuş olmak.
2-Yüksek öğrenim yapmış olmak
3-Türk vatandaşı olmak
4-Cumhurbaşkanı Meclisin kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıl için seçilir.
5-Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
6-Cumhurbaşkanlığı’na TBMM üyeleri dışında aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.
Cumhurbaşkanı seçimi:
—Cumhurbaşkanının seçilmesi, TBMM üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla ve gizli oyla seçilir.
__Cumhurbaşkanının görev süresi dolmadan 30 gün önce, dolduktan 10 gün sonra seçime başlanır. Seçim 1 ayda tamamlanır. Oylamalar 3’er gün arayla yapılır.
1.TUR + 2.TUR: Üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla
3.TUR: Üye tamsayısının salt çoğunluğuyla. (276)
4.TUR: 3. turda en çok oyu olan iki aday bu tura kalır.
Salt çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçilir. Seçilemezse, TBMM seçimleri yeniler.
M.104-CUMHURBAŞKANININ GÖREV VE YETKİLERİ:
a)Yasamayla ilgili Yetkileri
1-Yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar.
2-TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırır.
3-Kanunları yayınlar.
4-Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ne yollar.
5-Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları gerek gördüğünde halkoyuna sunar.
6-Kanunların, KHK, TBMM iç tüzüğünün iptali için Anayasa mahkemesi’ne iptal davası açar.
7-TBMM’de seçimlerin yenilenmesine karar vermek.
b)Yürütmeyle İlgili Yetkileri
1-Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.
2-Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve istifalarını kabul etmek.
3-Gerek görürse Bakanlar kurulu’na başkanlık etmek.
4-Yabancı devletlere Türk temsilciliğini göndermek ve onlarınkini kabul etmek.
5-Milletlerarası analaşmaları onaylamak ve yayınlamak.
6-TBMM adına TSK Başkomutanlığı’nı temsil etmek.
7-TSK’nin kullanılmasına karar vermek.
8-MGK’yı toplantıya çağırmak.
9-Genelkurmay Başkanı’nı atamak.
10-Kararnameleri imzalamak.
11-Sürekli hasta sakat ve kocama sebebiyle cezaları kaldırmak.
12-Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak.
13-YÖK üyeleri ve rektörleri atamak.
c)Yargı ile ilgili Yetkileri
1-Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek
2-Danıştay’ın üyelerinin ¼’ünü seçmek.
3-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek
4-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı vekilini seçmek
5-Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek
6-AYİM ve Askeri Yargıtay üyelerini seçmek.
M.105-CUMHURBAŞKANININ SORUMLULUK VE SORUMSUZLUK HALİ
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edilemez.
Cumhurbaşkanı, vatana hıyanetten dolayı TBMM üyelerinin 1/3’ünün teklifi üzerine üye tamsayısının 3/4’ünün vereceği kararla suçlandırılır.
M.106-CUMHURBAŞKANLIĞINA VEKİLLİK ETME
Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, geçici olarak görevden alınma, ölüm, çekilme durumlarında TBMM Başkanı ona vekillik eder ve ona ait yetkileri kullanır.
CUMHURBAŞKANI TEŞKİLATI:
1.Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: Kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.Bu kararname yargı denetimi dışındadır.
2.Devlet Denetleme Kurumu:
İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine:
1-Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında sermayenin yarısından fazlasına sahip kuruluşlarda.
2-Kamu Kurumu niteliği olan meslek kuruluşlarında.
3-İşçi-işveren meslek kuruluşlarında
4-Kamuya yararlı dernek ve vakıflarda inceleme araştırma ve denetleme yapar.
Not: TSK ve yargı organları denetim dışıdır.
Üyeleri Cumhurbaşkanınızca seçilir.
M.109-BAKANLAR KURULU
Başbakan, Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanır.
Bakanlar, TBMM üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
Göreve başlama ve güvenoyu:
-Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan 1 hafta içinde TBMM’de okunur ve güvenoyuna başlanır. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından 2 tam gün geçtikten sonra başlar görüşmelerin bitiminden 1 tam gün sonra oylama yapılır.
Görev sırasında güvenoyu:
Başbakan gerekli görürse Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, TBMM den güven isteyebilir.
Güven istemi TBMM ne bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven istemi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile reddedilebilir.
Görev ve siyasi sorumluluk:
Bakanlar kurulu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludurlar.Her bakan başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındaki işlerden sorumludur.
Bakanlıkların kurulması:
Bakanlıkların kurulması kaldırılması görev ve yetkileri kanunla düzenlenir bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez .
Herhangi bir sebeple boşalan bir bakanlığa 15 gün içerisinde yeni bir bakan atanır.
M.114-SEÇİMLERDE GEÇİCİ BAKANLAR KURULU
TBMM genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları çekilir.
Seçimin başlangıç tarihinden 3 gün önce ve erken seçim halinde bu karardan itibaren 5 gün içinde, bu bakanlıklara TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar Başbakanca atanır.
Seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere Başbakan atar.
Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni meclis toplanıncaya kadar görevde kalır.
M.115-TÜZÜKLER
Bakanlar Kurulu, kanun uygulamasını göstermek, emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla çıkarılır.
Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayınlanır.
Tüzükler aksine bir hüküm bulunmadıkça resmi gazetede yayınlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girerler.
M.116-TBMM SEÇİMLERİNİN CUMHURBAŞKANINCA YENİLENMESİ
Bakanlar kurulunun:
1-Güvenoyu alamaması
2-Güvensizlik oyu ile düşürülmesi hallerinde 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı takdirde veya kurulduğu halde güvenoyu alamazsa Cumhurbaşkanı TBMM Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde veya yeni seçilen Meclis Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine 45 gün içinde Bakanlar Kurulu kurulamaması hallerinde Cumhurbaşkanı Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
M.117-BAŞKOMUTANLIK VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz; Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
Milli güvenliğin sağlanmasından, silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta başkomutanlık görevini Cumhurbaşkanı adına yapar. Bakanlar Kurulu’nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.
Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.
M.118-MİLLİ GÜVENLİK KURULU
1-Cumhurbaşkanı
2-Başbakan
3-Genelkurmay Başkanı
4-Milli Savunma Bakanı
5-İçişleri Bakanı
6-Dışişleri Bakanı
7-Adalet Bakanı
8-Kuvvet Komutanları (Kara,Deniz ,Hava ve Jandarma komutanları)
9-Başbakan Yardımcılarından oluşur.
Gündemi; Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı’nın önerileriyle Cumhurbaşkanı belirler.
Cumhurbaşkanı olmadığı zaman Başbakan toplar.
M.119-OLAĞANÜSTÜ HALLER:
1.Tabii afet
2.Tehlikeli salgın hastalıklar
3.Ağır ekonomik bunalımlar
4.Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde ilan edilir.
İlk üç durumda Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir. Dördüncü durumda ise Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu MGK da görüşünü alarak 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir
OHAL kararı verilmesi durumunda karar RG de yayınlanır TBMM onayına sunulur.
Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine Meclis 4 ay uzatabilir veya OHAL kaldırılabilir.
SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ:
1-Hür demokratik düzene veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik
2-Olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha ağır şiddet hareketlerinin yaygınlaşması
3-Savaş hali, ayaklanma olması
4-Vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli bir eylemin baş göstermesi
5-Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK nun da görüşünü alarak süresi altı ayı geçmemek üzere Sıkıyönetim ilan edebilir.
—Bu karar derhal RG de yayımlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur. TBMM gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir.
—Sıkıyönetim TBMM kararı ile her defasında 4 ayı aşmamak üzere uzatılabilir. Savaş hallerinde bu süre aranmaz.
—Sıkıyönetim hallerinde;
1-Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer
2-Temel hak ve hürriyetlerde kısıtlanma daha fazla olmakta
3-Bazı suçların yargılanması sıkıyönetim askeri mahkemesinde yapılabilmektedir.
—Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar.
İDARENİN ESASLARI:
İdare, kuruluş ve görevleri ile bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça dayandığı yetkiye dayanılarak kurulur.
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Ancak Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile yüksek askeri şura kararları yargı denetimi dışındadır.
Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz.
İdari işlemin uygulanması halinde
1.Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve
2.İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Merkezi idare kuruluşu coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere illerde diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esaslarına dayanır.
Mahalli idareler il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen kamu tüzel kişileridir.
Mahalli idarelerin seçimleri 5 yılda bir yapılır.
Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmaları veya kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yoluyla olur ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma olursa içişleri bakanı geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırabilir.
Görev ve sorumlulukları disiplin kavuşturmasında güvence:
Memurlar ve diğer kamu görevlileriyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezaları hariç disiplin kararları yargı denetimi dışına bırakılamaz
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılır. İdare ilgili kişiye daha sonra rücu eder.
M.124-YÖNETMELİKLER
Başbakanlık, Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların, tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılırlar.
Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacağı kanunla belirtilir. Aksine hüküm yoksa yönetmelikler yayımlandığı gün yürürlüğe girerler.
M.130-YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI:
Yükseköğretim kurumları devlet tarafından kanunla kurulur. Kazanç anlamına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından Yükseköğretim kurumları kurulabilir üniversiteler ve bunlara bağlı birimler devletim gözetime ve denetime altındadır.
Rektörler Cumhurbaşkanınca; dekanlar YÖK tarafından atanır.
TSK ve Emniyet teşkilatına bağlı Yükseköğretim kurumları özel yükümlere tabidir.
KAMU KURUM NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI:
Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak ve geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak, meslek disiplinini sağlamak maksadıyla kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir.
Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
Bu kuruluşlar üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarına Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir.
Organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler
M.137.KANUNSUZ EMİR:
Kamu hizmetlerinde çalışan bir kimse üstünden aldığı bir emri yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar ederse ve yazı ile yenilerse emri yerine getirir bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç olan bir emir hiçbir suretle yerine getirmez. Yerine yetiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI:
—Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar.
—Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez.
—Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde görüşme yapılamaz.
—Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır.
M.140-HÂKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI VE MESLEĞİ:
— Hâkimler ve savcılar azlolunamaz.
—Kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliliğe ayrılamaz
—Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz.
—Hâkimlik ve savcılık meslek içi eğitim ve diğer özlük işeri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
—Hâkimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkimler ve savcılar istemedikçe 65 yaşına kadar emekli edilemezler.
—Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
—Hâkim ve savcıların denetimi Adalet Bakanlığı izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır.
M.145-ASKERİ YARGI
Asker kişilerin askeri suçlarıyla, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde, askeri hizmet ve görevlerle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakarlar.
Savaş ve sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları kanunla düzenlenir.
YÜKSEK MAHKEMELER:
1.Anayasa mahkemesi.
2.Yargıtay.
3.Danıştay.
4.Askeri Yargıtay.
5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
6.Uyuşmazlık Mahkemesi.
ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU
11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.
1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.
2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalışmış olmalıdır.
a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında öğrenim görmeli
b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.
c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalışmalıdır.
Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.
65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.
Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi
Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunlukla 4 yıl için seçilir.
Anayasa Mahkemesinin Görevleri
1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.
OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.
Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davası açılamaz.
2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.
3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.
4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.
5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:
İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.
1-Cumhurbaşkanı
2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları
3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i
—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.
—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.
—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
—İptal davaları geriye yürümez.
Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar
1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar
2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları
3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.
4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar
M.154-YARGITAY
Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.
M.155-DANIŞTAY
İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşı son inceleme merciidir.
Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.
Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.
M.156-ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.
3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.
M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.
Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.
Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.
Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.
M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Kurulun kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.
M.160-SAYIŞTAY
Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.
Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşı ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.
M.161-BÜTÇENİN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI
Devletin ve KİT dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamalarını yıllık bütçelerle yapılır.
Bütçe Kanununa bütçe dışı hükümler konamaz.
Bakanlar Kurulu genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporu , mali yıl başından 75 gün önce TBMM’ne sunar. Bütçe raporu Bütçe Komisyonunda (40 kişi) incelenir. Bütçe komisyonunca 55 içinde kabul edilip TBMM de görüşülür ve mali yıl başına kadar karar bağlanır.
TBMM üyeleri bütçe kanun tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunulamaz.
Bakanlar Kuruluna KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilemez.
M.164-KESİN HESAP
Kesin hesap kanun tasarıları kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemişse, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sunulur.
Sayıştay genel uygunluk bildirimini kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ne sunar.
Genel Kurul kesin hesap kanun tasarısını yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karar bağlar
Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklarında denetim görevi TBMM ne aittir Sayıştay’ca yapılmaz.
ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ
Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az 1/3 tarafından yazıyla teklif edilebilir.
Genel kurulda iki kez görüşülür. Kabulü TBMM üye tam sayısının 3/5 ‘ü yani 330 oyla kabul edilir.
Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere TBMM ne gönderebilir. Meclis geri gönderilen kanunu üye tam sayısının 2/3 ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunabilir.
Meclisçe üye tamsayısının 3/5 ile veya 2/3 az oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği zaman halkoyuna sunulmak üzere RG de yayımlanır.
Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının 2/3 ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bunlar RG de yayımlanır.
Halkoyuna sunulan kanun değişikliklerin yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul olması gerekir.
SAVAŞ HALİ
Bakanlar Kurulu ister. TBMM karar verir, Cumhurbaşkanı onaylar.
DEMOKRASİNİN 4 TEMEL ŞARTI
1. Cumhuriyet
2. Serbest seçim
3. Vatandaşların temel haklarının tanınması
4. Serbest örgütlenme
Ülkemizde temsili demokrasi vardır.
TEMEL YURTTAŞLIK BİLGİSİ VE İNSAN HAKLARI
1) Sermayenin tamamı yada bir kısmı devlete ait olan kuruluşlara ne denir?
KİT (Kamu İktisadi Teşebbüsü)
2) ) Belediye yönetimi ile ilgili bilgiler?
a)Belediye başkanı belediye yönetiminin başıdır. b)Belediye meclisi ve belediye encümeni birer yerel yönetim birimleridir c)Belediye başkanı belediye meclisine başkanlık eder
3)Türkiye Cumhuriyetinin Anayasaları Nelerdir?
1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası, 1982 Anayasası
4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasalarından hangisi en uzun süre yürürlükte kalmıştır?
1924 Anayasası
5) Cumhurbaşkanı olmadığı zaman yerine kim vekalet eder?
TBMM Başkanı
6) Ölen bir kimsenin mal varlığının kimlere ne kadar verileceği konusu hangi hukuk dalının kapsamına girer?
Medeni Hukuk
7) Ülkemizde uygulanmakta olan Hükümet modeli hangisidir?
Kabine Sistemi
8)Toplum Hayatını düzenleyen yazısız kurallar Nelerdir?
a)Gelenekler b)Görenekler c)Ahlak Kuralları
9) Toplum Hayatı düzenleyen yazılı kurallar nelerdir?
a)Hukuk Kurulları b)Anayasa
10) Millet Vekili olan bir kimse bu görevi süresince TBMM’nin onayı olmadan sorgulanamaz, tutuklanamaz, yargılanamaz, hakkında yargı işlemi yapılamaz, buna Yasama Dokunulmazlığı denir. Millet Vekillerine böyle bir hakkın tanınması neye yöneliktir? Yasama görevi sırasında her türlü etki ve baskı altında kalmalarını engellemeyi amaçlar.
11) Evlenme, Boşanma, miras, gibi konulardaki anlaşmazlıklar sonucu açılan davalara hangi mahkemeler bakar?
Adli Mahkemeler.
12) Adam öldürme, adam yaralama, hırsızlık vb. açılan davalara hangi mahkeme bakar?
Ceza Mahkemeleri.
13) Ülke ve toplum güvenliği açısından bazı özel durumlarda temel hak ve özgürlükler kısmen yada tamamen kısıtlanabilir. Kişi Hak ve Özgürlüklerinden hangisi hiçbir durumda kısıtlanamaz?
Yaşama Hakkı.
14) Kişi hak ve özgürlüklerinden hangileri savaş, olağan üstü hal ilan edilmesi gibi nedenlerle kısıtlanabilir?
a)Toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma b)Siyasi faaliyette bulunma c)Yerleşme ve Seyahat özgürlüğü d) Haberleşme özgürlüğü
15) Günümüzde sanatçıların yapmış oldukları kasetler internet ortamında sanatçıdan habersiz olarak çoğaltılıp dağıtılmaktadır. Bu hangi hakkın ihlal edildiğinin göstergesidir?
Telif Hakkı
16) Bir icadın, icadı yapan kişiden habersiz olarak kullanılması, çoğaltılması hangi hakkın ihlal edildiğini gösterir?
Patent hakkı
17) Devletin temel görevlerinden hangisi toplumda birlik ve dayanışmanın, ülkede çağdaş ve uygar bir görünüm kazanmasına katkı sağlar?
Halkın Eğitim ihtiyacını karşılamak ve modern eğitim kurumları açmaktır.
18) Anayasamızın Dayandığı Temel İlkeler Nelerdir?
a)Atatürk İlkelerine bağlılık b)Milli Egemenlik c)Demokratik ve Laik Devlet d)Temel Hak ve Hürriyetlere dayanmak
19) Sermayesinin tamamı yada bir kısmı devlete ait olan kuruluşlara KİT (Kamu İktisadi Teşebbüs) denir.( Ziraat Bankası,Halk Bankası)
20) Türkiye 2001 yılı başlarında girdiği ekonomik krizden iki yıl sonra çıkmaya başlamıştır. Türkiye’nin ekonomik krizden çıkma yolunda ilerlediğini gösteren kanıtlar nelerdir?
a)Reel faizlerin düşmesi b)Türk Lirasının değer kazanması c)Uluslar arası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu artırması d)Devlet Borçlanma faizlerinin azalması
1) Bilim ve Kültür alanlarında Milletlerarası işbirliğini geliştirerek Dünya barışana katkıda bulunmayı amaçlayan uluslar arası kuruluşun adı nedir?
UNESCO
22) Ülkemizde yasa çıkartma yetkisi kime aittir?
Halk Tarafından seçilen Millet Vekillerine (TBMM)’ye aittir.
23) TBMM Üyeleri kimlerden oluşur?
Başbakan, Devlet Bakanları, ve Milletvekillerinden oluşur.
24) Çalışan işçilerin haklarının korunması, işverenlerin yapacağı haksızlıkların önlenmesi ve işçi ile işveren arasındaki anlaşmazlıkları çözümü için sendikalar oluşturulmuştur.
25) İl’lerde en yetkili birim amiri kimdir?
Vali
26)İlçelerde en yetkili birim amiri kimdir?
Kaymakam
27) Köyü yöneten kimdir?
Köy Muhtarı
28) Hasta ziyaretinde bulunmak, büyüklere saygı göstermek, bayramlarda akraba ziyareti, toplumu düzenleyen hangi kurallardandır?
Görgü Kuralları
29) Devlet içerisinde yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerinin ayrı ayrı organlar tarafından yerine getirilmesine ne denir?
Güçler Ayrılığı İlkesi denir.
30) Hangileri Federal devlettir?
Almanya, ABD, Rusya
31) Ulus Devlet’e örnek (Basit Devlettir)
Türkiye,Yunanistan,Suriye
32) Tek Kişinin hakimiyetine dayanan devlet şekline ne denir?
Monarşik Devlet
33) Din Kurallarına göre kurulup idare edilen devletler yönetim bakımından nasıl devletlerdir?
Teokratik Devletlerdir.
34)Toplum ilişkilerini düzenleyen kurallardan hangisi herkesi bağlar ve karşılıklı sözleşme esasına dayanır?
Hukuk Kuralları
35) Belediye Başkanlığı Seçimi Kaç Yılda Bir Yapılır?
5 Yılda
36) Ülkemizde uygulanmakta olan hükümet modeli kabine sistemidir. Bu sisteme ne zaman geçilmiştir?
Cumhuriyetin ilanı ile geçilmiştir.
37) Toplum ilişkilerini düzenleyen kurallardan hangisine uyulmaması durumunda Devlet tarafından cezai yaptırımlar uygulanır?
Hukuk Kuralları
38) Hürriyetler Kamu hürriyeti ve siyasi hürriyetler olmak üzere iki kısma ayrılır. Siyasi hürriyetlere örnek veriniz?
a)Millet Vekili olmak için aday olmak b)Belediye seçimlerinde oy kullanmak c)Siyasi partilerden birine üye olmak d)Belediye Meclisi üyeliği için aday olmak.
39) Hakimiyet Hakkı doğrudan ulusa ait olan devlet şekli hangisidir?
Demokratik devlet.
40) Ülkemizde yapılan seçimler sonunda hangisinin gerçekleşmemesi koalisyon hükümeti kurulmasını gerektirir?
Hiçbir siyasi partinin Mecliste çoğunluğu sağlayamaması
41) Ölen bir kimsenin mal varlığının kimlere ne kadar verileceği konusu hangi hukuk dalının kapsamına girer?
Medeni Hukuk
42) Seçimlerde bütün vatandaşların serbestçe; hiçbir şekilde ırk, cins, düşünce, din ve mezhep ayrımı gözetilmeden oylarını kullanabilmeleri ve yönetime katılabilmeleri neyin gereğidir?
Genel Oy Prensibinin
43) İktidarı oluşturan partiler dışında en gazla Millet Vekiline sahip olan partiye ne ad verilir?
Ana muhalefet Partisi
44) Demokrasi yönetimlerinde birden fazla siyasi partinin bulunması hangisinin gerçekleşmesi açısından önemlidir?
Farklı görüş ve düşüncelerin yönetime katılması
45) Siyasi Partilerin kapatılmasında kesin kararı hangi mahkeme verir?
Anayasa Mahkemesi
46) Günlük Yaşamımızda uymaya çalıştığımız –Büyüklerin ellerini öpmek –Yemek yerken konuşmamak –Karşılaştığımız kişilere selam vermek gibi davranışlar toplum ilişkilerini düzenleyen kurallardan hangisi ile ilgilidir?
Gelenekler
47) Siyasi Partilerin Gelirleri Nelerdir?
a)Üye aidatları b)Parti rozetlerinin satışlarından elde edilen gelirler c) Hazine yardımı d)Partiye yapılan bağışlar
48)Ülkemizde demokrasi yönetimlerinden hangisi uygulanmaktadır?
Temsili Demokrasi
49) Bir Siyasi partinin mecliste grup kurabilmesi için en az kaç millet vekiline sahip olması gereklidir?
20 Millet Vekili
50) Meclis çalışmalarında sık sık gündeme gelen “Salt Çoğunluk” ne demektir?
Meclis Üye sayısının yarısından bir fazlası
51) 1839’da kabul edilen Tanzimat Fermanı’na göre mahkemeler açık olacak, hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacaktı. Tanzimat Fermanı’nın getirdiği bu yenilik hangi alanda şeffaflaşmayı sağlamaya yöneliktir?
Adalet
52) 1982 Anayasasına göre anayasa maddelerinin değiştirilebilmesi için TBMM üyelerinden en az ne kadarının yazılı teklifi gereklidir?
Üçte birinin yazılı teklifi gereklidir.
53) Yüksek Seçim Kurulunun görevleri nelerdir)
a)İllerden çıkarılacak Millet Vekili sayısının belirlenmesi b)İl ve İlçe seçim kurullarının oluşturulması c)Oy sayım işlerinin takip edilmesi d)Seçim sonuçlarına yapılan itirazların değerlendirilmesi
54) İlk Demokrasi yönetimi hangi toplumda görülmüştür?
Yunanlılar
55) Anayasamıza göre seçimler sonunda en çok oyu alan siyasi parti, Mecliste çoğunluğu da sağlamışsa iktidara gelir. Bu durum demokrasi ilkelerinden hangisi ile ilgilidir?
Çoğunluk Prensibi
56) Cumhur Başkanını kim seçer?
TBMM
57) Savaş ilanına kim karar verir?
TBMM
58) Bakanlar Kurulunu ve Bakanları kim denetler?
TBMM
59) Kanun koymak, değiştirmek, kaldırmak kimin görevidir?
TBMM
60) Genel Kurmay Başkanını kim atar?
Cumhurbaşkanı
61) Bakanlar Kurulu tarafından ilan edilen sıkı yönetim, seferberlik ve savaş hali durumlarının kaldırılmasına veya devam ettirilmesine karar vermek hangisinin görevidir?
TBMM
62) Hangisinin gerçekleşmemesi durumunda Cumhurbaşkanı tarafından TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar verilir?
Kırk Beş Gün içinde hükümetin kurulamaması
63) Millet Vekili seçilme yaşı en az kaçtır?
30
64) Millet Vekili seçimlerinde aday olabilmek için Eğitim düzeyi en az ne olmalıdır?
İlkokul Mezunu
65) Cumhur Başkanı Seçilebilme yaşı en az kaçtır?
40
66) Başbakanın, TBMM tarafından “Yüce Divan’a” sevk edilmesi hangisinin gerçekleşmesine neden olur?
Hükümet istifa etmiş sayılır.
67) Anayasamıza göre Başbakan kime karşı sorumludur?
TBMM
68) TBMM Üyeleri üye sayısında çeşitli nedenlerden dolayı azalmalar olur. Bu durumda eksilen millet vekillikleri ile ilgili “ara seçimler” yapılır. Hangisinin gerçekleşmesi ara seçimlerin yapılmasını gerekli hale getirir?
Boşalan üye tam sayısının %5’ine ulaşması durumunda Ara Seçim yapılır.
69) Adli, idari ve askeri mahkemeler arasında görev ve karar anlaşmazlığının olması durumunda hangi yola başvurulur?
Uyuşmazlık Mahkemelerine başvurulur.
70) İllerin çıkaracakları millet vekili sayısını hangisi belirler?
Yüksek Seçim Kurulu
71) Anayasalardan hangisi ile ilk kez “güçler ayrılığı” ilkesi kabul edilmiştir?
1961 Anayasası
72) Ülkemizde haksızlığa uğradığını düşünen bir kimse iç hukuk yollarını tükettikten sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurabilmektedir. Türkiye bu mahkemenin verdiği kararı uygulamaktadır. Bu durum Neyin göstergesidir?
Ülkemizde Uluslar arası Hukuk Kurallarının da geçerli olduğunun göstergesidir.
73) Anayasa Mahkemesi üyeleri kim tarafından seçilir?
Cumhurbaşkanı
74) Cumhurbaşkanı seçilebilmek için en az kaç yaşında olmak gerekir?
40 Yaşında
75) Anayasamıza göre TMBB üyesi olmayan bir kimsenin Cumhurbaşkanlığına aday olabilmesi için hangisi gereklidir?
TBMM Üye sayısının en az Beşte Biri tarafından aday gösterilebilmesi gereklidir.
76) Anayasamıza göre Cumhurbaşkanının, varsa siyasi partilerle ilişiğinin kesilmesi gerekmektedir. Bu durum Cumhurbaşkanının hangi özelliğindendir?
Bu durum Cumhurbaşkanının tarafsızlığı ile ilgilidir.
77) Adliye Mahkemeleri tarafından verilen karar ve hükümlerin son inceleme yeri neresidir?
Yargıtay
78) Yasaların anayasaya aykırı olup olmadığına hangisi karar verir?
Anayasa Mahkemesi
79) Siyasi Partilerin mali denetimini hangisi yapar ?
Anayasa Mahkemesi
80) Cumhurbaşkanı’nın yurt dışında olduğu durumlarda yerine kim vekalet eder.?
TBMM Başkanı
81) Meslek ilkelerine aykırı davranan hakim ve savcılar haklarında gerekli işlemleri yapmak ve cezai yaptırımlar uygulama görev ve yetkisi kime aittir?
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu
82) Cumhurbaşkanı’nı görevi ile ilgili suçlardan dolayı yargılama görevi kime aittir?
Anayasa Mahkemesi
83) 1982 Anayasası’na göre “Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında Mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz” Anayasamızda yer alan bu hüküm neyi gerçekleştirmeye yöneliktir?
Yargı bağımsızlığını
84) 1982 Anayasasına göre doğrudan halkın oylarıyla seçilerek görev başına kimler gelir? TBMM üyeleri, Belediye Başkanı ve Muhtarlar.
85) 1982 Anayasasına göre hangi bakanların TBMM seçimlerinden önce çekilmeleri ve yerlerine bağımsızların atanması gerekir?
Ulaştırma Bakanı, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı
86) Ülkemizde yapılan seçimlerde sık sık kullanılan “Genel Oy” kavramı ne demektir?
Her Vatandaşın, millet vekili veya yerel yönetim seçimlerinde, yaş ve sezginlik dışında başka bir nitelik aranmadan oy hakkına sahip olmasına Genel Oy denir.
87) Yargı Yetkisi Türkiye tarafından da kabul edilmiş olan İnsan Hakları Mahkemesi hangi uluslar arası kuruluş içinde yer almaktadır?
Avrupa Konseyi
88) 1982 Anayasasına göre bir siyasi partinin Anayasa Mahkemesi tarafından temelli kapatılma nedenleri nelerdir?
a)Yabancı devletlerden veya uluslar arası kuruluşlardan maddi yardım alması b)Tüzük ve programlarının laiklik ilkesine aykırı olması c)Tüzük ve Programlarının eşitlik ilkesine aykırı olması d)Demokratik devlet ilkelerine aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi
89) Hangisi “Doğal Yargıç” güvencesinin bir sonucudur?
Hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önünde yargılanmaması.
90) 2001 yılının Nisan ayında “5 Yılda 1 Milyar Çocuğa Eğitim” kampanyasını başlatan Sivil Toplum Örgütü hangisidir?
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı
91) Birleşmiş Milletler Teşkilatı hangi olaydan sonra kurulmuştur?
II. Dünya Savaşından sonra
92) Türkiye’de yapılan yeniliklerden hangisi doğrudan halkın yönetime olan katılımını artırmıştır?
Kadınlara Seçme ve Seçilme hakkının verilmesi
93) Hangisi Türk tarihinde Batılı anlamda ilk demokratikleşme hareketlerinin başlamasını sağlamıştır?
Tanzimat Fermanın İlan edilmesi
94) Anayasamızın 55. maddesine göre “Devlet, Çalışanları yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” Anayasamızda yer alan bu madde temel haklardan hangisi ile ilgilidir?
Ekonomik Haklar
95) Toplu İş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlıklar çıkabilmektedir. Bu durumda işçilerin “Greve gitme” kanuni haklarındandır.
96) Anayasamıza göre İlköğretim herkes için zorunlu ve devlet okullarında parasızdır. Bu durum “Eşitlik İlkesinin” bir gereğidir.
97) İnsan Hakları konusunda, “Magna Karta,Amerikan bağımsızlık Savaşı, Fransız İhtilali, Birleşmiş Milletler” yenilikler getirmiştir.
98) Anayasamızda yer alan seçme ve seçilme hakkı, hem hak hem de görev niteliğindedir.
99) Anayasamızda yer alan Dernek Kurma hangi haklardandır?
Çalışma Hakkı
100) Az elemanla en iyi bir şekilde vergi toplamak “Vergide Tutumluluk Kuralı” nin gereğidir.
101) Hangisi Kişi dokunulmazlığının gereğidir?
Hiç Kimse zorla çalıştırılamaz, angarya uygulanamaz.
102) “Askerlik yapmak”, Vatandaşların doğrudan ülke güvenliğine katılmalarını sağlamaya yöneliktir.
103) TBMM Üyeleri Kimleri Temsil eder?
Milleti
104) Bir kişinin milletvekili seçimlerinde oy kullanabilmesi için en az kaç yaşını doldurmuş olması gerekir?
18
105) Devlet Denetleme Kurulu hangisine bağlıdır?
Cumhurbaşkanlığı
106) Cumhurbaşkanı’nın TBMM tarafından kabul edilen ve kendisine gönderilen kanunları kaç gün içinde yayımlaması veya bir daha görüşülmek üzere geri göndermesi gerekir?
15 Günde
107) Bütçe ve Kesin hesap kanun tasarılarını hangisi kabul eder?
TBMM
108) Birleşmiş Milletlerin çocuklara eğitim ve sağlık yardımı sağlamak amacıyla çalışan kuruluşu hangisidir?
UNICEF
109) 1-Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı, 2-Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği 3-İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı 4-Türk Eğitim Derneği bu sivil toplum kuruluşlarının temel amacı Ne ile ilgilidir?
Eğitim
110) 1-Önemli konularda halkoyuna başvurulmasını öngörme 2-İki Meclisli yasama sistemini benimseme, hangi anayasamızın özelliklerindendir?
1961 Anayasası
111) Anayasamızın Değiştirilemeyecek Hükümleri Nelerdir?
1-Türkiye Devleti Bir Cumhuriyettir. 2-Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. 3-Milli Marşı İstiklal Marşı’dır. 4 Başkenti Ankara’dır.
112) TBMM genel oyla seçilen kaç millet vekilinden oluşur?
550
113) Hangisi Anayasa Mahkemesi’ne üye olmada aday gösterilemez?
Milli Güvenlik Kurulu
114) TBMM tarafından kabul edilen kanunları kim yayınlar?
Cumhurbaşkanı
115) Hangisi Milli güvenliğin sağlanmasında ve Silahlı Kuvvetler’in yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı sorumludur?
Genel Kurmay Başkanı
116) Genel Seçimlerin Gerçekleştirilmesinde uyulan ilkeler nelerdir?
a)Oy kullanırken hiçbir başkanın söz konusu olmaması b) Herkesin, oyunu gizli kullanması c)Herkesin kullandığı oyun eşit ağırlıkta olması c) Oyların sayımının ve dökümanın açık olarak yapılması.
117) Türkiye’de zorunlu eğitim çağındaki tüm kız çocukların ilköğretime erişimini sağlamaya yönelik “Haydi Kızlar Okula” kampanyası Milli Eğitim Bakanlığı ile hangi kuruluşun işbirliği ile yürütülmektedir?
UNICEF
118) Türkiye’de eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimin kalitesini artırmak üzere hükümetlerin en fazla dış mali kaynak sağladığı uluslar arası kuruluş hangisidir?
Dünya Bankası
119) Cumhur Başkanlığı Seçimleri Kaç Yılda bir Yapılır?
7 Yılda
120) Genel Seçimler Kaç Yılda bir yapılır?
5 Yılda
121) Osmanlı İmparatorluğunda İlk Anayasal Gelişme Hangisidir?
Sened-i İttifak
122) İlk Osmanlı Anayasası (İlk Türk Anayasası) Hangisidir?
Kanun-u Esasi
123) Kanun-u Esasi Ne zaman kabul edilmiştir?
23 Aralık 1876 yılında bir ferman ile ilan edilmiştir.
124) 1876 Kanun-u Esasi (İlk Türk Anayasası) hangi padişah zamanında ilan edilmiştir?
II. Abdülhamit
125) Türk Anayasa tarihinde ilk yazılı anayasa hangi yıl kabul edilmiştir?
1876
126) Hükümeti Kurma görevi verilmiş olan partiye ne ad verilir?
İktidar Partisi
127) Basın Araçları Nelerdir?
1-Televizyon Kanalları, 2-Radyo 3-Dergi 4 Gazete
128) Yürürlükte olan Anayasamız Hangi yılda kabul edilmiştir?
1982
129) Ülkemizde kimsesiz ve bakıma muhtaç çocukların bakımını hangi kuruluş üstlenmiştir ? Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu
130) Yangın söndürme birimi olarak çalışan itfaiye hangi birime bağlıdır?
Belediye
131) İnsan haklarının uluslar arası düzeyde korunmasında Uluslar arası belgeler nelerdir? a)İnsan hakları evrensel bildirisi b)Çocuk hakları sözleşmesi
132) Ülkemizde milli güvenliği sağlayan kuruluşlar
a)Türk Silâhlı Kuvvetleri b)Emniyet Örgütü c)Jandarma
133) 1982 Anayasasına göre yeni bir ilin kurulması hangi kurumun alacağı kararla gerçekleşir?
TBMM
134) Türkiye Cumhuriyeti’nde serbest piyasa kuralları çerçevesinde özel ve kamu kuruluş firmaları arasındaki uyuşmazlıklara bakmak, piyasadaki tekelleşmeleri önlemek hangi kurumun görevidir?
Rekabet Kurumu
135) Üniversitelerin en üst yöneticisi olan rektörler hangi makamca atanır?
Cumhurbaşkanı
136) Dünyanın en gelişmiş ve zengin sekiz ülkesinin oluşturduğu birliğe Ne ad verilir?
G-8 Ülkeleri
137) Doğrudan seçimle iş başına gelen yöneticiler Kimlerdir?
1-Muhtar, 2-Belediye Başkanı, 3-Belediye Meclis Üyeleri 4-İl Özel İdare Meclisi Üyeleri 5-İl Genel Meclisi Üyeleri
138) 1982 Anayasasına göre TBMM’nin görev ve yetkileri nelerdir?
1-Bakanları denetlemek 2-Başbakanı denetlemek 3-Kanunları gerektiğinde değiştirmek 4-Hükümetin sunduğu bütçeyi görüşmek
139) Anayasa değişikliklerinin hangisiyle laiklik ilkesi Anayasada yer almaya başlamıştır? 1924 Anayasasında, 1937’de yapılan değişiklikle,
140) Türkiye Cumhuriyeti’nde halk, yöneticilerini hangi yolla belirler?
Seçimle
141) Hukuka aykırı olarak bir kişinin malına veya canına karşı yapılan saldırılara karşı kişinin kendini savunmasına hukuken ne ad verilir?
Meşru müdafaa
142) Yönetimin Makamlarından hangisi yaptığı eylemlerden dolayı sorumlu tutulamaz? Cumhurbaşkanı
143) Anayasanın 89. maddesine göre TBMM tarafından hazırlanıp, cumhurbaşkanının onayına sunulan onaylar kaç gün içinde yayımlanmak zorundadır?
Cumhurbaşkanı 15 gün içinde Resmi Gazetede yayımlamak zorundadır.
144) Cumhurbaşkanının onayına sunulan yasa hangi gazetede yayımlanır?
Resmi Gazetede
145) Banka Denetleme ve Düzenleme Kurulu Hangi kuruma bağlıdır?
Özerk bir yapıdadır.
146) Cumhurbaşkanlığına bağlı “Devlet Denetleme Kurulu” tüm kamu kurum ve kuruluşlarında, meslek kuruluşlarında her türlü inceleme araştırma ve denetleme yapabilir. Ancak bazı kuruluşlar Devlet Denetleme Kurulunun görev alanının dışında kalır ve denetleme yapamazlar. Devlet Denetleme Kurulu hangisini denetleyemez?
Yargı Organlarını
147) Birleşmiş Milletler Örgütü’nün içinde yer alan eğitim, bilim ve kültür kuruluşunun adı nedir?
UNESCO
148) Yönetim tarzları genel olarak merkezi ve yerel olmak üzere ikiye ayrılır. İl Özel İdareleri hangi gruba girer?
Yerel Yönetim
149) Türkiye’de yaşanan her ekonomik krizin ardından olduğu gibi 21 Şubat 2001 ekonomik krizinde de belli koşullarla Türkiye’ye orta ve uzun vadede kredi sağlayan uluslar arası kuruluş hangisidir?
IMF
150) Uluslar arası para fonunun kısaltması?
IMF
151) Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) Özelleştirilmesinin Yararları Nelerdir?
1-Devletin Yükünü azaltmak. 2-Mal ve Hizmetlerin niteliğini artırmak 3-Siyasilerin müdahalesini engellemek.
152)Temel Haklar Nelerdir?
Temel haklar:yaşama,yürütme,yargı organlarını,idare makamlarını diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Çeşitleri: yaşam, sağlık, eğitim, seçme seçilme hakkıdır.
153)Yaşam hakkı niçin gereklidir?Ölüm cezasıyla bağlantısını yazınız?
Yaşam hakkı insanın öldürülmemesini güvence altına alır.Herkes yaşama,maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.Ölüm cezası bir yasaya dayanarak yetkili mahkeme tarafından verilmiş olsa bile yaşam hakkının ihlalidir.Yaşam hakkının mahkemece ölüm cezasına çarptırılmasıdır.
154)Kişi dokunulmazlığı hakkı niçin gereklidir?
Kişi dokunulmazlığı,bireyi devlet görevlilerinden ve başka kişilerden gelen tehdit ve saldırılara karşı korur.yaşam hakkının korunması,can güvenliğinin sağlanması ve vücut bütünlüğüne dokunulmamasını güvence altına alır.
155)Sağlık hakkının güvence altına alınabilmesi için devlete düşen görevleri yazınız?
*Halka temiz ve ucuz içme suyu sağlamak*Çeşitli hastalıklara neden olan çevre kirliliğini önlemek*Ekonomik gücü yeterli olmayan vatandaşlara parasız sağlık hizmeti vermek*Aşı kampanyası gibi sağlık tarama hizmetlerini yaygınlaştırmak.
156)Eğitim hakkı nedir?Eğitim konusunda devletimize düşen görevler nelerdir?
Kişinin bir insan olarak sahip olduğu haklarının bilincine varması eğitimle mümkündür.Buda,eğitim hakkı sayesinde gerçekleşir.*Devlet maddi kaynaklarını öncelikle eğitime ayırmalıdır.*Devletin,eğitim dışında işsizliğin önlenmesi sağlık hakkının ve sosyal güvencenin sağlanması gibi görevleri vardır.
157)Özel yaşamın gizliliği neden gereklidir?
Kişinin özel yaşamı ve aile içindeki yaşamı,devletin,toplumun ve başkalarının karışamayacağı bir alandır.İşte bu yüzden özel yaşamın gizliliği önemlidir.
158)Oy verebilmenin koşullarından 5 tane yazınız?
*18 yaşını doldurmuş olmak*Askeri öğrenci olmamak*Hapishanelerde mahkum olarak bulunuyor olmamak.*Askerliğini er ve erbaş olarak yapmış olmak.
159) Köy Yönetimi Kimlerden Oluşur
Muhtar ve İhtiyar Heyetinden oluşur.
160) Köy öğretmeni ihtiyar heyetinin doğal üyesidir.
161) Köy muhtarının, köylülerden, gelirlerine göre vergi alarak köy işlerinde kullanılmasına ne denir?
Salya
163) Köylülerin ortaklaşa cami, çeşme, okul yapmalarına nedir?
İMECE
164) En küçük ve en büyük idari birim hangileridir?
En küçük idari birim köy, en büyük idari birim ise il’dir.
165) Aşağıdakilerden hangisi demokrasinin temel ilkeleri Nelerdir?
a)Milli egemenlik b) Eşitlik d) Siyasi partiler
166) TBMM’ deki Milletvekilleri hangi yöntemle meclise girerler?
Seçimle
167) Yönetim şekillerinden hangisinde dine dayalı kurallar egemendir?
Teokrasi
168) “Halk iradesine dayanan yönetim şeklidir” bu kavram hangi yönetim şeklinin özelliklerindendir?
Demokrasi
169) Demokrasilerde siyasi faaliyetler hangi organın etkinliği ile yürütülür?
Partiler
170) Ülkemizde kurulan ilk siyasi parti hangisidir?
Cumhuriyet’in ilk partisi, Mustafa Kemal’in 9 Eylül 1923′te kurduğu Cumhuriyet Halk Fırkası oldu.
171) Hangileri sivil toplum örgütüdür?
A)Sendikalar b)Vakıflar c)Dernekler
172) Demokrasiye uygun davranışlar Nelerdir?
a) Söz hakkının eşit olması b) İfade özgürlüğü d) Herkesin Oy kullanma hakkının olması
173) Demokratik anlayışın yerleşmesinde ilk yer alan unsur?
Aile,
174) kamuoyunun oluşmasında televizyon, Basın, Gazete, Dergi en etkili kitle iletişim araçlarıdır.
175) Devletin temel amaçları Nelerdir?
a) Bağımsızlığı korumak c) Ülke bütünlüğünü sağlamak d) Halkın refah ve huzurunu sağlamak
176) Yürütme yetkisi kimlere aittir?
Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu
177) Vatandaşların sahip olduğu hak ve özgürlükler Nelerdir?
a)Eğitim hakkı b)Konut Dokunulmazlığı c))Sağlık hakkı d) Seçme ve Seçilme hakkı.
178) Hangisi hem bir vatandaşlık hakkı hem de bir vatandaşın devlete karşı görevlerinden biridir?
Seçme ve Seçilme Hakkı
179) Vatandaşların devlete karşı görevleri Nelerdir?
a) Oy Kullanma b) Askerlik Yapma c)Vergi vermek
180) Ülkemizde belediye ve muhtarlık seçimlerine katılmak için en az kaç yaşında olmak gerekir?
30
181) Demokratik ülkelerde oy verme ve oy sayımı işlemi nasıl yapılır?
Oy verme gizli yapılır, oy sayımı ise açık yapılır.
182) Anayasamızın değiştirilemez maddeleri nelerdir?
İlk üç madde Anayasamızın değiştirilemez maddeleridir. Bunlar a) Yönetim şekli Cumhuriyettir
b) Laik, sosyal bir hukuk devletidir c) Resmi dili Türkçe, başkenti Ankara’ dır
183) Kimler seçimlerde oy kullanamaz?
a) Askeri öğrenciler b) Er ve erbaşlar c) Ceza evindeki hükümlüler
184) Milleti meydana getiren öğeler nelerdir?
a) Dil birliği b) Din birliği c) Tarih birliği
185) Atatürk’ün Temel ilkeleri Nelerdir?
a)Cumhuriyetçilik b) Halkçılık c)Laiklik d)Devletçilik e)İnkılapçılık f)Milliyetçilik
186) T.C. vatandaşı olan her erkek kaç yaşında askerlik yapmak zorundadır ?
20
187) İş verenin iş yerindeki faaliyeti durdurarak işçileri topluca iş yerinden uzaklaştırmasına ne ad verilir?
Lokavt
188) Demokrasinin tanımları?
a)Başkalarının haklarına saygılı kendi haklarına sahip çıkabilen insanların yaşama şeklidir. b)İyi olgun, saygılı ve gönlü sevgi dolu insanların yaşama şeklidir.c)Halkın kendi kendini yönetmesidir.
189) Demokrasinin ilkeleri nelerdir?
a)Milli egemenlik c)Hürriyet ve eşitlik d)Siyasi partiler
190) İşçilerin beraberce işi bırakarak iş yerindeki faaliyeti durdurmasına ne ad verilir?
Grev
191) Devletin yargı görevini hangi kurum yerine getirir?
Mahkemeler
192) “Toplumu ilgilendiren bir sorun üzerinde halkın benimsediği ortak düşünce kanaattir. ” Bu tanım neyi anlatmaktadır?
Kamuoyu’nu
193) Cumhurbaşkanını kim seçer?
TBMM
194) Kamuoyu nedir?
Herhangi bir konu hakkında toplumun benimsediği genel düşüncedir.
195) Devleti meydana getiren öğeler nelerdir?
Vatan, ulus, egemenlik
196) Sosyal devlet nedir?
Vatandaşları arasında aşırı gelir farkını ortadan kaldıran devlete denir.
197) Temel haklar ve özgürlükler ilk kez nerede yer almıştır?
İnsan hakları Evrensel Beyannamesinde.
198) Temel haklar ve özgürlükler anayasamızda kaç grupta ve hangi isimlerde yer alırlar? a)Kişiye bağlı haklar, b)sosyal ekonomik haklar , c) siyasal haklar
199) Çocuk hakları beyannamesi ne zaman kabul edildi?
Birleşmiş Milletler tarafından 1959’da
200) Ulaştırma nedir?
İnsanların ,malların ,haberlerin bir yerden başka bir yere ulaştırılması etkiliğidir.
201) Atatürk; “Her birey istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, istediği dinin gereğini yapmak ya da yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.” Sözü ile aşağıdakilerden hangisinin önemini belirtmiştir?
İnsan hak ve hürriyetlerinin
202) Askere gitmek için gerekli şartlar nelerdir?
a) Erkek olmak b) 20 Yaşını doldurmuş olmak C) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak
203) 1982 yılında neden yeni bir anayasaya ihtiyaç hissedilmiştir?
Mevcut anayasanın günün ihtiyaçlarına tam olarak cevap verememesi
204) “Maddi yönden yardımlaşma” her türlü para ve mal yardımına denir.Hangileri Maddi yardımlaşmadır?
a-Depremzedelere çadır yardımı b-Fakirlere erzak yardımı c-Zekat
205) Dış ticaret yaptığımız ülkeler arasında ilk sırayı hangi ülke alır?
Almanya
206) Anayasa ile ilgili kavramlar nelerdir?
a-)Anayasa devletin temel kanunudur bYasama, yürütme,yargı ile ilgili düzenlemeler yer alır c-)Vatandaşların devlete ve birbirlerine karşı hak ve ödevlerini gösterir
207) Hangisi devletin mali kaynaklarının başında gelir?
Vergi
208) Yurdumuzu iç ve dış tehlikelere karşı savunma görevini hangi kuruluş üstlenmiştir?
Türk Silahlı Kuvvetleri
209) köy yönetimi kimlerdin oluşur?
a) Köy derneği b) Muhtar c) İhtiyar heyeti
210) Cumhurbaşkanın yurt dışına v.b. nedenlerden dolayı geçici olarak görevinin başında bulunmaması durumunda yerine kim vekalet eder?
TBMM Başkanı
211) Cumhurbaşkanı en fazla kaç kez seçilebilir?
1 kez, Cumhurbaşkanı anayasamıza göre 2 kez secilemez.
212) T.C. Devleti hangi anayasaları kullanmıştır?
a) 1921 b)1924 c) 1961 d) 1982
213) Atatürk’ün “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir.” sözü demokrasinin hangi temel ilkesini açıklamaktadır?
Milli egemenlik
214) 7 Kasım 1982 Anayasa’sı Türk tarihindeki kaçıncı anayasadır?(Osmanlı dahil)
5. Anayasadır.
215) Belediyenin görevleri nelerdir?
a)Fiyat tespit eder b)Asayişi sağlar c)Denetlemeler yapar
216) Birleşmiş Milletler Genel sekreterliği New York ve Cenevre’dedir.
217) Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığını Emniyet Genel Müdürü Yapar.
218) Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığını Personel İşlerinden sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı yapar.
219) İl Disiplin Kurulu Başkanlığını Emniyetten sorumlu Vali yapar.
220) Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu Başkanlığını İçişleri Bakanlığı Müsteşarı yapar.
221) Meclis hükümeti ( Uygulaması 1921 anayasasında yer almıştır )
222) Devlet memurlarının idari yargıya başvurmasında zaman aşımı 60 gündür.
223) Mahalli idareler Genel İdarenin taşra kurulusu değildir.
224) Bucaklar Merkezi idarenin taşra kuruluşu değildir.
225) Temel hak ve hürriyetler kanunla sınırlıdır .
226) Uluslararası antlaşmalar kanundur.
227) Kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi bakanlar kurulunundur.
228) Kamu davası açılıp açılmayacağı hakkında yapılan tahkikata “Hazırlık Tahkikatı” denir.
229) İlk tahkikat Sorgu Hakimi yapar. Son Tahkikatı ilgili mahkeme yapar.
230) Uluslararası Polis Teşkilatının merkezi Fransa’nı başkenti Paris’tir.
231) Personel işleri ile ilgili yönetmelikler Bakanlar Kurulunun kararı ile onaylanır.
232) Görevden uzaklaştırılan memur hakkında 10 iş gününde soruşturma açılır.
233) Belediye meclisinin dağıtılmasına Danıştay karar verir.
234) CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİ ;Atatürk milliyetçiliğine bağlılık. İnsan haklarına saygı. Demokratik devlet. Laik devlet. Sosyal devlet. Hukuk devleti.
235) SÜREKLI BAYRAK ÇEKİLECEK YERLER;
T.B.M.M
Anıtkabir
Gümrük kapıları ve karakolları
Dış Temsilcilikler.
236) BAKANLAR KURULU KARARI İLE SILAH TAŞIYANLAR;
Adli görevde bulunanlar.( Hakim, Savcılar ile bu sınıftan sayılanlar.
Vali, Vali Muavini, Kaymakam, ve Bucak Müdürleri.
Köy muhtarları her yerde silah taşıyabilir.
Açık denizlerde sefer yapan gemi kaptanları.
237)HERGÜN ÇEKİLECEK YERLER;
Cumhurbaşkanlığı
Hükümet Konakları
Limanda demirli ve seyir halinde bulunan makineli büyük ve küçük her çesit deniz araçlarıyla devlet işlerinde kullanılan makinesiz deniz araçları seyir halinde bulunan gemiler geceleri bayraklarını çekili tutarlar.
238) 18 AGUSTOS 1991’DE BAĞIMSIZ DEVLET HALİNE GELENLER,
KAZAKISTAN Almaata
AZERBEYCAN Bakü
KIRGIZISTAN Bişkek
TACIKISTAN Duşanbe
ÖZBEKISTAN Taşkent
TÜRKMENISTAN Aşkabat
GÜRCISTAN Tiflis
ERMENISTAN Erivan
239)AET ( AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU ) 1957-58’ DE KURULDU
ÜYE ÜLKELER
Fransa, Belçika,Almanya ,Yunanistan ,İngiltere, Portekiz,İtalya ,Danimarka
İspanya, İrlanda,Hollanda, Lüksemburg,
Türkiye tam üyelik için 14 nisan 1987 de başvurdu. Sadece gümrük birliğine üye olduk.01.01.1996
240) BM ( BİRLEŞMİŞ MİLLETLER )
24 Ekim 1945 de kuruldu. Türkiye bu tarihte üye oldu.
Genel sekreterlik Uluslararası adalet divanı
ABD ( New York) , İsviçre( Cenevre ) Hollanda (Lahey)
241) Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı
Avusturya ( Viyana ) ‘ da yapılır.
242) GÜVENLIK KONSEYININ 5 DAİMİ ÜYESI
İngiltere, Fransa, ABD, SSCB, Çin
243) BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE BAĞLI KURULUŞLAR
FAD : BM. Gıda ve Tarım Örgütü
UNESCO: BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü ( Paris )
OICED : Avrupa Ekonomi İşbirliği
WHO : Dünya Sağlığı Örgütü
ILO : Uluslararası Çalışma Örgütü
IBRD : Dünya Bankası
IMF : Uluslararası Para Fonu
UNICEF : Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu
244) NATO ( KUZEY ATLANTIK ANLASMASI ÖRGÜTÜ )
Dünya savaşının bitmesiyle 1939-45 birlikte 12 ülke 4 nisan 1949’da Washington da bir antlaşma imzaladılar. Buna göre bu ülkeler birbirlerine yapılacak herhangi bir saldırıyı öteki ülkeye yapılmış sayacaklarını kabul ediyorlardı.
Bu 12 Ülke;
Belçika , İtalya , İngiltere , Kanada , Lüksenburg ABD., Danimarka , Hollanda , Fransa, Norveç , İzlanda, Portekiz
1952’de Yunanistan ve Türkiye 1955’te Almanya Federal Cumhuriyet Topluluğu kabul edildi.
Nato’nun Yönetim Merkezi Belçika’nın Başkenti Brüksel ‘dır.
245) VARŞOVA PAKTI
1955’te Doğu Avrupa da ki Sosyalist Devletler NATO’ya karşı denge oluşturmak için kurmuşlardır. Bu ittifaka katılan ülkeler;
SSCB. , Bulgaristan,Çekoslovakya ,Doğu Almanya ,Macaristan,Polonya,Romanya ve Arnavutluk (1968’de Pakt’an ayrıldı).
246) SINIR KAPILARI;
HAKKARİ ESENDERE İRAN
ŞIRNAK HABUR IRAK
MARDİN NUSAYBİN SURİYE
HATAY CİLVEGÖZÜ SURİYE
KİLİS ÖNCÜPINAR SURİYE
GAZİANTEP KARKAMIŞ SURİYE
ARDAHAN TÜRKÖZÜ GÜRCİSTAN
EDİRNE KAPIKULE BULGARİSTAN
EDİRNE İPSALA YUNANİSTAN
ARTVİN SARP GÜRCİSTAN
AĞRI GÜRBULAK İRAN
AKYAKA ERMENİSTAN
VAN KAPIKÖY İRAN
247) 6 ay süresince AB üyesi her ülke, sırayla Konsey Başkanlığı’nı üstlenir. Resmi ve gayri resmi Konsey toplantılarını dönem başkanlığını yürüten üye ülke organize eder. Avrupa Konseyi toplantılarını da söz konusu üye ülkenin başkanı yönetir. Dönem Başkanlığı, yasama ve karar alma sürecinde son derece önemli bir rol oynar.
2002 yılında dönem başkanlığını sırasıyla İspanya ve Danimarka yürüttü. 2003 yılında ise sırasıyla Yunanistan ve İtalya üstlendi. İrlanda, 2004 yılının ilk yarısında dönem başkanlığını yürüttü ve 2004 Yılının ikinci yarısında, dönem başkanlığını Hollanda devraldı. 2005 yılında, dönem başkanlığını ilk altı ay için Lüksemburg üstlendi, ikinci altı ay için de İngiltere.
2006 yılında sırasıyla Avusturya ve Finlandiya; 2007 Almanya ve Portekiz AB dönem başkanlığını yapacak.
248) 1924 Teşkilât-ı Esasîye Kanununun bir “karma sistem” kurduğu söylenmektedir. Bu sisteme de “kuvvetler birliği ve görevler ayrılığı sistemi” ismi verilmektedir. Gerçekten de yukarıda görüldüğü gibi, yasama ve yürütme kuvvetleri teorik olarak birleşmiştir ve bunlar mecliste toplanmıştır (m.5). Ancak, Meclis sahip olduğu yürütme kuvvetini bizzat değil; Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu marifetiyle kullanabilmektedir. Yani yürütme görevi veya fonksiyonu meclise değil, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna aittir. Özetle, kuvvetler bir, ama görevler veya fonksiyonlar ayrıdır.
248-Millî Güvenlik Kurulu (MGK) Türkiye Cumhuriyeti 1982 Anayasası‘nın 118. maddesiyle kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti‘nin millî güvenlik siyasetinin tayini, tespiti ve uygulaması ile ilgili kararların alınmasını ve gerekli kurumlar arası eşgüdümün sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kurulu‘na bildirmekle görevlidir.
MGK, gerekli haller dışında iki ayda bir defa cumhurbaşkanı başkanlığında toplanır. Kurulun üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan yardımcıları, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Millî Savunma Bakanı ve Adalet Bakanı’dır. Millî Güvenlik Kurulu sekreteri de toplantılara katılmakta ama oy hakkı bulunmamaktadır.
249- III. Siyasî partilerle ilgili hükümler
A. Parti kurma, partilere girme ve partilerden ayrılma[1][3]
Madde 68 – <Değişik: 23/7/1995 – 4121/6. md.>
Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden ayrılma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için onsekiz yaşını doldurmuş olmak gerekir.
Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler.
Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.
Hakimler ve savcılar, Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.
Yüksek öğretim elemanlarının siyasi partilere üye olmaları ancak kanunla düzenlenebilir. Kanun bu elemanların, siyasi partilerin merkez organları dışında kalan parti görevi almalarına cevaz veremez ve parti üyesi yüksek öğretim elemanlarının yüksek öğretim kurumlarında uyacakları esasları belirler.
Yüksek öğretim öğrencilerinin siyasi partilere üye olabilmelerine ilişkin esaslar kanunla düzenlenir.
Siyasi partilere, Devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.
250- Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin genel yönetim ve denetimini yürüten aynı zamanda Yargıtay ve Danıştay’ın kendi içlerinden çıkardıkları 7 asil üyelerden oluşan seçimlerin yargısal denetimini de sağlayan karma egemen üst yargı merciidir.
YSK, özel kanunlara göre yapılacak milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulmasında yönetim ve denetim ile yargı denetimini sağlar.
YSK teşkilatlanması; Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü, İdari ve Mali işler Daire Başkanlığı, İl Seçim Kurulu, İlçe Seçim Kurulu Başkanlıkları ve Seçmen Kütüğü Büroları şeklindedir.
Yüksek Seçim Kurulu Ankara‘da , her seçim çevresinde bir il seçim kurulu, her ilçede bir ilçe seçim kurulu ve seçim bölgelerinde konulacak her sandık için bir sandık kurulu bulunur.
Valiler, kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar ve bütün kamu görevlileri her türlü seçim işleri ve seçmen kütükleri yazımında, seçim kurullarının istediği bilgileri ve belgeleri, gecikmeden, süresinde ve doğru olarak göndermeye mecburdur.
Seçmen kütüğünün kurulması, güncelleştirilmesi ve bundan elde edilecek liste, çizelge ve diğer malzemenin gerekli yerlere ulaştırılması ve dağıtılması için Yüksek Seçim Kurulunca alınacak kararlar bütün kamu kuruluşlarını ve görevlilerini bağlar.
Yüksek Seçim Kurulu yedi asıl ve dört yedek üyeden oluşur. Üyelerin altısı Yargıtay, beşi Danıştay Genel Kurullarınca kendi üyeleri arasından üye tamsayılarının salt çoğunluğunun gizli oyu ile seçilir. Bu üyeler salt çoğunluk ve gizli oyla aralarından bir başkan ve bir başkanvekili seçerler.
Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin görev süresi altı yıldır. Süresi biten üyeler yeniden seçilebilir.
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ’NİN
KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
1.Devlet Yönetimi
Anadolu Selçuklu Devleti’nin başında, sultan adı verilen bir hükümdar bulunurdu.Devlet ve ülke, hükümdar soyunun ortak malı sayılırdı.Sultan ölünce, onun ailesinden biri devletin başına geçerdi.
Sultanın önemli görevleri ve sorumlulukları vardı.Sultan , devleti en iyi şekilde yönetir,halkın mutluluğu için çalışırdı.Sultandan sonra en yetkili devlet adamı vezirdi.
Devlet işleri, divan adı verilen bir kurulda görüşülüp, karara bağlanırdı.Divana, sultan veya vezir başkanlık ederdi.
Ülke , yönetim bakımından bölümlere ayrılmıştı.Eyalet(il) adı verilen bu bölümleri,
Hükümdar ailesinden olan melikler ve valiler yönetirdi.Meliklerin yanında birde atabey bulunurdu.Atabey,meliklerin deneyim kazanmaları için çaba harcayan bilgili bir görevliydi.
Eyaletlerde,askerlik işlerine subaşılar,adalet işlerin kadılar bakardı.
Anadolu Selçuklularında ordu,sultanın şahsına ait askerler,(Hassa ordusu) Türkmenler ve ıkta sahiplerinin beslediği askerlerden meydana geliyordu.Savaş sırasında; ok ,yay,kılıç ve topuz gibi silahlar kullanılırdı.
Anadolu Selçukluları,denizciliğe de önem verdiler.Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında tersaneler kurdular.Bunlardan,Alaiye ve Sinop tersaneleri çok önemliydi.Oluşturulan donanma ile hem deniz ticareti geliştirildi hem de kıyıların güvenliği sağlandı.
2.Din ve İnanış
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde,Türkiye’de yaşayan insanları çoğunluğu Türk ve Müslümandı.Ayrıca burada, başka dinlere inanan insanlarda vardı ve Türklerle yanyana yaşıyorlardı.Onlara hoşgörü gösteriliyor,inanç özgürlüğü tanınıyordu.
Anadolu Selçuklu sultanları,yönetimleri altındaki insanlar arasında din farkı gözetmez-
lerdi.
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde bazı tarikatlar kurulmuştu.Bektaşilik ve Mevlevilik tarikatları bunlar arasındadır.Bektaşiliğin kurucusu Hacı Bektaş Veli,Mevleviliğin
Kurucusu ise Mevlana Celaleddin Rumi ‘dir.
3.Sosyal ve Ekonomik Yaşam
Türkler Anadolu’yu yurt edindikten sonra burada her bakımdan gelişme oldu.Yeni köyler
ve şehirler kuruldu.Ülke bayındır hale geldi.
Halk şehirli,köylü ve göçebe olmak üzere üç gruba ayrılıyordu.Şehirliler ticaret ve zanaatla,köylüler hayvancık ve tarımla,göçebe Türkmenler ise hayvancılıkla uğraşıyorlardı.
Demircilik,bakırcılık ve marangozluk gibi zanaat dalları çok gelişmişti.
Şehirlerde ticaretle uğraşanlar tarafından Ahi teşkilatları vardı.Bu teşkilat içinde zanaatkarın
iş kollarına göre loncaları olurdu.Zanaatkarlar arasında sıkı bir iş birliği ve dayanışma vardı.
Devletin zayıfladığı zamanlarda Ahi teşkilatı şehirlerin güvenliğini sağlar,yönetimde etkili olurdu.
Anadolu Selçukluları döneminde iç ve dış ticarete önem verilirdi.Ticaret yolları güvenceye
alındı.Kervanların konaklaması için kervansaraylar yaptırıldı.Ayrıca deniz ticareti geliştirildi.
Anadolu Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubat devletin ekonomisi, altın para bastıracak kadar güçlüydüydü.Anadolu Selçuklularında topraklar,devlet malı olarak kabul edilir ve “miri
arazi”olarak adlandırılırdı.
Miri arazi;has,ıkta ve vakıf arazisi olarak dörde ayrılırdı.
Has arazilerinin geliri sultana ayrılmıştı.Sultan bu toprakları istediği gibi kullanma hakkına sahipti.
Ikta;hizmet karşılığı olarak verilen toprağın geliridir.Ikta sahiplerinin elde ettikleri gelirin
bir kısmıyla geçimlerini sağlar , bir kısmıyla da asker beslerdi.
Mülk arazi;görevlerinde başarılı olan devlet adamlarına verirdi.Bu toprak,sahibinin ölümünden
sonra çocuklarına kalırdı.
Vakıf arazi;geliri,çeşitli sosyal kurumların giderleri için ayrılan topraklardı.
4.Yazı,Dil ve Edebiyat
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde halkın Türkçe konuşmasına karşın bilim dili Arapçaydı.
Edebiyat ve devletin resmi dili ise Farsçaydı.Karaman oğlu Mehmet Bey,Anadolu Selçuklu
Devleti’nin veziri olduğu sırada,devletin resmi dilinin Türkçe olduğunu ilan etti (1277).
Mevlana Celaleddin Rumi,Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli’nin Türk düşünce ve edebiyat
hayatında önemli yerleri vardır.Onların çabaları sonucunda 13. yüzyıl Anadolu’su bir kültür ve
hoşgörü ülkesine dönmüştür.Mevlana eserlerini Farsça,Yunus Emre ise Türkçe yazmıştır.Onlardan kalan eserler bu günde değerini korumaktadır.
5.Bilim ve Sanat
Anadolu Selçuklu sultanları bilim adamlarına,yazar ve şairlere çok değer verirlerdi.Onlara
destek olurlardı.Bu dönemde Mısır,Suriye ,İran,Irak gibi ülkelerden pek çok bilim adamı Anadolu’
ya getirilirdi.Onların çalışmalarından yararlanılırdı.
Medreseler o dönemin en önemli eğitim,öğretim ve bilim kurumlarıydı.Burada dini bilgilerin yanında matematik,tıp,felsefe ve gök bilimiyle ilgili dersler de okutulurdu.
Türkler,Anadolu’ya yerleştikten sonra hemen bayındırlık işlerine giriştiler.Saraylar,camiler,mescit-ler ,medreseler imaretler,hastahaneler,kervansaraylar,hamamlar,surlar,kaleler ve tershaneler yaptırdılar.
Yaptırılan çok sayıdaki eser,dini ve sosyal alanlarda halka hizmet verdi.Bu yapıların kapıları,pen-cereleri,kubbeleri çok güzel çiniler,taş ve tahta oymalar,kabartma yazılar ve nakışlarla süslendi.Kon-ya,Sivas,Kayseri,Erzurum,Ahlat,Divriği,Tokat,Malatya, şehirlerinde Selçuklulardan kalma pek çok mimari eser bulunmaktadır.Konya’da İnce Minare Medresesi ve Karatay Medresesi,Konya ile
Aksaray arasında bulunan Sultan Hanı,Sivasta Gök Medrese,Kayseri’de Ulucamii,Darüşşifa(hastahane),
Divriği’de Ulucamii (mengüceklerden) ,Erzurum’da Çifte Minare,Alanya’da(Alaiye)Kızılkule, ve tershane bu dönemden
kalan en önemli eserlerin başlıcalarıdır.Selçuklulardan heykel ve resimler de kalmıştır.Halıcılık ve
maden işçiliğinde de ileri gidilmiştir.
Divriği Darüşşifası
AnlatIm BozukluklarI
Doğru Anlatımın Önemi
Anlatımın yazılı ve sözlü olmak üzere iki temel yolu vardır. İki anlatım yolu arasında kullanılan dil açısından farklılıklar olması doğaldır. Anlatımın işlek, açık ve etkili olması için kişinin anadilini iyi bilmesi ve doğru kullanması gereklidir. İşlek, açık ve doğru anlatım eğitim yaşamının her döneminde önemlidir. Anlatım kişinin seviyesini belirler. Yazılı ve sözlü anlatımda başarı, istediklerimizi derli toplu ve düzenli anlatmaya bağlıdır.
Anadili
Prof. Dr. Doğan Aksan anadilini şöyle tanımlıyor: “Anadili başlangıçta aileden ve yakın çevrelerden öğrenilen, insanın bilinçaltına inen ve bireylerin toplumla en güçlü bağlarını oluşturan dildir” (Aksan, 1990). Başka uluslar da kendi dillerini ifade etmek için “ana” sözcüğü ile oluşturulmuş kavramlar kullanmaktadır. Aynı anadili içinde, özellikle konuşma dilinde yörelere özgü kimi farklılıklar olduğunu görebiliriz. Bu tür söyleyiş farklılıkları yalnızca kullanıldıkları ağız içinde geçerlidir. Ortak dilin özellikleri olarak kabul edilemez.
Ortak Dil
Bütün ülkelerde değişik ağız yapıları vardır. Her ülke bunlardan birini bilim ve kültür dili olarak seçer. Seçilen bu ağza ortak dil ya da standart dil adı verilir. Türkiye Türkçesi için kabul edilen ortak dil İstanbul ağzıdır. Ortak dil aynı ülkede yaşayan, aynı dili konuşan insanların hepsinin ortaklaşa kullanabilecekleri bir dil gereksiniminden doğar. Bir toplumda bireysel, kültürel, bilimsel ve ekonomik gelişmeler, o toplumu oluşturan bireylerin ortak bir dili doğru kullanabilmeleriyle gerçekleşir.
Anlatım Bozukluklarının Nedenleri
Kişi amacını söz veya yazıyla anlatmak için önce düşüncelerini belirler, düzenler; sözcükleri seçer, sıraya koyar; cümleler kurar. Bu düzen konuşurken çoğu kez kendiliğinden işler. Yazarken uzun uzun düşünme, uygun sözü ve biçimi bulma, araştırma olanağı vardır. Yine de çoğu kez duyguları, düşünceleri daha etkili anlatabilmek için gereksiz tekrarlar, yersiz sözcükler, bozuk cümleler anlatımı doldurur. Kuşkusuz, anadilini iyi öğrenememek, anadili bilincini kazanamamış olmak anlatım bozukluklarının en önemli nedenidir. Özellikle gençlerin dilinde, şoke olmak, gümlemek, yolunu bulmak, araklamak, kazıklamak, ineklemek… gibi argo sözcükler gereğinden fazla kullanılmakta ve gittikçe çeşitlenerek artmaktadır. Daha çok konuşmada görülen bölge ağızlarına ait özelliklerin birçok öğrencide yazıda da görüldüğü dikkat çekmektedir: mahsustan, savul (sağol), levha (levha), bastırma(pastırma), moderin, heşte üzülmen, arabaynan, bunnardan, dinnendim, boşanan kadroya, diyerekten, bitaki, bissürü… gibi.Yani, şey, yahu, tabii, durum, olay, vaziyet, fayda ve yarar, çağdaş uygarlık ve medeniyet, çocukların terbiye ve eğitimi, açık ve net gibi sık sık kullanılan ve anlatımı bozan sözler,Türkçenin çok zengin olan söz dağarcığının, iyi kullanılamadığını göstermektedir.
Sözcüklerle İlgili Anlatım Bozuklukları
Anlatım bozukluklarının önemli bir bölümü sözcük düzeyindedir. Anlatımda, varlıkların niteliklerini ve eylemlerini, durumları ve duyguları iyi anlatabilmek için bunların dildeki karşılıkları olan sözcüklerin dikkatli seçilmesi gerekir. İyi seçilememiş bir sözcük cümlenin anlamını bozar. Sözcük düzeyinde yapılan yanlışları şu başlıklar altında toplayabiliriz.
Yapıları Yanlış Olan Sözcükler
Sözcüklere yanlış ekler ya da sözcükler eklenerek bu tür yanlışlar yapılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Yemek yiyilip, kahveler içildikten sonra konuya geçildi.=yenilip (“yemek” eyleminin edilgeni yenilmek”tir)
• Toplantıda Doğu’daki bazı bölgevi meseleler ele alıdı.=”bölgesel” sözcüğü kullanılmalıdır.
• “Eva Peron” belgeselinde halkın tezahüratları abartılıydı.=gösterileri (“tezahürat” zaten çoğuldur)
• Her yaz Boğaz’da bir sayfiyelik ev kiralarız.=yazlık (“sayfiye” yazlık anlamındadır. Üzerine bir de Türkçe +lık eki getirilmektedir.)
• Yeşil beldemizi güzelletelim.=”güzelleştirelim” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Bu yöntem bana gayripratik göründü.=kolay görünmedi (“gayri” Arapça, “pratik” Fransızcadır.)
• İki ülke arasındaki kardeşane ilişkiler geliştirilmelidir.=kardeşçe (“kardeş” Türkçe, “ane” eki Farsçadır.)
• Hafta içi taşıt araçları cadde üzerinde on dakikadan fazla kalamazlar.=taşıtlar, araçlar, taşıma araçları
• Kendisini yakinen tanırım.=yakından (“yakın” Türkçe, “en” eki Arapçadır.)
• Bayramınızı kutlular, ellerinizden öperim.=”kutlar” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Rahmetlik amcam bu günleri göremedi.=”rahmetli” sözcüğü kullanılmalıdır.
Birbiriyle Karıştırılan Sözcükler
Bu tür yanlışlar sesçe birbirine yakın sözcüklerin karıştırılmasından doğmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Bu iki sözcüğü birbirine karıştırıyoruz. Oysa aralarında küçük de olsa bir ayrıntı vardır. Ayrıntı (=teferruat, detay). Bu cümlede ayrım (=fark) sözcüğü kullanılmalıdır.
• Mahalleler birbirine yaklaşık olarak kurulmuştu.=”yakın” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Almanya’dan öğretim durumumu gösteren bir belge istiyorlar. Öğretim (=öğretme) eylemidir. Bu cümlede öğrenim (=öğrenme) eylemi olmalıdır.
• Onların azımsadığı genç edebiyatçılar çok başarılı oldu.=”küçümsediği” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Başkanın konuşması bütün ülkede olumlu tepkiler yarattı. Tepki (=bir olaya, bir güce karşı geri tepme). Bu cümlede “etki” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Çekimserliği yüzünden hiç hakkını arayamaz.=”çekingenliği” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Çocuğun bütün vücudunu büyük büyük yaralar kapsamıştı. Kapsamak (=içine almak). Bu cümlede “kaplamıştı” sözcüğü kullanılmalıdır.
Birbiriyle karıştırılan sözcüklerin bazıları da şunlardır:
Mahsur: kuşatılmış mahzur: engel
Mütehassıs: uzman mütehassıs: duygulu
Mütevazı: paralel mütevazı: alçak gönüllü
Portre: insan resmi porte: bir işin genişlik ve
Önem derecesi
Rekabet: binme rekabet: rakiplik
Yönetmenlik: “yönetmen”lik mesleği yönetmelik: tüzük
Vâris: mirasçı varis: toplardamar genişlemesi
Gereksiz Kullanılan Sözcükler
Eşanlamlı sözcüklerin aynı cümle içinde bir arada kullanılması ya da gereksiz bir sözcüğe cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır. Söylenilenin kolaylıkla anlaşılmasına engel olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Yer yer iki metreyi bulan kar yağışına rağmen ilçeye ulaşılmaya çalışılıyor. Ölçülebilen yağış değil kardır. Yer yer iki metreyi bulan kara rağmen…
• Zamanlama çok yanlış bir vakte denk geldi.”Zamanlama yanlış oldu” şeklinde cümle gereksiz sözcüklerden kurtarılabilir.
• Duvarlara kalemle yazı yazmayınız.”kalemle” sözcüğü gereksizdir.
• İki lider, beş saat süreyle görüştüler.”süreyle” sözü gereksizdir.
• Seçimlerin tarihi yaklaştıkça partilerin faaliyeti gittikçe artıyor.”gittikçe” sözcüğü gereksizdir.
• Bu görüş ayrılığının sebebi neden kaynaklanıyor?”Bu görüş ayrılığının sebebi nedir?”
• İlk yüzmeye başladığım zaman sudan korkardım.”İlk” sözcüğü gereksizdir.
Gereksiz Yinelenen Sözcükler
Bu tür yanlışlar genellikle, aynı sözcüğün Türkçesiyle, yabancı dillerden gelen şeklinin aynı cümle içinde kullanılmasıyla olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Çocuk kitapları çocuklara, merhameti ve acımayı da öğretmelidir.
• Her dersin kendine özgü ilke ve prensipleri vardır.
• Burada bana yeni olanaklar sağlayacak imkanlar bulamadım.
• Kendini düşünen, egoist insanlardan korkarım.
• İlgi ve alakanızı esirgemeyeceğinizi biliyorum.
• Hepinize sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum.
• Yarışma birazdan başlamak üzere.
• Eski geçmiş günleri hatırladım birden.
Gereksiz Kullanılan Yardımcı Eylemler
Türkçede kimi ad soylu sözcükler etmek olmak yardımcı eylemleriyle birlikte kullanılmaktadır. Günümüzde bu eylemlere yapmak, bulmak, eylemleri dek katılmıştır. Oysa yardımcı eylemlerle cümleyi doldurmak yerine sözcüklerin eylem olanını kullanma yoluna giderek, Türkçenin zenginliğinden ve gücünden yararlanarak, daha duru bir anlatıma sahip olabiliriz. Umut ediyorum yerine umarım, dilerim kuşku etmek yerine kuşkulanmak başvuruda bulunmak, başvuru yapmak yerine, başvurmak duyuru yapmak yerine duyurmak etki etmek yerine etkilemek Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
Son günlerin en çok istek alan parçası yine bir numarada=”istenen veya beğenilen” olmalıdır.
Burada bekleme yapılmaz.=”beklenmez veya durulmaz” olmalıdır.
Stüdyomuza gelme isteğinde bulunanlar.=”gelmek isteyenler” olmalıdır.
Yavrulama yapan kediler kobay olarak kullanıldı.=”yavrulayan” olmalıdır.
Çelişen Sözcükler
Bir yazı ya da konuşmada, birbirini tutmayan, çelişen sözler kullanılması okuyanı, dinleyeni şaşırtır. Anlatım inandırıcılığını yitirir, karışıklığa yol açar. Türkçede karışıklığa yol açan sözlerden bazılarını cümleler üzerinde inceleyelim.
• Belki bugün çarşıya çıkacağız tabii belki – tabii
• Kuşkusuz duyduğum onun sesi olmalı. Kuşkusuz – olmalı
• Eminizki iradeli bir insan olan öğretmenimiz bu sorununu da herhalde çözmüştür. eminizki – herhalde
• Üç ayrı yerde başlayan yangında mutlaka kasıt ihtimali var diyorlar. Mutlaka – ihtimali
• Aşağı yukarı tam beş yıldır görüşemiyoruz. Aşağı yukarı – tam
• Kısmen de olsa kendimi ona karşı tamamen sorumlu hissediyorum. Kısmen – tamamen
Yanlış Okunan, Yazılan ve Söylenen Sözcükler
Bu yanlışlar genellikle başka dillerden Türkçeye girmiş sözcüklerin okunmasında, yazılmasında ve söylenmesinde görülür. Çoğunlukla yabancı sözcüklerin anlamının tam ve doğru olarak bilinmemesinden ileri gelir. Anlamı tam ve doğru olarak bilinmeyen yabancı sözcüklerin yerine Türkçelerinin seçilmesi anlatımın doğru ve açık olmasını sağlar. Aşağıda bu tür sözcüklerin bir kısmının yanlış ve doğru şekilleri liste halinde verilmiştir. Yanlış Doğru adele adale afaroz aforoz arazöz arozöz asvalt asfaltâyar ayareyitim eğitimhâtırâ hâtıraherkez herkeshîbe hibeihtibaren itibarenkavonoz kavanozklavuz kılavuzlağzım lazımmefta mevtamahfetmek mahvetmekmeşgâle meşgalemuaffak muvaffakörneyin örneğinrâkip rakipsezeryan sezaryensilüet siluetşevkat şefkattarikatler tarîkatlertafsiye tasfiyeteşfik teşvikTürkiya Türkiye vâhim vahimyalnış yanlışyanlız yalnız
Cümle Kuruluşu ile İlgili Anlatım Bozuklukları
Dilde sesler bir araya gelerek sözcükleri, sözcükler bir araya gelerek cümleleri oluşturur. Sözcükleri doğru seçmek kadar, onları cümlede yerli yerinde kullanmamak da anlatımı etkiler.
Cümlenin Öğeleriyle İlgili Anlatım Bozuklukları
Cümleler duygu, düşünce ve isteklerimizi en kolay ve en kısa anlatma araçlarıdır. Kurduğumuz cümleler her zaman açık ve anlaşılır olmalıdır. Cümleyi oluşturan öğeler anlatılmak istenen amaca göre belirli bir düzen içinde sıralanır. Öğelerin dizilişi amaca uygun olmazsa ya da cümle içinde bir sözcük eksik olursa cümle istediğini anlatamaz. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Burası bu tartışmanın ne yeri ne de zamanı.”Burası bu tartışmanın yeri” olmayabilir ama “burası bu tartışmanın zamanı…” biçiminde bir anlatım doğru değildir.
• Okulun onarımı üç ay içinde bitecek ve eğitime başlayacaktır. Bitecek olan “okulun onarımı”dır. Eğitime başlayacak olan ise “okul”dur. İkinci cümlenin öznesi olan “okul” sözcüğü kullanılmadığı için cümlede anlatım bozukluğu vardır.
• O seni inandırmak için yalvarıyor, biz de sizi kuşkuyla izliyorduk. İnandırmaya çalışan “o”dur. İzleyen ise “biz”. İki ayrı yargı, iki ayrı özne vardır. Birinci cümlenin yüklemi yalvarıyordu” olmalıydı.
• Senin bu işi yapacağına inanıyor ve bekliyorum.”bekliyorum” yüklemi geçişli bir eylem olduğundan bir nesne ile kullanılması gerekirdi. Bu cümlede bekliyorum yükleminden önce “bunu” sözcüğünün de bulunması gerekirdi.
• Gençlerimizi sevmeliyiz, güvenmeliyiz.”gençlerimizi” sözcüğü, “sevmeliyiz” yükleminin nesnesidir. Ancak “gençlerimiz” sözcüğü “güvenmeliyiz” sözcüğüne nesne olamaz. Çünkü “güvenmeliyiz yüklemi bir dolaylı tümleçle birlikte kullanılmalıdır. Bu cümlede “güvenmeliyiz” yükleminden önce “onlara” tümlecinin de bulunması gerekirdi.
• Dişçi çocuğun dişini çekip eve gönderdi.”Dişçi çocuğun dişini çektikten sonra onu evine gönderdi” olmalıydı.
• Evin eşyaları boşaltıldı ve yakıldı. Bu cümlede yakılan nedir? Ev mi yoksa eşyalar mı?
Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.
• Buna ancak okurlar karar verir, uygular.
• Ayşe’yi çok sever, daima güvenirim.
• Bütün kitapların adı listeye yazıldı ve kütüphanedeki raflara yerleştirildi.
• Öğretmen sayısı çok olan bölgelerden alıp az olan bölgelere vereceğiz.
Olumlu ve Olumsuz Yargıların Birlikte Kullanımından Doğan Anlatım Bozuklukları
Olumlu ve olumsuz yargıların birlikte kullanıldığı cümlelerde yargıların birbirine karışmamasına dikkat etmek gerekir. Genellikle virgülle, noktalı virgülle (ve ama fakat ancak gibi) bağlaçlarla birbirine bağlanan, düşüncelerin art arda sıralandığı sıralı cümlelerde olumlu ve olumsuz yargıların birbirine karıştırıldığı olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Düşüncelerinde ısrarlı ama inatçı değildi.”değildi” yüklemi “inatçı” sözüyle birlikte, “ısrarlı” sözcüğünün de yüklemi durumunda. Düşüncelerinde ısrarlıydı ama inatçı değildi, olmalıdır.
• Tereyağı tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir.”tam sağlıklı” ve “yaşlı olmayan” sözlerinden “sağlıksız” ve “genç” anlamları çıkıyor. Tereyağı tam sağlıklı ve genç kimselerce yenmelidir, olmalıdır.
• Herkesin temiz olmasını ve yere hiçbir şey atılmasını istemiyorum. Herkesin temiz olmasını istiyorum ve yere hiçbir şey atılmasını istemiyorum, olmalıdır.
Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.
• Çalışkan ama girişken bir öğrenci değildi.
• Peyniri az zeytini hiç yemem.
Yardımcı Eylem Eksikliğinden Doğan Anlatım Bozuklukları
Türkçede sık karşılaşılan anlatım bozukluklarından biri de yardımcı eylem eksikliğinden doğan anlatım yanlışlarıdır. Özellikle sıralı ve bağlı cümlelerde yardımcı eylemlerin unutulması cümlede anlatım bozukluğuna yol açmaktadır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Öğretmenlerin içinde bulunduğu koşullar tesbit ve bu koşullar eğitimi olumlu yönde geliştirecek biçimde düzeltilmelidir.”tesbit” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “edilmeli” biçimi getirilmelidir.
• Öğrencilerimizi tebrik ve hepinizin adına teşekkür ederim.”tebrik” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “eder” şekli getirilmeli. Ayrıca “adına” sözcüğünden sonra “kendilerine” sözcüğü getirilerek cümledeki dolaylı tümleç eksikliği de giderilmelidir.
• Okullardaki eşyayı tahrip ve onlara zarar verenler disiplin kuruluna verilir.”tahrip” sözcüğünden sonra “etmek” yardımcı eyleminin “eden” biçimi getirilmelidir.
Sözcük ve Sözcük Öbeklerinin Yerinde Kullanılmamasından Doğan
Anlatım Bozuklukları
Bir cümle içinde sözcükler, bulunması gereken yerde bulunmazsa anlam karışıklığı, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Cümlenin anlamında belirsizlik olur. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Ali’nin sınıf başkanlığı otuza karşı, on iki oyla reddedildi. Bu cümleye göre Ali’nin başkanlığı on iki oyla reddedilmiş oluyor. Oysa anlatılmak istenen otuz oyla reddedildiğidir.
• Çırılçıplak gazetecilere yakalanan sanatçı ateş püskürdü.”Çırılçıplak” olan “gazeteciler” mi yoksa “sanatçı” mı? Aşağıdaki cümlelerdeki anlatım bozukluklarını gidermeye çalışın.
• Haberlerde tekrar tekrar yıkılan köprüleri izledim.
• Bütün gün bomboş evde oturdum.
• Su gibi içkiler içiliyor, çılgınca eğleniyordu.
• . Dersanesi öğrencileri ücretsiz üniversite sınavına hazırlıyor.
• Henüz bu dersin sağladığı yararlar öğrencilerimize tam olarak yansımış değil.
• İzinsiz inşaata girilmez.
Özne-Yüklem Uyumsuzluğundan Doğan Anlatım Bozuklukları
Özne ile yüklemin uyumsuzluğu cümlenin anlatımını bozar. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Ayla ile Serap’ın anlatımında hem yanlışlar var hem de kitap diline hiç uygun değil.”hiç uygun değil” yükleminin öznesi “Ayla ile Serap’ın anlatımı” olmalıdır.
• Meteor yağmurları her yıl düzenli olarak tekrarlar.”bir şey” tekrarlamaz, tekrar etmez fakat tekrarlanır, tekrar edilir.
• Bu gibi olayları saymakla bitmez.”bitmez” eyleminin öznesi “bu gibi olaylar” olmalıdır.
• O yıl eğlenceyi seven ne kadar öğrenciler varsa bu derslere ilgi gösterdi.”öğrenci” sözcüğü tekil kullanılmalıdır.
• Ellerime uğur böcekleri konuyorlar. Cümledeki özne çoğul hayvan adı veya çoğul bitki adı olursa, cümlenin yüklemi tekil olur. “konuyor” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Bacakları tutmuyor, gözleri artık görmüyorlardı. Cümledeki özne organ adlarından birini gösteren çoğul bir sözcükse yüklem tekil olur. “görmüyordu” sözcüğü kullanılmalıdır.
• İşlerimiz artık çoğaldılar. Cümledeki özne eylem bildiren çoğul bir özneyse yüklem tekil olur. “çoğaldı” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Kamyonların gürültüleri bütün sokağı kaplıyorlardı. Özneleri çoğul cansız varlık olan cümlelerin yüklemi tekil olur. “kaplıyordu” sözcüğü kullanılmalıdır.
• Saniyeler geçmek bilmiyorlardı. Saat, dakika, saniye, ay, yıl gibi zaman adlarından birini gösteren çoğul öznelerin yüklemi tekil olur. “bilmiyordu” sözcüğü kullanılmalıdır.
Aşağıdaki cümleyi inceleyin, anlatım bozukluğunun nedenini bulmaya çalışın.
Haftanın en güzel günlerinden biridir cumartesi, pazar.
Düşünme Hatalarından Doğan Anlatım Bozuklukları
Türkçenin özellikle sözlü anlatımında düşünme hatalarından doğan anlatım bozuklukları da görülmektedir. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim.
• Otomobilin bagajından bir kamyon dolusu silah çıktı.(Otomobilin bagajına bir kamyon dolusu silah sığmaz.)
• Aşağıya indiğimizde arabamızı çalınmış olarak bulduk.(Araba ya vardır ya da yoktur. Çalınmış olarak bulunamaz.)
• Bir koltukta ölü olarak uyanmak istemiyorum.(Öldükten sonra uyanmak mümkün değildir.)
• Bu yılki salgın hastalıkta hayvan ölümü sayısı 275 olarak gerçekleşti.(275 sayısı, hayvan ölümü sayısı değil, ölen hayvan sayısıdır.)
• Bütün bildiklerimi ve bilmediklerimi oğluma öğretmek istiyorum.(Bildiklerimizi öğretebiliriz ama bilmediklerimizi öğretemeyiz.)
• Bugün yapılan antrenmanda iki futbolcu arasında sözlü bir tartışma geçti.(Antrenman sırasında, futbolcular arasında elbette sözlü tartışma yapılacaktır. O anda yazılı bir tartışma olamaz.)
• İlk kez gerçekleşen gösteriye katılım rekor düzeydeydi.(İlk kez yapılan bir gösteriye gelen izleyici sayısının, rekor düzeyde olup olmadığı bilinemez.)
• Yangında ihmal var.(İhmal, yangında değildir. Ancak yangının çıkmasına neden olan kişilerin ihmali söz konusu olabilir.
| ANLATIM BOZUKLUKLARI |
|
İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Ders notları
I. MEŞRUTİYET 23-ARALIK 1876
Meşrutiyet; Parlamentolu Krallık, Taçlı Parlamento da denir. Hükümdarın yanında bir meclis ve Anayasa vardır. Hükümdarın yetkileri kısılmıştır.
İlanı: 31-Ağustos 1876 tarihinde Osmanlı tahtına geçen II. Abdülhamid Yeni Osmanlılara (Jön Türkler ) verdiği sözü tutarak 23-Aralık 1876′da Meşrutiyeti ilan etti.
Böylece Türk tarihinde ilk defa millet temsilcilerinden oluşan Meclis-i Mebusan seçimleri yapıldı. Kanuni- Esasi kabul edildi. İlk defa halkın yönetime katıldığı anayasal düzene geçildi.
Sebebi: Genç Osmanlılara göre azınlıkların ayaklanmalarını önlemek için meşrutiyete geçilmesi gerekiyordu.
NOT: Meclis açma kapama yetkisi padişaha, yasama yetkisi Ayan Meclisi ile Mebusan Meclisine, Yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu ’na aitti.
Ayan Meclisini padişah seçiyor. Seçim 4 yılda bir yapılıyor. Angarya kalkıyor. Mesken dokunulmazlığı ve kişi hürriyeti geliyor. 1877′de kapatılıyor.
II. MEŞRUTİYET 24-TEMMUZ-l908
SEBEPLERİ:
II. Abdülhamid’in Osmanlı-Rus savaşını sebep göstererek Meclisi-Mebusanı kapatması ve bu olayın aydınlar tarafından tepkiyle karşılanması,
Kurulan gizli derneklerin anayasa mücadelesine başlaması,
Reval buluşmasında İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı topraklarını paylaşmaları.
AMACI: I. Meşrutiyet te olduğu gibi azınlıklara seçme ve seçilme hakkı vererek devletin dağılmasını önlemek.
İLANI: Ülkede karışıklıklar artmaya başlayınca Enver Bey ve Niyazi Bey gibi bazı subayların Makedonya’da isyan çıkarması üzerine padişah II. Abdülhamid anayasayı yeniden yürürlüğe koydu. 24-Temmuz-1908 ‘de yeniden seçimler yapıldı.
ÖNEMİ: II. Meşrutiyet’te Türk siyasi hayatında ilk kez partili döneme geçilmiştir. (İttihat ve Terakki Fırkası)
II. MEŞRUTİYETİN KENDİNDEN ÖNCEKİ SİYASİ GİRİŞİMLERLE ORTAK YÖNLERİ
- Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı. I. Meşrutiyet. II. Meşrutiyet
- Padişahın otoritesini sınırlama
- Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I. ve II. Meşrutiyet
- Amaçlarının devleti yıkılmaktan kurtarmak olması
- Anayasacılık yönünde yapılan ıslahatlar olması
- Meşrutiyet, II. Meşrutiyet
- Seçme ve seçilme hakkı kazanan halkın yönetime katılması
II. MEŞRUTİYETİN SEBEP OLDUĞU GELİŞMELER
1878 Berlin Antlaşması’yla Bosna- Hersek ‘i denetleme hakkına sahip olan Avusturya II. Meşrutiyet’in kavramlarından rahatsız olmuş ve Bosna – Hersek’i topraklarına katmıştır.
Berlin Antlaşması ile özerklik kazanan Bulgar Prensliği, 1908 ‘de bağımsızlığını kazanmıştır.
Yunanistan Girit’i işgal etmiştir.
31-Mart Olayı çıkmıştır.
31 – MART OLAYI 13-Nisan -1909
SEBEBİ: II. Meşrutiyete karşı bir ayaklanmadır.
SONUÇ: Selanik’te toplanan Hareket Ordusu İstanbul’a geldi. Ayaklanmayı bastırdı. Komutanı; Mahmut Şevket Paşa, Harekat subayı Mustafa Kemal’di.
Özelliği: Düzene karşı bir ayaklanmadır.
TRABLUSGARP (İTALYA SAVAŞI) 1911
SEBEBİ: Siyasi birliğini geç sağlayan İtalya’nın hammadde ve pazar arayışıyla sömürge elde etme istemesi. İtalya, önce Fransa ve İngiltere’nin onayını almış ve Osmanlı Devletinden Trablusgarp’ı istemiştir. Sonra İtalyanlar Trablusgarp’ı işgal etmişlerdir.
GELİŞMESİ:Donanma yeterli olmadığından denizden kuvvet gönderilemedi.
Mısır İngiliz işgalinde olduğu için Trablusgarp’ın işgaline engel olunamamış ve müdahale edilememiştir.
Trablusgarp’ın savunması yerli halkı teşkilatlandıran Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından yapılmıştır.
Derne, Tobruk ve Bingazi’de savaşıldı. İtalyanlar fazla ilerleyemediler. Bunun üzerine İtalyanlar; Oniki Adayı işgal ettiler.
SONUCU: I. Balkan Savaşının çıkmasıyla Trablusgrap’daki subaylar geri dönmüş; Trablusgrap savunmasız kalmıştır. Uşi Antlaşması imza edilmiştir.
UŞİ ANTLAŞMASI
1912’de imzalanan Uşi Antlaşmasına göre;
On iki ada geçici olarak,
Trablusgrap kesin olarak İtalyanlara bırakılmıştır. (İtalyanlar On iki Ada’yı boşaltmadılar, 1945’de İtalyanlar Yunanistan’a bıraktılar.
NOT: Uşi Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti Kuzey Afrika ’daki son toprağını da kaybetmiştir.
BALKAN SAVAŞLARI 1912-1913
I. BALKAN SAVAŞI
SEBEPLERİ: 1) Fransız İhtilali sonucu yayılan milliyetçilik akımı
2) Rusya’nın sıcak denizlere inme politikası
SAVAŞIN BAŞLAMASI: Rusya’nın temel amacı sıcak denizlere inmekti. Bu amaçla; Rusya Balkanlar’da Panslavizm politikasını takip etti. Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan’ın aralarında bir bağlaşma yapmasını sağladı.
Balkan Devletleri, Osmanlı Devleti’nin Makedonya’da yenilik yapmaması gerekçesiyle savaşı başlattılar. İlk saldıran ülke Karadağ’dı.
SONUÇLARI: Osmanlı Devleti savaşı kaybetmiştir. Çünkü;
Askerlerinin bir bölümünün terhis edilmesi,
Ordu komutanları arasında oluşan siyasi görüş ayrılıkları.
** Edirne ve Kırklareli kaybedilmiştir.
** Arnavutluk bağımsızlığını kazanmıştır. ( Balkanlarda bağımsızlığını kazanan son devlettir. )
Büyük Devletlerin araya girmesiyle yeni Balkan haritasını belirlemek amacıyla LONDRA KONFERANSI toplanmıştır. (Aralık 1912 ) Alınan kararlara göre;
Midye – Enez hattının Batısı, Balkan Devletlerine bırakıldı. Ege Adaları, Yunanistan’a bırakıldı.
NOT: Enver Paşa “Babıali Baskını” denilen bir hükümet darbesi yaptı. 1913 İttihat ve Terakki Fırkası 1918 yılına kadar iktidarda kaldı..
II. BALKAN SAVAŞI
SEBEBİ: I. Balkan Savaşı’ndan sonra Balkan Devletleri arasında yapılan paylaşımda en büyük payı Bulgaristan’ın alması üzerine Balkan Devletleri aralarında savaş başladı.
SAVAŞA KATILAN DEVLETLER: Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve Romanya’dır (Romanya; Bulgaristan’dan pay almak için katılmıştır. )
Bu durumdan yararlanan Osmanlı Devleti Midye – Enez hattını aşarak Kırklareli ve Edirne’yi geri aldı.
SONUÇLARI:
Bulgaristan yenildi ve toprak kaybetti.
Osmanlı Devleti, Kırklareli ve Edirne’yi geri aldı.
Osmanlı Devleti ile Bulgaristan İstanbul Antlaşması’nı yaptı. (1913)
Osmanlı Devleti ile Yunanistan Atina Antlaşması’nı yaptı. (1913)
Balkan Devletleri Bulgaristan ile Bükreş Antlaşması’nı yaptı. (1913)
• Osmanlı Devleti Balkan Savaşlarından Sonra; Arnavutluk’u, Makedonya’yı, Batı Trakya’yı, Ege Denizindeki Adaları bırakmak zorunda kaldı.
Türklerin Avrupa Kıtasındaki Varlığı Doğu Trakya İle Sınırlı Kaldı
Bu olaylardan sonra İttihat ve Terakki Partisi orduda yenilikler yaptı. Almanya’dan getirilen subaylarla Osmanlı – Alman yakınlaşması biraz daha artmıştır.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
Savaş Başlamadan Önce
İTİLAF DEVLETLERİ: İngiltere, Fransa, Rusya
İTTİFAK DEVLETLERİ: Almanya, Avusturya-Macaristan İmp., İtalya
Savaş Başladıktan Sonra
İTİLAF DEVLETLERİ: İngiltere, Fransa, Rusya Sırbistan, İtalya, Yunanistan Romanya, Japonya, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri
İTTİFAK DEVLETLERİ: Almanya, Avusturya-Macaristan İmp., Osmanlı Devleti, Bulgaristan
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SEBEBLERİ
Ülkeler arasında görülen sömürge elde etme yarışı
Fransa’nın 19. Yüzyılda Almanya’ya yenilmesi ve kaybettiği Alsas Loren’i
geri almak istemesi
İngiltere’nin Rusya’yı Balkanlar’da serbest bırakması; Avusturya Macaristan’ın çıkarlarının zedelenmesi
Ülkelerin birbirlerine karşı silahlanmaları
Almanya’nın İngiliz sömürgelerini tehdit etmesi
Avusturya Macaristan veliahtının Sırplar tarafından öldürülmesi
SAVAŞIN ÇIKIŞI
1914 yılının 28 Haziran’ında Saraybosna’yı ziyaret eden Avusturya – Macaristan veliahdı François ( Fransuva ) Ferdinand’ın bir Sırplı tarafından öldürülmesi I. Dünya Savaşı’nı başlatan olay oldu.
Avusturya – Macaristan İmparatorluğu katillerin Sırbistan’a sığındığını ileri sürerek bu devlete 28 Temmuz 1914 ‘de savaş ilan etti. Rusya Sırbistan’ın yanında yer aldı. Fransa, Rusya’yı destekledi. Bunun üzerine Almanya ve Rusya’ya savaş ilan etti. Daha sonra İngiltere, imzalamış olduğu anlaşma gereğince Fransa ve Rusya’nın yanında savaşa katıldı.
Japonya, Asya’daki hakimiyet alanını genişletmek için, Almanya’nın sömürgelerine saldırdı. Savaşın sömürgelere sıçraması savaş alanını genişletti.
Savaş başladıktan sonra İtalya bir süre tarafsız kaldı. Daha sonra kendisine verilmesi için söz verilen ve Güney Anadolu kıyılarına yerleşmek ümidiyle taraf değiştirdi. Savaş devam ederken değişik zamanlarda Romanya, Yunanistan, Brezilya, Portekiz ve ABD İtilaf Devletleri yanında savaşa girdiler.
OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN SAVAŞA GİRMESİ
Osmanlı İmparatorluğu savaş başladığı zaman tarafsızlığını ilan etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmemesi İtilaf Devletleri’nin işine geliyordu.
• Almanya ise Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesiyle yeni bir cephe açılacak, böylece İngiliz ve Rus birliklerinin Osmanlı cephesine kaydırılmasıyla yükü hafifleyecekti.
Bununla beraber Almanya;
• Boğazların İtilaf Devletleri’ne kapatılacağı için Ortadoğu’da egemenliği İngilizlere kaptırmayacağını düşünüyordu.
Osmanlı Devleti ise;
Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın ve yetkililerin savaşı Almanya’nın kazanacağına inanmaları, kaybedilen toprakların geri alınacağının düşünülmesi,
İngiltere’nin Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devletinin karşısında yer alması ve Rusya’nın yayılmacılığına göz yumması sebebiyle Almanya’ya yaklaştı.
• Breslav, ( Midilli) ve Goben (Yavuz) isimli Alman gemileriyle Rus limanlan bombalandı. Rusya’ya savaş ilan edildi.
CEPHELER
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Savaştığı Cepheler:
1- KAFKAS CEPHESİ
: Enver Paşanın yönetiminde Osmanlı ordusunun Rusya’ya karşı açtığı taarruz cephesidir.
Sarıkamış’ta soğuk hava şartları sebebiyle doksan bin asker şehit verilmiştir.
Ruslar Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon ve Erzincan’ı ele geçirmişlerdir.
1917′de Rusya’da Bolşevik İhtilali çıkınca Rusya savaştan çekildi.
Sovyet Rusya ile imzalanan Brest- Litovsk Antlaşması ile Kafkas Cephesi kapandı. 3- Mart -1918 Bu antlaşmada Almanya’da yer aldı. Bu antlaşmaya göre;
Sovyet Rusya daha önce 1878 Berlin Antlaşması ile aldığı Kars, Ardahan, ve Batum’u Osmanlı Devleti’ne geri vermiştir.
• Almanya’nın doğusundaki cephe kapanmıştır.
NOT: Osmanlı Devleti’nin Sovyet Rusya ile imzaladığı ilk ve tek antlaşmadır. ( İhtilalden sonra kurulan rejimle )
• Çanakkale savaşlarından sonra xvı Kolordu komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa Ruslar’ı yenmiş, Bitlis ve Muş’u kurtarmıştır. (1916)
2- ÇANAKKALE CEPHESİ
İtilaf Devletleri’nce açılan bir cephedir.
Sebepleri:
Ekonomik durumu bozuk olan Rusya’ya yardım etmek
Boğazları ve İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmak.
Gelişmesi ve Sonuçları: Çanakkale Boğazına yapılan saldırı 18-Mart- 1915 ‘de püskürtüldü. Daha sonra Anafartalar, Conkbayırı ve Arıburnu muharebeleri kazanıldı.
Böylece Gelibolu yarımadasının düşman eline geçmesi önlendi.
Mustafa Kemal’in Çanakkale Zaferi’ndeki komutanlığı onun askeri dehasını ispatlamıştır.
Birinci Dünya Savaşı uzamıştır.
Rusya çökmüş ve savaştan çekilmiştir.
3- GÜNEY CEPHESİ
Bu cephede Kanal, Suriye, Irak, Filistin cephelerinde mücadele edilmişti. Özellikle “Kanal Cephesinin” açılması;
• İngiltere’ye sömürgelerinden gelecek yardımları önlemek ve Süveyş Kanalını ele geçirerek İngiltere’yi Mısır’dan çıkarmak amacına yöneliktir.
4- BATI CEPHESİ
Bu cephede Osmanlı birlikleri Galiçya, Romanya ve Makedonya ‘da savaştılar. Müttefiklerine yardım ettiler.
SAVAŞIN BİTİŞİ VE ANTLAŞMALAR
Savaştan çekilen ilk devlet Sovyet Rusya’dır. Bir süre sonra ABD Wilson İlkelerini yayınlayarak savaşa girdi. Bulgaristan ateşkes isteyerek savaştan çekildi. Daha sonra ise Almanya, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı imparatorluğu savaştan çekildiler.
I. DÜNYA SAVASI’NIN SONUNDA İTİLAF DEVLETLERİ İLE
Bulgaristan Nöyyi 27- Kasım – 1919
Almanya Versay 28- Haziran – 1919
Avusturya Sen Jermen 10 – Eylül -1919
Macaristan Triyanon 4 – Haziran -1920
Osmanlı İmparatorluğu ile Mondros Ateşkes (30- Ekim -1918 ) ve Sevr (10- Ağustos -1920) antlaşmalarını imzaladılar.
I. DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI
•İttifak Devletleri yenildiler
•Avusturya Macaristan İmparatorluğu parçalandı.
•Avusturya, Macaristan, Polonya, Yugoslavya, Çekoslovakya
Devletleri Kuruldu.
•Osmanlı Devleti’nden Ürdün, Arabistan Irak, Suriye Devletleri koparak bağımsız oldu.
•Ülkeler arası barışın sağlanması için “Milletler Cemiyeti”kuruldu.
•Sömürgecilik nitelik değiştirip mandacılık yayıldı.
•Çok milletli imparatorluklar yıkıldı.
•Yeni rejimler uygulamaya konulmuş, “Cumhuriyet Rejimi” yaygınlaşmıştır.
•Türklerin toprakları işgal edilmiş, Türk Milleti Kurtuluş Savaşını başlatmış ve yeni bir devlet kurmuştur.
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI 30- EKİM – 1918
1 – Boğazlar İtilaf Devletlerine açılacak ve bu devletlerce işgal edilecektir. (Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona eriyordu. )
2- Osmanlı Devleti’nin bütün haberleşme istasyonları (telsiz, telefon) İtilaf Devletleri tarafından denetim altına alınacaktır.
3- İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa istedikleri bölgeleri işgal edeceklerdir. ( 7. Madde; En ağır maddedir. İşgallere gerekçe olmuştur.)
4- Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu’daki altı ilimizde ( Vilayet-i Sitte: Erzurum, Van Bitlis Sivas, Diyarbakır, Elazığ ) karışıklık çıkarsa; İtilaf Devletleri bu bölgeleri işgal edebileceklerdir. (Bu madde Doğu Anadolu ‘da bir Ermeni devleti kurmaya yöneliktir. )
5- Osmanlı orduları terhis edilecek, silah ve cephaneye el konulacak.
6- Osmanlı Devleti’nin elindeki esirler bırakılacak, Türk esirler İtilaf Devletlerinin denetiminde kalacaklardır,
7- Trablus ve Bingazi’deki bütün Türk subayları en yakın İtalyan garnizonuna; Hicaz, Yemen, Suriye, ve Irak’taki askeri birlikler İtilaf Devletleri’ne teslim olacaklardır. Öte yandan İran ve Kafkasya’ya giren Osmanlı Birlikleri geri çekilecektir.
8- Bütün liman ve tersanelerden İtilaf Devletleri yararlanacaktır.
9- İtilaf Devletleri kömür, akaryakıt ve benzeri maddeleri Türkiye’den temin edeceklerdir.
10- Bütün demiryolları İtilaf Devletleri tarafından denetim altına alınacaktır.
İŞGALLER
İtilaf Devletleri 13-Kasım -1918 ‘de İstanbul’a çıkarma yaptılar.
İngilizler; Musul, Urfa, Maraş ve Antep’i işgal ettiler. Fransızlar: Adana dolaylarını işgal ettiler.
İtalyanlar: Konya ve Antalya dolaylarını işgal ettiler. Yunanlılar: İzmir’den başlayarak bütün Batı Anadolu’yu işgal ettiler.
Not: İngilizler Fransızlarla anlaşarak Urfa, Maraş ve Antep’i Fransızlara devrettiler.
OSMANLI İMPARATORLUĞUNU PAYLAŞMA TASARILARI
Gizli Antlaşmalar
Mondros Mütarekesi’ni, işgalleri ve Sevr Antlaşması’nı anlayabilmek için İtilaf Devletleri’nin kendi aralarında yaptıkları antlaşmaları kavramak gereklidir.
Not: (Bu Antlaşmalar Henüz I. Dünya savaşı devam ederken imzalanmıştır. )
1-İstanbul Antlaşması 1915
a) İngiltere – Fransa – Rusya arasında yapılmıştır.
b) Rusya’nın savaşa girmesi karşılığı İstanbul ve Doğu Anadolu’nun kendilerine verileceği vaad edilmiştir.
2- Londra Anlaşması 1915
İngiltere – Fransa – İtalya arasında yapılmıştır.
İtalya’nın İttifak Devletleri’nden ayrılması karşılığı Anadolu’nun güney kıyıları vaad edilmiştir.
3- Sykes – Picot ( Seyk- Piko ) Antlaşması 1916
İngiltere ve Fransa arasında yapılmış fakat sonra Rusya’ya verilecek yerlerde belirlenmiştir.
Bu Antlaşmaya göre;
İngiltere; Irak ve Ürdün’ün koruyuculuğunu üstleniyor ve bütün Mezopotamya’yı nüfuz bölgesi yapıyordu.
Fransa; Suriye, Çukurova, Hatay bölgelerini nüfuz bölgesi yapacak Rusya’ya ise; Boğazlar ve Doğu Anadolu’nun verilmesi öngörülüyor.
4- Şerif Hüseyin- Mac Mahon Antlaşması 1916
Mısır valisi Mac Mahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında imzalanmıştır.
Türklere karşı isyan etmesi karşılığı Araplara ( Şerif Hüseyin ve oğullarına ) devlet kurulacağı vaad edilmiştir.
5-Sn. Jean De Mauri Enne Ant. ( Sen Jan dö Moren Ant. ) 1917
a) İtalyanların Anadolu’da kendilerine vaad edilen yerlerin belirlenmesini istemesi üzerine imzalanmıştır,
b) Antalya’dan İzmir’e kadar olan yerler ve arka tarafları İtalyanlara verilecekti.
Not: 1917′de Rusların savaştan çekilmesi gizli antlaşmaların yerine getirilmesini engellemiş, fakat İngilizler ve Fransızlar çıkarlarını korumuşlardır.
WİLSON İLKELERİ
Amerika Birleşik Devletleri Cumhurbaşkanı Wilson’un savaşa girmeden önce
barışın hangi şartlarda sağlanması gerektiğini “Wilson İlkeleri” ile yayınladı. Fakat uyan olmadı. 8- Ocak – 1918′de ilan edilen 14 maddenin önemli maddeleri;
Osmanlı Devleti’nde Türklerin oturdukları bölgelere kesin egemenlik hakkı, tanınmalıdır. Diğer milletlere ise kendini yönetme hakkı verilmelidir.
Boğazların güvenliği sağlandığı taktirde bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olmalıdır.
Devletler kendi aralarında gizli antlaşmalar imzalamayacaktır. Galip devletler yenilenlerden savaş tazminatı ve toprak almayacaktır.
Devletler arasındaki anlaşmazlıkları barış yolu ile çözümleyecek milletler arası bir teşkilat kurulacak.
Not: Bu amaçla Cemiyeti – Akvam kurulmuştur.
Not: Bu ilkeleri istemeyerek kabul eden İtilaf Devletleri, aslında bunları çıkarlarına ters buluyorlardı. Fakat İtilaf Devletleri, bu ilkeleri kendi çıkarlarına göre uygulamışlardır.
Not: Wilson İlkeleri’nin yayınlanmasının temel amacı; ABD’nin Avrupa ve Ortadoğu’da güç sahibi olmak istemesidir.
PARİS BARIŞ KONFERANSI 1919
1919 yılı başlarında İtilaf Devletleri temsilcileri Paris’te toplanarak Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl paylaşacaklarını görüşmeye başladı. Yenilen devletlerin durumları görüşüldü.
Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan ön plana çıkarak İngilizlerin desteğiyle daha önce İtalya’ya vaat edilen Batı Anadolu’nun Yunanlılara verilmesi kararı güçlendi. Doğu Trakya ve İzmir çevresi verildi.
Not: İtalyanlar İngiltere ve Fransa’ya kızarak güney kıyılarımızı tek başına işgal ettiler.
Not: İngiltere ve Fransa Wilson ilkelerinin ortaya çıkardığı etkiyi kırabilmek için Paris Konferansında Manda fikrini ortaya attılar.
İZMİR’İN İŞGALİ 15-MAYIS-1919
SEBEBİ: Paris Konferansı’nda Yunan İşgali’nin İtilaf Devletleri’nce
onaylanması
İngiltere’nin İstanbul’un güneyinde güçlü bir İtalya istememesi
İzmir’in işgalini Mondros Anlaşması’nın 7. Maddesine dayandırmaları
Yorum: İtilaf Devletleri, İzmir’in işgalini haklı göstermek için Türklerin Hıristiyanlara baskı yaptığını ileri sürmüşlerdir.
• 7. Maddeyi gerekçe gösteren Yunanistan, Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayan devletler arasında yoktu.
SONUÇ: Hasan Tahsin takma adlı, Osman Recep Nevres tarafından ilk kurşun atılmıştır.
• İşgallere yapılan tepki milli şuurun uyanmasını sağlamış ve tepkiyi değer lendiren Mustafa Kemal “İşgallerin haksızlığı” ilkesinden yola çıkarak Kurtuluş Savaşını başlatmada itici güç olarak kullanmıştır.
AMİRAL BRİSTOL RAPORU 12-EKİM -1919
Batı Anadolu’da genişleyen Yunan işgaline karşı başlayan Türk direnişi İtilaf Devletleri’nce heyecan yarattı. Durumu incelemek üzere Amerikalı Amiral Bristol başkanlığında İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir heyet görevlen dirildi. Rapora göre:
Hıristiyan halkın can güvenliğinin olmadığı bilgisi yanlıştır.
Yapılan katliamların sorumluluğu Yunanlılarındır.
Yunan askerleri geri çekilmeli İtilaf güçleri gelmelidir.
İzmir’de Türk çoğunluğu bulunduğundan bu yerler Yunanlılara verilemez. (Yunanlılar, Hıristiyanların çoğunlukta olduğunu iddia etmişti. )
İŞGALLER KARŞISINDA OSMANLI YÖNETİMİNİN TUTUMU
Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra başlayan işgaller ve özellikle İtilaf Devletleri gemilerinin İstanbul’u baskı altına alması Osmanlı yönetimi üzerinde
karamsar bir hava meydana getirdi. İşbaşına gelen hükümetler bir savunma ve karşı koyma hareketine geçilmesini istemiyordu. Anlaşmazlıkların müzakere yoluyla halledileceğine inanıyorlardı.
Osmanlı yönetimi her şeyden evvel, hilafet ve saltanatın varlığını güvenceye almanın yollarını arıyordu. İtilaf Devletleri, Osmanlı yönetiminden ciddi bir tepki görmeyince, işgal hareketlerini daha geniş bir alana yayma cesaretini buldular. Bu durum, başsız kalmış hissine kapılmış Türk milletini, haklarını kendi gücüyle korumak için harekete geçirdi.
İŞGALLER KARŞISINDA MUSTAFA KEMALİN DURUMA BAKIŞI
Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği sırada Suriye Cephesi’nde Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak görev yapıyordu. Ateşkes anlaşması imzalanınca İstanbul’a döndü. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu durumun çok ciddi olmasını bilmesine rağmen karamsar değildi. Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğine inanıyor, milletin kendi gücüyle düşmana karşı çıkabileceğini düşünüyordu. Bu sebeple, İstanbul önlerinde demirli duran İtilaf Devletleri’nin filosunu görünce yanındaki yaverine, “Geldikleri gibi giderler! ” demişti. Bu sözler onun milletine olan güvenini, inancını ve uzak görüşlülüğünü göstermekteydi. Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunduğu süre içerisinde padişah ve hükümet üyeleriyle görüşmeler yaptı. Onlara işgaller karşısında neler yapılması gerektiğini anlattı. Diğer yandan, şimdi müze olan Şişli’deki evinde, başta Ali Fuat Paşa, Kazım Karabekir Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Bey olmak üzere güvendiği arkadaşlarıyla toplantılar yaptı. Bu toplantılarda, girişilecek mücadelenin esasları ele alındı. O sıralarda çeşitli kurtuluş çareleri ortaya atılıyordu.
Bazı kimseler İngiltere’nin himayesini, bazıları ise Amerika’nın mandasını istemeyi uygun görüyorlardı. Onlara göre Osmanlı Devleti, ancak bu yolla ayakta kalabilir ve bütünlüğünü koruyabilirdi. Bunlardan başka bölgesel kurtuluş yollan arayanlar vardı. Milli cemiyetlerin bir kısmı bu anlayışın sonucunda ortaya çıkmıştı.
Türk milletinin, şerefli bir millet olarak yaşamasını temel ilke sayan Mustafa Kemal, hu görüşleri doğru bulmuyordu. Çünkü o günlerde Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Bu durum karşısında sağlam ve gerçek
karar, millet egemenliğine dayanan, kayıtsız, şartsız, bağımsız bir Türk Devleti kurmaktı.
Bu düşüncelere sahip olan Mustafa Kemal, milli mücadelenin, milletin azim ve kararıyla kazanılacağına inanıyordu.
CEMİYETLER
AZINLIKLARIN KURDUĞU CEMİYETLER
MAVRİ- MİRA
AMACI:
Eski Bizans İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak
Ege Bölgesi’nde ilerleyen Yunan birliklerine yardım etmek
Bu cemiyetin amaçlan doğrultusunda çalışan alt kuruluşlar ise; Yunan Kızılhaçı, Göçmenler Cemiyeti, Yunan Komitesi ve Trakya Komitesidir.
RUM PONTUS CEMİYETİ
AMACI:
a: Patrikhaneye bağlı olarak çalışan cemiyetin amacı; İnebolu’dan Batum’a kadar uzanan bölgede bir Rum Pontus Devleti kurmaktı.
ETNİKİ ETERYA CEMİYETİ
AMACI:
a) Yunanlıların bağımsızlığını sağlayan bu cemiyet, Mavri Mira Cemiyeti ile işbirliği yapıyordu.
Bu olaylar olurken Ermenilerde boş durmuyorlardı. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Rumlarınkine benzer bir teşkilat oluşturmuş. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmak için çaba harcıyordu. Ermenilerin Doğu Anadolu’da çoğunlukta olduklarını belirterek İtilaf Devletleri’nden yardım istiyordu.
Ancak, Amerikalı General Harbord ( Harbırd ) bölgede inceleme yaptıktan sonra bir rapor hazırladı. General Harbord raporunda; Bütün Doğu Anadolu’yu araştırdığını ve hiç bir yerde Ermenilerin çoğunlukta olmadıklarını tespit ettiğini belirtti.
MİLLİ VARLIĞA DÜŞMAN CEMİYETLER
Kürt Teali Cemiyeti: Merkezi İstanbul’da olan cemiyet işgalci kuvvetlerden yardım alıyordu. Amacı; Yabancı devletlerin koruyuculuğu altında Kürt devleti kurmaktı.
Teali İslam Cemiyeti: Merkezi İstanbul’daydı. Konya ve çevresinde faaliyet gösteriyor, Saltanat ve Hilafetin gücünü artırmaya çalışıyor, Anadolu’da başlayan milli harekete karşıydı.
İngiliz Muhipler Cemiyeti: Merkezi İstanbul’daydı. Acık amacı, Osmanlı Devletini İngiliz mandasına sokmak, gizli amacı ise memlekette milli harekete güç veren milli şuuru yok etmek.
Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası: Damat Ferid Hükümetini desteklemiş, vatanın kurtuluşunu padişah ve halifenin buyruklarına bağlı kalarak sağlama düşüncesindedir.
Hürriyet ve İtilaf Partisi: Anadolu’daki milli harekete karşıdır.
Not: Türklüğe zararlı faaliyet içinde bulunan bu cemiyetler, Osmanlı Devleti’nin varlığını sürdürebilmesi için yabancı bir devletin himayesi altına girmesi gerektiğini ileri sürüyorlardı.
Yaptıkları faaliyetlerle milletin direnme azminin ve moral gücünün zayıflamasına sebep oluyorlardı.
MİLLÎ CEMİYETLER
1- Trakya Paşaeli Cemiyeti: Merkezi Edirne’de olan bu cemiyetin amacı; Yunanistan’ın Trakya’yı ele geçirmesine engel olmaktı. Bunun için Türklerin direnişini sağlamak ve silahla karşı koymak için hazırlıklar yapmıştır. İlk kurulan direnme cemiyetidir.
2- İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti: İzmir’in Yunanlılara İlhakını engellemek için kurulmuştur. İzmir halkını mitinge çağırdı.
3-İzmir Müdafa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti: Bu cemiyette yörenin tamamıyla
Türk olduğunu savunmuş ve İzmir’in işgal edileceğinin duyulması üzerine faaliyetini artırmış dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmıştır.
4- Kilikyalılar Cemiyeti: İstanbul’da kuruldu. Cemiyetin amacı Adana ve çevresini işgal eden düşmana karşı direniş hareketlerini teşkilatlandırmaktı.
5-Milli Kongre Cemiyeti: Milli Cemiyetler arasında önemli bir yeri vardır. Kuruluş amacı: Türk “Milletinin haklarını yayın yoluyla dünya kamuoyuna duyurmaktı. ” Kuva-i Milliye” deyimini kullanan ilk siyasi kuruluş olan bu cemiyet İstanbul’da çeşitli toplantılar düzenledi.
6-Trabzon Muhafaza-i Hukuku- Milliye cemiyeti:
Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini engellemek.
Rum Pontus Devleti’nin kurulmasını engellemek
7- Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti: İstanbul’da kurulmuştur. Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurulmasına karşıdır. Erzurum’da şube açmıştır. Alınan kararlarda:
Hiç bir sebeple bulundukları yerden ayrılmamak.
Derhal ilmi, dini ve ekonomik alanda teşkilatlanmak.
Doğu Anadolu’ya yapılacak saldırıya karşı birleşmek.
Milli cemiyetler, fedakar ve vatansever Türkler tarafından kuruldu. Cemiyetlerin kuruluşunda Türklük duygusu hakim oldu. Ancak bu cemiyetler, vatanın bütününü değil, adlarından da anlaşıldığı gibi, belli bir bölgeyi kurtarmayı amaç edinmişlerdi. Bu yolla Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak çok zor, hatta imkansızdı. Bu sebeple milli güçleri aynı amaç etrafında birleştirmek gerekiyordu. Bu birleşme, Sivas Kongresi’nde ve Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde gerçekleşmiştir.
MİLLİ CEMİYETLERİN İZMİR’İN İŞGALİNE TEPKİSİ
İzmir’in işgal edildiği haberi aynı gün Hükümet tarafından duyulduğunda şaşkınlık yarattı. Çünkü İngiliz Yüksek komiseri Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya daha birkaç gün önce, İzmir’in işgal edilmeyeceğine dair söz vermişti. İzmir’in işgali
Hükümet bildirisi olarak 16 mayıs tarihli İstanbul gazetelerinde yer aldı. Reddi İlhak Heyeti yurdun dön yanına çektiği telgraflardaki ” İşgal başladı. İzmir ve yöreleri ayakta ve heyecandadır. İzmir son ve tarihi gününü yaşıyor. Son umudumuz milletimizin göstereceği direnişe bağlıdır. Mitingler yaparak telgrafla her yere baş vurunuz. Vatan ordusuna katılmaya hazırlanınız” sözleriyle duyurdu.
İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti ise, İstanbul’daki devlet adamlarına ve ABD temsilcisine çekilen bildiride, “Avrupa on milyon Müslüman ve Türk’ün idam ve imhasına karar vermişse milletimiz buna uymayacak ve vatan uğrunda, kahramanca çarpışarak ölmeye hazır bulunacaktır. Tarih bütün bir milletin varlığını savunmak için nasıl öldüğünü gösterecektir” deniyordu. Türk basını baskılara rağmen haberi milletin duygularını yansıtacak biçimde verdi.
Haberin duyulması tüm yurtta bomba gibi patladı. Toplantılar yapılmaya başlandı. 19 Mayısta İstanbul’da dükkanlar kapandı. Göğüslerinde “İzmir Türk kalacaktır” rozeti taşıyan binlerce insan Fatih belediyesi önünde toplandılar. Aydınlar halkı coşturan konuşmalar yaptılar. Bir Türk kadını, Halide Edip Adıvar konuşmasında: “Müslümanlar Türkler, Türk ve Müslüman bu gün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece… fakat insan hayatında sabahı olmayan gece yoktur, yarın belki, parlak bir sabah olacaktır. ” diye haykırıyordu. 22 Mayısta Kadıköy ve 23 Mayısta ise büyük bir insan selinin oluşturduğu Sultan Ahmet mitingi yapıldı. Erzurum’da İzmir’in işgali duyulur duyulmaz, padişaha, hükümete ve yabancı devlet temsilcilerine protesto telgrafı çekildi.
Aynı felaketin kendi başlarına gelebileceğini. Ermeni istekleri uğruna İtilaf devletlerinin, Türk’ün hakkını çiğnemekten çekinmeyeceğini gören Erzurum Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti. Erzurum ve çevresinde mitingler düzenlediler. Kütahya’da yapılan mitinge Müslüman olmayanlar, da katıldılar. Trakya’da ise heyecan ve endişe bir arada idi. Burası her an Yunanlılar tarafından işgal edilebilir di. Katliamı görüp İzmir’den içerilere göç edenler olayları anlatarak bir elektrik akımı gibi düşmana silahla karşı konulması ruhunu etkilediler.
KUVA-İ MİLLİYE
Milli Kuvvetler demektir. Düzenli ordu kuruluncaya kadar düşmanı yıpratan, durdurmaya çalışan kuvvetlerdir.
Kurulma sebebi: I. Dünya savaşından sonra ordunun terhis edilmesi ve yurdumuzun işgale uğraması üzerine halkın kurduğu direniş birlikleridir.
Özellikleri: Bazı vatansever subayların yöre halkını teşkilatlandırmalarıyla, başlamıştır. Düzensiz birliklerdir, ihtiyaçları halk tarafından karşılanıyordu.
İlk direniş Güney’de Dörtyol’da ( 19-Aralık-1918) Fransızlara karşı oldu.
İkinci direniş İzmir’in işgalinden sonra Yunanlılara karşı oldu.
Ayaklanmaların bastırılmasında rol oynamıştır.
Düzenli ordu kurulunca sona ermiştir.
NOT: Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde alınan kararlarla Kuva-i Milliye birliklerinin insan ve malzeme bakımından beslenmesine ve ortak bir cephe oluşturulmasına çalışılmıştır.
Ayvalıktan başlayarak Soma, Akhisar Salihli ve Nazilli’nin batısından, geçen bir hat üzerinde Milli bir cephe oluşturulmuştur. Bu cephe BATI CEPHESİDİR.
MUSTAFA KEMALPAŞA’NIN SAMSUN’A ÇIKIŞI 19 MAY1S 1919
SEBEBİ:
Doğu Karadeniz Bölgesinde Pontus Devleti kurmak isteyen Rumların çevreye saldırıya başlamaları, bunun üzerine Türklerin direnişe geçmeleridir.
İngilizler Osmanlı Hükümetini sıkıştırarak güvenliğin sağlanması ve Rumların korunmasını istemişlerdir.
Hükümet bu amaçla Mustafa Kemal’i 9. Ordu müfettişi olarak atadı.
MUSTAFA KEMAL’İN AMACI
Mustafa Kemal Samsun’a çıktığı günlerde memleketin kurtuluşu için şu görüşler hakimdi.
İngiliz mandasını isteyenler,
Amerikan mandasını isteyenler,
Mahalli kurtuluş çaresi arayanlar.
MUSTAFA KEMAL ‘İN GÖRÜSÜ
“YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM” parolasına göre; ” MİLLİ EGEMENLİĞE DAYANAN, KAYITSIZ ŞARTSIZ BİR TÜRK DEVLETİ KURMAK” şeklindeydi.
• Bu düşüncelerle 16-MAYIS- 1919′da İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile Samsun’a hareket etti ve 19- MAYIS-1919 Samsun’a çıktı. Bu olay Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı sayılır.
HAVZA BİLDİRİSİ 28 MAYIS 1919
Samsun’da çalışmalara başlayan Mustafa Kemal buradaki olayların Rumların isteklerinden vazgeçmeleri ve taşkınlıklarını terk etmeleri halinde son bulacağını, milletin işgalleri kabul etmediğini bildiren bir raporu İstanbul’a gönderir ve Samsun’da İngiliz faaliyetlerinin yoğunluğu sebebiyle HAVZA’YA geçer. Havza’da askeri ve idari yetkililere bir bildiri yayınlar.
İşgallerin protesto edilmesi ve mitingler yapılması (Amacı; İşgallerin haksızlığı konusunda kamuoyu oluşturmak)
Rumlarla çatışmaya girilmemesini istemiştir.
ÖNEMİ: Milli şuurun uyandırılması yolunda yapılan ilk çağrıdır. NOT: Havza’da yapılan miting çağrısına yurdun her yerinde uyuldu.
İstanbul mitinginde Halide Edip ADIVAR, Sabahat Hanım, Münevver SAİME Hanım, Mehmet Emin YURDAKUL Ateşli konuşmalar yaptılar.
AMASYA GENELGESİ 22 Haziran 1919
Amasya’da Mustafa Kemal, Refet (Bele) Bey, Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Rauf Orbay ile birlikte Amasya Genelgesini yayınladı.
15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa orada bulunmadığından sonradan imzaladı.
BAŞLICA KARARLARI
Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.
İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu da milleti yok gösteriyor.
NOT: Bu iki madde milli mücadelenin amacını ve gerekçesini belirtmektedir.
3- Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
NOT: Bu maddi milli mücadelenin metodunu belirtmektedir. Üstü kapalı olarak manda fikrine karşı çıkılmıştır. MİLLİ EGEMENLİK kavramının ilk işaretidir.
4- Milletin sesini yüksek sesle cihana duyurmak amacıyla, milli bir kurul oluşturulmalıdır.
NOT: İstanbul ’dan ayrı bir parlamentonun kurulması istenmektedir.
Anadolu’nun her yönden güvenli bir merkezi olan Sivas’ta milli bir kongre toplanacaktır.
Bunun için her ilden güvenilir üç kişi seçilerek gizlice Sivas’a gönderilecektir.
NOT: Bu maddelerin amacı milli mücadele fikrini tabana yaymaktır.
7- Sivas Kongresine katılacak delegelerin seçimini Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ile belediyeler yapacaktır.
NOT: Halkın güvenini kazanmış ve mitli mücadele yanlısı kişileri toplamaktır.
Doğu illeri adına Erzurum’da bir kongre toplanacaktır.
Askeri birlikler hiç şekilde dağıtılmayacaktır, silahlar teslim edilmeyecekti.
AMASYA GENELGESİ’NİN ÖNEMİ
Amasya Genelgesi; Milli Mücadelenin amacını, gerekçesini ve metodunu belirten ilk belgedir. Milli Egemenlik ilkesi ortaya çıkmıştır, milleti vatanın kurtuluşu için mücadeleye çağırmaktadır,
MUSTAFA KEMAL’İN GÖREVDEN ALINMASI
Mustafa Kemal’in çalışmaları başta İngilizleri rahatsız etti İngilizler hükümete Mustafa Kemal’in İstanbul’a çağrılması yolunda baskı yaptılar.
Hükümet 7/8 TEMMUZ-1919′da Mustafa Kemal’i görevden aldığını bildirdi. Mustafa Kemal askerlikten istifa ettiğini ve milletin bir ferdi gibi çalışacağını ifade etti.
Kazım Karabekir Paşa Mustafa Kemal’in emrinde olduğunu bildirdi.
NOT: Kazım Karabekir Paşa’nın bu hareketi Mustafa Kemal’in önder olarak kabul edildiğinin bir örneğidir.
• Mustafa Kemal’in askerlikten istifası ve Türk Milleti ile birlikte mücadeleye devam etmesi, Türk Milletine olan güvenini göstermektedir.
ERZURUM KONGRESİ 23 TEMMUZ-5 AĞUSTOS 1919
Toplanma Sebebi:
Ermenilerin faaliyetlerine ve saldırılarına karşı Doğu Anadolu’nun geleceğini belirlemek amacıyla Erzurum Kongresi toplandı.
Erzurum Kongresi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti birlikte toplamıştır.
Başlıca Kararları
a) Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Parçalanamaz.
Not: (İlk defa Milli sınırlardan bahsedilmektedir. Bu yönü ile Misak-ı Milli belgesine temel olmuştur. )
b) İstanbul Hükümeti işgaller karşısında yetersiz kalırsa millet top yekun kendini
koruyacaktır.
Not: ( Türk Milleti her türlü işgali kabul edemez. )
c) Vatanın ve istiklalin korunmasına İstanbul Hükümetinin gücü yetmezse, bunu gerçekleştirmek için Anadolu’da geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümetin üyelerini milli bir kongre seçecektir.
Not: ( Yeni bir hükümet ve devlet kurulacağının işaretidir. )
Kuva-i Milliye’yi etken, Milli iradeyi hakim kılmak esastır. Not: (Milli Egemenliğe ve Cumhuriyete gidileceği işaret ediliyor. )
Manda ve himaye kabul edilemez.
f) Hıristiyan azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi ve hakimiyetimizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
Not: (Azınlıkların devlet kurma ve Anadolu ’yu parçalama girişimlerine karşı çıkıyordu. )
g) Milli Meclis derhal toplanmalı ve hükümet işleri meclisin denetiminde yürütülmelidir.
Not: ( Meclisi Mebusanın çalışmaya başlaması istenmiştir. )
h) Milletimiz insani ve çağdaş amaçları yüceltir. Sanayi ve ekonomik ihtiyaçların gereğini kabul eder.
Not: (Bu maddede Türk Milletinin yeniliklere açık olduğu vurgulanıyor. )
ÖNEMİ
Erzurum Kongresi bölgesel nitelikli olmasına rağmen vatanın bütünlüğünü esas olması yönüyle milli bir kongre olmuştur.
Mustafa Kemal’in başkan seçilmesi onun milletçe önder olarak kabul edildiğini gösterir. 9 Kişilik Temsil Heyeti seçilir ve göreve başlar.
BALIKESİR KONGRESİ 26-31 Temmuz 1919
1- Batı Anadolu’da direniş gösteren teşkilatlar bir araya getirilip daha düzenli bir savunma gücü oluşturmak amacıyla toplanmıştır.
2-Tüm güçlerin birleştirilmesine karar verildi.
3-Padişaha bağlılıklarını bildirdiler. ALAŞEHİR KONGRESİ: 16-25 Ağustos 1919
1-Erzurum ve Balıkesir Kongresinin sonuçları tartışıldı.
2-Ölünceye kadar Yunanlılarla savaşılmasına karar verildi. Ordu kurma fikri kabul edildi.
Not: (Bu iki kongrede Amasya Genelgesi kararlarına uyulması karan benimsenmiş ve Batı Cephesi kurulmuştur. )
SİVAS KONGRESİ 4-11 EYLÜL -1919
Sivas Kongresinde Erzurum Kongresi kararları kabul edilmiştir.
Manda fikri kesinlikle reddedilmiştir.
Anadolu ve Rumeli’de faaliyet gösteren bütün direniş cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirildi.
Mebusan Meclisinin derhal toplanması çağrısında bulunuldu.
Temsil Kurulu 15 kişiden oluşmuş, Mustafa Kemal başkan seçilmiştir.
Temsil Kurulu bütün yurdu temsil etmeye başladı. (Temsil Heyetinin görevi TBMM açılınca sona erdi. )
Sivas Kongresi’nden sonra Damat Ferit istifa etmek zorunda kaldı. Yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu.
NOT: Mustafa Kemal’in Meclisi Mebusan’ı toplantıya çağırmasının amacı Meclisin İşgal altında çalışamayacağının görülmesiydi.
AMASYA GÖRÜŞMELERİ 20-22-EKİM-1919
İstanbul’daki hükümet değişikliği, milli hareketin zaferidir,
Ali Rıza Paşa, Bahriye Nazırı Salih Paşayı Anadolu’ya göndererek Mustafa Kemal ile anlaşmaya çalıştı.
Amasya görüşmeleri sonunda;
İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarım kabul edecek.
Mebusan Meclisi kısa zamanda toplanacak.
İstanbul Hükümeti Temsil Kurulunun izni olmadan antlaşma imzalamayacak Temsil Kurulunun uygun göreceği kişiler gönderilecek.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin hukuki varlığı tanınacak.
Azınlıklara ayrıcalık verilemez.
f) Vatanın bütünlüğünün korunması, mandanın kabul edilmemesi kararı alındı.
Salih Paşa bu kararları hükümete kabul ettireceğini aksi taktirde istila edeceğini belirtti. Meclisi Mebusan’ın toplanması hariç diğer kararlan kabul ettiremedi ve istifa etmedi.
ÖNEMİ
Amasya Görüşmeleri, Temsil Kurulunun İstanbul Hükümeti tarafından hukuki olarak tanındığını göstermektedir.
TEMSİL KURULUNUN ANKARA’YA GELİŞİ 27-ARAL1K-1919
Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesini yönetebileceği, Meclisi Mebusan çalışmalarını yakından izlemek, Batı Cephesine yakın bir merkez bulmak için Ankara uygun görüldü.
Ankara’nın konumu bakımından Anadolu’nun en uygun yerinde olması
Demiryolunun Ankara’ya kadar gelmesi
Muharebe alanlarına yakınlığı Haberleşme imkanlarının uygunluğu sebebiyle Temsil Kurulu 27-Aralık -1919 tarihinde Ankara’ya geldi.
NOT: Temsil Kurulunun Ankara’ya gelmesi ile Ankara, hem Milli Mücadelenin hem de Cumhuriyetin merkezi oldu.
SON OSMANLİ MEBUSAN MECLİSİNİN TOPLANMASI 12 OCAK 1920
• Mebusun Meclisinin toplanması için seçimler yapıldı. Çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk taraftarları kazandı.
İngilizler Meclisin savaş kararı alamayacağını düşündüğünden seçimlere müdahale etmediler.
Mustafa Kemal İstanbul’un işgal altında bulunması ve zararlı cemiyetlerin faaliyetleri sebebiyle Meclisin İstanbul’da toplanmasını istemedi. Mustafa Kemal millet vekilleriyle görüşerek, ayrıca beyanname yayınlayarak,
Meclise katılacak milletvekillerine;
a) Mecliste Müdafaa-i Hukuk adıyla bir grup kurmalarını istedi.
( Meclis çalışmalarına ağırlık koymak)
c) Kendisini meclis başkanı seçmelerini istedi.
( Mecliste alınacak kararları yönlendirebilecekti. )
Fakat Mustafa Kemal’in bu istekleri gerçekleşmedi. Müdafaa-i Hukuk grubu yerine ise; Felah-ı Vatan grubu kuruldu.
MİSAK-I MİLLİ 28 OCAK 1920
• Mebusan Meclisi 12- Ocak – 1920′de toplandı. 28- Ocak-1920 ‘de ise; MİSAK-İ MİLLİ BELGESİ kabul edildi.
KARARLARI
1- Türklerin oturduğu yerler, hiç bir şekilde ayrılık kabul etmez bir bütündür. Arapların oturduğu ve İtilaf Devletleri’nin işgal ettiği yerlerin geleceği, halkın oyları ile belirlenecektir.
( Türk Devleti’nin sınırları çizilmektedir. )
2- Daha önce halkının serbest oyu ile Anavatana katılan Kars, Ardahan ve Batum ‘da gerekirse yeniden halk oylaması yapılmalıdır.
(Kars, Ardahan ve Batum ( Evliye-i Selase) daha önce Brest Litows Antlaşması ile ülkemize katılmıştı. )
3- Batı Trakya’nın durumunun belirlenmesi için halk oylaması yapılmalıdır.
4- Boğazlar her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Böylece ticaret gemilerinin serbest geçişi mümkün olabilir.
( Boğazların işgaline karşı çıkılmaktadır. )
5- Azınlıkların hakları, çevre ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar oranında güvenlik altına alınacaktır.
6- Her türlü ekonomik ve hukuki haklarımızı kısıtlayan yaptırımlar kaldırılacaktır.
(Kapitülasyonların kaldırılması ilk defa net olarak istenmektedir. )
SONUÇ
Misak-ı Milli yapılacak barışın hangi şartlara bağlı olacağını vurgulamaktadır. Yeni Türk Devletinin sınırlarını çizmiş ve dış politikayı belirlemiştir.
( İlk tanıyan ülke Sovyet Rusya’dır. ( Moskova Ant. )
İSTANBUL’UN RESMEN İŞGALİ 16-MART-1920
Misak-ı Milli Kararları İngilizleri çok kızdırdı. Hükümete baskı yapıtılar.
Meclisi Mebusan’ı susturmak için İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclisi Mebusan dağıtıldı. Milletvekillerinden bazıları Malta’ya sürüldü. Kaçabilenler Ankara’ya geldi.
Böylece TBMM’nin açılması kolaylaşmıştır.
İstanbul’un işgalinden sonra Temsil Heyeti İstanbul Hükümetini yok saymıştır.
Mustafa Kemal İstanbul’un işgalinden sonra Milli Mücadeleyi padişah adına da yürüttüğünü söyleme imkanı bulmuştur.
TBMM’NİN AÇILMASI 23-NİSAN-1920
Osmanlı Parlamentosu dağıtılınca 23- Nisan-1920′de TBMM açıldı. Egemenliği Millete veren meclis açılmış oldu.
20-OCAK-1921 ANAYASASI
Egemenliğin Millete ait olduğunu ilk defa açıkça ortaya koyar. Kuvvetler Birliği esasına dayanır. ( Yasama, Yürütme ve Yargı)
Hükümet TBMM Hükümeti adını alır.
I. TBMM’NİN YAPTIĞI İSLER
1 – Milli Egemenlik ilkesini açık bir şekilde başlattı.
Yeni Türk Devleti’nin temelini attı.
İç Ayaklanmaları bastırdı. Hıyaneti Vataniye Kanununu kabul etti. İstiklal Mahkemelerini kurdu.
İnönü, Kütahya, Eskişehir, Sakarya muharebelerini ve Büyük Taarruzu yaptı.
İstiklal Marşını kabul etti. (12-Mart-1921)
Yeni Türk Devleti’nin ilk anayasasını kabul etti.
Düzenli Orduyu kurdu.
Sevr Antlaşmasını imza edenleri vatan haini ilan etti.
Saltanatı kaldırdı.
10-Türk Milleti adına antlaşmalar yaptı.
11-Lozan Görüşmelerine ara verilince II. Meclise görevi bıraktı,
( Seçimle yenilendi. 11-Ağustos- İ923′de II. Meclis göreve geldi.
TBMM HÜKÜMETİ İLE İSTANBUL HÜKÜMETİNİN MÜCADELESİ SEBEPLERİ
Meclisin otoritesini yok etmek için İstanbul Hükümetinin kışkırtmaları
Kuva-i Milliyenin disiplinsiz hareketleri
İngilizlerin kışkırtmaları
Azınlıkların ayaklanmaları
Halkın savaştan yıpranmış olması, askere almalarda problemler oluşu Ayaklanmaları dört grupta toplayabiliriz.
A) Doğrudan doğruya İstanbul Hükümetince yürütülen ayaklanmalar
• İngilizler İstanbul ve Marmara’yı ellerindi bulundurmak amacıyla tampon bölge oluşturmak için İstanbul Hükümetini kullanmışlardır.
Anzavur Ayaklanması
Kuva-i İnzibatiye ( Halifelik Ordusu )
B) İstanbul Hükümetinin ve İşgal güçlerinin kışkırtmaları sonucu çıkan ayaklanmalar
Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı Ayaklanmaları
Yozgat Ayaklanması
Afyon Ayaklanması
Konya ayaklanması
Milli Aşireti Ayaklanması
Diğer Ayaklanmalar (Ali Batı, Şeyh Eşref, Koçkiri, Cemil Çeto )
C) Azınlıkların Çıkardıkları Ayaklanmalar
a) Pontus Ayaklanması b) Ermeni Ayaklanması
D) Kuva-i Milliye taraftarı olup sonradan ayaklananlar
Demirci Mehmet Efe
Çerkez Ethem ayaklananlarıdır. ( Düzenli orduya girmemek için )
TBMM NİN ALDIĞI TEDBİRLER
1 – İstanbul ile her türlü haberleşme kesildi. 2- Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı. ( 29-Nisan-1920 ) NOT: Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile;
İsyanları bastırmak
TBMM ‘in otoritesini sağlamak
Askere alma işlemlerinin kolaylaştırılması düşünüldü.
İstiklal Mahkemeleri Kuruldu. ( Üyeleri TBMM’den seçildi. 11-Eylül-1920)
İstanbul Hükümetinin yaptığı her türlü işlem yok sayıldı.
Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi Milli Mücadeleyi öven fetvalar yayınladı.
SEVR ANTLAŞMASI 10 AĞUSTOS 1920
Dünya Savaşından sonra yenilen devletlerle antlaşmalar yapılmış, fakat Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşmasından başka bir antlaşma yapılmamıştı.
KARARLARI
Osmanlı toprakları İstanbul ve Anadolu’nun küçük bir bolümü olarak sınırlanıyordu.
Boğazlar her türlü geçişe serbest olacak ve uluslararası bir komisyon yönetecek İzmir ve Doğu Trakya Yunanlılara verilecek Doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan kurulacak.
Konya, Antalya ve arka tarafları İtalyanlara, Çukurova Fransızlara verilecek. Arap ülkeleri İngiliz ve Fransızlarca bölüşülecek. Kapitülasyonlar bütün aşırılığı ile devam edecek. Osmanlı ordusu 50700 kişi ile sınırlandırılıyordu.
NOT:
Türk ülkesi kesinlikle parçalanıyordu.
Osmanlı Devleti fiilen sona eriyordu.
SEVR ANTLAŞMASINA TEPKİLER
Sevr Antlaşması Kanun-i Esasiye uygun değildi. Çünkü Parlamentonun onaylaması gerekiyordu. Parlamento ise dağıtılmıştı.
TBMM Antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etti ve Antlaşmayı tanımadığını ifade etmiştir.
DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI
Kuva-i Milliye birliklerinin Yunan ilerleyişini durduramayışı ve halktan zorla malzeme almaları, yeni devletin yeni ve düzenli bir orduya sahip olma gerekliliği sebebiyle düzenli ordu kuruldu.
Bu sebeple Kuva-i Milliye birliklerinin Milli Savunma Bakanlığı emrine verilmesi için düzenleme yapıldı.
İsmet İnönü Batı Cephesi Komutanlığına, Refet Bele ise Güney Cephesi komutanlığına atandı.
NOT: Mustafa Kemal Paşa; ” Para vardır veya yoktur. Ama ordu mutlaka olacaktır” demiştir.
KURTULUŞ SAVAŞINDA ERMENİLERLE SAVAŞ VE GÜMRÜ ANTLAŞMASI 3 ARALIK 1920
Brest-Litovsk Antlaşmasından sonra, Türk Ordusu Kafkasların önemli bir bölümünü ele geçirmişti.
Savaş kaybedilip ordumuz Anadolu’ya çekilince ortaya çıkan boşluğu Ermenistan ve Gürcistan doldurdu.
TBMM’si 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir’i tam yetki ile Doğu Cephesi Komutanlığına atadı. Böylece yeni devletin ilk cephesi kuruldu.
Ermeniler yenilince barış istediler.
3- Aralık- 1920 tarihinde imzalanan Gümrü Antlaşmasına göre; Ermeniler işgal ettikleri yerleri boşalttılar. Ermeniler çekilince Gürcistan ‘da elinde bulundurduğu Artvin, Ardahan ve Batum’u boşalttılar.
SONUÇ: Gümrü Antlaşması TBMM ‘nin uluslararası alanda kazandığı ilk başarı ve imzaladığı ilk siyasal antlaşmadır.
Not: Ermenistan Sovyet Rusya tarafından işgal edildi. Daha sonra Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı. 16-Mart-1921
GÜNEY CEPHESİ ÇARPIŞMALARI
Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra bu bölgeye İngilizler girmiş daha sonra Fransızlara bırakılmıştı.
Bölgede yoğun çarpışmalar oldu.
Düşmana karşı üstün direniş gösteren Antep’e “Gazi, ” Maraş’a “Kahraman”, Urfa’ya “Şanlı” unvanları TBMM’si tarafından sonradan verildi.
Sakarya zaferinden sonra Fransızlarla yapılan 20- Ekim- 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızlar Hatay hariç güney illerimizi boşalttılar.
BATI CEPHESİ MUHAREBELERİ VE SONUÇLARI I. İNÖNÜ MUHAREBESİ 6-10 OCAK 1921
Sebepleri: Daha önce Bursa’yı ele geçiren Yunanlılar Eskişehir’i alarak Ankara’ya ulaşmak istiyorlardı. Çerkez Ethem ayaklanmasını fırsat bildiler.
Sonuçları: Bu zaferle TBMM’ne duyulan güven arttı. Londra Konferansı toplandı. Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.
• İsmet Bey Generalliğe yükseldi.
LONDRA KONFERANSI 23 ŞUBAT – 12 MART 1921
İnönü Zaferi işgalci devletler arasındaki anlaşmazlığı iyice su yüzüne çıkardı. İtalyanların ve Fransızların baskısı ile İngilizler ve Yunanlılar Londra Konferansını toplamaya karar verdiler.
İşgalci devletlere göre işgal bir maceraya dönüşmüştü.
İstanbul Hükümeti ile birlikte Ankara Hükümeti de temsil edildi.
Sadrazam Tevfik Pasa ” Söz milletimin asıl temsilcilerine aittir. Bundan dolayı Anadolu Kuruluna söz verilmelidir ” dedi.
Osmanlı Sadrazamı yeni devletin Anadolu’da kurulduğunu kabul ediyordu.
Sonuç: İtilaf Devletleri TBMM Hükümetini resmen tanımış oldu.
MOSKOVA ANTLAŞMASI 16 MART 1921
Doğu sınırımız güven altına alındı.
Sovyet Rusya Yeni Türk Devletini tanıdı.
Misak-ı Milliyi kabul etti.
Birinin tanımadığı antlaşmayı diğeri tanımayacaktı.
Not: ilk defa Misak-ı Milli büyük bir devlet tarafından kabul edilmiş oldu.
II. İNÖNÜ MUHAREBESİ 23- 31 – MART -1921
• Londra Konferansı sonuçsuz kalınca İngilizler Yunanlıları yeni bir saldırı için kışkırttılar.
Not: Mustafa Kemal, İsmet Beye çektiği telgrafta ” Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz” dedi.
Not: İtalyanlar Anadolu’yu boşaltmaya başladılar.
Not: 30-Mart-1921 ‘de Anadolu Ajansı kuruldu. TBMM’nin sesi duyuldu.
KÜTAHYA – ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ 10 – 24 TEMMUZ 1921
II. İnönü Savaşı’ndan sonra taarruz İçin yeterli gücü olmadığı anlaşılan Türk ordusuna karşı, iyi donatılmış ve üstün sayıda bir kuvvetle saldırılması durumunda başarılı olacaklarına inanan Yunanlılar, taarruza geçerek Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i ele geçirmişlerdir. Mustafa Kemal’in emri ile Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiştir.
Sebep ve gelişmesi
II. İnönü zaferini kazanan Türk ordusu henüz toparlanmamıştı.
Yunanlılar fırsat bilerek taarruza geçtiler.
Ordu ilk çatışmada başarılı olamayınca, daha fazla kayıp vermemek için Sakarya’nın doğusuna kadar çekildi.
Sonuçları
Yunanlılar Sakarya Nehri’ne kadar olan yerleri İşgal etil.
Halkta ve mecliste bir panik başladı.
Meclisi Kayseri’ye taşıma ve yeniden Kuvay-ı Milliye’ye dönme tartışmaları başladı.
Mustafa Kemal’e karşı muhalefet güçlenmeye başladı.
5 Ağustos’ta Başkomutanlık yasası çıkarıldı.
8 Ağustos’ta Tekalif-i Milliye emirleri çıkarıldı.
İstiklal mahkemeleri yeniden kuruldu.
Türk ordusu geri çekilince Yunanlılar Sakarya’nın Batısı’na kadar ilerlediler.
Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunanlıların eline geçti.
Not: Ankara’nın Yunanlıların eline geçmesi tehlikesine karşı Meclisin Kayseri’ye taşınması gündeme geldi. Fakat ordu ve milletin moralini bozar düşüncesi ile bu fikirden vazgeçildi.
BAŞKOMUTANLIK YASASI 5 Ağustos 1921
Muştala Kemal İşleri daha hızlı yürütmek ve bu kötü gidişe son vermek amacıyla meclisten geniş yetkiler İstemiş, 3 aylığına başkomutanlığa atanmıştır. Buna göre yasama, yürütme, İstiklal Mahkemeleri vasıtasıyla yargı yetkisine sahiptir. Birkaç kez uzatılan görev, 1922 Temmuzunda süresiz olarak uzatılmıştır. Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar bu görevde kalmıştır.
TEKALİF-I MİLLİYE EMİRLERİ 8 Ağustos 1921
Orduyu Sakarya Savaşına hazırlamak amacıyla halktan son bir kez fedakarlık İstenmiş, elinde bulunan yiyecek ve giyecek maddelerinin yük ve binek araçlarının bir kısmını, silah ve cephane olarak ne varsa hepsini orduya istemişlerdir. İllerde ve İlçelerde vergi komisyonları kurulmuş, vergilerin toplanması ve askerden kaçmaların önlenmesi İçin yeni İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. Tekalif-i Milliye Emirleri ekonomik bir seferberliktir.
Not: Tekalif-i Milliye Emirleri’ne göre toplanan yardımlar Sakarya Savaşı’na yetişmemiş, daha çok Büyük Taarruzda kullanılmıştır.
İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ 12 MART 1921
Osmanlı Devleti’nin bir milli marşı yoktu. Fakat artık Anadolu’da milliyetçilik ilkesine dayanan yeni bir Türk devleti kurulmuştu. Bu sebeple Kurtuluş savaşımızın ruhunu ve milletimizin bağımsızlık isteğini dile getirecek bir marşın yazılması gerekiyordu. Bu amaçla 1921 yılı başlarında bir yarışma açıldı. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver) marşı, ünlü şair Mehmet Akif Beyin (Ersoy) yazmasını istiyordu. Ancak şair Mehmet Akif Ersoy, yarışmada kazanana verilmek üzere konulan 500 liralık ödülü istemediğinden yazmak istemedi. Yarışmada hiç bir şiir milli duygularımızı ifade için yeterli bulunmadı. Bunun üzerine ödülün söz konusu edilmeyeceği bildirildi. Böylece, Kurtuluş Savaşı’nın derin heyecanını benliğinde duyan, Mehmet Akif en güzel şiirlerinden birini yazdı. Kahraman Ordumuza ithaf ederek yazdığı şiir, milli marşımız olarak 12-Mart-1921 tarihinde İkinci İnönü Muharebesinden az önce, mecliste kabul edildi. Böylece Türk Milleti, bağımsız yaşama arzusunu dile getiren bir millî marşa kavuştu.
SAKARYA SAVASI VE SONUÇLARI 23 Ağustos – 13 Eylül 1921
Ordu Sakarya ırmağının doğusuna çekilince TBMM ve halk üzerinde umutsuzluk belirdi.
Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından Başkomutan seçildi. ( 5- Ağustos-1921) Üç ay süre ile de meclisin yetkisini aldı.
Tekalif-i Milliye ( Milli Yükümlülükler) kanunu çıktı. ( 7-8/ Ağustos-1921) Ordunun acil ihtiyaçları karşılanacaktı.
Not: Mustafa Kemal ” Hattı Müdafaa yoktur, Sathı Müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı düşman kanı ile sulanmadıkça terk olunamaz” emrini verdi.
Başkomutan Mustafa Kemal emrinde, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü yönetimindeki ordu büyük bir zafer kazandı. 13-Eylül-1921
Sonuçları
Bu zaferle düşmanın saldırı gücü tükenmiştir.
Yunanlılar savunma düzenine geçti.
TBMM Mustafa Kemal Paşaya oy birliği ile Mareşallik ile Gazilik unvanı verdi. 19- Eylül -1921
Siyasi Sonuçları
1. Kars Antlaşması: (13- Ekim -1921 ) Sovyet Rusya’nın isteği ile TBMM’ne başvuran üç Sovyet Cumhuriyeti (Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan) Kars Anlaşmasını imzaladılar. Moskova Antlaşmasının gözden geçirildiği bu antlaşma ile Doğu sınırımız kesinleşti.
2- Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ( 20- Ekim -1921)
Artık Anadolu’nun işgalinden vazgeçen Fransızlar TBMM ile Antlaşma imzaladılar. Hatay hariç Suriye sınırımız çizildi.
Sonuç: Bu başarılar sonunda ateşkes teklifleri yapıldı. TBMM kabul etmedi.
Not: Sakarya Zaferi ve imzalanan antlaşmalar gösteriyor ki; dış siyasette güçlü ve sözü geçer olmanın, ancak içte de güçlü bulunmakla sağlanabileceği açıklık kazanmıştır.
Not: Yeni Türk Devleti dış ilişkilerde dayandığı temel ilkeleri şöyle açıklamıştı
• Türk yurdunu ele geçirmek isteyenlere karşı sonuna kadar mücadele etmek, bağımsızlığımıza saygı gösterenlerle siyasal ilişkiler kurmak, antlaşmalar yapmak ve barış içinde yaşamaktır.
BÜYÜK TAARRUZ VE SONUÇLARI 26-30 AĞUSTOS 1922
Sakarya zaferinden sonra Yunanlılar savunmaya çekildiler.
Türk ordusu seferberlik hazırlıkları yaptı.
Düşmana kesin darbeyi vurmak ve yurttan atmak amacı vardı.
Meclis Mustafa Kemalin başkomutanlık yetkisini üç ay uzattı. Daha sonra süresiz uzattı.
30- Ağustosta kesin zafer kazanıldı.
Not: Mustafa Kemal Paşa muharebeyi doğrudan doğruya kendisi yönettiği için bu savaşa “Başkumandan Meydan Muharebesi” denmiştir.
” Ordular! ilk Hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! ” emrini verdi.
6- Türk Ordusu 2 Eylülde Uşak’a, 9 Eylülde İzmir’e girdi. 18 Eylül- 1922′de Batı Anadolu düşmandan temizlendi.
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI 11 EKİM 1922
Kesin zaferden sonra Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
11- Ekim-1922′de İngiliz, Fransız ve İtalyan delegeleri Mudanya Mütarekesini imzaladılar. Yunan delegeleri Mudanya’ya geldiler, antlaşmaya katılmadılar. Türk tarafını İsmet Paşa temsil etti.
ANTLAŞMA ŞARTLARI:
Silahlı çatışmalar derhal duracaktı,
Yunanlılar Doğu Trakya’yı boşaltacaklar ve TBMM Hükümeti yönetimine bırakacaklar.
Not: Doğu Trakya savaşsız kazanıldı.
İstanbul ve çevresinde Türk yönetimi kurulacak ve TBMM Hükümeti temsilcisi İstanbul’a gelecek.
TBMM Doğu Trakya’da belli bir miktar asker bulunduracak
5- Anlaşma Devletleri barış imzalanıncaya kadar İstanbul’da kalacaklardı.
Not: Milli Mücadelenin silahlı dönemi sona erdi.
Not: Loyd George ( Loyd Corc hükümeti düştü. )
SALTANATIN KALDIRILMASI 1 KASIM 1922
İtilaf Devletleri Lozan Barış görüşmelerine TBMM’nin yanı sıra İstanbul hükümetini de çağırdılar. Amaçları Türk tarafını bölmekti.
Mustafa Kemal bu kargaşayı Önlemek için fırsatı değerlendirdi.
1- Kasım -1922 ‘de Saltanat kaldırıldı.
Not: Padişahın Halife sıfatı vardı. İngilizlerin Halifeliğin manevi gücünden yararlanmasını önlemek için Halifelik hemen kaldırılmadı. Hanedan soyundan Abdülmecit Efendi Halife oldu.
Not: Padişah Vahdettin 17- Kasım -1922′de ülkeyi terk etti.
LOZAN ANTLAŞMASI 24- TEMMUZ- 1923
1- SINIRLAR
Suriye Sınırı: Ankara Antlaşmasındaki şekliyle kalacak
Irak Sınırı: Musul meselesi yüzünden antlaşma olmadı. Daha sonra İngiltere ve Türkiye aralarında çözecekti.
Batı Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşmasında Meriç ırmağı sınır olarak kabul
edilmişti. Lozanda da kabul edildi. Karaağaç Türkiye’ye verildi.
Adalar: Çanakkale Boğazı’nın önünde bulunan Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye verildi. Yunanistan’ın Türkiye’ye yakın adaları silahsızlandırması öngörüldü.
2- KAPİTÜLASYONLAR
Her türlü Kapitülasyonlar bütün sonuçları ile birlikte kaldırıldı. 3- AZINLIKLAR
Bütün azınlıklar Türk vatandaşıdır. Hiç bir ayrıcalıkları yoktur. Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’da bulunan Rumlar hariç, Yunanistan’daki Türklerle, Türkiye’deki Rumlar değiştirilecekti.
Not: Lozan’da Türkiye’deki Hıristiyan azınlıkların kendilerine özgü aile hukukları olmasına karar verildi. 17- Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ile değişti.
4- SAVAŞ TAZMİNATI
I. Dünya Savaşı sebebiyle bizden istenen savaş tazminatından kurtulduk. Yunanistan Kurtuluş savaşında bize açtığı zarara karşılık Karaağacı Türkiye’ye verdi.
5- BORÇLAR
Osmanlı Borçları (Düyunu – Umumiye) Osmanlı Devleti’nden ayrılan devletlerle Türkiye arasında bölüştürüldü.
6-BOĞAZLAR
Boğazlar Türkiye’ye bırakıldı.
Ancak her türlü geçiş serbest olacaktı.
Başkanının Türk olduğu bir komisyon denetleyecekti.
Boğazların iki yakası da askersiz olacaktı.
Boğazların bu statüsü 20- Temmuz -1936 Montrö Sözleşmesi ile değiştirilerek Boğazların kesin hakimiyeti Türk Devletine geçti.
LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİ
Yeni Türk Devletinin milletlerarası alanda bağımsız, bütün devletlerle eşit, şerefli bir varlık olduğu kesinlikle tanınıyordu.
Osmanlı Devleti’nin sona erdiği kabul ediliyordu. Lozan Antlaşması halen geçerliliğini korumaktadır.
CUMHURİYETİN İLANI
23 Nisan 1920′de T. B. M. M, si açılınca yeni bir devletin temelleri atılmış oldu. Mecliste görev yapan milletvekilleri seçimle gelmişti.
Fakat devletin şeklinin cumhuriyet olduğu yalnız adının konmadığı görülmekte idi. Devlet başkanı ve hükümet problemi ortaya çıkınca; 29 Ekim 1923′de Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü Başbakan, Fethi Okyar T. B. M. M. si başkanı oldu.
Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçildi.
Meclis başkanı, devlet başkanı ve hükümet başkanı birbirin den ayrıldı.
Kısmen kuvvetler birliği ilkesi yumuşadı, yargı bağımsız oldu. HALİFELİĞİN KALDIRILMASI: 3-MART-1924
-Halifelik; Yavuz Sultan Selim zamanında 1517′deOsmanlılara geçti. Halifelik makamı ve yetkileri 1921 Anayasası ile T. B. M. M. ‘ne bırakıldı.
-Saltanat 1-KASIM-1922′de kaldırılınca, Halifelik;
İngilizlerin halifenin manevi gücünden yararlanmaması,
Halkın tepkisini çekmemek gibi sebeplerle hemen kaldırılmadı.
-Halife olan Abdülmecit Efendi’nin kendisini meclisin üzerinde görmeye başlaması ve yaptığı faaliyetler sebebiyle 3-Mart-1924 tarihinde kaldırıldı.
Aynı gün:
Tevhidi-Tedrisat Kanunu kabul edildi. (Eğitim-Öğretimi birleştirme kanunu)
Şer’iye veEfkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı.
(Erkanı-Harbiye Vekaleti kaldırılmadan önce, Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı birlikteydi. Yapılan düzenleme ile Genelkurmay Başkanı asker, Milli Savunma Bakanı ise politikacı olmuştur).
(Şer’iye ve Efkaf Vekaleti ise alınan kararların dine uygunluğunu denetliyordu. Şer’iye Vekilliği yerine sadece din işleri ile uğraşmak üzere başbakanlığa bağlı -Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Vakıfların idaresini yürüten Efkaf Vekaleti’nin yerine bir genel müdürlük oluşturuldu. )
ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ
HALK FIRKASI 9-EYLÜL-1923′de kuruldu. Daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. Cumhuriyet döneminde kurulan ilk siyasi partidir.
TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI Cumhuriyet Halk Fırkasına karşı muhalefet eden üyeler tarafından kurulmuştur. 17-KASIM-1924
-Ekonomik görüşü; liberalizm’di.
-Parti “dini inançlara saygılıdır” parolasını kullanıyordu.
-Doğu Anadolu’da Şeyh Sait ayaklanması çıkınca Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılmıştı. (4-Mart-1925)Bu kanun ‘a dayanılarak parti kapatıldı. (3-HAZİRAN-1925) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulma aşamasında” Askerlikle-ilişiği olan milletvekillerinin ya askerlikten istifalarını vermeleri, ya da kışlalarına dönmelerine dair” kanun çıkarıldı. (EKIM-1924)
ŞEYH SAİT AYAKLANMASI
13-ŞUBAT-1925 tarihinde başlamış ve kısa sürede Doğu illerimize yayılmıştır.
SEBEPLERİ
-İngiltere’nin Musul meselesini kendi lehlerine çözmek istemesi
-Cumhuriyet rejimine karşı oluşan tepki
SONUÇLARI
-Musul Irak’a bırakıldı.
-Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.
-Tekke ve zaviyeler kapatıldı.
NOT: İngiltere ’nin amacı; Musul ve Kerkük’te bulunan zengin petrol yataklarına
sahip olmak için, Doğu’ da Şeyh Sait ayaklanmasını çıkararak Musul ile Kerkük’ün kuzeyinde bulunan illerimizin Türkiye ’den ayrılmasını sağlamak ve Musul-ile Kerkük arasında bir tampon bölge oluşturmaktı..
MUSTAFA KEMAL PAŞA YA SUİKAST GİRİŞİMİ 16-HAZİRAN-1926
-Mustafa Kemal’in İzmir’e yapacağı gezi sırasında suikast yapılacağı haberi alındı.
-Suikastçiler yakalanır ve cezalandırılır.
Not: İzmir suikastinde parmağı olduğu iddia edilen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ileri gelenleri suçsuz oldukları anlaşılınca serbest bırakıldılar.
SERBEST CUMHURİYET FIRKASI 12-AĞUSTOS-1930
-1929-1930 yıllarında bütün dünyada büyük bir ekonomik kriz yaşanıyordu.
-Türkiye bu krizden etkilenmişti.
-Mustafa Kemal Paşa Fethi Bey’e yeni bir parti kurmasını tavsiye etti.
-Fethi Bey Liberalizm’i savunuyordu.
-Rejim karşıtları partide yoğunlaşınca Fethi Bey 17-KASIM-1930′da partiyi kapattı.
MENEMEN OLAYI
-Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatıldıktan sonra 23-ARALIK-1930′da Menemen olayı çıktı.
-Derviş Mehmet adında bir kişi halkın din duygularını istismar ederek bir ayaklanma başlattı.
-Olayı bastırmak isteyen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ve bir bekçi şehit oldu. İsyan bastırıldı. İsyancılar cezalandırıldı.
NOT: Serbest Fırka denemesi ve Menemen olayı demokrasi ortamının henüz doğmadığım gösteriyordu. Çok partili rejim denemeleri olumlu sonuçlanmadı. Daha sonra 1946′lı yıllarda çok partili rejime geçildi.
HUKUK ALANINDAKİ İNKILAPLAR
1-Yeni Türk Medeni Kanununun kabulü: 17-ŞUBAT-1926 Medeni kanun İsviçre Medeni Kanun’u Örnek alınarak kabul edildi.
Avrupa’da hazırlanan medeni kanunların en sonuncusudur.
Çeşitli problemlere pratik ve akılcı çözümler getirmesi.
Daha önce çıkan yasalarda görülen aksaklıkların giderilmiş olması sebebiyle örnek alındı
17-Şubat-1926′da kabul edilen ve 4-Ekim-1926′da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile:
Birden fazla kadınla evlenme kaldırıldı
Evlenme işlerinin şahitler ve resmi nikah memuru huzurunda yapılması esası getirildi. Resmi nikahtan sonra dini nikah kıyılması serbestti.
Kadın da erkek gibi boşanma davası açabilecek, ancak boşanmaya hakim karar verecekti.
Boşanma halinde kadın ve çocuğun hakları güvenceye alındı.
Miras hukukunda, kadın ve erkeğin eşitliği sağlandı.
Borçlar Kanunu, İsviçre Borçlar Kanunundan alındı. (22-Nisan-1926)
Ceza Kanunu, İtalya’dan alınmıştır. ( 1 -MART-1926)
Hukuk Muhakemeleri Ulusal Kanunu, İsviçre’den alınmıştır. (5- EKİM-1927-Y. GİR. )
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Alman Kanunundan alınmıştır. (20-AĞUSTOS-1929-Y. GİR. )
2- 20-Ocak-1921 Anayasasının Kabulü:
” Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini kabul etmiştir. Yeni Türk Devleti’nin ilk yazılı Anayasasıdır. 23 maddeden oluşan bu Anayasa olağanüstü şartların gerektirdiği acil ihtiyaçları karşılamak için hazırlanmış kısa bir Anayasadır. Kuvvetler Birliği ilkesini ve “Meclis Hükümeti” sistemini benimsemiştir 29-EKİM-1923′de
yapılan bir değişiklikle “TÜRKİYE DEVLETİ’NİN HÜKÜMET ŞEKLİ CUMHURİYETTİR” hükmü eklendi..
3- 20-NİSAN-1924 Anayasası
Bu Anayasa 105 maddeden oluşmaktadır. İkinci Anayasadır. Kuvvetler Birliği ilkesi geçerli, ancak yargı bağımsızdı.
10-NİSAN-1928′de yapılan değişiklikle’ Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dini İslamiyet’tir. ” Maddesi çıkarıldı, Laik Devlet esasına geçildi.
5-ŞUBAT-1937′deyapılan değişiklikle Atatürk İlkeleri Anayasa girmiştir.
KADIN HAKLARI VE ATATÜRK
Aile, toplum hayatının temelidir. Atatürk, ailenin önemini şu sözlerle belirtmiştir. “Medeniyetin esası, ilerlemenin ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta yozlaşma, muhakkak sosyal, ekonomik ve siyasi bozulmaya sebep olur. “
Bir başka konuşmamda; “Bugünün anaları için, gerekli özellikleri taşıyan çocuk yetiştirmek, çocuklarını bugünkü hayat için yararlı bir üye durumuna getirmek, pek çok yüksek nitelikleri taşımalarına bağlıdır. Bundan dolayı kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar” diyordu.
Atatürk, kadınların eğitimi konusuna hemen her konuşmasında yer vermiş,
1926 Medeni Kanunu ile kız öğrencilerin yüksek öğrenim ile ilgili imkanlarının gelişmesine katkıda bulunmuş, 1927 yılında bütün ortaokullarda karma eğitim başlatılmıştır. Kadınların okuma-yazma öğrenmelerine de Atatürk büyük ölçüde önem vermiştir. Kadınlarımız Medeni Kanun ile meslek seçme hakkına kavuştular.
Kadınlarımızın siyasi hakları ise;
3-NİSAN-1930 yılında belediye seçimlerine katılma, seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.
5-ARALIK-1934 ‘de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.
NOT: Kadınlarımız, siyasi haklara birçok batılı ülke kadınlarından daha önce kavuşmuşlardır.
EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Atatürk “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğretim sınırları ne olursa olsun, en evvel ve esaslı olarak Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir” diyerek eğitim prensibini belirtmiştir.
1-Tevhid-i Tedrisat Kanununun Kabulü ve Medreselerin Kaldırılması 3-MART-1924
Öğretim Birliği Kanunu ile her çeşit eğitim ve öğretim kurumu devlet denetimine geçti.
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA bağlanan bu kurumların böylece tek elde toplanması sağlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra medreseler de kapatıldı. Çünkü, zamanının en ileri öğretim kurumlan olan medreseler, hem canlılığını kaybetmiş, hem de toplum ihtiyaçlarına cevap veremez bir duruma gelmişti.
1926′da Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun kabul edildi. Buna göre devletin izni olmadan hiç bir okulun açılamayacağı hükmü getirildi. Müfredat programları değiştirildi
Türk Harflerinin Kabulü l-KASIM-1928
Türk Milleti bugüne kadar Göktürk, Uygur, Arap alfabelerini kullanmıştı.
1-Kasım-1928′de Latin Alfabesi kabul edildi. Yeni alfabeyi öğretmek ve eğitimi geliştirmek, okuma ve yazmayı yaygınlaştırma seferberliği başladı. Millet Mektepleri açıldı. 24-Kasım-1928 tarihli ” Millet Mektepleri Talimatnamesi” ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millet Mekteplerinin “BAŞÖĞRETMENİ” unvanını aldı.
24-KASIM-1981′den beri ÖĞRETMENLER GÜNÜ” olarak kutlanmaktadır.
Türk Tarih Kurumu Kuruldu. (1931) Türk Tarihinin Ana hatları isimli eser yayımlandı.
Türk Dil Kurumu Kuruldu. (1932)
Ankara Hukuk Mektebi Açıldı. (1925)
İstanbul’da Darülfünun Kapatıldı ve İstanbul Üniversitesi Açıldı. (1933)
TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
1- TEKKE ZAVİYE VE TÜRBELERİN KAPATILMASI
Tekke ve zaviyeler dini yayma ve anlatma amacıyla kurulan kurumlardı.
Zamanla bozulmuşlardır. 30-KASIM-1925′de kapatılmıştır. (Tekkelerin, Zaviyelerin ve Türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla bir takım unvanların kullanılmasının yasaklanmasına ve kaldırılmasına karar verildi. )
Din ve devlet büyüklerinin türbeleri daha sonra açıldı. (MEVLANA CELALETTİN, HACI BAYRAM VELİ, HACI BEKTAŞ, FATİH SULTAN MEHMET, YAVUZ SULTAN SELÎM. KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN ) gibi.
2- KIYAFETTE DEĞİŞİKLİK
Atatürk Kastamonu’ya şapka giyerek gitti.
T. B. M. M. ’si 25-KASIM-1925′te “Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanunu kabul etti.
Hangi dine mensup olursa olsun din adamları dini kıyafetleri yalnız ibadet
yerlerinde giyebileceklerine dair kanun 1935′te kabul edildi. (Sadece Diyanet İşleri
Başkanı , Rum ve Ermeni Patrikleri, Hahambaşı ve diğer dini toplulukların din adamları, her zaman dini kıyafette dolaşabilecekti. )
3- SOYADI KANUNU 21-HAZİRAN-1934
Herkes gülünç ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla istediği soyadını seçmekle serbest bırakıldı. (Aynı yıl toplumsal unvanlar kaldırıldı. Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi. )
T. B. M. M. ‘si Gazi Mustafa Kemal ‘e “ATATÜRK ” Soyadını verdi. 24-KASIM-1934
4- TAKVİM SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK
26-ARALIK-1925′te Takvim ve saat değişti. Hicri ve Rumi takvim yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat kabul edildi.
20-MAYIS-1928′de milletlerarası rakamlar yürürlüğe girdi. 1935′te de hafta tatili Pazar gününe alındı. 26-MART-1931′de ölçülerde değişiklik yapıldı.
EKONOMİK ALANDA YAPILAN YENİLİKLER
İZMİR İKTİSAT KONGRESİ
- 17-ŞUBAT-1923′de İzmir’de TÜRKİYE ” 1. İKTİSAT KONGRESİ ” toplandı.
- MİLLİ EKONOMİ İLKESİ kabul edildi.
- Bankacılığın Geliştirilmesi Kararı Alındı.
- Planlı Ekonomiye Geçildi.
TARIM ALANINDA YAPILANLAR
1-Aşar Vergisi Kaldırıldı. 17-ŞUBAT-1925 Osmanlı döneminde ürün üzerinden alınan Aşar vergisi kaldırıldı. Köylü rahatladı.
TARIM Kredi Kooperatifleri Kuruldu. 1929 Ziraat Bankasından köylüye kredi imkanı sağlandı.
Yüksek Ziraat Enstitüsü Kuruldu. 1933
Tarımda bilimsel araştırmalar yapıldı. Kooperatifçilik teşvik edildi.
Devlet Üretme Çiftlikleri ve Tohum Islah İstasyonları Kuruldu.
1929′da Toprak Reformu yapılmak istendi, fakat başarılı olunamadı.
TİCARET ALANINDA YAPILANLAR
- İŞ BANKASI KURULDU. 1924 Özel teşebbüse kredi vermek, Milli Türk Tüccarını desteklemek amacıyla kurulmuştur.
KABOTAJ Kanununun çıkarılması 1 TEMMUZ-1926 Kapitülasyonlarla elimizden çıkan Türk denizlerinde gemi işletme hakkı, yani Kabotaj hakkı Türkiye’ye geçti.
3- Yabancıların kurduğu ticaret işletmeleri satın alınarak millileştirilmiştir.
NOT: Ziraat Bankası Osmanlı Döneminde 1863′de kurulmuştur. 1889′ da ZİRAAT BANKASI adını almıştır.
SANAYİ VE MADENCİLİK ALANINDA YAPILANLAR
– Özel girişimi desteklemek için 1926′da Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır. Fakat bu girişimler başarısız olmuştur çünkü:
- Özel sermayenin yetersiz olması
- 1929 Dünya ekonomik bunalımının çıkması
Not: Bu kanun ile sadece Uşak Şeker Fabrikası ve bir dokuma fabrikası açılmıştır.
- Kamu iktisadi teşekkülleri oluşturulmuştur (K. İ. T)
- 1933 ‘de kabul edilen I. Beş yıllık kalkınma planı ile Devlet Ekonomiye ağırlığını koymuştur.
- Sümerbank ve bağlı 5 kumaş fabrikası açılmıştır.
- Beykoz Ayakkabı Fabrikası açılmıştır.
- Paşabahçe şişe ve cam fabrikası açılmıştır.
- Şeker ve çimento fabrikaları kurulmuştur
- İzmit’te kağıt fabrikası kurulmuştur.
- Gemlik’te yapay ipek fabrikası açılmıştır.
Daha sonra ilk ağır sanayi atılımı yapılmış ve 1939′da Karabük’te ilk demir-çelik fabrikası kuruldu.
ELEKTRİK VE MADEN işleri için 1935′de ETİBANK ve aynı gün kurulan
MADEN TETKİK VE ARAMA ENSTİTÜSÜ (MTA) ise Maden aramakla görevlendirilmiştir.
• Ayrıca bu dönemde Türkiye Emlak Kredi Bankası(1936), Denizbank(1937), Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu(1938)… gibi önemli kuruluşlar kuruldu.
BAYINDIRLIK VE ULAŞIM ALANINDA YAPILANLAR
• Osmanlı Dönemindeki demir yollarına ilaveten yenileri yapıldı. Karayolları, limanlar ve şehirlerin imarına girişildi.
SAĞLIK ALANINDA YAPILANLAR
• Cumhuriyetten önce kurulan ilk TBMM Hükümeti’nin Sağlık Bakanlığı vardı. Öncelikle sıtma ve frengi ile savaşta başarı kazanıldı.
ATATÜRKÇÜLÜK VE TÜRK İNKILABININ DAYANDIĞI TEMEL İLKELER
Atatürk İlkelerinin oluştuğu ortam ve özellikleri:
- Osmanlı Devleti’nde yönetim 19. Yüzyılın sonlarına doğru kurumları itibariyle bozulmuştu. Buda yenileşme ihtiyacını ortaya çıkardı.
- Atatürk ilkeleri, Türk vatanını parçalamak, Türk milletinin yok edilmek istendiği bir dönemde uygulanmaya başlandı.
Atatürk ilkelerinin ortak özellikleri
- Atatürk ilkeleri, Türk Milleti’nin ihtiyaçlarından doğmuştur.
- Bir bütünü oluştururlar. Birbirinden ayrılmaz
- Atatürkçü düşünce sistemini meydana getirir.
- Atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı esaslar:
- Milli tarih şuuru, vatan ve millet sevgisi
- Milli Dil
- Bağımsızlık
- Milli Egemenlik
- Milli Kültür
- Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma
- Akılcılık “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” prensibi
- Türk Milliyetçiliğine inanmak ve güvenmek
- Milli birlik ve beraberlik, ülke bütünlüğü
- Barışçılık “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh “prensibi
TEMEL İLKELER
CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ
Türk ulusunun yaradılışına ve karakterin en uygun idare Cumhuriyet idaresidir. Bugünkü hükümetimiz, doğrudan doğruya ulusun kendi kendine, kendiliğinden yaptığı
bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı Cumhuriyet’tir. Artık hükümetle Ulus arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir. (Nutuk, Cilt 3, s. 76 Cilt 2, s. 230)
MİLLİYETÇİLİK İLKESİ
Biz doğrudan doğruya Milliyetperveriz, Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumumuzdur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (İlk öğretim, Cilt: 4, s. 6)
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu ve Trakyalı hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (Atatürk Diyarbakır’da 1923, Sayfa: 4)
HALKÇILIK İLKESİ
Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına Türk Milleti denir (Atatürk ve Atatürk İlkeleri Yavru, S. 13) Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı saygılı ve fedakarlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan bir toplumdur. (3. 1922 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: 1, Sayfa: 221)
LAİKLİK İLKESİ
Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz bir milletin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. (Atatürk’ün Hususiyetleri, Kılıç Ali, Sayfa: 116)
DEVLETÇİLİK İLKESİ
Bizim takibini uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve dağıtım araçlarını fertlerden alarak Milleti büsbütün başka esaslar içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı kolektivizm, komünizm gibi bir sistem değildir. (Atatürk’ten Yazdıklarım, Afet İnan, Sayfa: 66-67)
İNKILAPÇILIK İLKESİ
Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılabımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. (Atatürk, 1925, Kurtuluş ve Sonrası, A. Doğan, Sayfa 165)
BÜTÜNLEYİCİ İLKELER
- Milli Egemenlik
- Milli Birlik ve beraberlik
- Özgürlük ve Bağımsızlık
- Yurtta Sulh, Cihanda sulh
- Çağdaşçılık ve Batılılaşma, İnsan ve İnsan sevgisi
- Akılcılık-Bilimsellik
ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN DIŞ POLİTİKASI
1- Atatürk’ün dış politika ilkeleri:
2- Milli bağımsızlığımıza saygı gösteren ülkelerle dost geçinmek, düşmanlara karşı dikkatli olmak
Dünya barışına katkıda bulunmak, barışçı politikalar takip etmek
3- Yurtta Sulh, Cihanda Sulh
NÜFUS MÜBADELESİ (Değiş- Tokuş)
Lozan’da İstanbul’daki Rumlar ile Batı Trakya’daki Türkler dışındaki Türk ve Rum nüfusun değiştirilmesi öngörülmüştü.
• Yunanistan Mondros Mütarekesinden önce İstanbul’a gelmiş olan Rumlarında. İstanbullu sayılmasını istiyordu.
NOT: Yunanistan’ın amacı İstanbul’da daha çok Rum bırakmaktı.
• Türk tarafı ise “yerleşmiş” (Etabli) deyiminin kendi kanunlarına göre kabul edeceğini bildirdi.
Konu Adalet Divanına götürüldü. Divanda çözülemedi.
Önce Yunanistan Batı Trakya’daki Türklerin mallarına el koydu.
İki taraf da savaş noktasına geldiyse de anlaştılar. 1926
Nüfus mübadelesi 1930′da gerçekleşti.
• Yunan Başbakanı Venizelos ‘un Türkiye’yi ziyaretinden sonra Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk dönemi başladı.
NOT: Türk Yunan ilişkileri 1954yılına kadar dostluk çerçevesi içinde kaldı. 19S4′te Yunanistan ‘in Kıbrıs ‘ı ele geçirmek istemesi üzerine ilişkiler tamamen bozuldu.
SONUÇTA: Doğdukları yer ve geldikleri tarih ne olursa olsun İstanbul’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Türklere Etabli ” Sürekli oturan ” sıfatı verilecekti.
YABANCI OKULLAR MESELESİ
Lozan’da yabancı okulların denetimi Türkiye’ye bırakıldı.
Bu okullar Türk kanunlarına uyacaklardı.
Türk Hükümeti, yabancı okullarda Türkçe, Türk Tarihi ve Coğrafya derslerinin Türkçe ve Türk öğretmenler tarafından okutulmasına karar verdi, 1926′da bir tüzük yayınladı.
Bazı okullar buna uymak istemediler.
Diğer ülkelerden müdahale istediler. Türkiye bunu iç meselesi saydı.
Hükümet kararlarına uymayan okullar kapatıldı, diğerleri uydular.
NOT: Bugün sayıları 63 civarında olan yabancı okullarda Tarih, Türkçe ve Coğrafya dersleri Türk öğretmenler tarafından ve Türkçe okutulmaktadır. Türk müfettişler tarafından-denetlenmektedir.
TÜRKİYE’NİN MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞİ 1932
Wilson ilkelerine göre I. Dünya savaşından sonra kuruldu.
Türkiye’nin dış problemlerini barışçı yollarla çözmesi üzerine, Cemiyet-i Akvam Türkiye ‘yi üyeliğe davet etti.
18-Temmuz-l932 tarihinde Türkiye Milletler Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Akvam) üye oldu.
IRAK SINIRI VE MUSUL MESELESİ 5-HAZİRAN-1926
Mondros Mütarekesinden hemen sonra İngilizler Musul’u işgal etti.
Lozan’da çözümlenememiş ve sonraya bırakılmıştı.
1924 ‘de başlayan görüşmelerden sonuç alınamadı,
Türkiye ve İngiltere savaş hazırlıklarına başladı.
13-Şubat-1925 ‘de doğuda Şeyh Sait ayaklanması çıktı.
4-Mart -1925’de Takrir-i Sükun (Huzur ve güvenliği sağlama) kanunu çıkarıldı. Ayaklanma bastırıldı.
• 5-Haziran -1926′da İngiltere ile Ankara Antlaşması imzalandı. Sınır bu günkü şekilde çiziliyor, Musul Irak topraklarında kalıyordu.
NOT: Antlaşmaya göre; Irak hükümeti, petrol üzerine konan vergi gelirinden kendi payına düşecek miktarın yüzde onunu 25 yıllık bir süre için Türkiye’ye vermeyi kabul ediyordu.
BALKAN ANTANTI 9 ŞUBAT 1934
1933 yılında İtalya ve Almanya’nın güçlenmesi Balkan devletlerini birbirlerine yaklaştırdı. Çünkü; İtalyanların Balkanlar, Almanya’nın da Doğuda çıkarları vardı.
Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya bir araya gelerek Balkan Paktını kurdular. 9-Şubat-1934
• Bu Pakt ile bu devletlere ait sınırlar güvenlik altına alınıyordu.
Not: (1) Yunanistan ile ilişkileri iyi olmayan Bulgaristan Balkan Paktına alınmadı.
Not: (2) Yugoslavya’nın ayrılması ile Pakt dağıldı. (Almanya ve İtalya’nın baskısı ile Yugoslavya’nın Bulgaristan ile anlaşma yapması ve savaş ortamının problemleri sebebiyle)
SADABAT PAKTI 9-TEMMUZ-1937
İtalya’nın Ortadoğu üzerindeki emellerinin artması üzerine Türkiye -İran, Irak, Afganistan arasında yakınlaşma doğdu.
Bu devletler 1937′de Sadabat Paktını kurdular.
Not: (l)Bu Antlaşma ile Türkiye doğu ve güney sınırlarını güvenlik altına almıştır.
MONTRÖ SÖZLEŞMESİ 20 TEMMUZ 1936
Lozan’da Boğazlar komisyonu milli hakimiyetimizi sınırlamıştı.
Türkiye geçişi denetleyemiyor ve asker bulunduramıyordu.
İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, Almanya’nın Versay ile askersiz olması gereken Ren bölgesine asker sokması ve dünyanın savaş ortamına sürüklenmesi üzerine Milletler Cemiyeti’ne başvurdu.
• 20-Temmuz-l936 ‘da ilgili devletlerle yapılan Antlaşmaya göre:
Boğazlar Komisyonu kaldırıldı.
Türk askeri askersiz bölgeye girecek.
Boğazlar Türk Devletine verildi.
• Ticaret gemileri serbestçe geçecek, ancak askeri gemilerin geçişi sınırlandırılacaktı.
• Savaş sırasında Türkiye Boğazları kapatabilecekti.
• Herhangi bir anda Karadeniz’de bulunabilecek ve Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin donanmalarına ait savaş gemileri zaman ve ağırlıkları bakımından sınırlandırıldı. Ayrıca, Boğazlardan geçecek savaş gemileri için önceden Türk Devletinden izin alınacaktı. Böylece, boğazlar üzerindeki Türk egemenliği kayıtsız şartsız kabul edildi.
Sözleşme; Fransa İngiltere, Yugoslavya, Romanya, Yunanistan, Sovyetler Birliği ve Türkiye tarafından imzalandı
NOT: (1) Montrö Sözleşmesi ile Türkiye Doğu Akdeniz’de güçlenmiş, milletlerarası dengede önemli bir konuma gelmiştir.
NOT: (2) Görüşmelerde Rusya direnmiş, İngiltere ise Almanya ve İtalya’nın güçlenmesi sebebiyle Türkiye’nin yanında yer almıştır.
HATAY MESELESİ VE HATAY’IN ANAVATANA KATILMASI
1921 Ankara Antlaşması’nda Hatay ve İskenderun için özel bir yönetim kabul edilmişti.
Fransa 1936′da Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimini kaldırınca Türkiye müdahale ederek Hatay ‘in durumunun belirlenmesini istedi.
• Hatay’ın geleceğinin belirlenmesi için halk oyuna başvuruldu. Halkoylaması Milletler Cemiyeti gözetiminde yapıldı.
2-Eylül-l 938 ‘de Bağımsız Hatay Devleti kuruldu.
Tayfur Sökmen ilk cumhurbaşkanı oldu.
Daha sonra Hatay, kendi Millet Meclisinin aldığı bir kararla TÜRKİYE’YE katıldı. 29-Haziran-1939
NOT: (1) TBMM (si Hatay’ın Anavatana katılışını 30-Haziran-1939′da onayladı. 7-Temmuz-1939′da çıkarılan bir kanunla Hatay’ın il olması sağlandı.
NOT: (2) Atatürk’ün hayatının son aylarını büyük bir üzüntü ile geçirmesine sebep olan Hatay meselesi onun dahice siyaseti sayesinde çözümlendi.
NOT: (3) Hatay’ın Anavatana katılması olayında Fransa, Türkiye lehine ılımlı davranmıştır. Bunda Almanya’nın yayılmacı politikalarının etkisi olmuştur.
COĞRAFİ BÖLGELERİMİZ
Türkiye’miz çok geniş bir ülkedir.
Yurdumuzun doğal yapısı, iklim özellikleri her yerde aynı değildir.
Bazı yerler dağlık, bazı yerler düzlüktür.
Bazı yerler deniz kenarı, bazı yerler denizden uzaktır.
Bazı yerle çok yağışlı, bazı yerler kuraktır.
İşte yurdumuz yeryüzü şekilleri, iklim özellikleri ve yetişen ürünlere göre ” Yedi Coğrafya Bölgesi ” ne ayrılmıştır. Bunlar :
KARADENİZ BÖLGESİ
MARMARA BÖLGESİ
EGE BÖLGESİ
AKDENİZ BÖLGESİ
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
AKDENİZ BÖLGESİ
AKDENİZ BÖLGESİ
Ülkemizin güneyinde Akdeniz boyunca uzanan bir bölgemizdir.
Kuzeyde Konya havzası, doğuda Uzunyayla ve batıda Köyceğiz ile sınırdır.
FABRİKALARI
Çimento, sigara, şeker, iplik, dokuma, demir-çelik, un ve besin maddeleri fabrikaları ile petrol rafinerileri vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pamuk, susam, yerfıdstığı, tütün, muz, turunçgiller (mandalina, portakal, limon, greyfurt) ve her çeşit sebze ve meyvecilik ile turfandacılık önemlidir.
NEHİRLERİ
Seyhan, Ceyhan, Göksu, Dalaman ve Manavgat çayı bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Beyşehir, Burdur, Eğridir, Suğla.
DAĞLARI
Toroslar’da Akdağ, Bozdağ, Nurhak ve Amanos dağları en önemli dağlarıdır.
OVALARI
Çukurova ve Amik ovaları.
LİMANLARI
İskenderun, Mersin, Antalya ve Fethiye.
ŞEHİRLERİ
Adana, Antalya, Antakya, Burdur, Isparta, Kahraman Maraş, Mersin.
TURİZM
Antalya ve Antakya çevresindeki eski eserler ile bölgenin şelaleleri ve plajları turizm bakımından önemli yerlerdir.
Antalya ve Alanya yöresi son yıllarda önemli birer turizm merkezi haline gelmiştir.
Gerek yurt içinden ve gerekse yurt dışından çok sayıda turist yılın her ayında bu bölgeyi ziyaret etmektedir.
Ayrıca bölgede yapılan film festivalleri ve benzeri etkinlikler her geçen gün artmaktadır.
Bölge tarihi, doğası, güneşi, denizi ve konukseverliği ile dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
MARMARA BÖLGESİ
MARMARA BÖLGESİ
Türkiye’nin kuzeybatısında yer alır.
Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgesidir.
Bölge ekonomik olarak, en gelişmiş bölge özelliğini taşır.
FABRİKALARI
Çimento, kumaş, deri, dokuma, iplik, konserve, şeker, içki, elektrikli ev aletleri, şişe-cam, rafineri, ilaç ve kibrit.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, pirinç, pancar, tütün, zeytin, üzüm, incir, sebze ve meyveler, ayçiçeği, ayrıca ipekböceği ve hayvancılıkta önemlidir.
NEHİRLERİ
Meriç, ergene, Gönen, Susurluk
GÖLLERİ
Sapanca, İznik, Manyas, Ulubat, Çekmece ve Terkos
DAĞLARI
Istranca, samanlı, Kozdağ, Alemdağ, Uludağ
OVALARI
Sakarya ve Bursa ovaları.
LİMANLARI
İstanbul, İzmit, Bandırma
ŞEHİRLERİ
Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Edirne, İstabul, Kırklareli, Kocaeli (İzmit), Sakarya (Adapazarı), Tekirdağ
TURİZM
İstanbul, Edirne, İzmit, Bursa gibi şehirlerdeki tarihi eserler ve bölge doğal güzellikleriyle turizm bakımından önemlidir.
YURDUMUZUN COĞRAFYA BÖLGELERİ
EGE BÖLGESİ
Türkiye’nin batısında yer alan Ege Bölgesi, kuzeyde Edremit Körfezi kıyılarından güneyde Köyceğiz’e kadar uzanır.
Bu bölgemizin Ege Denizi kıyıları çok girintili çıkıntılıdır.
FABRİKALARI
Çimento, tuğla-kiremit, sabun, yağ, boya, un, konserve, sigara, dokuma, bira, şeker, rafineri ve çeşitli besin maddeleri fabrikaları vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa gibi tahıllar, tütün, haşhaş, pamuk gibi tarım ürünleriyle her çeşit sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık bölgede yaygındır.
NEHİRLERİ
Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Bafa ve Marmara Gölü bölgenin önemli gölleridir.
LİMANLARI
İzmir, Bodrum, Marmaris.
DAĞLARI
Babadağ, Aydın ve Demirci dağları.
OVALARI
Aydın, Manisa ve Akhisar ovaları.
ŞEHİRLERİ
Aydın, Afyon, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak
TURİZM
İzmir, Bergama ve Efes dolaylarındaki eski eserleri ve Ege kıyıları doğal güzellikleriyle ünlüdür.
Yurdumuza tatil amacıyla giden turistlerin büyük bölümü bu bölgede tatillerini geçirirler.
İÇ ANADOLU BÖLGESİ
İç Anadolu Bölgesi, ülkemizin ortasında yer alır.
Kuzeyde Karadeniz, güneyde Akdeniz, batıda Ege, doğuda Doğu Anadolu bölgeleriyle çevrilidir.
Doğu Anadolu’dan sonra en büyük bölgemizdir.
FABRİKALARI
Çimento, un, tuğla, şarap, makina, vagon, yağ, rafineri, dokuma, şeker ve çeşitli maddeleri üreten fabrikalar vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç, baklagiller, şekerpancarı, patates, çeşitli sebze ve meyvelerdir. Hayvancılık da yaygın olarak yapılmaktadır.
NEHİRLERİ
Kızılırmak, sakarya, Porsuk bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Tuz gölü, Akşehir ve Eber gölleri vardır.
DAĞLARI
Erciyes, Elmadağ, Akdağ, Tecer ve Hasan dağı.
OVALARI
Eskişehir ve Konya ovaları önemli ovalarıdır.
ŞEHİRLERİ
Başkent Ankara, Aksaray, Çankırı, Eskişehir, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat.
TURİZM
Ankara, Sivas, Kayseri, Konya tarih eserler bakımından, Ürgüp ve Avanos çevresi ise peribacalıyla ünlüdür.
KARADENİZ BÖLGESİ
Türkiye’nin kuzeyinde yer alır.
Karadeniz boyunca uzanır.
Bölge ormanlarla kaplıdır.
DAĞLARI
Canik, İsfendiyar, Köroğlu, Ilgaz, Bolu ve Doğu Karadeniz dağları en önemli dağlarıdır.
NEHİRLERİ
Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Filyos ve Çoruh, önemli akarsularıdır.
İKLİMİ
Bölgede Karadeniz iklimi hakimdir. Kışlar soğukça, yazlar serince geçer. Yağışlar her mevsimde görülür.
ŞEHİRLERİ
Zonguldak, Sinop, Bartın, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Bolu, kastamonu, Çorum, Amasya, Gümüşhane, Tokat, Artvin ve Bayburt illeri bulunmktadır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Fındık ve çay bölgenin önemli tarımsal ürünleridir.
Ormancılık oldukça yaygındır.
Balıkçılık da halkın önemli geçim kaynaklarındandır.
MADENLERİ
Bölgede bakır, linyit ve maden kömürü yatakları mevcuttur.
Bu bölge, Fatih döneminde Osmanlı yönetimine katılmıştır.
TURİZM
Abant, Borabay gölleri ve Havza kaplıcaları gerçekten görülmeye değer yerlerdir.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ
En büyük coğrafi bölgemizdir.
Kuzeydoğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan, güneydoğuda İran ve Irakla sınır komşusudur.
FABRİKALARI
Çimento, şeker, yağ-peynir, şarap, sigara, dokuma ve iplik fabrikaları vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Tahıl, patates, pirinç, şekerpancarı, tütün, kaysı, şeftali, üzüm ve benzeri ürünler üretilmektedir.
Hayvancılık da bölgenin önemli bir geçim kaynağıdır.
NEHİRLERİ
Dicle, Fırat, Aras, Murat ve Karasu bölgenin önemli akarsularıdır.
GÖLLERİ
Van ve Çıldır gölleri.
DAĞLARI
Ağrı, Nemrut, Süphan.
Ağrı, 5165 metre ile ülkemizin en yüksek dağıdır.
Ağrı, Avrupanın da en yüksek dağıdır.
OVALARI
Malatya ve Muş ovaları önemlidir.
ŞEHİRLERİ
Ağrı, Bitlis, Bingöl, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Hakkari, Kars, Malatya, Muş, Tunceli ve Van’dır.
TURİZM
Kars ve Erzurum çevresi kış sporları yönünden önemlidir.
Harput ve Van dolayları eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından önemlidir.
Van gölü dolayları görülmeye değer yerlerden birisidir.
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ
En küçük coğrafi bölgemizdir.
Bölgenin güneyinde Irak ve Suriye yer alır.
Bölgenin batısında Akdeniz Bölgesi vardır.
FABRİKALARI
Çimento, yağ, sabun, iplik, dokuma, içki, besin maddeleri üreten fabrikalar, petrol arıtma tesisileri vardır.
TARIM ÜRÜNLERİ
Buğday, mercimek, nohut, burçak, zeytin, antepfıstığı ve kenevir bölgede yetişen önemli ürünlerdir.
NEHİRLERİ
Dicle, Fırat bölgenin önemli akarsularıdır.
DAĞLARI
Toroslar ve Karacadağ.
OVALARI
Harran ve Antep ovaları.
ŞEHİRLERİ
Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Mardin, siirt, urfa, Batman ve Şırnak’tır.
Batman ve Şırnak son yıllarda şehir statüsüne kavuşmuştur.
TURİZM
Urfa ve Adıyaman dolayları ile Mardin eski uygarlıklardan kalma eserler bakımından zengindir.
Türkiyedeki Dağların ve Ovaların Oluşumu
1. DAĞ OLUŞUMU (OROJENİK) HAREKETLERİ
Bu hareketler dar zamanda, dar olaylar olarak belirir ve tabakaların duruşunu bozarlar. Hareketler yatay ve dikey olmak üzere iki yönde gelişir. Genellikle, yatay (tanjansiyal) hareketler kıvrılma ve kıvrım dağlarına, dikey hareketler de (radial) kıvrılma ve kırık dağlarına yer verirler. Bununla birlikte, bu iki gurup arasında kesin bir sınır çizmek olanaksızdır. Çünkü, sert tabakalarda kırılma olurken, hemen yanındaki yumuşak tortullar kıvrılabilir. Bu nedenle kıvrım ve kırık dağları birbirinin içine girmiş olarak da uzanırlar. Diğer bir özellik de, yatay ve dikey hareketlerin aynı anda oluşmaları ya da birbiri ardınca gelmeleridir.
Yatay ve dikey hareketler sonucunda oluşan, kıvrılma ve kırık dağları yeryüzünün “Öz Yapı” yüzeyini oluştururlar. Aşağıda işleyeceğimiz yerkabuğu yaylanmaları (epirojenik hareketler) ile dağ oluşumu (orojenik) hareketinin ikisine birden yer kabuğunun yer sanatı (tektonik) öz yapı yüzeyini (strüktür) oluşturur. Dış güçler bu yüzeyi işler, değiştirir ve kendine özgü yer şekilleri doğururlar. Dağ oluşumu hareketleri iki yapı biçimi oluştururlar: Kıvrılma ve Kırılma.
1.Kıvrılma Ve Kırılma Dağları
Jeolojik devirler boyunca iç güçlerin oluşturdukları kabarıklar, yine jeolojik devirler boyunca yine dış güçler boyunca aşındırılırlar. Kabarıklıklar aşındırıla aşındırıla dalgalı bir düzlük durumuna gelir. Bu dalgalı düzlüğe, “Yontukdüz (Peneplen)” adı verilir. Yontula yontula düzleşmiş arazi demektir. Tortullar derin deniz diplerindeki tortulanma alanlarına (jeosenklinallerde) biriktirilirler. Bazen de yeryüzündeki çukurluklarda ve göl çanaklarında tortulanırlar. Yeniden aşındırma, taşıma ve biriktirmelerle çanaklar dolar.Yer yüzü çukurluğu düzleşir, deniz ya da gölün derinliği azalır. Kimi zaman deniz ya da gölün o bölümü, bütünü ile dolarak karalaşır.
Tortullarla dolu olan bir tortulanma çanağı, dengesini yitirmiş ve birbirine yaklaşan iki yer kabuğu bölümü (şole) arasında kalacak olursa; sıkışır. Başka bir sözle, yan basınçlara uğrayınca hacmi daralır. İçindeki yumuşak tortullar daralan bu yere sığmayarak kıvrılır ve su yüzüne çıkar. Bu olaya kıvrılma, oluşan dağlara da kıvrım dağları denir.
Tortulanma çanaklarının su altında ya da yer yüzünde olma özelliğine göre, kıvrılma iki biçimde gerçekleşir. Gerçek kıvrılma ve bükülme. Su altı tortulanma çanaklarında da yan basınçların özelliğine göre, çeşitli kıvrılma biçimleri oluşur. Bunlar da genel olarak düzgün kıvrılma ve düzensiz kıvrılma diye iki grupta toplanır.
a-Düzgün Kıvrılma:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınç eşit değerlerde ise, tabakalar düzgün olarak kıvrılır. Tabaka ya da kıvrım dağı kabarıklığı ve çukurluğu oluşur. Kıvrım dağı ya da kıvrılmış tabakadaki kabarıklığa (kemerleşmeye) “Antiklinal”, çukurluğa (oluklaşmış) da “Senklinal” adları verilir.
b-Düzensiz Kıvrılmalar:
Tortulanma çanağının kenarlarına yapılan basınçlar eşit değerlerde değil ise, “Düzesiz” kıvrılma olur. Basıncın çok olduğu yandaki tortullar, basıncın az olduğu yandaki tortulların üzerine eğilir, devrilir, biner ya da o tabakaların üzerine aşar. Basınç değerleri ayrıcalık çok değilse, basıncın çok geldiği yandaki tabakalar az geldiği yandaki tabakalara doğru eğilir ki, buna “Eğri Kıvrım” denir. Basınç ayrıcalığı çoğaldıkça, tabalar devrilir “Devrik Kıvrım”, birbiri üzerine biner “Binmiş Kıvrım”, biri diğeri üzerine aşar “Aşmış Kıvrım (Şaryajlı Kıvrılma)” biçimleri oluşur.
c-Bükülme (Fleksür):
Katı yer kabuğunun çukurluklarında birikmiş olan tortullar yan basınçlarla etkilenirse, Herhangi bir yerinden bükülür. Bu olaya bükülme, oluşan şekle bükülmüş tabakalar (fleksür) ve bükülme sonucu oluşan basamağa bükülme basmağı denir. Bükülmede tabakalar süreklidir. Tabakalarda kırılma yırtılma olmamıştır. Basınç etkisi ile tabakaların bir bölümü aşağıda kalmış ve aralarındaki bir bölüm bükülmüştür. Bir yörede büküklü yapı çok yer tutarsa, buraya büküklü yöre adı verilir.
Kıvrım bölgelerinde ve kıvrım dağlarında kıvrılma biçimlerinin hepsi bir arada ve birbirinin içine girmiş olarak bulunur. l. Jeolojik Devirde oluşan Kaledoniyen, Hersiniyen ve lll. Jeolojik Devirde oluşan Alp-Himalaya sistemlerine bağlı dağlar, kıvrım dağları olarak oluşmuşlardır. Ancak, zamanımız kıvrım dağları yalnız Alpin (Alp-Himalaya) oluşumlarına bağlıdır. İleride görülebileceği gibi, Kaledoniyen ve Hersiniyen oluşumları kıvrım dağları özelliğini yitirerek, zamanımızın kırık dağları özelliğini kazanmışlardır. Genç kıvrım dağları olan Alpin sistem oluşumları, yeryüzünde Büyük Okyanus’u çevreleyecek biçimde ve büyük bir “H” harfi çizerek uzanır.
2.Kırılma Ve Kırık Dağları
Kıvrılma olayı yatay yönde yerkabuğu hareketleri sonucu oluşurken, kırılma olayı dikey yönlü hareketler sonucu oluşur. Ancak, kırılmanın olabilmesi için dikey yöndeki hareket yeterli değildir. Bu hareketle etkilenen tabakaların kıvrılamayacak kadar sert (berk, rijit) olması gereklidir. Eski yerkabuğu oluşumları bir yandan dış güçlerle aşındırılıp yontukdüz durumuna getirilirken, bir yandan da tabakaları oluşturan taşlar, başkalaşma gibi etkenlerle, sertleşir. İşte, yontukdüz durumuna gelmiş ve sertleşmiş tabakalar dikey yönlü basınçların etkisinde kalınca, daha önce kıvrılıp sertleşerek kıvrılma özelliğini yitirdiği için, yer yer kırılır, çöker ve yükselir. Bu olaya kırılma ve kırılma sonucu oluşan dağlara da “Kırık Dağları” denir. Kırılmalarla oluşan yeryüzü çatlaklarına da “Fay” adı verilir.
Kırılmalarla kırık basamaklarında oluşur. Kırık basamakları da tabakaların bir bölümü kırık çizgisi boyunca yüksekte kalırken bir bölümü alçakta kalır. Kırk çizgisi boyunca kayan tabaka bölümlerinin her birine “kırığın kanadı” denir. Yüksekte kalana “yukarı giden”, alçakta kalana “alta giden” kanat adı verilir. Kırığın kanatları arasındaki basamak, “kırık basamağıdır”. İki kanat arasındaki yükseklik ayrıcalığı bir kaç metreden, binlerce metreye kadar olabilir. Kırılmalara uğramış bir bölgede, kırık çizgileri ya birbirlerine paralel olarak ya da birbirlerini belirli açılarla kesecek biçimde uzanırlar ve kırık ağları oluştururlar. Kırık basamaklarında, tabakalar süreksizdir. Kırılma ve yırtılmalara uğramışlardır. Basamağın yukarı giden yüzeyi, sürtünme etkisi ile, parlar. Buraya fay aynası denir.
Sertleşmiş yontukdüzler basınçlarla etkilenince, yeryüzü çatlakları boyunca üç durum oluşur:
a-Basınç etkisinde kalan tabakalar bütünü ile yükselir. Ancak, kimi yari çok, kimi yeri az yükselir. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
b-Basınç etkisi ile sert tabakalar bütünü ile alçalır. Ancak, kimi yeri çok, kimi yeri az çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
c-Basınç etkisinde kalan sert tabakaların kimi teri yükselirken, kimi yeri çöker. Kırılma ve kırık basamakları oluşur.
Her üç durumda da kırıklarla çevrili yükseklikler ve çukurluklar doğar. Yerkabuğu çatlakları ile çevrili yüksekliklere “Horst”, çukurluklara “Graben (Çöküntü Hendeği)” adı verilir. Bir kırık bölgesinde ya da kırık dağlarında horst ve gabenler birbirini izler. Ancak, horst ve grabenler birbirine eşit genişlikte olabileceği gibi, geniş horstlar dar grabenler ve dar horstlar geniş grabenler de oluşabilir.
Kırılma olayları genellikle sertleşmiş eski kütleler basınçlara uğrayınca oluşur. Zamanımızda, yeryüzünün ilk karaları olan kıta çekirdekleri l. Jeolojik Devrin kaledoniyen ve hersiniyen oluşumları kırılmalara ve kırık dağlarına yer verirler. Çünkü bu oluşumlar önce kıvrılmışlar, aşınmışlar ve sertleşmişlerdir. Alpin hareketleri ve tektonik hareketler sırasında yeniden basınç etkisinde kalınca, yer yer kırılmışlar, yükselmişler ve çökmüşlerdir. Kırk bölgeleri ve kırılma dağları günümüzde Atlas Okyanusu’nu çevreleyecek biçimde uzanırlar. Basınç etkisinin çok yeğin olması durumunda genç ve serleşmemiş oluşumlar da kırılmalara yer verilebilir. Türkiye’nin batısındaki kırık bölgeleri ve Kuzey Anadolu Çöküntü Hendeği gibi.
2.OVALAR
Akarsular tarafından derin olarak yarılmamış, üzerinde kabarıklar bulunmayan ve eğimi oldukça az olan düzlüklere “Ova” adı verilir. Bu düzlüklerde akarsular, genellikle, salınımlar yaparak, yatakları boyunca akarlar. Bafra, Sakarya, Konya, Büyük Menderes ovaları gibi ovalar, bulundukları yerlere göre, ikiye ayrılırlar: çukur ovalar, yüksek ovalar.
1-Çukur Ovalar:
Deniz yüzeyinden olan yüksekliği az ovalara, çukur ova denir. Çukur ovalar deniz kıyıları boyunca uzanırlar. Çukur ovaların denizden yüksekliği en çok 500 m’ye değin olur. Çukurova, Sakarya, Antalya, Ege Bölgesi ve Harran ovası gibi ovalar, birer çukur ovadır.
2-Yüksek Ova: Deniz yüzeyinden olan yüksekliği çok ovalara, yüksek ova denir. Başka bir deyişle, deniz yüzeyinden olan yüksekliği 500 m’den çok ovalar, yüksek ova adını alır. Bunlar genellikle, iç bölgelerde bulunurlar. Konya, Doğubeyazıt, Muş ovaları gibi ovalar, yüksek ovadır.
Ovalarda da, diğer yeryüzü şekilleri gibi oluşum bakımından çeşitlilik gösterirler. Bu özellikler ile dört grupta toplanırlar:
1-Aşıntı (Yontulma) Ovaları: Aşınmalar sonucu oluşmuş ovalardır. Dış güçler yontukdüz ve kabarıklıkları aşındırarak bu ovaları oluştururlar.
2-Çöküntü Ovaları:
Kırılma olayları sonucu oluşmuş ovalardır. Yerkabuğundaki kırılmalardan sonra oluşan çöküntü hendekleri, dış güçlerin birikintileri ile dolar ve düzleştirilirse, çöküntü ovaları oluşur. Batı Anadolu’daki Gediz, Bakırçay, Küçük ve Büyük Menderes, Hatay’ın Amik ovaları gibi.
3-Birikinti Ovaları:
Dış güçlerin taşıyıp getirdiği birikintilerle oluşmuş ovalardır. Genellikle, akarsu biriktirmesi ile oluşurlar. Birikinti konileri gibi. Akarsular taşıdıkları kum, çakıl, kil gibi dağınık maddeleri hızlarının ya azaldığı ya da bittiği yerde biriktirerek bu ovaları doğururlar. Buraları genellikle, yamaçların eteği, akarsuların genişleyen vadi tabanları ve ağızlarına yakın olan bölümleridir.
4-Alüvyal Ovalar:
Akarsuların taşıdığı alüvyonların, deniz ve göl kıyılarında, sığ yerleri de dolduracak biçimde biriktirilmesi ile oluşmuş ovalardır. Gel-git genliği az iç denizlere dökülen akarsular, taşıdıkları sürüntüleri döküldükleri göl ya da denizin kıyısında biriktirmeğe başlarlar. Zamanla, bu birikinti kıyının sığ yerlerini de doldurarak geniş düzlükler oluştururlar. Böylece oluşan ovalara, alüvyal ovalar adı verilir. Çukurova, Çarşamba ovaları gibi.
JEOLOJİK DEVİRLERDE TÜRKİYE’NİN DURUMU
Türkiye arazisi,Pangea adlı büyük kıt’anın parçalanmasını izleyerek oluşan kuzey kıt’ası (Laurasia) ile güney kıt’ası (Gondvana) arasında kalan Tethys (Tetis) denizinin yer aldığı geniş tortulanma alanında oluşmuştur. Ülkemiz bütünüyle Alp-Himalaya Orojenik Kuşağı içinde bulunmaktadır. Ülkemizde yer şekilleri, çeşitli jeolojik devirlerde oluşmuş arazilere ve bunların özelliklerine de bağlıdır.
1. Birinci Jeolojik (Paleozoik) Zaman: Tetis jeosenklinalinde biriken tortullar yer yer kıvrılarak yükselmiştir. Kıvrılma esnasında, tortullar metamorfizmaya (başkalaşım) uğrayarak sertleşmiş ve birinci zaman sonlarında şiddetli aşınmalar sonucunda düzleşmiştir. Daha sonraki orojenik (dağ oluşumu) hareketleri yölendiren bu eski kütleler, Alp Orojenezi sırasında zaman zaman parçalanmıştır. Faylarla parçalanan bu eski kütlelerin bir kısmı yükselirken, bazıları da çökmüştür. Trakya, Batı Anadolu, Doğu Anadolu ve İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde geniş yer kaplayan birinci zaman arazileri ülkemezin temelini oluşturur. Masif adı da verilen bu sert kütlelerin başlıcaları, Trakya’da Yıldız, Batı Anadolu’da Sarıhan, – Menteşe, İç Anadolu’da Kırşehir masifleridir. Bunlardan başka, kuzeyde Devrekani, Güneydoğu Anadolu’da Mardin-Derik civarı, Doğu Anadolu’da Bitlis ile Akdeniz Bölgesinde Anamur – Alanya arası, bu zamanda oluşan metamorfik arazilere örnek teşkil eder. Yine, Zonguldak çevresindeki taş kömürü yatakları da bu zamanda oluşmuştur.
2. Jeolojik (Mezozoyik) Zaman: Tetis jeosenklinalinde biriken tortullar, ikinci zamanın sonundan itibaren kıvrılıp yükselerek su yüzeyine çıkmıştır.
3. Üçüncü Jeolojik (Tersiyer) Zaman: Üçüncü jeolojik zamanda, Anadolu’nun bulunduğu yerdeki jeosenklinalinde biriken tortullar kıvrılmaya başlamıştır. Bu kıvrılma hareketleri sonucunda geniş deniz çanakları daralmaya ve kaybolmaya başlamıştır. Bu zamanın ortalarında, Anadolu kütlesinde karalaşma hızlanmıştır. Alp orojenik hareketleri en şiddetli safhasına ulaşarak, Kuzey Anadolu ve Toros Dağ kuşakları oluşmuştur. Daha sonra Anadolu’nun iç kısımları göllerle kaplanmıştır. Aynı dönemde nemli ve sıcak iklim şartları altında, tropikal ormanlara benzeyen gür bir bitki örtüsü yetişmiştir. Bu bitki örtüsüne bağlı olarak zamanla göl ortamlarında biriken organik malzemeler, günümüzdeki linyit yataklarının oluşumunu sağlamıştır. Üçüncü jeolojik zamanın sonlarında Anadolu’nun iç kısımlarında oluşan göller çekilmeye başlamış ve karalar genişlemiştir. Sıcak iklimin etkisiyle İç ve Doğu Anadolu’daki tuz yatakları bu zamanda oluşmuştur. Ayrıca, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki petrol alanlarının yer aldığı araziler de bu döneme aittir.
4. Dördüncü Jeolojik (Kuaterner) Zaman: Kuaternerde, daha çok orta kuşakta kalan diğer alanlar gibi, ülkemizde de iklim değişmeleri ön plana çıkmıştır.
GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ
1- Yüz ölçümü en küçük bölgemiz.
2- Yer şekilleri sadedir.
3- Kuzeyden güneye yükselti azalır.
4- Platolar: G. Antep, Urfa, Adıyaman
5- Diyarbakır havzası, Mardin Eşiği yüksek yerler
6- Karacadağ en basık volkandır.
7- Ovalar: Harran, Suruç, Ceylanpınar.
8- Fırat ve Dicle bölgeyi parçalayarak platolar oluşturur.
9- Akarsular araziye gömülmüş , sulama zorunluluğu var.
10- Göl bakımından en fakir bölge. Doğal göl yok.
11- Barajlar: Atatürk, Kral kızı ,Birecik, Deve geçidi. Ilı su, Batman
İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU
1- Akdeniz ve Karadeniz iklimlerinin geçiş alanıdır.
2- Orta Fırat bölümünde Akdeniz, Dicle bölümünde Karasal iklim.görülür.
3- En yağışlı mevsim kış, en kurak mevsim yazdır.
4- Aşırı sıcak ve buharlaşmadan dolayı kuraklık en fazla.
5- Güneydoğudan samyeli rüzgarı eser. Tarımı olumsuz etkiler.
6- En az yağış alan ikinci bölgemiz.
7- Doğuda bozkır, batıda makiler yaygındır
NÜFUS VE YERLEŞME
1- En az nüfus.
2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Çünkü yüz ölçüm küçük.
3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Çukur yerler aşırı sıcak olduğundan nüfus az.
4- Dışarıya göçler son yıllarda azaldı.
5- Mesken tipleri: Kerpiç evler. Yazın serin tutar.
TARIM
1- Tarım alanları geniş ve verimli Buharlaşma-kuraklık ve sulama problemi var.
2- Türkiye’de en fazla k.mercimek, Antep fıstığı, karpuz.
3- Pamuk, tütün, üzüm üretiminde son yıllarda önemli artışlar var.
HAYVANCILIK
1- Küçükbaş hayvancılık ve ihracat gelişmiştir.
2- Dokumacılık yaygındır.
ÇIKARILAN MADENLER
1- Petrol: Adıyaman, Batman ,Diyarbakır, Mardin, Siirt.
2- Batman’da Batman rafinerisi
3- Irak ve Türkiye’nin petrol boru hatları bölgeden geçer.
4- Fosfat: Mazıdağı (Suni Gübre)
5- Cizre-Silopi: Linyit
ULAŞIM
1- Yer şekilleri sade olduğu için ulaşım gelişmiştir.
İÇ ANADOLU BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ
1- En büyük ikinci bölgemiz.
2- En çok platolar: Cihanbeyli, Haymana,Obruk, Bozok,Uzun yayla
3- En büyük kapalı havzalar: Konya;Tuz gölü, Ereğli, Akşehir
4- Volkan dağları: Erciyes, Hasan , Melendiz, Karacadağ, Karadağ
5- Kenarları dağlarla çevrili, orta kısmı düzdür. Bundan dolayı makineli tarım ve ulaşım
6- Çok gelişmiştir.
7- En çok erozyon. Bitki örtüsünün azlığı, sel rejimli akarsular.
8- En çok peribacası ve kırgıbayır . Volkanik arazide oluşmuştur.
9- En çok nadasa ayrılan topraklar. Yağış azlığı ve sulama yetersizliğinden dolayı.
10- Topraklar tuzlu, kireçli. Buharlaşma fazla.
11- Göller: Tuz ,Akşehir, Eber (tektonik göllerdir.)
12- Mogan ve Eğmir gölleri: Alüvyal set gölleridir.
13- Akarsular: Kızılırmak , Sakarya, Porsuk Çaylarıdır.
14- Kızılırmak üzerindeki barajlar: Hirfanlı, Kesikköprü, Altınkaya barajlarıdır.
15- Sakarya nehri üzerinde: Hasan Polatkan, Gökçekaya barajları
16- En az deprem riski.Eski zaman arazileri olduğu için.
17- Konya ve Karaman
İKLİM VE BİTKİ TOPLULUĞU
1- Asıl step iklimi.
2- Yazlar sıcak ve kurak ,kışlar soğuk ve kar yağışlı.
3- En çok konveksiyonel yağışlar(kırkikindi yağışı)
4- En az yağışlı yer. Konya-Tuz gölü
5- En çok sel ve erozyon.
6- En tipik antropojen bozkırlar.
7- En fazla ilkbahar yağışı
NÜFUS VE YERLEŞME
1- En kalabalık ikinci bölge.
2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında
3- Nüfus dağ eteklerinde toplanmış. Yağış fazlalığı dolayısıyla
4- En kalabalık kentler: Ankara, Kayseri,Konya,Eskişehir,Sivas.
5- Kentleşme oranı yüksek, Yukarı Sakarya Bölümü.
6- Toplu yerleşmeler var. Kırsal kesimde kerpiç evler. Yağış azlığı.
EKONOMİ
1- TARIM:
2- En çok yetiştirilen ürünler: Buğday, arpa, ş.pancarı, patates, yeşil mercimek, nohut , fasulye,elma, üzüm.
3- HAYVANCILIK.
4- Tiftik keçisi ve koyun : Ankara çevresinde.
5- MADENLER:
6- Tuz : Tuz gölü
7- Cıva: Sarayönü Niğde
8- Demir: Sivas , Kayseri
9- Bor: Eskişehir
10- Lületaşı: Eskişehir
11- Krom: Eskişehir.
12- Linyit: Ankara, Çankırı, Sivas
SANAYİ
1- Yukarı Sakarya Bölümü çok gelişmiştir. Bölgeyi diğer bölgelere bağlar.
2- Eskişehir : Uçak, lokomotif
3- Kırıkkale’de : silah, cephane fabrikaları.
ULAŞIM
Orta bölümü düz olduğu için, bölgeleri birbirine bağlayan önemli ulaşım yolları bu bölgeden geçer.Güneydoğu Anadolu bölgesi hariç ,her bölgeyle komşudur.
KARADENİZ BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ
1- En fazla boylam geçen bölgemiz. En fazla yerel saat farkı.
2- Üçüncü büyük bölge.
3- En fazla sel, deprem, heyelan olayları.
4- Dağlar kıyıya paralel uzanmış .Bunun sonuçları
5- Boyuna kıyılar fazla. Falezler oluşmuş.
6- Kıyılarda girinti ve ç ıkıntı azdır.
7- Doğal limanı az. (Sinop)
8- Deniz ticareti suni limanlardan yapılmaktadır.
9- Koy, körfez az.
10- Kıyılar bol yağış almaktadır. Oroğrafik yağışlar
11- Kıyı ile iç kesimler arası ulaşım zor. Geçitlerden yapılmakta. Kop,Zigana, Ecevit.
12- Kıyı ile iç kesimler arasında iklim farklılığı. Ürün çeşitliliği farkı.
13- Dağlar: Batıda üç sıra halinde, ortada tek sıra halinde, doğuda iki sıra halinde uzanır.
14- Batıda : Kıyıda küre, Canik, Doğu kara deniz dağları.
15- Dağlar arasındaki çöküntü ovaları ve vadiler. Deprem kuşakları.
16- Akarsular:Çoruh, Doğankent çayı, Yeşilırmak, Kızılırmak, Yenice, Bartın, Sakarya
17- Akarsular kısa boyludur. Doğu karadeniz akarsularının rejimi düzenli sayılır.
18- Barajlar: Kızılırmak üzerinde Altınkaya, Yeşilırmak üzerinde H. VeS. Uğurlu .Almus,Sakarya üzerinde: Sarıyar ve Gökçekaya.
19- Göller: Tortum, Sera, Abant,Yediegöller. Heyelan set gölleridir.
20- Karadeniz: Soğuk, dalgalı, tatlı suları, tuzluluk az. Derinlerde canlı yaşamaz.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
1- Kıyıda Asıl karadeniz iklimi: Her mevsim yağışlı. Yazlar serin ,kışlar ılık.
2- İç kesimlerde bozulmuş kara deniz iklimi. Karasal. Sıcaklık ve yağış az.
3- Yağışlar en çok sonbaharda (yamaç ve cephe yağışları)
4- Kıyıda günlük ve yıllık sıcaklık farkı az. İç kesimlerde fazla.
5- En fazla kapalı ve bulutlu gün sayısı.
6- En fazla bağıl nem ve yağış (Rize)
7- En fazla yağışlar : Doğu, batı ve orta kara deniz diye sıralanır.
8- Ilıman okyanus iklimi
9- Bitki örtüsü sık ormanlar. Deniz seviyesinden başlar . Kendini yeniler.
10- Yükseklerde dağ çayırları
11- Ahşap yapılar yaygın
NÜFUS VE YERLEŞME
1- Nüfus fazla değil.
2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altında.
3- Doğuda tarım, batıda sanayi nüfus çekmektedir.
4- En fazla yurtdışı göç. Sanayi gelişmediği için.
5- Araziler parçalı, dağınık, engebeli, Su kaynakları zengin.
6- Kırsal kesimlerde dağınık, iç kesimlerde toplu yerleşmeler.
7- Kadın nüfus fazla, erkek nüfus az.
EKONOMİ
TARIM
1- Kıyıda yetiştirilen ürünler: çay, fındık ,tütün ,mısır, keten kenevir, pirinç, ş,pancarı, narenciye (Rize ) mikro klima .
2- Mısır buğdayın yerini kıyıda almış . İhraç edilmez. Piyasada tüketilir.
3- İç kesimlerde tahıllar ve ş, pancarı.
HAYVANCILIK
1- Büyük baş hayvancılık, Arıcılık (Ordu)
2- Balıkçılık çok gelişmiş.
MADENLER:
Bakır: Artvin Murgul, Kastamonu Küre. Çıkarılan madenler Samsun’da işlenir.
Linyit: Merzifon, Çeltek, Amasya. Havza
Demir-çelik: Karabük , Ereğli, Taşkömürü havzası.
Çatalağzı termik santrali.
FABRİKALAR
1- Şeker fabrikaları (orta karadeniz)
2- Kağıt, kereste,mobilya üretimi. Çaycuma,Taşköprü, Aksu
3- Sigara ve Çay üreten fabrikalar.
ULAŞIM
1- Yerşekilleri engebeli, ulaşım çok zor.
2- Orta ve batı kara denizden iç kesimlere demiryolu ulaşımı.
3- Ulaşım : doğu ve batıda geçitlerden sağlanır.
4- Kıyıda havaalanları.
MARMARA BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
YERŞEKİLLERİ
1- Güneydoğudan sonra en küçük ikinci bölgemiz.
2- Trakya’daki topraklarına Avrupa, Anadolu’daki topraklarına Asya denir.
3- Ortalama yükseltisi en az .
4- En fazla yeşil renk kullanılmış.
5- Dağları: Yıldız, Koru, Işıklı, Samanlı, Kaz,Uludağ (iç püskürük volkan)
6- Ovalar: Tektonik havzadır.
7- Akarsular: Meriç, Ergene, Susurluk, Sakarya.
8- Göller: Tektonik havzada oluşanlar. Kuş, İznik, Ulubat , Sapanca:Alüvyal set gölü
9- Havzalar: Ergene havzası.
10- Yarımadalar: Çatalca-Kocaeli, Kapıdağı,Armutlu, Biga, Gelibolu
11- Körfezler: Saroz, Bandırma,Erdek,İzmit, Gemlik.
12- B.çekmece, ve K.çekmece, Durusu(terkos) Kıyı set gölleridir.
13- Alt ve üst akıntılar boğazlarda karşılaşırlar. Balıkçılık gelişmiştir.
14- Denizlerde kirlenme var. Sanayileşme, kentleşme, aşırı avlanma.
15- Boğazlar 4. Jeolojik zamanda çökmeyle oluştu. Ria tipi kıyılar.
16- En tehlikeli deprem kuşağı. Kuzey Anadolu fayı bölgeden geçer.
17- Ege denizinde, gökçe ada, bozca ada, Marmara denizi: İmralı,Marmara ,Avşa ad.
18- Yer şekilleri düz ve sade olduğu için, ulaşım çok gelişmiştir. En fazla sanayileşme
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
1- İklim ve bitki örtüsü açısından geçiş özelliği gösterir.
2- Güney Marmara da Akdeniz iklimi, Ergene havzasında karasal iklim, Karadenize bakan yamaçlarda kara deniz iklimin geçiş özellikleri görülür.
3- Çok sıcak ve çok yağışlı bir bölgemiz değildir.
4- Kışın kar yağışı ve don olaylarına rastlanır.
5- Balkanlardan gelen soğuk hava kütlelerine açıktır. Yüksek sıradağlar olmadığı için.
6- Kuzeybatıdan karayel gelir. Soğuk ve yağışlı hava getirir.
7- Ergene havzasında bozkır, G. Marmara da maki ve ormanlar ,Yıldız dağlarının kuzey yamaçlarında ormanlara rastlanır.
NÜFUS VE YERLEŞME
1- En fazla nüfus ve nüfus yoğunluğu.
2- En fazla kent, en az kır nüfusu.
3- En çok göç alan bölge. Sebebi, sanayileşme, iş imkanları.
4- En fazla erkek nüfus. En az kadın nüfus.
5- En az doğal nüfus artış hızı.
6- Yoğun nüfuslu yerler: Çatalca,Kocaeli yarımadası., Güney Marmara
7- En az nüfus yoğunluğu: Gelibolu, Biga, Yıldız dağlarının iç kesimleri.
TARIM
1- En fazla ekili-dikili alan..Yüzölçümüne göre.
2- İklim şartlarından dolayı, tarımda ürün çeşitliliği en fazladır.
3- Modern tarım yöntemleri kullanılmıştır. İntan sif tarım.
4- Makineli tarım çok gelişmiştir.
5- Tarımda verim yüksek. Nüfus fazla olduğu için diğer bölgelerden tarım ürünleri ithal eder.
6- En fazla ayçiçeği, pirinç üretimi(ergene havzası, Meriç nehri boyları)
HAYVANCILIK
1- Büyük kentlerin yakınlarında besicilik, ahır hayvancılığı çok gelişmiştir. Talep fazla.
2- En fazla kümes hayvancılığı, modern tavuk ve yumurta çiftlikleri.
3- Mandracılık gelişmiştir.
4- En fazla ipek böcekçiliği,. Suni ipek üretimi.
5- Et ihtiyacının büyük bir kısmını doğu Anadolu dan karşılar.
SANAYİ VE MADENLER
1- Bor madeni. Susurluk havzası.
2- Demir cevheri. Sakarya Çam dağı.
3- Krom. Balıkesir.
4- Volfram: Uludağ
5- Mermer: Marmara adası, Bilecik.
6- Linyit: Trakya ve güney Marmara böl.
7- Hamitabat’ da doğalgaz santrali.
Bölge sanayi ve ticarette çok gelişmiştir.İmalat sanayi ürünlerinin yarısı, sanayi de çalışan işçilerin yarısı,bu bölgede çalışır.En fazla elektrik enerjisi tüketen bölgedir.En çok gelir bu bölgeden elde edilir. En çok vergi veren bölgemiz. En büyük sermaye birikimi.,Bir çok parasal kuruluş ve bankanın merkezidir.Ekonomisi en gelişmiş, Okuma oranı yüksek, kültür ve sosyal hayat hareketli, İş imkanları en fazla olan bölgemizdir.
AKDENİZ BÖLGESİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ
1- Dördüncü büyük bölgemizdir.
2- Toros Dağları . Alp. Himalaya kıvrım sistemi. 3. Jeolojik zaman.
3- Batı Toroslar: Bey ,Barla, Geyik, Sultan dağları
4- Orta Toroslar: Bolkar, Aladağlar, Tahtalı, Binboğa en yüksek dağlar.
5- Güneydoğu Toroslar: Nur dağları (Amanos lardan başlar=)
6- Toros dağları kıyıya paralel uzanır. Sonuçları:
7- Boyuna, kıyılar, Dalmaçya kıyıları (Kaş ) yaygındır. Falezler meşhurdur.Antalya
8- Akdeniz iklimi iç kesimlere sokulamaz.
9- Ulaşım zordur. Önemli geçitlerden sağlanır.
10- Çubuk Boğazı: Antalya’yı Göller yöresine, Sertavul Geçidi: Karaman ‘ı Silifke’ye
11- Gülek Boğazı: İç Anadoluyu,Çukurova’ya, Belen geçidi: Amik Ovasını, Çukurovaya bağlar.
12- Kıta sahanlığı dardır.
13- Doğal limanlar yoktur.
14- Dağlar geniş yer kaplar. Tarıma ayrılan arazi azdır.
15- Körfezler: Antalya, İskenderun.
16- Yarımadalar: Taşeli, Teke.
17- Bölgede karstik arazi ve şekiller çok yaygındır.
18- Toros dağları,Taşeli,Teke platoları, Göller Yöresi karstik yapılardır.
19- En çok mağaralar, yer altı suları, şelaleler. (karstik araziden dolayı)
20- Ovalar: Çukurova, Silifke: Delta ovaları. Amik.:Graben ovasıdır.
21- Karstik ovalar: Antalya, Tefenni, Elmalı. Kestel., Acıpayam. Korkuteli.
22- Akarsular: Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Aksu,Köprü.,Manavgat, Dalaman çayı.
23- Akarsuların debisi, kışın artar, yazın azalır. Rejimleri düzensizdir.
24- Göller: Karstik ve Tektonik oluşumludurlar. Beyşehir, Eğirdir,Burdur, Acıgöl.
25- Salda, Suğla, Kestel, Avlan ,Kovada, Yarışçı vb.
26- Önemli mağaralar. Beldibi, İnsuyu, Karain, Damlataş,Cennet-Cehennem Obrukları,Ashab-ı Keyf (yedi uyurlar.)
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
1- Kıyıda tipik akdeniz iklimi görülür.
2- İç kesimlere gidildikçe karasallaşma başlar.
3- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
4- En yağışlı mevsim kıştır(cephe ve oroğrafik yağışlar)
5- Yaz kuraklığı dinamik yüksek basınçlardan kaynaklanır.
6- En yüksek kış sıcaklıkları (10 derece)
7- Bitki örtüsü: 700-800 m lere kadar makiler, yükseklerde ormanlar vardır.
8- En çok orman yangını.
9- Yaz sıcaklıklarından kaçmak için yüksek yaylalar..
NÜFUS VE YERLEŞME
1- Nüfus ve nüfus yoğunluğu azdır. (Dağların geniş yer kaplaması.)
2- Nüfus kıyıda yoğunlaşmıştır. Adana,Mersin, Antalya vb.
3- Seyrek nüfuslu yerler: Taş eli, Teke platoları, Toroslar.
4- Adana bölümü:Geçici işçi göçü alır. Tarım.
5- Antalya bölümü Geçici işçi göçü alır. Turizm.
TARIM
1- Bir dönemde birden çok ürün elde edilir.
2- En az masrafla seracılık/ Güneşlenme fazlalığı.
3- En fazla turfanda meyve ve sebzecilik.
4- Dağlar geniş yer kaplamış. Tarıma ayrılan arazi az.
5- En çok muz, turunçgiller, soya fasulyesi, yer fıstığı, gül,mısır
6- Kıyıda daha çok gelir getiren ürünlere yönelinmiş.
7- Anason, tahıllar, pamuk, zeytin, pirinç (amik ovası.)
HAYVANCILIK
1- Hayvancılık gelirleri azdır.
2- En çok kıl keçisi üretimi.
SANAYİ
1- Tarım kadar gelişmemiştir. Tarıma dayalı sanayi (Adana bölümü)
3- İskenderun ‘da demirçelik fabrikası.
4- Antalya: Ferro krom tesisleri.
5- Mersin: Ataş Rafinerisi.
6- Seydişehir: Alüminyum
7- Keçiborlu: Kükürt
8- Kozan, Karaisalı: Linyit.
9- Toroslar ve Amanoslar da Krom
10- Yumurtalık: Irak ve Türk petrollerinin geldiği depolandığı yer.
TURİZM
Özellikle Antalya bölümünde çok gelişmiştir.
Adana bölümü: Sanayi, ticaret, ulaştırma gelirleri yönünden daha gelişmiştir.
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ GENEL ÖZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ.
1- En büyük yüz ölçüm.
2- En fazla yükselti , engebelilik.
3- En geniş buzul
4- En hızlı akarsular.
5- En fazla enerji üretimi.
6- En alçak yer. Iğdır Ovası.
7- DAĞLAR
1- Kuzeyde Çimen, Kop, Mescit, Allahu ekber dağları.
2- Ortada Karasu, Aras ,Mercan dağları.
3- Güneyde. Güneydoğu Toroslar.
4- VOLKANLAR
5- En geniş volkanik arazı.
6- Ağrı, Süphan, Nemrut, Tendürek.
7- PLATOLAR
8- Erzurum,Kars,Ardahan,Tunceli platoları.
9- OVALAR
10- Kuzeyde. Erzincan, Erzurum, Horasan, Pasinler, Kağızman, Iğdır Ovaları
11- AKARSU VE GÖLLER
12- Aras-Kura Hazar denizine
13- Fırat,Dicle Basra Körfezine
14- Akarsuların debisi yaz ve kış azalır.
15- Akarsular denge profiline ulaşmamıştır.
16- Van, Çıldır, Erçek, Nazik. Balık gölleri. Volkan set gölleridir.
17- YÜKSELTİDEN DOLAYI
18- Tarım arazisi daralmış, sıcaklıklar azalmış, Ürün çeşidi azalmış. Yaz yağışları. Çayır ve meralar artmıştır.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
1- En şiddetli karasallık.
2- En fazla kar yağışı ,donlu gün sayısı.
3- En fazla kış basıncı.
4- En düşük toprak sıcaklığı.
5- En düşük yıllık sıcaklık ortalaması.
6- En yüksek yıllık sıcaklık farkı.
7- En geç ürün olgunlaşması.
8- Ovada bozkır, yükseklerde dağ çayırları.
NÜFUS V E YERLEŞME
1- En az nüfus yoğunluğu (km kareye 36 kişi)
2- Toplu yerleşmeler görülür.
3- Şehirleşme oranı az.
4- Karadeniz bölgesinden sonra en çok göç .
5- Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla.
TARIM ÜRÜNLERİ
1- Yükseltiden dolayı en çok arpa üretimi.
2- En çok kaysı(Malatya)
3- En az sebze tarımı
4- En az turfanda meyve sebze üretimi, seracılık
5- En çok büyükbaş hayvancılık.
SANAYİ VE MADENLER
1- En fazla yer altı zenginliği Yukarı Fırat Bölümü
2- Demir: Divriği, Hekimhan, Hasan Çelebi
3- Krom: Ergani Guleman, Maden
4- Bakır: Ergani,Maden
5- Kurşun-Çinko Keban’da işlenir.
6- Linyit: Elbistan santrali
7- Oltu taşı: Erzurum.
8- Kaya tuzu:Kağızman,Kars
SANAYİ TESİSLERİ
1- Et kombinaları: Van, Erzurum,Kars
2- Şeker fabrikaları: Erzurum, Ağrı, Kars,Muş ,Erzincan
3- Dokuma: Malatya,Elazığ
4- Sigara Fabrikaları:Malatya,Bitlis
5- Çimento fabrikaları: Erzurum,Kars, Van
EGE BÖLGESİNİN GENEL Ö ZELLİKLERİ
YER ŞEKİLLERİ
1- Dağlar doğu batı doğrultulu denize dik uzanır.
2- Kıyıdaki dağlar horst : Aydın, Boz, Mandra,Yunt dağları
3- Aradaki ovalar grabendir. : B.Menderes, Gediz, Bakırçay, K.menderes.
4- Dağların kıyıya dik uzanmasının sonuçları
a)- Nemli hava kütleleri iç kesimlere girer.
b)- Kıyılar girintili ve çıkıntılıdır.
c)- Koy ve körfezler fazladır.
d)- Deniz ticareti gelişmiştir.
e)- Kıta sahanlığı gelişmiştir. Delta ovaları oluşmuştur.
f)- İç kesimlere ulaşım kolaydır.
g)- En uzun deniz kıyılarımız.
h)- Enine kıyılar görülür.
5- İç kesimde yüksek platolar Bayat platosu.
6- Yükseklik batıdan doğuya doğru artar.
7- Batı Anadolu fayı bu bölgemizdedir.
8- Akarsular kıyı ovalarında menderesler çizer. Yana aşındırmaları fazladır.
9- Afyon kapalı havzası.
10- Göl bakımından fakir bir bölgemizdir. Çamiçi (Bafa) , Marmara gölü
11- Akarsular: Meriç, Bakırçay, Gediz (demirköprü barajı), B.Menderes (kemer, adı güzel barajları)
12- En genç volkan konileri Manisa Kula çevresi.
13- 4. Zamanda Egeid Karası çöktü. Ege denizi oluştu
14- Muğla yöresi Ria tipi kıyılar.
İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
1- Kıyıda akdeniz iklimi. İç kesimlere 150-200 km. sokulur.
2- Kar yağışları ve don olayları azdır. (kıyıda)
3- Sıcaklık güneyden kuzeye doğru azalır.
4- Sıcaklık batıdan doğuya doğru azalır. (yükselti)
5- Kıyıda deniz meltemi görülür. (imbat)
6- İç kesimlere gidildikçe yükselti artar. Karasallaşma başlar.
7- Kıyıda makiler. (400 m) lere kadar,yükseklerde ormanlar, iç kesimlerde bozkırlar var.
NÜFUS VE YERLEŞME
1- En çok nüfus yoğunluğuna sahip ikinci bölgemiz.
2- Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstünde. Yüzölçümü küçük.
3- En çok göç alan ikinci bölgemiz. Sanayi ,ticaret ve tarım geliştiği için.
4- Kıyılarda nüfus yoğunluğu fazla, iç kesimler tenha. Yükselti arttığı için.
5- Kıyılar göç alırken, iç kesimler göç verir.
6- En yüksek kentleşme
7- Turizme bağlı iç göçler kıyıda görülür.
8- Kırsal kesimde yerleşmeler topludur.
9- Menteşe yöresi fazla yağış almasına rağmen az nüfuslanmış. Yükselti fazlalığı
TARIM
1- Düz arazi , verimli topraklar, sulama çok gelişmiş
2- En çok: Haşhaş, tütün, zeytin, pamuk, üzüm, incir.
3- İç kesimlerde tahıllar, ş,pancarı, patates
4- En çok dikili alan (meyve bahçeleri.)
5- Bölümler arası en fazla fark.
6- En çok bal üreten ikinci bölgemiz.
SANAYİ VE MADENLER
1- Aliağa petrol rafinerisi, Tariş fabrikalar zinciri, Dokuma sanayisi çok gelişmiş.
2- Linyit : Soma, tavşanlı, tunçbilek, yatağan , gökova ve termik santraller.
3- Krom : Menteşe Yöresi
4- Demir : Eymir.
5- Civa : İzmir. Zımpara taşı.
6- Mermer: Afyon
7- Tuz : İzmir Çam altı tuzlası.
8- Jeotermal enerji: Denizli Sarayköy
GENEL TÜRK TARİHİ
1- İslamiyet’inin Hindistan’a yayılmasında etkili olan Türk-İslam devleti Gaznelilerdir.
2- İslamiyet’ten Önceki Türk Devletlerinde, ölen kişinin silahı ve eşyalarıyla birlikte gömülmesi, ölümden sonra da hayat olduğuna inandıklarını göstermektedir.
3- Macaristan’da yapılan kazılarda Avarlar’a ait pek çok tunç, gümüş ve altın ziynet eşyası bulunmuştur. Bu bilgiye bakılarak Avarlar’ın değerli madenleri tanıdıkları söylenebilir.
4- İslamiyet’ten Önce kurulan Türk Devletlerinde, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı yere Kurultay denir.
5- Türklerin Orta Asya’dan göç etmelerinin en önemli nedeni, Kuraklık nedeniyle ekonomik sıkıntı içinde olmalarıdır.
6- Orta Asya’da Türklerin takvim düzenlemiş olmaları, Gökbilim ile ilgilendiklerini göstermektedir.
7- Türkler önceleri göçebe bir yaşam sürdükleri için, yaptıkları sanat eserleri taşınabilir nitelikteydi. Sanat eserleri arasında halıların yaygın olması buna bir kanıt olarak gösterilebilir.
8- Anadolu Selçuklu paralarını, Osmanlı paralarından ayıran özelik; paralarının üzerinde Sultanların portreleri ve aslan resimleri bulunmasıdır.
9- Uygurların Budizm ve Maniheizm dinlerini kabul etmeleri, sanat alanında gelişmelerinde etkili olmuştur.
10- Türk Devletlerinde, önceki dönemlerde ekonomik etkinlikler yalnız hayvancılığa dayanıyordu. Daha sonra bu durum değişmiş, tarım önem kazanmıştır. Tarım Uygurlar zamanında önem kazanmaya başlamıştır.
11- Karahanlılar Devletinin Türk tarihindeki önemi; İlk Müslüman Türk devleti olmasıdır.
12- Anadolu Selçuklu döneminde esnaflar, Ahi topluluğu olarak örgütlenmiştir.
13- Selçuklular bölge veya eyaletlerin başına idareci olarak atadıkları şehzadelerin yanına “Atabey” ünvanlı kişileri de verirlerdi. Bu uygulamadaki temel amaç şehzadeleri devlet yönetimiyle ilgili konularda yetiştirmek.
14- Türk Denizciliğinin Anadolu Selçukluları Dönemine kadar gelişmemesinde başlıca etken, Ülke topraklarının coğrafi konumudur.
15- Çin’den başlayarak Ön Asya’ya ulaşan İpek Yolu’nun geçtiği yerler zaman zaman değişmiştir. Güçlü devlet ve kabilelerin tutumlarında değişme olması bu durumun oluşmasında etkili olmuştur.
16- Türk adının millet olarak geçtiği, Türk Edebiyatı ve Tarihinin ilk yazılı örnekleri olan edebi metinler, Orhun Anıtlarıdır.
17- İslamiyet öncesi Türklerde her türlü devlet işlerinin görüşülüp, karara bağlandığı kuruma Toy (Kurultay) denir.
18- Malazgirt savaşından sonra Anadolu’da kurulan ilk Türk Beyliklerin, Artukoğulları, Saltukoğulları, Danişmentliler, Mengücekoğulları dır.
19- Selçuklularda ve Osmanlılarda gelişemeyen sanat dalı heykelciliktir.
20- Türkiye Selçuklu devletinde İznik ve Konya başkentlik yapmış şehirlerimizdir.
21- İslâmiyet öncesi Türk tarihinin ve edebiyatının en önemli Türkçe kaynaklarından biri olan Orhun Yazıtları, Kutluk (II. Göktürk) devleti dönemine aittir.
22- Türk devlet yöneticileri İslâmiyet öncesi dönemde, Kağan ünvanını kullanmışlardır.
23- Uygurlara ait destanlar, Türeyiş ve Göç destanlarıdır.
24- Tefsir, Hadis, Fıkıh ve Kelam, İslami bilimlerdir.
25- Öğrenimin vakıflar sayesinde ücretsiz olarak sürdürülmesi ve İslâm dünyasına yayılması, Selçuklular döneminde gerçekleşmiştir.
26- Nizamülmülk, Alparslan’dan aldığı yetki ile hangi kurumun açılmasında Türk İslâm tarihinde ilk olmuştur? Bağdat Nizamiye Medresesi
27- Anadolu Selçuklu Devletinde ticareti geliştirmek için gerekli ana yollar üzerinde, Kervansaraylar inşa edilmiştir.
28- Edirne ilinde, Anadolu Selçuklu devletinden kalma eser bulunmaz.
29- Türk İslam devletlerin de Sultanın Müslüman halkının gözünde meşru bir egemen güç olarak kabul edilmesi, Hutbe ile sağlanırdı.
30- Orta Asya Türklerinde varlığı sürekli olmayan toplumsal ve siyasal birime Budun denir.
31- Yenisey Yazıtları ve Manas Destanı, Kırgızlara aittir.
32- İslamiyet öncesi Türk Devletlerinin ortak özellikleri; Devlet boyların birleşmesiyle kurulur, Temel ekonomik yapı hayvancılığa dayalıdır, Önemli kararlar Kurultay tarafından alınır, Yerleşik yaşam biçimi yaygın değildir
33- İslamiyet öncesi kurulan Türk devletlerinden Uygurlar bir çok yönüyle diğerlerinden farklı özelliklere sahiptir.
34- Orta Asya Türklerinde ceza infaz sisteminde uzun süreli hapis cezalarının uygulanmamış olmasının temel nedeni, Göçebe yaşam biçiminin egemen olmasıdır.
35- Malazgirt Savaşı’ndan sonra başlayan Anadolu’nun Türkleşmesi sürecinin başlarını araştıran bir kişi dönemin mimari eserlerini öncelikle, Erzurum yöresinde araştırması gerekir.
36. Anadolu Selçuklularında yer alan mimari yapılardan kervansaray ve Bedesten doğrudan ticari faaliyetlerle ilgilidir.
37- Anadolu Selçuklu plastik sanatında en çok işlenen konu, İnsan-Hayvan-bitki
38- İslam öncesi Türk Devletlerinde; I. Önemli kararlarda Kurultaya danışırlar II. Yönetimde öncelik hanedana aittir.III. Hakanların yetkileri töre tarafından sınırlandırılmıştır.IV. Hakanların önemli dini törenleri doğrudan yönetmeleri istenirdi.
39-Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda birçok hizmeti bir arada vermek için inşa edilen külliyelerin ana yapısı Camidir.
40- Anadolu Selçuklu dönemine ait eserler; Sivas Gök Medrese – Eşrefoğlu Camii – Sultan Han
41-Anadolu Selçuklularında dini, sosyal, kültürel etkinliği bir arada verilmesini sağlayan mimari yapılara Külliye denir.
42- Türk-İslam devletlerinde Saltanatın Müslüman halk tarafından meşru görülmesi için Sultan adına hutbe okutulur, Para bastırılırdı.
43- İslam öncesi Orta Asya’da heykel sanatının geliştiğini söyleyen biri Orhun Anıtlarını görüşlerine kanıt olarak gösterebilir.
44- Orhun yazıtlarının özellikleri; Türk adının geçmesi, Türkçe yazılmış olması, İlk Türk alfabesinin kullanılması, İlk milli yazılı kaynak olması, Göktürkler Hakkında bilgi vermesi.
45- Gök-Medrese, Sultan Han, Gevher Nesibe Külliyesi, Keykavus Şifahanesi Anadolu Selçuklu dönemine aittir.
46- İslam Öncesi Türk devletlerinde boy beylerinden oluşan Kurultay, hakanın seçiminde etkili rol oynardı. Kurultay başarılı olamayan halkına refah sağlayamayan töreye aykırı hareket eden hakanı görevden alabilirdi. Bu bilgilere dayanarak; Hükümdarlar yasalara uymak zorundadır, Hakanların halka karşı sorumlulukları vardır, Hükümdarların yetkileri sınırlıdır, Kurultay devlet yönetiminde etkilidir. Yargılarına ulaşabiliriz.
47- Uygurlarda; I. Ticaret ve tarımın gelişmesi II. Şehir kültürünün yaygınlık kazanması III. Kütüphanelerin açılması Uygurların yerleşik yaşama geçtiklerinin kanıtlarıdır.
48- İslam Öncesi Türk Devletlerinden,
- Büyük Hun İmparatorluğu döneminden kalan kurganlarda bulunan taşınabilir malzemeden yapılmış silahlar, eyerler ve elbiselerin hayvan resimleriyle süslendiği görülmüştür.
- Göktürkler döneminden kalan kurganlarda ise, altın ve gümüşten yapılmış süs eşyaları, demirden yapılmış kılıç ve mızrak gibi silahlara rastlanmıştır.
Bu bilgilere dayanarak Türklerle ilgili olarak Savaşçı özellik taşıdıklarının, Madenlerden yararlandıklarının, Ölümden sonraki yaşama inandıklarının, Sanatı yaşam biçimine göre geliştirdiklerinin göstergesi olarak değerlendirilebilir.
49- -Atabeyler Selçuklular döneminde Şehzadeleri eğitmekle görevlidir. – Bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle Selçuklu Devletinin yıkılışını hızlandırmışlardır.
50- Sivas’ta bulunan Keykavus Şifahanesi Anadolu Selçuklu döneminde yapılmıştır.
51- Orta Asya devlet ve toplum hayatını düzenleyen törenin en temel özelliği yazısız olmasıdır.
52- II.Göktürk Devleti bazı özellikleri; İlk Türk alfabesini yaratmışlardır.Sosyal devlet anlayışını sürdürmüşlerdir. Uygurlar tarafından varlıklarına son verilmiştir.
53- Uygurların Budizm ve Maniheizm dinlerini kabul etmeleri Sanat alanında gelişmelerinde etkili olmuştur.
54- Karahanlılar; Devletin resmi dili Türkçe’dir, Kutadgu Bilig bu dönemde yazılmıştır, Devlet ailenin ortak malıdır, İlk Türk-İslam devletidir.
55- Selçuklu Devletinde, din ve ırk ayrımı yapmadan halka boş araziler üretim artışına ulaşmaya çalışılmıştır.
56- Anadolu Selçukluları, Kervansaraylar ve Loncalar ile üretim ve ticaret hayatını düzenlemeyi ve geliştirmeyi amaçlamışlardır
57- Türkler tarihte pek çok devlet kurmuşlardır. Bu devletler belli bir zaman sonra yıkılmışlardır. Büyük Selçukluların yıkılma nedenlerinden en önemlisi; Ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaşılmasıdır.
58- Orta Asyada kurulan Türk Devletlerinin kısa sürede parçalanıp yıkılmasında Ülkenin hanedana ait olması etkili olmuştur.
59- Orta Asya’da Uygurlara ait şehirlerde Kervansarayların yanında Hristiyan, Budist ve Maniheist mabetlerinin kalıntılarının yan yana bulunmuş olması;
İnanç özgürlüğünün olduğunun, Ticari faaliyetlerin yaygın olduğunun, Hoşgörülü bir toplumun yaşadığının, Yerleşik yaşama geçildiğinin göstergesidir.
60- Karahanlılar İslamiyeti kabul ettikten sonra da ülkeyi eski Türk geleneklerine göre doğu-batı olarak ikiye ayrılmışlardır. Bu durum Geleneklere bağlılığın devam ettiğinin göstergesidir.
61- Anadolu Selçukluları tarafından Karadeniz’de Sinop, Akdeniz’de Alanya alındıktan sonra tersaneler kurulmuştur. Bu uygulamanın temel amacı öncelikle deniz ticaretini geliştirmektir.
62- Anadolu Selçuklularında Ahi örgütlenmesi içinde zanaatkarlar yer almıştır.
63- Uygurlardan önce Türk Tarihinde tapınak ve saray gibi yapılar azdı. Bu durum Türklerin yerleşik yaşama geçmemelerinden kaynaklanmaktadır.
64- Göktürk anıtları Türkçe yazılan ilk belgelerdir. Uygurlarda dinsel metinlerinde Türkçe’yi kullanmışlardır. Karahanlılarda edebi dil Türkçedir. Bu durum Eski Türklerin Milli bilinci koruduklarının göstergesidir.
65-İslamiyetten önce Türk Sanatında daha çok metal, ahşap ve deri gibi malzemeler ve taşınabilir küçük boyutta eserler yapılmıştır. Göçebe yaşam sürdüklerinden malzeme ve sanat eserleri bu şekilde yapılmıştır.
66- Türk-İslam edebiyatının ilk örnekleri Karahanlılar zamanında ortaya konulmuştur.
67- Gaznelilerin İslam tarihindeki en önemli özelliği Hindistanı İslamlaştırmalarıdır.
68- Selçuklular ve Harzemşahlar İkta sistemini kullanmışlardır.
69- İlk Türk Devletlerinden Uygurlar Şehirler kurarak, günümüze kadar gelen evler, tapınaklar, saraylar inşa etmişlerdir.
70- Türklerin göçebe bir hayat tarzından yerleşik toplum düzenine geçmeleri, beraberinde pek çok değişiklik getirmiştir. Ekip biçme aletlerine sahip olmaları bu değişiklikten biri olduğu savunulabilir.
71- İslamiyetten Önce Türk Devletlerinde Kağanın eşine “Hatun” denirdi. Elçileri kabul etme yetkisinin olması, kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir.
72- İslamiyetten Önceki Türk Devletlerinin gelenekleri arasında; Siyasi, ekonomik, kültürel işlerin kurultayda görüşülüp karara bağlanması ve kimin kağan olacağının belirlenmesinde bazı özelliklerin ölçüt alınması “demokratik” yönetim özellikleri ile bağdaşmaktadır.
73- İlk Türk Devletlerinde hükümdarlar devleti yönetmenin kutsal bir görev olduğuna ve bu görevin kendilerine Tanrı tarafından verildiğine inanırlardı. Devleti yönetirken töreye uygun davranmak zorundaydılar. Töre ise Türk gelenek ve göreneklerinden meydana geliyordu. Bu bilgilere dayanarak hükümdarların yetkilerinin sınırsız olmadığı sonucuna varılabilir.
74-Orta Asya’da Türklerin yaşadıkları bölgelerde yapılan arkeolojik kazılarda sulama kanallarına rastlanmıştır. Hunlar ve Göktürkler devrine ait tahıl ambarları bulunmuştur. Göktürklerin, Çinlilerden ziraat aletleri ve tohumluk tahıl istedikleri bilinmektedir. Uygurların kurduğu sebze ve meyve bahçeleri hakkında Çin kaynaklarında bilgiler mevcuttur. Bu bilgilere göre Orta Asya Türkleri Tarımsal Faaliyetlerde bulunmuşlardır.
75- Orhon alfabesi Türklere özgü alfabedir.
76-Anadolu Selçukluları mimari yapıların iç ve dış süslemelerinde çini, taş, ahşap kullanmışlardır.
77-Batman Yakınlarındaki Hasankeyf’te Artuklular’a ait eserler bulunmaktadır.
78-Uygurların, hayvan ve toprak vergisi almaları onların yerleşik hayata geçtiklerinin kanıtıdır.
79- Eski Türk Devletlerinde,Devlet meselelerinin karara bağlandığı yer Kurultay (İl veya Toy) denir.
80-Orhun kitabeleri, Göktürkler dönemine aittir.
81-Orta Asya’da Hunlarla ilgili yapılan kazı çalışmalarında mumyalanmış cesetler, at iskeletleri ve halılar bulunmuştur. Bu bilgiler Hunları’nn Ahiret hayatının vargına inandıklarını göstermektedir.
82-Orhun abideleri ;I- İlk siyasi yapıtımızdır., II- Türk tarihi ile ilgili bilgi vermektedir. II- İlk yazılı Türk kaynaklarıdır.
83-Orta Asya Türk devletlerinde sosyal hayatı düzenleyen ve yazılı olmayan kurallara Töre denir.
84-Türk-İslam dünyasında pozitif bilimler Farabi ile başlamıştır.
85-Kayseride bulunan Gevher Nesibe Şifahanesi Anadolu Selçukluları dönemine aittir.
86-İslamiyet’ten önceki Türk Devletlerinde hükümdarın egemenlik hakkı ile ilgili olarak hangisine inanılırdı? Tanrı tarafından verildiğine
87- Orhun kitabelerinin tarih açısından önemini belirleyen özellikler ; a) Türk adının geçmesi ve Türkçe yazılmış olması Göktürkler ile ilgili ayrıntılı bilgi vermesi) Türk yazısının en eski alfabesi ile yazılması d) Siyasi bir beyanname olması e) VIII. yüzyılda yazılmış olması
88-Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde; :Bağdat’a Nizamiye medresesinin kurulması, .Medreselerde din bilimlerinin yanında pozitif bilimlerinde okutulması Yeni bir takvim düzenlenmesi sosyal hayatı olumlu yönde etkilemiştir.
89- Anadolu Selçuklu Devletinde 1. Mesut zamanında ilk kez basılan para bakır, 2. Kılıçarslan zamanında basılan para gümüş, 13. yüzyılda basılan para ise altındır. Bu duruma dayanılarak, Anadolu Selçuklu Devleti ekonomik ve siyasal gücü giderek artmıştır yargılarına varılır.
90-Orta Asya’da belirli tarihlerde kurulan Türk Devletlerinin kısa sürede yıkılmalarının sebebi nedir? Birçok boyun birleşmesinden meydana geldiği için
91-İslamiyet Öncesi Türk Devlet Geleneklerinde, hükümdar eşleri hükümdarın yanında Kurultay’a katılırlar ve elçi kabullerinde bulunurlardı. Bu durum kadınların da devlet yönetiminde söz sahibi olduğunu gösterir.
92-Orta Asya Türk Birliğini İlk defa Büyük Hun İmparatoru Mete Han Kurmuştur.
93-İslamiyetten Önceki Türk devletlerinde ordu tamamen Türklerden oluşturulurdu.
94-İslamiyetten Önceki Türk Devletlerinde inanış olarak genelde Göktanrı dini esastır.
95-Göktürkler ; 552 tarihinde Ötüken’de kuruldular. Devlet sorunlarının çözüm yeri Kurultay’dı. Devlet düzeni ve toplum ilişkileri Törelere göre düzenlenirdi. Ordu, Onlu sisteme göre kurulmuştur.
96-Eski Türk Devletlerinde en büyük yetki hükümdara aitti.
97-İslamiyet’ten Önce Orta Asya’da kurulan Türk Devletlerinde ekonomik hayatın temeli hayvancılığa dayalıdır. Uygurlar’da ise ekonomik hayatta tarım ve ticaret ön plana çıkmıştır.
98-Asya’da birbirlerinden ayrı yaşayan Türk Boylarını Birleştirip tek bayrak altında toplayan İlk Türk Kağanı Mete Handır.
99-Selçuklularda resmi yazışmalar Farsça idi. Medreselerde eğitim Arapça yapılıyordu. Halk ve Ordu kesimi ise Türkçe konuşuyordu. Bu durum Selçuklularda Türk dilindeki gelişmenin yavaşlamasına sebep olmuştur.
100-Anadolu Selçuklularının, Anadolu’nun imarına özen göstererek özellikle yollar, hanlar, kervansaraylar ve karakollar yapmalarının amacı, Ticareti geliştirmek ve güvence altına almak.
101-Türk-İslam uygarlığında Resim ve Heykelciliğin yasaklanması,. Oymacılık, kakmacılık, ve nakkaşlık gibi süsleme sanatlarının gelişmesini engellemiştir.
102-Günümüzde de kullanılmakta olan Orduda Onlu sistemi Hunlar günümüze kazandırmışlardır.
103-Türk İslam Devletlerinde, köyde yaşayanlar ile ilgili olarak; ürün üzerinden vergi verme, elindeki toprağa ona işleyebildiği sürece sahip olma,, ölüm halinde, erkek evlada toprağı işleme olanağı tanıma gibi uygulamalar yapılmıştır.
104-Türkler’in İslamiyet’e hizmetleri Abbasiler döneminde önem kazanmıştır.
105-Uygurlar, Orta Asya’daki diğer Türk Devletlerine göre Tarım, Resim ve Heykel alanlarında daha başarılı olmuşlardır.
106-Türklerin Orta Asya’da dış tehlikelerle karşı karşıya kalmaları ve topraklarının doğal sınırlarla korunmamış olması, Askerlik alanında yeteneklerinin gelişmesine neden olmuştur.
107-Yazıyı kullanan İlk Türk Devleti Göktürkler’dir.
108-Türklerin geleneksel dini olan Şamanizm’in diğer dinlerin etkilerine açık olması, Türkler arasında çeşitli dinlerin yayılmasına ortam hazırlamıştır.
109-Türk-İslam sanatında, çeşitli amaçlara hizmet eden yapı topluluğuna Külliye denir.
110-Türk –İslam devletlerinde kişiler, bahçe yapabilme hakkına sahipti
113-Orta Asya’da kurulan Türk Devletlerinde yönetimin özellikleri; Ülke bölümler halinde yönetilirdi, Devlet Yönetiminde “töre” lere uyma zorunluluğu vardı, Hatun (hükümdarın eşi) kurultay’a katılırdı, Devlet yönetme yetkisinin hükümdara Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı.
114- Türklerin tarih boyunca değişik ülkelerde yerleşmeleri, çeşitli alanlarda farklı boyutlarda gelişmeler göstermelerine neden olmuştur. Türkler askerlik alanında diğer ülkelerden en az etkilenmiştir.
115- Türk devletinin başında bulunan kimselere “Tanhu, Kağan, Han, Yabgu, İlteber” gibi çeşitli isimler verilmiştir.
116-Orhun Yazıtlarında; Göktürkler’de devlet adamlarının millete hesap vermesi, devlet ve halkın karşılıklı olarak görevlerinin belirtilmesi konuları belirtilmektedir.
117-İslamiyet’ten Önceki Türk devletlerinin dini anlayışları; Gök Tanrıya inanılması, Ölümden Sonra yaşama inanılması, Dinsel İnançlara saygı gösterilmesi, Ölen kişinin mezarının yanına, öldürdüğü düşman sayısı kadar balbal (heykel) dikilmesi.
118-Hunlar ve Avarlar, Orta Asya’da teşkilatlı devlet kurmuşlardır.
119-Türk devletinin resmî adı olarak ilk defa kullanan, yedi ve sekizinci yüzyıllarda hüküm süren (681-745) Göktürk Devletiydi.
120-Eski Türklerde, Boylar birleşerek siyasî bir birlik haline gelirse, buna “budun” denirdi. Budunun başına geçen kimseye “han” adı verilirdi.
121-Talas Savaşı (751) ; Türk ve İslam orduları ile Çin ordusu arasında yapılan meydan savaşıdır. Bu savaşın en önemli sonuçları Araplarla Türklerin arasındaki düşmanlığın azalması 2. Çin’in batıya doğru ilerleyişi durdu.
122-Dandanakan Savaşı (1040), Selçuklular ile Gazneliler arasında yapılan, Selçukluların başarısıyla sonuçlanan savaş (1040). Dandanakan Savaşıdır. Dandanakan Savaşı, İki Türk devleti arasında yapılmıştır. Bu savaş,Büyük Selçuklu İmparatorluğu ‘nun kuruluşuna temel oldu.
123-Malazgir Savaşı (1071) , Türklere Anadolu’yu kazandıran, Selçuklu-Bizans Savaşıdır. 1071 yılında yapılmıştır. Malazgirt Savaşı Haçlı Seferlerinin Temel Nedenidir.
124-Miryokefalon Savaşı (1174) , Anadolu Salçukluları ile Bizans arasında yapılan savaştır. Miryokefalon savaşı, Selçuk ve Bizans tarihinin dönüm noktalarından biridir. Türklerin, Malazgirt Savaşından sonra Bizans İmparatorluğuna karşı kazandıkları ikinci savaştır. Bizans, Anadolu’da üstünlüğünü kaybetti.
125-Kösedağ Savaşı (1241), Anadolu Selçuklularının, Moğollara yenilmesiyle sonuçlanan ve 1 Temmuz 1243 tarihinde meydana gelen savaş. Türk-İslâm tarihinde, önemli bir dönüm noktası teşkil eden bu savaş, Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılmasına sebep olmuştur.
126-İslamiyetten Önce Alfabeyi Kullanan Türk Devletleri Göktürler ve Uygurlardır, Göktürk Alfabesi ve Uygur Alfabesini kullanmışlardır.
127 Anadolu Selçuklu Devletinde, Devletin, hanedan mensupları arasında bölüşülmesinin; bölünmeye ve saltanat mücadelesine sebep olduğu görüldü.
128-Anadolu Selçukluların Ticareti Geliştirmek için yaptıkları faaliyetler: Türkiye Selçukluları, Anadolu’yu Müslüman ve gayrimüslim kavimler arasında bir köprü haline getirdiler. Dünya ticaret yollarını açıp, tedbirler aldılar. Ticarî ilişkileri zorlaştıran engelleri kaldırıp, ülkenin bir çok yerinde kervansaraylar yaptırdılar. Yolcuların, buralarda hayvanları ile birlikte üç gün ücretsiz kalma ve yemek yeme hakları vardı. Buralara gelen Müslüman ve gayrimüslim, zengin-fakir, hür-köle bütün misafirlere aynı yemeğin verilmesi ve eşit muamele yapılması esastı. Kervansaraylar ve hanlar külliye halinde olup, hepsinin cami ve kütüphanesi vardı.
129-Anadolu Selçuklularında Medreseler, eğitim amacı ile oluşturulmuştur.
130-Hakan; Eski Türk ve Moğol imparatorlarına verilen unvan
131-Büyük Selçuklu İmparatorluğu , İslamî ilimlerin eğitim ve öğretiminin yapıldığı ve zamanın fen bilimlerinin öğretildiği çeşitli fakültelere sahip, üniversite mahiyetinde büyük medreseler yaptırdılar. En büyüğü, Bağdat’taki Nizamiye Medresesidir.
132- Orta Asya Türklerinde Kurultaya katılanlara, Toygun denir.
133-Türk Tarihinde denizcilik çalışmaları ilk kez Anadolu Selçuklu Devleti döneminde başlamıştır. Bunun temel nedeni Kurulduğu yerin üç tarafının denizlerle çevrili olmasıdır.
134- 375 Kavimler Göçü sonunda Roma İmparatorluğunun gücünü yitirmesi, merkezi otoritenin bozulması ili Feodalite Rejimi ortayı çıkmıştır.
135-Orta Asya’da kurulan Türk Devletlerinde Ülkenin hükümdar ailesinin ortak malı sayılması ve hanedan üyeleri arasında paylaştırılması, Taht kavgaları sonucu devletlerin kısa sürede yıkılmasına sebep olmuştur.
136-Orta Asya Türk Devletlerinde din adamlarına, Şaman (Kam) denir.
137-İslamiyet Öncesi Orta Asya Türk Devletlerinde, İlk Düzenli Ordu teşkilatı Hunlar tarafından kurulmuştur.
138-Türk adını devlet adı olarak ilk kez Göktürkler kullanmıştır.
139-İlk Yerleşik hayat Uygurlar tarafından benimsenmiştir.
140-Anadolu Selçukluları ticari geliştirmek için, Kervansaraylar yapmışlardır.
141- Göktürklerin Türk Tarihindeki Önemi Nedir? Türk Adıyla Kurulan ilk devlettir. Orta Asya’da bulunan en geniş topraklara sahip olan Türk devleti olarak tarihe geçmiştir.
142-Oğuz Kağan Destanı-Hunlar , Alp Er Tonga Destanı- Sakalar, Türeyiş ve Göç Destanları- Uygurlar, Ergenekon ve Bozkurt Destanları-Göktürkler, Manas Destanı-Kırgızlar
143-Konya Karatay Medresesi, Anadolu Selçukluları zamanında yapılmıştır.
144- Anadolu Selçukluları 1075-1308 tarihleri arasında Anadolu’da hüküm süren müslüman bir Türk devletidir.
145-Anadolu Selçukluları’nda tümüyle devletin mali olan topraklar dirlik,vakif ve mülk olarak üçe ayrilirdi.Dirlik sultanin,kendisi için asker besleyip yetiştirmeleri koşuluyla Türkmen beylerine ve komutanlarına verdiği topraklardı.Mülk denen topraklar üstün hizmetlerde bulunanlara sultan tarafindan verilirdi.Vakıf ise han,hamam,medrese gibi kurumların giderlerini karşılaması için ayrılmış topraklardı
146-Büyük Selçuklular Döneminde Yetenekli öğrencilerin okutulmasının ve topluma kazandırılması için Selçuklu sultanları, medreseleri kurup yaygınlaştırmışlardır.
147-Konya’da bulunan; İnce Minareli Medresesi , Karatay Medresesi, Sırçalı Medrese Türk sanatının hangi dönemine aittir? Anadolu Selçukluları Dönemine aittir.
148-Kuraklık, şiddetli kış, hayvanlar arasında bulaşıcı hastalıkların yayılması ve kendi aralarındaki iç mücadeleler nedeniyle Asya (Büyük) Hun Devleti yıkılmıştır. Buna rağmen çeşitli yönlere göç eden Türkler gittikleri yerlerde birçok yeni Türk devleti kurmuşlardır. Buna göre, Türklerin gittikleri yerlerde yeni Türk devletleri kurmaları Türklerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir? Teşkilatçı bir özelliğe sahip olunduğunun
149- Uygurlar ; I. Bugünkü matbaanın temeli olan hareketli matbaayı kurup kitap basmışlardır.II. Mani dinini kabul ettikten sonra birçok tapınak yapmışlardır. III. Buğday, arpa, darı gibi tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. IV. Basmil ve Karluklarla anlaşarak Kutluk (II.Göktürk) Devletini yıkmışlardır.
150- Uygurlar; Mani dinini kabul ettikten sonra birçok tapınak yapmaları ve Buğday, arpa darı gibi tarım ürünlerini yetiştirmeleri, yerleşik yaşama geçtiklerinin kanıtıdır.
151- İlk Türk devletleri merkeziyetçi özelliğe sahip değillerdi. Türk töresine göre “ülke, hanedan üyelerinin ortak malıdır” anlayışı benimsenmişti. Bundan dolayı devlet doğu – batı olarak ikiye ayrılarak idare edilir ve hanedan üyeleri arasında paylaştırılırdı. Türk devletlerinde hükümdarın bütün erkek çocuklarının tahta çıkma hakkı vardı. Türk devlet yönetimindeki bu durumun Devletlerin kısa sürede zayıflayıp dağılmasına neden olduğu söylenebilir.
152- İlk Türk devletlerinin sanatında,• Hayvanların birbirleriyle mücadelelerini konu alan motiflere yer verilmesi
• Sosyal ve ekonomik yaşamda atın binek ve taşıma hayvanı olarak kullanılması• Daha çok eyer, çadır, halı, kilim gibi kolaylıkla taşınabilir ürünlere yer verilmesi durumu hangisinin kanıtı olarak gösterilebilir? Göçebe yaşam biçiminin benimsendiğinin
153- Uygurlar ve Göktürkler yaşamları boyunca farklı topluluklarla karşılaştıkları halde milli benliklerini yitirmemişler ve Türkçe’yi kullanmaya devam etmişlerdir.Yukarıda verilen bilgilere göre hangisine ulaşılabilir? Ulusal kültürün korunduğuna
154- İlk Türk devletlerine ilişkin bazı bilgiler şunlardır;.1. Yerleşik hayata geçen ilk Türk devletidir.(Uygurlar) 2. Alfabeyi kullanan ilk Türk devletidir.(Göktürkler)
155- Hazar ülkesinde Musevi, Şamanist, Müslüman ve Hristiyanların ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri • Uygurlarda Mani dinine, Hristiyanlığa ve Budizme ait tapınakların yanyana bulunmaları durumları göz önüne alındığında ilk Türk devletleri için? Farklı görüşlere hoşgörü ile yaklaştığı
156- İlk Türk devletlerinde, Halı, kilim ve çadır dokumacılığına önem verilmesi, Koyun, kuzu, sığır ve tilki derisinden giyim eşyaları yapılması, Yaz kuraklığı başladığında hayvanlara su bulabilmek için göç edilmesi durumlarını destekleyen en önemli yargının hangisi olduğu söylenebilir? İklim ve çevre koşulları yaşam biçiminde etkili olmuştur.
156-Göktürkler; I. Orta Asya’daki Türkleri bir çatı altında toplamışlardır.II. Tarihte “Türk” adıyla bilinen ilk devletin kurmuşlardır. III. Halı, kilim ve çadır dokumacılığında ileri gitmişlerdir.IV. Kurgan adı verilen mezar mimarisinin gelişmiştir.
157- Tarihte “Türk” adıyla bilinen ilk devleti kurmaları ve Orta Asya’daki Türkleri bir çatı altında toplamaları Göktürklerin ulusal özellik taşıyan bir devlet kurduklarının kanıtıdır.
158- Uygurların,• 18 harften oluşan bir alfabe geliştirmeleri• Çinlilerden aldıkları kağıdı kullanmaları• Bugünkü matbaanın esası olan hareketli harflerle matbaayı kurup, kitap basmaları gelişmeleri daha çok alanlardan hangisinde ilerlenmiş olduğunun kanıtıdır? Kültürel yapıda
159- Ülkenin ileri gelenleri ve boy beylerinden oluşan bir meclis olan Kurultay, yönetim işlerinde etkili olup hükümdara yardımcı olmuştur.
Orta Asya Türk devletlerine ilişkin verilen bilgiler demokratik bir özellik taşıdığı söylenebilir.
160- Türkler İslamiyet’ten önce On iki Hayvanlı Türk Takvimi’ni kullanırken, İslam dinine girdikten sonra sırasıyla Hicri Takvim, Celali Takvim, Rumi Takvim ve Miladi Takvimi kullanmışlardır.
161- İslamiyet öncesi Türk devletlerinde Kurultay adı verilen ülkenin ileri gelen boy temsilcilerinden oluşan bir meclis vardı. Kurultay’da ülkenin kaderini etkileyen, savaş, barış gibi konularda kararlar alınırdı. Kurultay’da herkes sözünü açıkça söyler, gerektiğinde hakanın uygulamaları eleştirilirdi. Fakat tüm bunlara rağmen yine de son karar Türk hakanına aitti.Bu bilgilere göre, ilk Türk devlet anlayışıyla ilgili olarak, Kurultayın kararlarının tavsiye niteliği taşıdığı, Demokratik bir yönetim anlayışının var olduğu, Kurultay’ın danışma meclisi niteliğinde olduğu
162- Ahilik, Türkiye Selçuklu Devleti döneminde (XIII. yüzyılda) ortaya çıkmış, esnaf ve zanaatkarların ticari hayatını şekillendiren sosyal bir teşkilattır. Bu teşkilat Esnaflar arasında dayanışmayı sağlamıştır, Mesleki eğitim sonucunda çırak, kalfa ve usta yetiştirerek bunlara diploma vermiştir.
163-Orta Asya Hun Türklerinin Kültürel Özellikleri göz önüne alındığında yaşadıkları bölgede yapılacak kazılarda tapınak kalıntılarının bulunması beklenmez.
164-Kavimler Göçü sonunda Vizigotlar İspanya’ya, Franklar Fransa’ya, Slavlar Balkanlara, Saksonlar’da İngiltere’ye yerleşmişlerdir. Bu durum Avrupa’da bugünkü milletler topluluğunun oluşmasına yol açmıştır.
165-Anadolu Selçukluları döneminde, Anadolu kentlerinin gelişerek han, hamam,cami ve kervansaraylarla donandığı ve zenginleştiği görülür.Bu eserler, Ticaret yolları üzerinde bulunan kentlerde daha çok yapılmıştır.
166-Hun Türkleriyle Çinliler arasındaki çatışmalar Mete Hanın ölümünden sonrada devam etti. Çinliler, Türkleri savaşlarla yenemeyeceklerini anlamışlardı. Bunun üzerine Türkleri birbirine düşürmek için propaganda yaptılar, Sonunda Büyük Hun Devleti ikiye ayrıldı. Bir süre sonra da varlıkları sona erdi. Parçaya göre bir devletin devamlılığı öncelikle Toplumda dayanışmanın güçlü olmasına bağlıdır.
167-Anadolu Selçuklularında “Atabey” adı verilen devlet adamlarının görevleri, Melikleri devlet yönetimine hazırlamaktı.
168-Büyük Selçuklularda eyaletlerdeki adalet işlerine kadılar bakardı.
169-Türklerin İslamiyeti Kabul etmeden önce kullanmış oldukları Takvim, 12 Hayvanlı Türk Takvimidir.
170- Hunların Avrupa topraklarına ilerlemesi, M.S. 375 yılında Kavimler Göçünün başlamasına neden olmuştur.
171-Türk Tarihinin ve Edebiyatının bilinen ilk yazılı belgesi, Orhun kitabeleridir.
172-Orta Asya Türk Kültürü ile İslam Kültürünün birleştirilerek, Türk-İslam Kültür ve Medeniyetinin kurulması Karahanlılar ile başlamıştır.
173-Tarihte İlk kez bütün Türkleri bir bayrak altında toplayan Türk topluluğu Hunlardır.
174-Türklerin, Abbasiler döneminde ilk hizmetleri daha çok askerlik alanında olmuştur.
175-Gaznelilerin Türk-İslam tarihindeki en önemli özelliği, Hindistan’a İslamiyeti götürmeleridir.
176-Anadolu Selçuklularında İkta toprakları gelirleri hizmet ve maaş karşılığı olarak komutanlara, askere ve devlet adamlarına verilen topraklardır, Bu sistemle hazineden para harcamadan ordu oluşturma amaçlanmıştır.
177-Türklerin Avrupa içlerine kadar ilerlemelerinin başlangıcı olan Kavimler Göçü Büyük Hun devletinin, dağılmasından sonra başlamıştır.
178-Anadolu Selçuklu devletinde eyaletlerdeki askerlik işlerinden Subaşı sorumluydu.
179- Orta Asya’da Avar egemenliğinin sona ermesinden sonra 552 yılında kurulmuş olan devlet aşağıdakilerden hangisidir? Göktürkler
180- Anadolu Selçukluları döneminde çiftçilere işleyebilecekleri kadar toprak verilir, topraklar ekilip biçildikleri sürece babadan oğula kalırdı.Bu durumun aşağıdakilerden hangisine karşı bir önlem niteliği taşıdığı savunulabilir? Toprakların devletin denetimi dışında el değiştirmesine
181- Asya Hunları ile Çinliler arasında yaşanan en büyük sorun aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmıştır? Hunlarla Çinliler arasında İpek Yoluna egemen olma mücadelesi
182- İslam dünyasında önemli bir eğitim öğretim kurumu olan Nizamiye Medresesi’ni hangi Türk devleti kurmuştur? Selçuklular
183- Büyük Selçuklularda, fethedilen toprağın fethedenin malı olması, hangisinde etkili olmuştur? Feodal beyliklerin ortaya çıkmasında
184- Anadolu Selçuklularımda ikta adı verilen toprak yönetim sistemi Osmanlılarda geliştirilerek düzenli bir şekilde uygulanmıştır.Osmanlılarda uygulanan bu toprak yönetim sistemi hangisidir? Dirlik
185- Karahanlılar Devleti, hangi özellikleri ile Göktürk Devleti’nden ayrılır? İslam dinini kabul etmesi.
186- İlk Türk devletlerinde Kurultayın savaş, barış gibi önemli konularda aldığı kararlar kağanı bağlamazdı.Buna göre, Kurultay Danışma meclisine benzemektedir.
187- İslamiyet’ten önceki Türklerde, savaştan dönen yiğitlerin ağırlandığı, yoksulların donatıldığı, dini ve milli bakımdan önemli günlerin hep birlikte kutlandığı şölenler yapılırdı.Bu şölenlerin hangisini sağladığı savunulabilir? Toplumsal Dayanışmayı
188- İslamiyet’ten önce Türk devletlerinde kağanın eşine “hatun” unvanı verilirdi.Hatunun, elçileri kabul etmesi kağanı temsil etme yetkisinin olduğunu gösterir.
İNKILAP TARİHİ
1.Dünya Savaşı öncesinde Devletlerin iç ve dış politikalarına yön veren iki etken vardır. Bunlar: 1789 Fransız İhtilali (Milliyetçilik Akımları …İmparatorlukların yıkılmasına ve bir çok yeni devletin tarih sahnesine çıkmasına neden olmuştur. ) ve 1750-1830 Sanayi İnkılabı (Sanayi İnkılabı 1750-1830 yıllarında İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Aletin yerini makinanın almasıyla üretimin artması, işçi sınıfının doğmasına….neden olmuştur)
1876 l.MEŞRUTİYET : 1876 tarihinde Osmanlı Devletinin ilk Anayasası Kanun-u Esasiye Kabul edilmiştir. Bu ilk Anayasada son söz padişahın olduğu için 2.Abdül Hamit 14 Şubat 1878 yılında Osmanlı-Rus (93 harbi) savaşını bahane ederek ilk Osmanlı Ayanlar meclisini fesh etmiştir. 1878-1908 arası dönem 2.Abdül Hamit’in istibdat (baskı) yönetimi olarak bilinir. Birinci Meşrutiyet döneminde Osmanlıcılık benimsenmiştir.
23 Temmuz 1908 ll.MEŞRUTİYET : İttihat ve Terakki Fırkasının Baskısıyla on yıl sürmüştür. 2.Meşrutiyetten itibaren Osmanlı topraklarında Türkçülük akımları başlamıştır. Not: 1.Meşrutiyette Osmanlıcılık, 2.Meşrutiyette ise Türkçülük akımı etkilidir.
13 Nisan 1909 31 MART OLAYI : 2.Meşrutiyete karşı yapılan gericilik isyanıdır. 2.Abdül Hamit tahttan indirilmiş, yerine 5.Mehmet tahtta çıkarılmıştır. 31 Mart Vakaası sonucunda: Avusturya/Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek’i almışlar, Bulgarlar kendi krallıklarını kurmuşlar ve Girit Rumları ayaklanmışlardır(1908)
Önemi: Mevcut Anayasal düzene karşı bir gericilik isyanıdır. Bu ayaklanmanın bastırılmasında Mustafa Kemal Kolağası olarak görev almıştır.
1911-1912 TRABLUSGARP SAVAŞI (1912 Uşi Ant): Sanayi devriminin etkisiyle güçlenen İtalya’nın çıkarlarını korumak amacıyla sebepsiz yere Trablusgarp, Bingazi çevrelerini işgal etmesi üzerine yapılan savaştır. Osmanlı İmparatorluğu iyi götürdüğü savaşta Balkanlardaki gelişmeler ve Balkan savaşları nedeniyle İtalyanlarla Uşi Anlaşmasını imzalayarak savaştan çekilmiştir.
Önemi: Trablusgarp Savaşı Mustafa Kemal’in Binbaşı olduğu savaştır.
1912 1.BALKAN SAVAŞI (1912 Londra Anlaşması): Sebep; Fransız devrimi sonucunda Osmanlı topraklarında başlayan milliyetçilik akımları, Rusya’nın Panislavizm politikasıyla Ortodoksları ve Balkan devletlerini kışkırtması ve Balkan devletlerinin Trablusgarp savaşından faydalanmaları.
Balkan devletleri Makedonya’ya ıslahat yapılmasını istediler. Osmanlı devleti red edince l.balkan savaşı çıktı. Osmanlı yenildi. Sonuç; Bulgarlar Çatalca’ya kadar geldi. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti. Sırplar Karabağ, Yunanistan ise Makedonya’yı işgal ettiler. 1912’de Londra Anlaşması imzalandı. Midye-Enez çizgisi, Osmanlı-Bulgaristan sınırı oldu. İmroz ve Bozcaada dışındaki adalar Yunanistan’a verildi.
Önemi: Avrupa ve Eğe denizindeki Osmanlı varlığı Londra Anlaşması ile sona ermiştir.
1913 2.BALKAN SAVAŞI (1913 Bükreş Anlaşması Bulgaristan)(1913 Atina Anlaşması Yunanistan) : 1.Balkan savaşından fazla toprak alan Bulgaristan’ı çekemeyen Balkan ulusları Bulgaristan’a saldırdılar (1913). Bulgarların birliklerini başka bölgelere kaydırmasından istifadeyle Osmanlı savaşa girmeden Edirne ve Kırklareli’ni geri almıştır. 1913’te Bulgarlarla İstanbul Anlaşması yapıldı. Edirne ve Kırklareli Osmanlılarda kaldı. 1913 Bükreş anlaşması Balkan devletlerinin Bulgaristan topraklarını paylaştığı bir anlaşmadır. Osmanlı Devletinin Avrupa’da ki varlığı Doğu Trakya ile sınırlanmıştır. 1913 Atina Anlaşması ile Girit ve Eğe adaları Yunanistan’a verilmiştir.
1829 Edirne Anlaşması Yunanistan bağımsızlığını kazanmıştır.
1878 (Osmanlı-rus 93 harbi) Sırbistan ve Karabağ Berlin Ant. bağımsızlığını Kazanmıştır.
1908 31 Mart Vakası Bulgaristan Rus savaşı ve karışıklıklardan yararlanarak bağımsızlık kzn.
1912 1.Balkan savaşı Arnavutluk Londra antlaşmasıyla bağımsızlığını kazanmıştır.
1914-1918 1.DÜNYA SAVAŞI:
1883 Almanya, İtalya, Avusturya-Macaristan İmp. Üçlü İttifak (Bağlaşık) devletlerini oluşturdu.
1907 İngiltere, Fransa, Rusya Üçlü İtilaf devletlerini oluşturdular.
1914 Osmanlı İmparatorluğu; İngilizlerden kaçan iki Alman gemisine Türk ismi vererek Türk Bayrağı çekmişler ve daha sonra bu gemilerin Karadeniz’e açılarak Rus kıyılarını topa tutmaları sonucu Osmanlı 1.Dünya savaşında Üçlü ittifak devletleri safında savaşa katılmış oldu.
Osmanlı’nın Savaştığı Cepheler: 1-Kafkas 2-Çanakkale 3-Kanal 4-Irak 5-Suriye-Filistin Osmanlı, Bu cepheler haricinde müttefiklerine yardım amacıyla Makedonya ve Galiçya’ya asker göndermiştir.
1 KAFKAS CEPHESİ: Osmanlı’nın Bakü petrollerini ele geçirmek ve Enver Paşanın PANTURANİZM düşüncesinin etkisiyle Rus’lara karşı açtığı savaştır. Osmanlının Yüzbin’e yakın askeri donarak ölmüştür. Ruslar Kars’a kadar ilerlemişler ancak, 1917 yılında Rusya’da ki devrim sonucu çarlık rejiminin yıkılması ile Rusya 1917 Brest Litowsk barış anlaşmasıyla aldığı toprakları geri vererek çekilmiştir.
2 ÇANAKKALE CEPHESİ : Osmanlı; İngiltere, Fransa hem müttefikleri Rusya’ya yardım etmek hemde boğazları alarak Osmanlı devletine son vermek amacıyla Çanakkale’yi ablukaya almalarıyla başlamıştır. Tarihin en kanlı savaşlarındandır. Osmanlı Çanakkale savaşlarından galip çıkmıştır. Mustafa Kemal büyük bir üne kavuşmuş “Çanakkale geçilmez” sözü tarihe kazınmıştır. Çanakkale’de ki direniş sonucunda Rusya’ya müttefiklerinden yardım gitmemiş savaş uzamıştır. Bulgaristan bu gelişme üzerine Osmanlı yanında (İtilaf devletleri yanında) savaşa katıldı. Böylece İstanbul-Berlin hattı kurulmuş oldu.
3 KANAL CEPHESİ : Bu cephe Almanların planlaması ve desteği ile İngiltere’ye karşı Osmanlı tarafından açılmıştır. Osmanlı, Mısırı İngilizlerden geri almak ve Suveyş Kanalını ele geçirerek İngiltere ile sömürgelerinin irtibatını kesmeyi amaçlamıştı. Osmanlı imparatorluğu, Almanların gerekli yardımı göndermemesi ve iklim elverişsizliği yüzünden başarısız olmuştur.
4-IRAK CEPHESİ : İngiltere’nin, Osmanlının İran ve Hindistan’a girmesini önlemek ve karadan Ruslarla birleşmek için Osmanlıya karşı açtığı cephedir. Basra’ya asker çıkartan İngilizler, Bağdat’a kadar ilerlemişlerdir.
5-SURİYE-FİLİSTİN CEPHESİ: İngilizlerin Suveyş ve Irak cephelerinde yenilen Osmanlıyı bu bölgeden çıkarmak istemeleri üzerine açtıkları cephedir. Önceleri Mustafa Kemal bu cephede başarılı olmuş fakat, İstanbul’a çağrılması üzerine İngiltere Suriye’yi almıştır.
1.DÜNYA SAVAŞINI BİTİREN ANLAŞMALAR
28 Haziran 1919 Versay Almanlar
10 Eylül 1919 Sen Cermen Avusturya
27 Kasım 1919 Nöyyi Bulgaristan
4 Haziran 1920 Triyanon Macar krallığı
10 Ağustos 1920 Sevr Osmanlı (Türk Halkı Sevr barışını kabul etmemiştir.)
30 Ekim 1918 MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI: Ahmet İzzet Paşa Hükümeti, Bahriye Nazırı Rauf Beyin başkanlığındaki Osmanlı kurulu ile İngiliz Amiral Karltop Limni adasının Mondros limanında imzalamışlardır.
Önemi : Bu Anlaşma ile Osmanlı fiilen sona ermiştir. Mondros Ateşkes anlaşması, kayıtsız şartsız teslim belgesidir.
Mondros Md.7: İtilaf devletlerine istedikleri yeri işgal etme hakkı tanımaktadır.
Mondros Md.24: İtilaf devletlerine Vilayet-i Site (Erzurum, Van, Sivas, Bitlis, Diyarbakır, Harput) illerinde Bağımsız Ermenistan ve kürdistan kurulacaktır. [Wilson prensipleri ile paralel: Amerika’nın 1.Dünya savaşına katılırken başkan wilsonun yayımladığı Wilson ilkeleri: Yenenler yenilenlerden tazminat almayacak ...Doğu illerinde referandum sonuçlarına göre Ermenistan ve kürdistan devletleri kurulacak]
30 Ekim 1918 MONDROS ANLAŞMASININ UYGULANMASI: İtilaf devletleri Anlaşmanın 7.maddesine dayanarak;
İngilizler: Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum ve Kars’ı işgal etmişler; Samsun ve Merzifon’a asker çıkarmışlardır.
Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana yöreleri ile Afyon’u işgal etmişlerdir.
İtalyanlar: Antalya, bodrum, Kuşadası, Marmaris ve Konya çevresine asker çıkarmışlardır.
Not: İtalyanlar 1.dünya savaşına ittifak devletlerinin yanında başlamışlar daha sonra dönerek itilaf devletlerine katılmışlardır.
13 Kasım 1918 İtilaf devletleri İstanbul’u fiilen işgal etmişlerdir.
21 Aralık 1918 tarihinde 6.Mehmet (Vahdettin) Meclis-i Mebusanı Fesh etmiştir. İkinci Meşrutiyetin sonu.
18 Ocak 1919 Paris Barış Konferansı: İngilizlerin, Osmanlı imparatorluğu paylaşımına Yunanlıları ortak ettiği konferanstır. Güçlü, İtalya yerine daha zayıf olan Yunanistan tercih edilmiştir.
16 Mart 1920 İtilaf devletleri İstanbul’u resmen işgal etmişlerdir.
ZARARLI CEMİYETLER
Mavri Mira Derneği: Rum kilisesinin desteğinde; İstanbul, Bursa, Bandırma, Tekirdağ ve Kırklareli yörelerinde rum azınlığı örgütlemek, silahlandırmak, çeteler oluşturmak ve yunan kamuoyu yaratmak amacıyla kurulmuştur.
Pontus Rum Cemiyeti: Yeniden canlandırılan Etnik-i Eterya derneği ile birlikte Doğu Karadeniz de rum devleti kurmak için faaliyet göstermiştir.
Ermeni Cemiyetleri: Ermeni patriği Zevan efendi, rum dernekleri ile ortak bir komite oluşturdu. Amacı, Güney Doğa Anadolu da ermeni devleti kurmaktır. Hınçak ve taşnak cemiyeti
Sulh ve Selameti Osmaniye Cemiyeti: İngilizlerden maddi desteğinde kurulmuş provakatör bir dernektir. Kurtuluşun padişahın ve halifenin buyruğunda olacağını savunmuştur.
Kürt Teali Cemiyeti: Wilson ilkelerinden faydalanarak kürdistan devleti kurma amacını gütmüştür. Ulusal mücadeleye karşı çıkarak olumsuz katkıda bulunmuşlardır.
Teali İslam Cemiyeti : Halifenin buyruklarına ve şeriata uyarak Osmanlı imparatorluğunun kurtulacağını savunmuştur. Merkezi İstanbul da şubesi Konya’da örgütlenmiştir. (Delibaş Mehmet Ayaklanmasını çıkardı)
Wilson Prensipleri Cemiyeti: Amerikan mandası taraftarlarını etrafına toplayan cemiyettir.
İngiliz Muhipler Cemiyeti: İngilizler tarafından, ulusal direniş girişimleri yok etmek amacıyla kurulmuştur.
Hürriyet ve İtilaf fırkası: 1911 yılında ittihat ve terakki partisine karşı kurulan bu parti, Mondros anlaşmasından sonra zararlı cemiyetleri bünyesinde toplamıştır.
ULUSAL CEMİYETLER
Ulusal cemiyetler; bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır, Yayın yoluyla işgallerin haksız olduğu dünya kamuoyuna duyurulmuştur, Birbirlerinden bağımsız hareket etmişlerdir, Silahlı savunma yapmışlardır.
Ulusal bilincin yayılmasına, gelişmesine, canlı tutulmasına kaynak olmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetleri birleşerek Ulusal bir nitelik kazanmıştır.
Trakya Paşaeli Cemiyeti: Trakya ve Marmara’nın Yunanistan a verilmemesi için faaliyet göstermiştir.
İzmir Müdafa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti: İzmir ve Batı Anadolu da yunan işgallerine karşı kurulmuştur.
Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve çevresinde düşman işgaline karşı koymak için kurulmuştur.
Trabzon Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Doğu karadenizde pontus rum devleti kurulmasını önlemek için kurulmuştur.
Şark İlleri Müdafa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti: Merkezi İstanbul da Erzurum ve Elazığ’da şubeler açmıştır. Doğu illerinin Ermenilere verilmesini engellemek için faaliyet göstermiştir. Bu cemiyet daha sonra 23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 Erzurum Kongresinin toplanmasını sağlamıştır.
NUTUK: 15-20 Ekim 1927 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkasının Ankara’daki ikinci kongresinde okunmuştur. Cumhuriyet Halk Fırkası; Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamı sayıldığından 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresi bu partinin ilk kongresi sayılır.
Nutuk; Mustafa Kemal Atatürk’ün, öz yaşam ve Kurtuluş Savaşı’nın öyküsüdür. 19 Mayıs 1919 ile 1927 yılına kadar olan olayları kapsamaktadır.
KUVVAYİ MİLLİYE: Halk, Millet harekatıdır. Ulusal derneklerin miting ve yayın yoluyla, mahalli kurtuluş birliklerinin, silahlı işgal kuvvetlerine karşı başlattıkları direnme hareketleridir. İlki 1918 yılında “Trakya Paşaeli Cemiyeti”dir. 15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinden sonra Kuvvayi Milliyeye katılım artmıştır. Kuvvayi Milliye düzenli değildi, düşman işgallerini yavaşlatmış, askeri boşluğu doldurarak ayaklanmaları bastırmıştır.
15 Mayıs 1919 İzmir’in işgalinde düşmana ilk kurşunu atan Selanik’te doğan Hasan Tahsin’in asıl adı Osman Nevres’tir (Gazeteci Hasan Tahsin “Sen başlat. Nasıl olsa biri bitirir!”)
Kuvvayi Milliye Birlikleri; Ayvalık kıyılarından başlayan Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde Batı Cephesini oluşturmuştur. 4-11 Eylül 1919 Sivas Kongresinde, Temsil heyeti aldığı bir yürütme kararıyla (T.B.M.M olmadığından, Meclis gibi hareket ederek) 9 Eylül 1919’da Batı Cephesi Komutanlığına Ali Fuat Cebesoy’u atamıştır.
19 Aralık 1918 Halk Güney Cephesinde Dörtyol’da Fransızlara silahla karşı koymuştur.
1 Kasım 1918 Mustafa Kemal Yıldırım Ordular Komutanlığına atanmıştır.
30 Nisan 1919 Mustafa Kemal 9.Ordu Müfettişliğine atanmıştır.
19 Mayıs 1919 Atatürk’ün Samsun’a çıkışı. Temel Amaç Mustafa Kemal’in, halkı tehlikelere karşı uyarıp, örgütlemek, bağımsızlık mücadelesini başlatarak, bağımsız bir Türk devleti kurmaktır.
23 Haziran 1919 Mustafa Kemal 9.Ordu Müfettişliğinden alındı.
8-9 Temmuz 1919 Mustafa Kemal Askerlikten istifa etti.
22 Haziran 1919 AMASYA GENELGESİ: Amasya Genelgesi; İhtilal Beyannamesidir. İlk kez Ulusal Egemenlikten söz edilmektedir. Ulusun bağımsızlığını yine ulusun dayanma gücü ve kararlılığı kurtaracaktır. Kurtuluş Savaşının amacını, gerekçesini ve yöntemlerini açıklamıştır. Sivas’ta ulusal bir Kongre toplanması kararlaştırılmıştır.
23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 ERZURUM KONGRESİ : Bitlis, Erzurum, Sivas ve Trabzon delegelerinin katılmasıyla toplanmış Bölgesel; aldığı kararlar bakımından Ulusal nitelikli bir kongredir. Mustafa Kemal Başkan seçilmiştir. “Yurt parçaları bir bütündür, parçalanamaz. Osmanlı devleti dağılırsa, Ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır. İstanbul Hükümeti bağımsızlığı sağlayamaz ise ulusal kongrenin seçeceği geçici bir hükümet kurulacaktır.” İlk kez Vatan bütünlüğü, Ulusal Egemenliğin sağlanması gerektiği ve İLKKEZ yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir. İlk kez manda ve himaye kabul olunmaz düşüncesiyle, İlk kez yabancılara İmtiyaz verilemeyeceği düşünceleri belirtilmiştir.
26-30 Temmuz 1919 BALIKESİR KONGRESİ: Yunan işgallerine karşı toplanmış bölgesel bir kongredir. (Padişaha bağlılık bildirildi.)
15-25 Ağustos 1919 ALAŞEHİR KONGRESİ : Balıkesir ve Erzurum kongrelerinin sonuçlarını görüşmek üzere toplanmış bölgesel nitelikli bir kongredir. 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesini onaylanmış, Sivas’ta kongre toplanmasına olumlu bakılmamıştır.
4-11 Eylül 1919 SİVAS KONGRESİ: Mustafa Kemal’in başkan olup olmaması ve manda gündeme gelmiştir. Ulusal dernekler bir çatı altında birleştirilmiştir. Mustafa Kemal başkan seçilmiştir. Toplanma ve alınan kararlar bakımından ulusal bir kongredir. Milli egemenliği önemli bir adımdır. Mandadan vazgeçildi.
TBMM seçimleri yapılıncaya kadar Temsil Heyeti kuruldu. Padişaha meclis-i mebusan-ı toplaması için baskıda bulunuldu. Vali Ali Galip kongreyi engellemediği için 4 Ekim 1919 da İstanbul hükümetinden Damat Ferit istifa etti. Bu gelişme üzerine “İstanbul Anadolu’ya egemen değil bağlı olmak zorundadır” görüşü yayıldı.
20-22 Ekim 1919 AMASYA GÖRÜŞMESİ : İstanbul hükümeti ile Ankara hükümeti arasında. Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal, Rauf ve Bekir Sami katıldı. İstanbul Hükümeti, Ankara hükümetini tanıyor. Temsil heyetinin nüfusu ve güvenilirliği artıyor. Anadolu hareketine katılım hızlanmıştır.
27 Aralık 1919 Temsil Heyetinin Ankara’ya gelişi. 27 Aralık 1919 Atatürk’ün Ankara’ya gelişi. Seçimler yapıldı. Müdafa-i Hukuk her yerden kazandı. Mustafa Kemal Erzurum Millet Vekili seçildi. 12 Ocak 1920 Meclis-i Mebusan 3. defa açıldı.
28 Ocak 1920 Misak-ı Milli “Milli And” son Osmanlı mebusan meclisinde kabul edildi. Misak-ı Milli; 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesinden beri yapılan hazırlıkların oluşturduğu bilinç, ihtilal, bağımsız Türk ülkesinin sınırları belirlenmiştir. (30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşmasına göre)
Misak-ı Milli, halkın Osmanlı hükümetine karşı siyasal zaferidir. Sorunların barışçı yollarla çözümünden yana olunduğu gösterilmiştir. Sonuçları: Anlaşma devletleri kızdı. Salih paşa hükümeti yeniden kurdu. Mebuslar tutuklandı. İstanbul işgal edildi. 16 Mart 1920 İstanbul’un işgali.
11 Nisan 1920 son Osmanlı mebusan meclisinin feshi (3.meclisin feshi)
6 Nisan 1920 de Anadolu Ajansı, Kuvva-yi Milliye hareketinin sesini Anadolu’ya ve tüm dünyaya duyurmak için kurulmuştur.
23 Nisan 1920 TBMM’nin AÇILMASI: TBMM Milli iradeye saygılıdır. TBMM açılmasıyla temsil heyetinin görevi sona ermiştir. Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiştir. TBMM’nin üstünde bir kuvvet yoktur. Meclis kurucudur. Devamlıdır. İstanbul hükümeti hukuken yok sayılmış, millet iradesi hakim kılınmıştır. Meclisin çıkardığı ilk kanun “Hıyanet-i Vatan Kanunu”dur. Meclis yargı gücünüde alarak güçler birliği ilkesini sağladı. (3 Y : Yasama, Yürütme, Yargı) 1 Nisan 1923’e kadar görev yapan 1.TBMM bir idealistler meclisidir. Hem egemenliği yerleştirmiş, hem de cephede savaşmış…
AYAKLANMALAR
İSTANBUL HÜKÜMETİNİN YÜRÜTTÜĞÜ AYAKLANMALAR
Anzavur Ayaklanması: 2 Kasım 1919’da Susurluk, Manyas, Gönen ve Ulubat çevresinde İstanbul hükümeti ile İngilizler desteğinde anzavur tarafından çıkarılmış bir ayaklanmadır.
Kuvayi İnzibatiye Ayaklanması: İngilizlerin desteğindeki Süleyman Şefik Paşa komutasındaki halifelik ordusu, Geyve dolayındaki ulusal güçleri yok etmek için saldırdı. Ali Fuat Paşa ayaklanmayı bastırmıştır.
İSTANBUL HÜKÜMETİ VE İTİLAF DEVLETLERİNİN KIŞKIRTTIĞI AYAKLANMALAR
Bolu, Düzce, Hendek-Adapazarı Ayaklanmaları: İngilterenin kışkırtması ve “din elden gidiyor” din sömürüsü. Ali Fuat Paşa bu ayaklanmaları bastırmıştır.
Yozgat Ayaklanması: Yozgat ve Zile’de aşiretlerin TBMM’nin dağılması için ayaklanmasını Çerkez Ethem bastırmıştır.
Afyon Ayaklanması: Yunan ajanlarının halkı kışkırtması üzerine çıkan ayaklanmayı Kuvvayi milliye bastırmıştır.
Konya Ayaklanması: Delibaş Mehmet Çumra’da halkı ayaklandırmıştır.(Yunan-İtalya-Fransa) ayaklanmayı desteklemiştir. Delibaş isyanını düzenli ordu bastırmıştır.
Milli Aşiret Ayaklanması: Urafa’da Milli aşireti Fransızlarla birlikte hareket ederek TBMM’ne karşı ayaklandı. Ayaklanmayı ulusal güçler bastırmıştır.
Azınlık Ayaklanmaları: Ermeni ve Rumların çıkardıkları ayaklanmalardır. 1923 sonbaharında bitirilmiştir.
Kuvvayi Milliye’den Dönenler: Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe
29 Nisan 1920 Hiyanet-i Vatan Kanunu TBMM’de kabul edildi.
10 Ağustos 1920 SEVR BARIŞ ANLAŞMASI: Osmanlı Devletinin fiilen sona erdiği ve imzaladığı son anlaşmadır. Osmanlı parlamentosunun onayından geçmediği için kanun-i esasiye ters düşmüştür. (Misak-ı Milli: Padişah anlaşmayı imzaladığı için Milli Misaka karşı gelmiş oldu. İstiklal mahkemesinin ilk kararı padişah ve sevr’i imzalayanlar hakkında olmuştur.) TBMM ve Türk halkı sevr barış anlaşmasını kabul etmedi. Sevr barış anlaşmasının ardından milli mücadeleye katılım hızlanmıştır.
İstiklal Mahkemeleri; 29 Nisan 1920 Hiyanet-i Vatan Kanunun 21.maddesi ile 18 Eylül 1920’de kurulmuştur. Üyeleri TBMM tarafından seçilen millet vekilleridir. Ankara İstiklal Mahkemesi en uzun süre görev yapan istiklal mahkemesidir. İstiklal Mahkemelerinin ilk kararı 7 Ekim 1920 tarihinde “ 10 Ağustos 1920 Sevr barış anlaşması”nı imzalayanlar hakkında olmuştur.
8 Kasım 1920 TBMM buyruğunda ordu örgütlendirilmiştir. Ordu gücünü ulusal egemenlikten almıştır.
KURTULUŞ SAVAŞI
DOĞU CEPHESİ: 1878 Berlin Antlaşması sonucu Rusların Doğu Anadoluya getirdiği Ermeniler, 1915 techir yasası ile suriyeye ve lübnana yerleştirildi. Rusya da çarlık rejiminin yıkılmasıyla fırsattan istifade bağımsız Ermenistan devleti kuruldu. Ermeniler, Erzincan’a kadar geldiler. Haziran 1920 TBMM doğu cephesini kurarak Kazım Karabekir Paşayı Doğu cephesi komutanlığına atadı. 2-3 Aralık 1920 de Ermenilerle Gümrü barışı yapıldı. Bu günkü doğu Anadolu sınırı tanındı. Ermenistan sevr’i geçersiz saydı. 2-3 Aralık 1920 Gümrü Barışı TBMM’nin hem askeri hem de siyasi ilk başarısıdır. Bu anlaşmadan sonra doğu cephesindeki kuvvetler batı cephesine kaydırılmıştır. Türkiye olarak imzalanan ilk anlaşmadır.
23 Şubat 1921 tarihinde Gürcülerle anlaşma yapılmıştır. Ardahan, Artvin ve Batum Türkiye toprağıdır.
GÜNEY CEPHESİ: Düzenli ordu Güney Cephesinde görev almamıştır. Yoğun halk direnişi Maraş’ta (Sütçü İmam) 2 Şubat 1920, Urfa’da 10 Nisan 1920’de işgalden kurtulmuştur. Antep (Şahinbey) 12 aylık savunmadan sonra düşmüştür.
BATI CEPHESİ : 1920 sonunda Yunanistan da yönetim değişti. “Megala idea” (Eski Bizans- Büyük Yunanistan) kurmak için Anadolu’dan toprak almak istiyorlardı;
6-10 Ocak 1921 1.İNÖNÜ ZAFERİ: 27 Aralık 1920’de Çerkez ethem ayaklandı. 29 Aralıkta Kütahya 5 ocak 1921’de Gediz alındı. Ethem yunanlılara sığındı. 1.İnönü düzenli ordunun batı cephesindeki ilk başarısıdır. Ulusal heyecanı kamçılamış, orduya katılım hızlanmıştır.
1.İnönü zaferi sonrası Londra Konferansı toplanmıştır. İkilik yaratılması için Osmanlı ve TBMM birlikte davet edilmiştir. Anadolu’nun dış siyasette söz sahibi olduğu İstanbul hükümetine kabul ettirilmiştir.
16 Mart 1921 Moskava Anlaşması da 1.İnönü zaferinden sonra meydana gelen gelişmelerdendir. Rusya Sevr barış anlaşmasını tanımamıştır. Rusya, TBMM’ne yardımı yükümleniyor. 1.İnönü’de Millet Vekilleri Er olarak savaşmıştır. Bu zafer TBMM’nin dünyaya açılmasını sağlamıştır.
20 Ocak 1921 TEŞKİLAT-I ESASİNİN KABULÜ: Osmanlı Devletinin Anayasası 1876 Kanun-i Esasidir. Türkiye’nin ilk Anayasası Teşkilatı Esasi 20 ocak 1921 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Böylece, Güçler birliği TBMM’de toplanmıştır. Teşkilatı Esasi;Ulusal egemenliği pekiştirmektedir, geçiş dönemi ve uyum Anayasasıdır. Demokratik ve İhtilalcidir. TBMM’nin dayanağı “ulusal egemenlik” ile Kanun-i Esasi çeliştiği için Teşkilat-ı Esasiye ilan edilmiştir. (TBMM Ulus iradesinin üzerinde güç yoktur; Kanun-i Esaside ise padişah iradesi üstün tutulmaktaydı)
Bu anayasa savaş ortamının olağanüstü tehlikeleri içinde kabul edilmiş olduğu için, yasama, yürütme, yetkilerinin T.B.M.M.’nde toplanması ölüm-kalım Savaşının başarıya ulaşmasında çok yararlı oldu. Hatta olağanüstü yetkilere sahip İstiklal Mahkemeleri’ni Meclis içinden kurarken, “Ulusal egemenliğin tekliği” ilkesine dayanmış, yargı yetkisinin de T.B.M.M.’ne ait olduğu benimsenmişti.
Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun Temel Maddeleri
1- Egemenlik kayıtsız ve şartsız ulusundur. Yönetim usulü halkın kendi geleceğini kendisinin belirlemesi esasına dayanır.
2- Yürütme gücü ve yasama yetkisi, ulusun tek ve gerçek temsilcisi olan Büyük Millet Meclisi’nde belirir ve toplanır.
3- Türkiye Devleti, Büyük Millet Meclisi’nce yönetilir ve Hükümet’i “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti” adını alır.
4- Büyük Millet Meclisi, iller halkınca seçilen, üyelerden kurulur.
5- Büyük Millet Meclisi’nin seçimi iki yılda bir yapılır. Seçilen üyelerin üyelik süresi iki yıldır, bunlar yeniden seçilebilirler. Eski meclisin görevi yeni meclis toplanıncaya kadar sürer. Yeni bir seçim yapılmayacağı anlaşılırsa, toplantı dönemi yalnız bir yıl uzatılabilir. Büyük Millet Meclisi üyelerinin her biri, kendini seçen ilin ayrıca vekili olmayıp bütün ulusun vekilidir.
6- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Kasım başında, çağrısız toplanır.
7- Din buyruklarının (Ahkam-ı Şer’iyenin) yerine getirilmesi, bütün yasaların konulması, değiştirilmesi, kaldırılması, antlaşma ve barış yapılması ve savaş kararı verilmesi gibi temel haklar Büyük Millet Meclisi’nindir. Yasalar ve tüzükler düzenlenirken, halkın işine en uygun ve zamanın gereklerine en elverişli din ve hukuk hükümleriyle töreler ve önceki işlemler temel olarak alınır. Bakanlar Kurulu’nun görev ve sorumluluğu özel yasayla belirtilir.
8- Büyük Millet Meclisi, çeşitli Bakanlıkları özel yasasına göre seçtiği Bakanlar aracılığıyla yönetir. Meclis yürütme işleri için Bakanlara yönerge verir ve gerektiğinde bunları değiştirir.
9- Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nca seçilen Başkan bir seçim dönemi süresince Büyük Millet Meclisi Başkanı’dır. Bu kimlikle Meclis adına imza atmaya ve Bakanlar Kurulu Kararları’nı onaylamaya yetkilidir. Bakanlar Kurulu Üyeleri, içlerinden birini kendilerine başkan seçerler. Ancak Büyük Millet Meclisi Başkanı Bakanlar Kurulu’nun da doğal başkanıdır.
10- Kanun-u Esasi’nin, işbu maddelerle çelişmeyen hükümleri eskiden olduğu gibi yürürlüktedir.
1 Mart 1921 Afganistan Anlaşması.
12 Mart 1921 İstiklal Marşı’nın kabulü
23 Şubat- 12 Mart 1921 LONDRA KONFERANSI: TBMM, “Türkler; barışı istemiyor, savaşı sürdürüyor” propagandasını çürütmek, ulusumuzun haklı davasını dünya kamuoyuna duyurmak ve TBMM’nin hukuksal varlığını kanıtlamak için konferansa katılıyor. Konferans, sevr’in bir değişik versiyonu olduğundan kabul edilemez.
16 Mart 1921 MOSKOVA ANLAŞMASI: Karşılıklı olarak, Osmanlı ve Rus çarlığının sona erdiği kabul ediliyor. Sovyet Rusya, Misak-ı Milli sınırlarını kabul ediyor. İlk kez bir devlet TBMM ve onun düzenini tanıyor. İtilaf devletlerine karşı güç birliği sağlanmıştır. (batum gürcistanda kaldı)
31 Mart- 1 Nisan 1921 2.İNÖNÜ ZAFERİ: İngilizlerin yunanlıları kışkırtarak, Londra barış tasarısını kabul ettirmek istemesi. Yunanlıların da 1.İnönü yenilgisinin intikamını almak ve Kütahya, Eskişehir’i alıp Ankara’ya geçerek TBMM’ni dağıtma hayali. Yunan yenilerek Afyon-Bozöyük çizgisinin gerisine çekildi. İsmet Paşa generalliğe getirildi. İtalya bu gelişme üzerine Anadolu’da ki kuvvetlerini çekmiştir. Türk birliklerinin moralleri yükseldi. TBMM otoritesi kuvvetlendi. …
10-24 Temmuz 1921 KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARI: Yunanlar, Türklerin Aslıhanlar ve Dumlupınar’da yeterli saldırı gücüne sahip olmadıklarını anladılar. Yunanlar, Türk ordusunun saldıramaz ve kendini koruyamaz bir duruma gelmesini için saldırıya geçti….
Türk ordusu ufak çarpışmalarla geriye çekilmeyi uygun buldu. 24 Temmuz 1921 tarihinde geriye çekilme işlemi tamamlandı. Afyon, Eskişehir ve Kütahya yunanlılara geçti. Sakarya Irmağı sınır oldu. TBMM’de Meclisin Kayseri yada Sivas’a taşınması tartışıldı. Ama meclis Ankara’da kalmayı uygun buldu. Ordunun Sakarya Irmağının doğusuna çekilmesinin nedenleri: Ordunun saldırı gücüne erişene kadar fazla kayıp vermesini engellemek, yunanlıları mevzilerinden uzaklaştırmak, orduyu dinlendirerek zaman kazanmaktır.
Sonuçları: Yunanlılar, Ankara’yı tehdit etmeye başladılar. Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921 tarihinde Başkomutanlık Kanunuyla yetkileri aldı. 7 Ağustos 1921 tarihinde Tekalif-i Milli “Milli Yükümlülükler” emirleri yayımlandı. (Toplumun her kesiminden gücüne göre orduya yardım alındı) Başkomutanlık yetkisi süresi dolduktan sonra 20 Temmuz 1922 Mustafa Kemal’e süresiz olarak verilmiştir. Atatürk, Başkomutanlık görevini; 29 Ekim de Cumhur Başkanı seçilene kadar sürdürmüştür.
23 Ağustos- 12 Eylül 1921 SAKARYA MEYDAN SAVAŞI : “Hattı Müdafaa Yoktur, Sathı Müdafaa Vardır. O Satıh, Bütün Vatandır. Vatanın Her Bir Karış Toprağı Vatandaş Kanıyla Sulanmadıkça Düşmana Verilmeyecektir. Ben Size Savaşmayı Değil Ölmeyi Emrediyorum!” Mustafa Kemal ATATÜRK
13 Eylül’de Sakarya Irmağı’nın doğusu, düşmandan arındırıldı. Yunan ordusunun saldırı gücü kırılmıştır. Düşman, 2.Viyana bozgunundan beri ilk defa geri püskürtüldüğü dönüm noktasıdır. “Milletin Makus Talihi Yenilmiştir” Türk ordusu saldırı gücüne erişir. 19 Eylül 1921 TBMM Mustafa Kemal’e Gazilik ve Mareşallik vermiştir. Anadolu’da kesin egemenlik kurulmuştur.
İtalya, birliklerini çekmiştir. İtilaf devletleri TBMM’ne yeni ateşkes önerileri sundu. ermeni, Gürcü ve Azerbaycan adına Rusya ile 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması yapıldı. Üç Kafkas cumhuriyeti Rusya ile yapılan 16 Mart 1921 Moskova anlaşmasını tanıyordu. Rusya ile imzalanan son ve kesin sınır belirlemesidir.
20 Ekim 1921 Ankara Anlaşmasıyla Fransa, TBMM ve Misak-ı Milliyi tanıyarak Anadolu’dan çekilmiştir. Hatay, İskenderun dışında Suriye sınırı çizilmiştir. Suriye’deki Cober Kalesi Türk toprağı sayılmıştır. Cober Kalesi bugün Türk Toprağıdır. Hatay, 1939’da Anavatana katılmıştır.
26 Ağustos- 18 Eylül 1922 BÜYÜK TAARRUZ: 26 Ağustosta Türk topçusunun atışıyla taarruz başladı. “Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz. İleri!” 2 Eylülde Uşak, 9 Eylül’de İzmir, 11 Eylül’de Bursa işgalden kurtarıldı. 18 Eylül 1922’de Batı Anadolu tamamen düşmandan temizlendi. Geldikleri Gibi Gittiler…
11 Ekim 1922 MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI : Yunanistan’ın yenilmesiyle İngilizlerin yalnız kalması. Rusya’nın TBMM hükümetini desteklemesi. Görüşmeleri TBMM hükümeti adına İsmet Paşa katılmıştır. Yunanlılar, 26 Ekim 1922 tarihine kadar Doğu Trakya’yı tahliye edecekler ve Karaağaç’ı savaş tazminatı olarak Türk tarafına vereceklerdir. Barış imzalanıncaya kadar İstanbul ve boğazları içinde yunanın olmadığı bir komisyon idare edecektir.
Önemi: Vatan parçasının (Doğu Trakya) TBMM’ne teslimidir. İngiltere de Loid corch hükümeti görevden ayrılmıştır.
1 Kasım 1922 SALTANATIN KALDIRILMASI: İstanbul hükümeti TBMM’nin kazandığı başarıdan pay istiyor. Bir ülkede iki ayrı hükümet yaşayamaz. Saltanat, ulusal egemenliğe ters düşüyor. 27 Ekim 1922’de Lozan Barış Konferansına TBMM ile İstanbul hükümeti de çağrılır. Amaç, Türk tarafını bölmektir. TBMM’nin 308 no’lu kararı ile 1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılır. 17 Kasım’da Vahdettin İngilizlere sığınır. 18 Kasım 1922’de TBMM veliaht Abdülmecid’i halife seçti. TBMM’nin Abdülmecidi halife seçmesinin amacı: İngilizlere sığınan Vahdetinin Halifeliğinin İngilizler tarafından kullanılması önlemektir.
1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı saltanatı sona ermiş, Cumhuriyete geçiş hızlanmıştır. Halifelik makamı, sembol durumuna düşmüştür. Refet Paşa, TBMM adına İstanbul’daki idareye el koyduğunu itilaf devletlerine bildirmiştir. 4 Kasım 1922’de İstanbul hükümetinde Teyfik Paşanın istifası ile Anadolu hükümeti İstanbul’a tamamen hakim olmuştur.
24 Temmuz 1923 LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI: Dış İşleri Bakanı İsmet Paşa heyet başkanı olarak katılmıştır.
Suriye sınırı: Fransa ile imzalanan 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşması kabul edildi.
Irak sınırı: Musul-Kerkük sınırında Anlaşılamadı. (Musul-Kerkük misak-ı millinin parçasıdır)
Batı Sınırı: 11 Ekim 1922 Mudanya Ateşkes Anlaşmasına göre kabul edildi. Bozcaada ve Gökçeada dışındaki adalar yunanlarda kaldı. (Sisam, Sakız, Midilli ve Nekarya adaları silahsız olacaktır)
Kapitilasyonlar: kaldırıldı. Azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi. Devlet borçları paylaştırılarak, kağıt para esasına göre taksitlendirildi. 1881’de kurulun duyunu umumiye idaresi olmayacaktır. Boğazlar, Türkiye’ye verildi. Ancak, sınırlı asker bulundurulacaktı. İstanbul Fener rum patrikhanesi kaldırılamamıştır.
24 Temmuz 1923 Lozan Barış Antlaşması ile, Osmanlı hukuken sona erdi. Türkiye’nin varlığı dünya kamu oyuna duyuruldu. Lozan, 1.dünya savaşını bitiren son anlaşmadır.
18 Şubat 1923 İZMİR İKTİSAT KONGRESİ: Lozan’daki Türk heyeti askeri başarıyı siyasal başarıya çevirme mücadelesi verirken toplanmıştır. Lozan’daki delegelerin işini kolaylaştırmıştır.(Kapitilasyon kabul edilmez) Temel fikri ekonomik bağımsızlık olan “Misak-ı İktisadi” ekonomik and kabul edilmiştir. “Devletçilik” ilkesinin uygulaması önplana çıkmıştır. Milli ekonomi ilkesi kabul edilmiştir…:
-Hammadde yurt içinde olan sanayi dalları kurulmalıdır.
-Özel teşebbüse kredi sağlayacak devlet bankası kurulmalıdır.
-Sanayinin özendirilmesi ve devlet bankalarının kurulması gereklidir
-Kapitilasyonlar kaldırılmalıdır.
-Sanayi dış rekabete dayanmak için her alanda gelişmelidir….
Yıllar süren savaşlar sonunda, meclis yıpranmış ve yorulmuştur. TBMM 1 Nisan 1923’te seçimlerin yenilenmesine karar verdi. 9 Ağustos 1923’te ilk siyasal parti halk fırkası kuruldu. Bu parti cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyet Halk Partisi oldu. CHP; Müdafa-i Hukuk cemiyetlerinin devamı sayılır.
11 Ağustos 1923 2.TBMM’nin AÇILIŞI : 2.TBMM hükümeti 1 Ekim 1927 yılına kadar görev yapmıştır. İnkılap meclisidir. 24 Temmuz 1923 Lozan Barış anlaşması bu meclis tarafından onaylanarak 23 Ağustos 1923 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2 Ekim 1923 İstanbul’un kurtuluşu ve 13 Ekim 1923 Ankara’nın başkent oluşu (Payitaht tarihe karışmıştır. Payitaht Osmanlının başkenti) bu hükümet icraatlarındandır.
29 Ekim 1923 CUMHURİYETİN İLANI: 1923 sonbaharında bir hükümet bunalımı doğdu. Anayasa değişikliği ile 28-29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Cumhur Başkanlığına, İsmet İnönü Başbakanlığa, Fethi Okyar TBMM başkanlığına seçildi.
Böylece,devlet rejiminin adı konuldu. Devlet Başkanı sorunu çözüldü. Kabine sistemi getirildi. İnkılaplar için uygun ortam doğması sağlandı. Demokratikleşme için önemli bir adım atıldı.
3 Mart 1924 HALİFELİĞİN KALDIRILMASI : Türkiye Cumhuriyetini laik ve çağdaş bir yapıya ulaştırma isteği. Osmanlı ailesi yurt dışına çıkarıldı. 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin birleştirilmesi) kanunu kabul edilirken; Şeriye ve evkaf vekaleti (Din işleri bakanlığı) ile Erkan-ı Harbiye vekaleti (Savaş bakanlığı) kaldırılmıştır.
20 Nisan 1924 1924’ANAYASASI: 20 Nisan 1924′te 105 maddeden oluşan yeni Anayasa kabul edildi.
1924 Anayasası, ikinci TBMM’de, anayasa komisyonu tarafından hazırlanmıştır. 1924 Anayasası 1945’e kadar tek partili bir rejimde uygulanmıştır. 1924 Anayasasının Esasını 1921 Anayasası oluşturmuştur. “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Türk Milletine Aittir” Bütün kuvvet ve yetkilerin kaynağı “Millet” görüşmüştür. Meclis hükümeti ile parlementer hükümet arasında köprü görevini görmüştür.
“Yürütme görevini” Hükümete bırakmakla 1921 Anayasasından ayrılır. MD.1. “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” yönetimin adı. MD.2. Devletin dini İslam, Dili Türkçe, Başkenti Ankara’dır.
1924 Anayasası, 1921 Anayasasından daha yumuşak bir kuvvetler ayrımına yer vermiştir. Milli egemenlik ve meclisin üstünlüğü sistemini geliştirmiş, Anayasa alanını daha geniş ve yaygın bir şekilde düzenlemiş, kamu özgürlüklerine geniş yer vermiştir.
1924 Anayasasında, 1928-1931-1934 ve 1937 yıllarında değişiklikler yapılmıştır.
1921 Anayasasında; Din ve devlet işlerini TBMM yönetir.
1924 Anayasasında; “T.C Devletinin Dini islamdır” anayasaya komuoyu tepkisine karşı konulmuştur.
1928 Değişikliği ; “T.C Devletinin Dini islamdır” ibaresi kaldırılmış, Yemin metni değiştirilmiştir.
1937 Değişikliği ; “T.C Devleti Laiktir!” ibaresi anayasada ki yerini almıştır.
17 kasım 1924 Terakki Perver Cumhuriyet Partisi: Mustafa Kemal karşıtı olan ikinci grup millet vekilleri tarafından; ittihatçılar saltanat ve hilafet yanlıları tarafından desteklenen; Kazım karabekir, Rauf orbay, Refet Bele, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy tarafından kurulan İLK muhalefet ve ikinci siyasi partidir. Halkın dini duygularını sömürerek 13 Şubat 1925 Şeyh sait isyanının çıkmasına neden olmuştur. Bu ayaklanmadan dolayı 5 Haziran 1925’te bu parti kapatılmıştır.
13 Şubat 1925 ŞEYH SA’İT İSYANI : Tutucu kesimin Laik Cumhuriyete ve onun ilkelerine darbe vurmak istemesi. İngiltere’nin gündemde olan Musul-kerkük harekatını engellemek için provakate etmesi. (Tanpon Devlet amaçlı) Laik düzeni yıkmak isteyen ilk büyük ayaklanmadır. Musul ve Kerkük kaybedilmiş, isyanı bastıran ordu yıpranmıştır.
16 Haziran 1926 Mustafa Kemal’e suikast girişimi
12 Ağustos 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası : 1929-1930 yıllarında dünyayı sarsan ekonomik bunalımın Türkiye’yi de etkilemesi üzerine Mustafa Kemal tarafından Fethi Okyar’a kurdurulmuştur. Bu parti zamanla inkılaplara karşı olanların odak merkezine dönüşünce yine Fethi bey tarafından kapatılmıştır.
23 Aralık 1930 Menemen Olayı : Nakşibendi tarikatı üyesi derviş mehmet’in menemende halkı ayaklandırması. Öğretmen, yedek subay Kubilay’ın kafası kesilmek suretiyle öldürülmesi üzerine olaylar büyümüştür. Türkiye Cumhuriyeti düzenine karşı ikinci büyük isyandır.
İNKILAPLARIN GELİŞİMİ : Hukuk kuralları genellikle Kanun, Tüzük, Yönetmelik gibi yazılı kurallardan oluşur. Osmanlı devletinde, hukuk bozuldu. Hukuk birliği yoktu. Müslüman şeriat kurallarına göre yabancı ve azınlıklara kendi hukukları uygulanıyordu. Kapitilasyonlar yabancı uyrukluların Osmanlı hukukuna uymasını da engelliyordu. Kadın-erkek eşitsizliği, Hakimler tek kadı….
HUKUKTA LAİKLİĞE GEÇİŞ:
Saltanatın kaldırılması 1 kasım 1922
Halifeliğin kaldırılması 3 mart 1924
Şer’iye ve evkaf vekaletinin kaldırılması: 3 mart 1924
Tevhid-i Tedrisat kanunun kabulü: 3 mart 1924
Tekke ve Zaviyelerin kapatılması:
Kılık ve kıyafetin düzenlenmesi:
Medeni Kanunun Kabul edilmesi: 17 şubat 1926 (Mecelle kaldırılmıştır)
Kadınlara siyasal hakların verilmesi: 1930-1934
Laiklikle bağdaşmayan hükümlerin anayasadan kaldırılması: 1928
17 Şubat 1926 MEDENİ KANUNUN KABULÜ: Toplumdaki kişi hakları, borçları, aile kurması, boşanma, miras ve bireylerin bir birleriyle ilgili kurallar bütünüdür. Şeriat karakterli mecelle, 1926 yılına kadar kullanıldı. İsviçre medeni kanunu örnek alınarak 17 şubat 1926 tarihinde TBMM’de kabul edilerek 4 ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi. Medeni kanunun kabulü ile Avrupalı devletlerin azınlık haklarını iddia ederek iç işlerimize karışması engellenmiş oldu.
Türk Ceza kanunu İtalya
Borçlar Kanunu İsviçre
Ticaret Kanunu Almanya-İtalya
İcra ve İflas Kanunu İsviçre
Hukuk ve CMUK
Basın ve CMUK
Avukatlık ve Baro Kanunu
EĞİTİM ALANINDA GELİŞMELER
Amaç; Eğitimi çağdaş, laik, demokratik ve ulusal bir hale getirmek, eğitimde ki dağınıklığı kaldırarak eğitim birliğini sağlamaktır.
3 Mart 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabulü: Öğretim birleştirildi. Dağınıklık giderildi. Eğitim sisteminin düzeni MEB’e bırakıldı.
3 Mart 1924 Şer’iye ve Evkaf vekaletinin kaldırılması: Din işleri bakanlığı ile bu bakanlığa bağlı okul ve medreseler kaldırıldı.
Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun: Bugünkü sistemin temeli. Yabancı ve azınlık okulları Türkiye
Cumhuriyetinin denetimi altına girmiştir.
1 Kasım 1928 Yeni Türk Harflerinin Kabülü: Okuma-yazma seferberliği…
-İlköğretimin mecburi ve parasız olması, Yüksek öğretmen okullarının açılması
-Meslek okullarının sayısı çoğaltıldı. Teknik öğretmen okulları açıldı
-1925’te ilk yüksek okul Ankara Hukuk Mektebi açıldı. Sonra, DTCF ve yüksek ziraat enstitüsü açıldı.
-15 Nisan 1931 Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti “Türk Tarih Kurumu” kuruldu.
-12 Temmuz 1932 Türk Dili Tetkik cemiyet “Türk Dil Kurumu” kuruldu.
-1933 İstanbul Dürulfunun kaldırıldı. İstanbul Üniversitesi açıldı. İ.Ü. 22 Haziran 1946’da özerk oldu.
-1934 Güzel sanatlar akademisi ve devlet konservatuarı kuruldu.
EĞİTİMDE UYGULANACAK İLKELER
Cumhuriyetçilik: Cumhuriyetin en iyi yönetim biçimi olduğu, korunması ve geliştirilmesi
Milliyetçilik: Türk ulusunu sevmeyi, aynı tarihten geldiğimizi öğretir.
Halkçılık: Eğitimin yaygınlaştırılması ve fırsat eşitliğinin tanınması
Laiklik: Fikri hür, vicdanı hür gençler yetiştirilmesi…
Devletçilik: Milli eğitimin planlanması, yönlendirilmesi, denetlenmesi, devlet hizmetidir.
İnkılapçılık: Eğitim sisteminin, çağın gereklerine göre yenilenmesi…
25 Kasım 1925 Şapka Kanunu: Kastamonu gezisinde Paşa, şapka takmıştır.
30 Kasım 1925 Tekke, Türbe ve Zaviyeler kapatılmıştır. Aynı kanunla, şeyhlik, müritlik, dedelik, dervişlik gibi ünvanlar halkın inançlarının istismar edilmemesi için kaldırılmıştır.
26 Aralık 1925 Miladi Takvimin kabulü: Türkiye de 1 ocak 1926 tarihinden itibaren hicri takvim yerine miladi takvim kullanılmaya başladı. Böylece, ülke içinde saat birliği sağlandı. Hafta sonu tatiline düzenlemeler getirildi.
1 Nisan 1931 Modern Ölçülerin Kullanımı: Okka yerine KG; Endaze, arşın, kulaç yerine Metre geldi
21 Haziran 1934 Soyadı kanunu ve Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verilmesi
25 Kasım 1934 Din adamlarına ibadet giysileriyle gezme yasağı getirildi.
EKONOMİK ALANDA GELİŞMELER: Ekonomik hayat her alanda üretime dayanır. Batıda sermaye birikimi sağlandı. Teknoloji ve sanayi gelişti. Kapitilasyonlar, Osmanlı imparatorluğunu batırdı. Osmanlı devleti 1854 Paris Anlaşmasıyla borç almaya başladı. 1881’de Duyun-u umumiye kuruldu ve Osmanlı maliyesine el koydu.
TARIMDAKİ GELİŞMELER:
17 Şubat 1925 Aşar vergisinin kaldırılması
9 Aralık 1925 Yerli Malları Kanunu
Ziraat Bankasının olanakları artırıldı. Tarım Kredi Kooperatifleri oluşturuldu. Yüksek ziraat enstitüsü kuruldu. Örnek Çiftlikler kuruldu (ATATÜRK 5 Mayıs 1925′te AOÇ Kurmuş ve 11 Mayıs 1937′de milletine armağan etmiştir, Ceylan pınar…). Şeker pancarı, çay, turunçgiller gibi yeni ürünler üretildi.
TİCARİ GELİŞMELER:
24 Temmuz 1923 Lozan Barış anlaşmasının 23 Ağustos 1923’te TBMM onayından geçmesiyle 23 Ağustos 1924’te kapitilasyonlar kaldırıldı.
İlk özel banka “İş Bankası” kuruldu.
1926 Kabotaj Kanunu: Yabancı demiryolları liman ve kuruluşlar satın alındı.
1933 Sümerbank kuruldu.
SANAYİ VE MADENCİLİK ALANINDA GELİŞMELER:
1926 Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkartıldı.
Türkiye sanayi ve maden bankası kuruldu
Yüksek Gümrük vergisi uygulandı ve yerli sanayi rekabetten korundu.
1933’te 1.beş yıllık kalkınma programı uygulanmaya başladı.
Devlet; tekstil, deri, cam, kağıt ve çimento sanayilerinin tesislerini kurdu.
Emlak Eytam bankası kuruldu.
Türkiye’de maden, enerji ve bankacılık alanlarında faaliyet gösteren İktisadi Devlet Teşekkülü olarak 14 Haziran 1935 Eti bank kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal devlet politikaları ile madencilik sektöründe önemli gelişmeler sağlanmıştır. 1933′te Petrol Arama ve İşletme İdaresi, Altın Arama İdaresi kuruldu. 14 haziran 1935′te etibank; 22 Haziran 1935 tarihinde 2804 sayılı yasayla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü ve 24 Haziran 1935′te EİE (Elektrik İşleri Etüt İdaresi) kuruldu. Bu kurumlaşma, enerji ve madencilik alanlarında nasıl bir bütünlüklü ulusal politikanın başlatıldığının göstergesi oldu.
Devletçi Politika İzlenmesinin nedenleri:
Özel sektörün sermaye, bilgi, teknik ve techizat …vs yönünden yoksul olması.
1929 Dünya ekonomik buranı.
BAYINDIRLIK ALANINDA GELİŞMELER: Ulaşıma önem verildi. Kara, hava, deniz ve demir yolları taşımacılığına önem verildi. Yol, köprü, liman ve havaalanları yapıldı.
SAĞLIK HİZMETLERİ: Sağlık personelinin sayısı artırıldı. Doktorlara mecburi hizmet zorunluluğu getirildi. Salgın hastalıklarla planlı mücadele yapıldı. Ankara da hıfsısıhha enstitüsü açıldı. Spor özendirildi.
MUSUL SORUNU: Musul, Mondros imzalandığında savaş sonucunda kaybedilmemişti. İngiltere mondrosun 7 md.’ne dayanak işgal etti. Şehy sait isyanının çıkması üzerine, isyanı bastıran ordu yıprandığı için yapılması düşünülen Musul operasyonu iptal edildi. 5 Haziran 1926 yılında Türkiye ırak sınırı çizildi. Irak 25 yıl süreyle musul’un petrol gelirlerinden Türkiye ye %10 pay verecektir.
18 Temmuz 1932 Milletler Cemiyetine giriş
9 Şubat 1934 Balkan Antantı imzalandı : Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya
20 Temmuz 1936 Montrö Sözleşmesi : 2.Dünya savaşı için durum ısınırken, Akdeniz egemenliğimiz tehlikeye düşer. Lozan’da ki devletlere birer nota gönderilir. Montrö konferansı toplanır. Boğazlarda ki egemenlik haklarımızı zedeleyen boğazların güvenliğini tehlikeye sokan tüm sınırlamalar Montrö sözleşmesiyle kaldırılmıştır. 1833 Hünkar iskelesi anlaşmasıyla başlayan boğazlar sorunu tamamen çözülmüş, Türkiye doğu Akdeniz de daha güçlenip itibar kazanmıştır.
9 Temmuz 1937 Sadabat Paktı: Türkiye, iran, ırak, Afganistan arasında imzalanmıştır.
HATAY: 1939 yılında Fransa, Suriye mandasına son verdi. Referandum sonucu 2 Eylül 1938’de Hatay Bağımsız Türk Devleti kuruldu. Hatay meclisi, halk oylaması ile 29 Haziran 1939 tarihinde Türkiye ye katılma kararı aldı. 30 Haziran 1939 Da TBMM başvuruyu kabul etti.
ATATÜRK’ÇÜLÜK : Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen; Devlet hayatına, fikir hayatına ve ekonomik hayata ilişkin gerçekçi fikirlere ve ilkelere denir. Atatürkçülük, Türk ulusuna, bu gün ve gelecekte tam bağımsızlığa, huzur ve refaha sahip olması, devletin, ulus egemenliği esasında, dayandırılmasına, aklın ve ilmin rehberliğinde, Türk kültürünün çağdaş medeniyetler düzeyinin üzerine çıkarılmasını amaçlar.
Atatürk İlkelerinin Ortak Özellikleri: İlkeler, Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğmuştur. Kabul edilmelerinde zorlama yoktur. Akla, mantığa uygundur. Atatürk tarafından hem sözle hem uygulama ile belirtilmiştir. İlkeler bir birinden ayrılmaz bir bütünü oluşturur. İlkeler, 5 Şubat 1937 tarihinde Anayasada yer almıştır.
Cumhuriyetçilik: Doğrudan doğruya ulus egemenliğine dayanan, yöneticileri halkın oyu ile belirli bir zaman için seçilen devlet biçimine Cumhuriyet denir. Devletin temel yapısını ve biçimini belirleyen ilkedir. Son söz ulusça seçilmiş meclisindir…
Milliyetçilik (Ulusçuluk) : Kurtuluş savaşı; bütün kurumlarıyla bir önceki devletten farklı, milliyetçi bir Türk devleti kurmak için yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Türk dili konuşan, Türk kültürü ile yetişen ve Türk fikrini benimseyen her bir bireyi Türk kabul eder. Irkçılığı rededer. Barışçıdır. İnsancıdır. Atatürk milliyetçiliği, birleştirici ve bütünleştiricidir…
Milli Birlik ve Beraberliğimizi Güçlendiren Unsurlar: -Milli Eğitim, -Misak-i milli, -Dil Tarih Kültür ve amaç birliği, -Milli kültür, -Türklük şuuru ve manevi değerler.
Halkçılık : Cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkesinin doğal ve zorunlu bir sonucudur. Hiçbir kimseye, aileye, zümreye veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Tüm bireyler kanun önünde eşittir. Amaç; Devletin vatandaşa, vatandaşın devlete karşı hak ve ödevlerini çağdaş bir şekilde düzenlemektir…
Devletçilik: Ekonomik kalkınmada özel girişim reddedilemez. Toplum yararına devleti işletmeci kabul etmek gerekir. Amaç: Türk toplumunun çağdaş uygarlık ve refaha ulaşmasıdır…
İnkılapçılık: Her yönüyle çağdaş bir millet haline gelmek amacıyla, ilkelere canlılık ve süreklilik getirir. Bu ilke Atatürk ilkelerini Osmanlı devleti yenileşme çabalarından ayıran temel farkı gösterir…
Laiklik : Devlet düzeninin, hukuk kurallarının dine değil, insan aklının ürünü olan bilime dayandırılmasıdır. Kişiler, dinsel inanışlarında özgürdür. Din, devlet işlerine ve politikaya karışmaz. Hoşgörü, inanç ve vicdan hürriyeti esastır…
Atatürk’ün Kurduğu Kurumlar
6 Nisan 1920 Anadolu Ajansı kurulması: Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluş hazırlıkları için Ankara’da bulunan önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Ulusal Kurtuluş Hareketinin haklılığını tüm dünyaya duyurmak için haber ajansı kurulması düşüncesini önce dönemin aydınlarından, Halide Edip Hanım’a (Adıvar) açmıştır.
Ajansa “Anadolu” adının verilmesi fikrininde ilk kez Halide Hanım tarafından önerildiğini söylenmektedir. Anadolu Ajansı, alınan bu kararla 6 Nisan 1920′de doğmuştur. Osmanlı Bankası’ndan temin edilen bir daktilo ve sapiograf adı verilen ilkel bir teksir makinası ile ilk haberini o gün, “Hey’et-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal” imzası ile yayımlamıştır.
Anadolu Ajansı, Kurtuluş Savaşı sırasında çok önemli görevler üstlenmiştir. Haber bültenleri, telgraf imkanı olan yerlere maniple ile ulaştırılırken, işgal altında bulunan Anadolu’nun uzak köşelerine, at sırtındaki görevliler tarafından taşınmıştır. Anadolu Ajansı’nın yayınladığı bültenler, hem Ankara’daki gelişmeleri Türk halkına duyurarak milli şuurun şahlanmasını ve halkımızın aydınlanmasını sağlamış hem de Anadolu ihtilalinin haklı sesini tüm dünyaya duyurmuştur.
“Anadolu Ajansı, Türkiye’nin sesini bütün dünyaya duyuracaktır.” Atatürk Anadolu Ajansı’ nın hedefini bu sözüyle çizmiştir.
Anadolu Ajansı, 1 Mart 1925′te Devletin %40 hissedarı olduğu bir anonim ortaklık haline getirilmiştir. Merkezi Ankara’da bulunan Anadolu Ajansı; genel müdürlük birimleri dışında, yurt içinde 22 bölge ve büro müdürlüğü ile hizmet vermektedir.
5 Aralık 1925 Ankara Hukuk Fakültesi: Ankara’da bir hukuk mektebinin açılması için ilk teşebbüs 1921 yılında yapılmıştır. Kastamonu milletvekili Abdulkadir Kemal Bey Meclise üç maddelik bir teklif vererek Ankara’da bir hukuk mektebi açılmasını önermiştir. Gazi Mustafa Kemal’de 1922 yılında meclisi açış konuşmasında Ankara’da bir hukuk mektebinin açılması gereğini belirtmiştir. Bu çabalar sonucunda Ankara Hukuk Fakültesi, 5 Aralık 1925 tarihinde, “Ankara Adliye Hukuk Mektebi” adıyla kurulmuştur ve ilk olarak 301 öğrenci kayıt yaptırmıştır.
Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Cumhuriyet Dönemi’nin ilk yükseköğrenim kurumu olma özelliğini taşımaktadır. Okula uygun bir bina bulunamadığı için açılışı, Büyük Millet Meclisi’nin toplantı salonunda yapılmıştır. Fakültenin açılış konuşmasını Gazi Mustafa Kemal yapmış ve ilk dersi de Ahmet Bey (Ağaoğlu) vermiştir. Hukuk mektebi 1927 yılında Bakanlar Kurulu Kararı ile “Ankara Hukuk Fakültesi” ismini almıştır.
5 Mayıs 1925 Ankara Orman Çiftliği : Atatürk; “Milli ekonominin temeli tarımdır. Bunun içindir ki tarımda kalkınmaya büyük önem vermeliyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar bu amaca ulaşmayı kolaylaştıracaktır. Fakat bu hayati işi isabetle amaca ulaştırabilmek için, ilk önce ciddi etütlere dayalı bir tarım siyaseti uygulamak ve onun içinde her köylünün ve bütün vatandaşların kolayca kavrayabileceği ve severek uygulayabileceği bir tarım rejimi kurmak lazımdır.” sözleri ile tarımın Türkiye ekonomisindeki yerini ve önemini vurgulamıştır.
Tüm yaşamı boyunca yeşile değer vermiş, “Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin.” düşüncesi Atatürk Orman Çiftliğinin kurulmasında etken olmuştur. Elbette bu tek başına çiftliğin kurulma nedeni değildir. Atatürk bozkır ortasına kurulmuş olan Ankara’da yaşayan halkının, rahatlıkla gezebileceği, nefes alacağı, yaz ve kış yeşil kalabilecek bir yer, bir doğa güzelliği oluşturmak istemiştir. Bu kararını gerçekleştirmek için 1925 yılının ilkbaharında, ülkenin tanınmış tarımcılarını köşke çağırtarak, Ankara civarında modern bir çiftlik kurmak istediğini söyler ve bu amaca uygun bir arazi bulmaları emrini verir.
Bu uzmanlar çiftlik yeri için fazla araştırma yapmaz ve hemen buldukları yeri Atatürk’ bildirirler. Çünkü toprakları çok kıraç olan, ağacın ve suyun olmadığı bu şehirde uygun koşullar taşıyan bir yer bulmak oldukça zordur. Atatürk karar kendisine bildirildiğinde bu günkü çiftlik yerinin bulunduğu yeri işaret etmiş ve orayı gezip gezmediklerini sormuştur. Oysa gösterdiği yer çiftlik kurmak için uygun hiçbir özelliği hemen hemen barındırmamaktadır. Buna rağmen Atatürk çiftliğin buraya kurulması emrini vermiş, bu batak ve çorak toprağın ıslah edilmesini istemiştir.
Bu kararı ile Atatürk; Türk çiftçisine, toprak ve tabiat şartları uygun olmasa dahi, bilgiyle ve kararlılıkla çalışıldığı takdirde başarı sağlanabileceğini göstermek istemiştir. Bazı durumlarda ilmin dahi gerçekleşmesini mümkün görmediği girişimlerinde gerçekleştirilebileceğini kanıtlamak gibi çok önemli bir teşebbüste bulunmuştur. Bunun üzerine 29 Ocak 1925′te Gazi Çiftliği’ni kurmak amacıyla bir miktar arazi satın almıştır.
5 Mayıs 1925′te kurduğu Orman Çiftliği’nde, çiftliğin her türlü faaliyetiyle uğraşan, bütün masraflarını kendisi karşılayan Atatürk burada Atatürk Köşkü’nü yaptırmıştır.
Atatürk 11 Mayıs 1937′de çiftliklerini, içerisindeki köşklerle birlikte milletine armağan etmiştir.
2 Şubat 1938 Bursa Merinos Halı Fabrikası : Sümerbank Merinos Yünlü Sanayii Müessesesi’nin (Bursa) temeli 28 Kasım 1935 tarihinde atıldı. İşletme, 2 Şubat 1938 tarihinde Atatürk tarafından işletmeye açıldı. Atatürk Merinos Fabrikası’nın şeref defterine şunları yazmıştır: ”Sümerbank Merinos Fabrikası pek kıymetli bir eser olarak milli sevinci artıracaktır. Bu eser yurdun, hususile bursa bölgesinin endüstri inkişafına ve büyük milli ihtiyacın giderilmesine yardım edecektir.” Fabrika faaliyetini sürdürüyor ve özelleştirilmeyi bekliyor.”
Çocuk Esirgeme Kurumu: Çocuk Esirgeme Kurumu, eski adıyla Himaye-i Eftal Cemiyeti Atatürk’ün öncülüğünde kuruldu. Önceleri Kurtuluş Savaşına katılanların çocuklarını esirgeme ve eğitmeyi amaç edindi. Sonraları muhtaç çocuklara yiyecek, giyecek ve okul malzemesi yardımı yapmak, kimsesiz çocukların yönetimini üzerine almak, doğumevleri ve çocuk yuvaları, çocuklar için hastane, prevantoryum, sanatoryum, dinlenme kampları kurmak, doğum ve çocuk sağlığı konularında annelere öğüt vermek gibi görevler yüklendi.
Kurumun Görevleri:
a) Evleneceklerin beden ve ruhça denk olmalarına çalışmak,
b) Gebelik zamanında ananın göz önünde tutacağı sağlık kaidelerini ve çocuk bakımını öğretecek yayınlar yapmak ve poliklinikler kurmak,
c) Çocuk bakım kursları açmak, çocuk bakım hemşireleri yetiştirmek,
ç) Doğumevleri açmak ve işletmek, mevcut doğumevlerine yardım etmek,
d) Zayıf gebe kadınlara doğum zamanında gereken kuvveti ve doğumdan sonra yavrusuna süt verebilecek yeterliği sağlayacak ana bakımevleri açmak,
e) Yoksul emzikli annelere ve çocuklara ucuz veya parasız yiyecek ve giyecek maddeleri sağlamak veya bu maksatla aşevleri kurmak,
f) Yoksul anneler ve çocuklar için ucuz veya parasız banyolar tesis etmek,
g) Hasta veya çocuğuna süt veremeyecek anneler için süt damları kurmak ve süt çağındaki çocuklara verebilecek sütleri sağlık şartları altında temin edecek tedbirleri almak,
h) İşe giden annelerin yavruları için çocuk bakımevleri vücuda getirmek, kadın işçi çalıştıran müesseselerde bakımevleri kurdurmayı sağlamak ve bunlara yardım etmek,
j) Çocuklar için yuvalar açmak ve muhtaç çocukları bunlardan parasız faydalandırmak, yuva olmayan yerlerde parasız veya bakım parası kurum tarafından ödenmek üzere bunları aileler yanına vermek ve durumlarını gözetlemek,
k) Muhtaç, fakir ve emzikli analara ve çocuklara parasız ilaç vermek,
l) Fakir okul çocuklarına okuma-yazma araçları, giyim eşyası sağlamak ve bunların beslenmeleri için aşevleri, öğrenci sofraları getirmek,
m) Tatil devrelerinde okul çocukları için öğretmen idaresinde bakımlarını, beden ve ruh eğitimlerini sağlayacak kamplar kurmak, fakir çocukları bunlardan parasız faydalandırmak,
n) Sağlık ve terbiye şartlarını haiz çocuk bahçeleri kurmak ve bu bahçelerin kurulmasında ve bakımında belediyeleri desteklemek,
o) Çocuk tiyatro ve sinemaları ve benzeri yerleri açmak ve işletmek veya mevcut olanlara yardım etmek suretiyle çocukların boş zamanlarını faydalı geçirmelerini sağlamak,
ö) Çocuk kitapevleri, okuma odaları vücuda getirmek ve faydalı çocuk mecmua ve kitapları yayımlamak, bu kabil kitapların telifini teşvik için müsabakalar tertip etmek,
p) Çocukların ve çocuklu annelerin seyahatlerinde, umumi yerlerde ve çalışanların iş yerlerinde durumlarıyla ilgilenerek kendilerini korumak ve gerekli yardımları yapmak,
r) Çocukların dairelerde veya mahkemelerde haklarını sağlayacak tedbirlere başvurmak, velisiz ve vasisiz çocukların kanun hükümlerine göre vasiliğini almak ve bu sıfatla bunların her türlü mallarını idare etmek, hak ve menfaatlerini korumak,
s) Çocuk mahkemeleri, çocuk ceza evleri açılmasını temine çalışmak; vücutça ve ruhça sakat çocuklar için ıslah evleri kurmak, bunlara gereken maddi ve manevi yardımda bulunmak,
ş) İş görecek yaşta ve durumda bulunan çocuklara iş bulmak ve bunları müesseselere yerleştirinceye kadar barındırmak ve bakmak,
t) Çocuk ölümünü azaltıcı tedbirler almak, bu tedbirleri maddi ve manevi şekilde desteklemek,
u) Çocuk düşürmeyi önleyici tedbirlere baş vurmak,
ü) Çok çocuklu ailelerin korunmaları tedbirlerine ve bu maksatla sosyal vergiler konulmasına veya prim verilmesine çalışmak ve kendi imkanları nispetinde bunu tahakkuk ettirmek,
v) Özel veya tüzel kişiler tarafından yapılan veya yaptırılan kurumun maksatlarına uygun her türlü tesislerin yapılışlarına, işletme ve gelişmelerine yardımda bulunmak; bunların yaşaması için vücuda getirilen tesislerin idaresini üzerine almak veya bunlara iştirak etmek,
y) Belirli maksatlarla tahsis edilmek üzere yapılan bağışları kabul ederek bu maksatların tahakkuk ettirilmesini sağlamak, zaruri ve faydalı görülen hallerde bunları kurumun yardımlarıyla desteklemek,
z) Ananın gebeliğinden, çocuğun doğup büyümesine kadar bakım, sağlık ve eğitimini sağlayacak her türlü faydalı diğer tedbirleri almak, bu maksada yarar tesisler vücuda getirmek, mevcutları desteleyerek çalışma ve gelişmelerine yardım etmek.
Türkiye çocuk esirgeme kurumu 1951 yılından sonra da zaman zaman tüzük değişikliklerine gitmiştir. Daha sonra Kurumun tüzükleri Bakanlar Kurulu kararı ile yayınlanmaya başlamıştır.
1927 Demiryolları ve Limanlar Genel Müdürlüğü Demiryollarının yapımı ve işletmesi için kurulan ve Nafıa Vekaleti’ne bağlı olarak çalışan müdürlükler 1927′de birleştirilerek Devlet Demiryolları ve Limanları İdare-i Umumiyesi olarak kuruldu. Bu kuruluşun adı, 1929′da Devlet Demiryolları ve Limanları Umum Müdürlüğü, 1931′de ise Devlet Demiryolları Umum Müdürlüğü olarak değiştirildi. Bugünkü adını aldığı 1953′e değin katma bütçeli devlet kuruluşu iken, o yıl İktisadi Devlet Teşekkülüne dönüştürüldü. 1984′te ise Kamu İktisadi Kuruluşu konumuna getirildi.
DLH İnşaatı Genel Müdürlüğünün Görevleri:
Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 3348 sayılı Kanunun 9.maddesinde belirtildiği şekliyle Demiryollar, limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) Devletçe yaptırılacak demiryolları, limanlar, barınaklar ve bunlarla ilgili teçhizat ve tesislerin, kıyı koruma yapıları, kıyı yapı ve tesislerinin ve hava meydanlarının ve bunlarla ilgili tesislerin, alakalı kuruluşlarla işbirliği yaparak, plan ve programlarını hazırlamak, gerçekleştirilmesi için gerekli tedbirleri almak ve imkanları sağlamak, araştırma, etüt, istikşaf, proje, keşif, şartname ve inşaatları ile bakım ve onarımlarını yapmak veya yaptırmak ve yapımı tamamlananları ilgili kuruluşlara devretmek, yapılmış olanların bakım ve onarımlarının organizasyonu için esaslar hazırlamak.
b) Kamu Kurum ve Kuruluşları, Belediyeler, Özel İdareler, hakiki ve hükmi şahıslarla yaptırılacak (a) bendinde yazılı işler ile teleferik, finiküler, şehiriçi raylı ulaşım sistemleri, metro ve demiryollar, limanlar ve hava meydanları ile ilgili tünel gibi tesislerin proje ve şartnamelerini incelemek ve onamak, şehiriçi raylı ulaşım sistemlerinin ülke ihtiyaçlarına uygun standartlaştırılması ve bakım üniteleri ile ilgili düzenleyici tedbirlerin alınmasını sağlamak.
c) Yukarıda (a) ve (b) bendlerinde belirlenen işlerden her türlü kamu kurum ve kuruluşları, belediyeler, özel idareler, tüzel ve gerçek kişilerce yaptırılacak olanların proje ve şartnamelerini inceleyip tasdik etmek.
d) Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.
1933 Devlet Hava Yolları İlk ulusal hava yolu şirketimiz olan Devlet Hava Yolları milli müdafaa vekaleti bünyesinde 20 mayıs 1933 yılında kurulmuş ve 1935 yılında nafia vekaletine bağlanmıştır. Air France’tan devralınan Yeşilköy tesisleri yanı sıra Ankara’da da bir terminal ve hava alanı yapılmıştır. 1938 yılında devlet hava yolları 10 uçağa sahipti. 1 Haziran 1937 den 31 mayıs 1938 tarihine kadar Ankara-İstanbul arasında 306 gidiş ve geliş seferi yapılmış, 9 ayda 743 yolcu taşınmıştır.
1926 Devlet İstatistik Enstitüsü: Toplumların geleceğini görebilmesi, planlayabilmesi ve gelişmesi için istatistiki bilgiler büyük önem taşır. Cumhuriyetimizin ilk yılllarında, çok önemli sorunlar olmasına rağmen, istatistiki bilginin bu denli önem taşıması nedeniyle, bu işlevi yerine getirebilmek için bir istatistik örgütünün kurulmasına karar verilmiştir. Savaştan çıkmış bir toplumda, bilgi yoksulluğuyla, çözümü gereken çeşitli sorunlar olmasına rağmen, bütün bu sorunlar içinde, her şeyi zamana ve mekana göre değerlendirmenin bilincinde olan büyük devlet adamı Mustafa Kemal, istatistiği de düşünmüştür.
19. yüzyılın başından itibaren merkezi sisteme dayalı olarak merkezlerde ve taşrada istatistik büroları açılmış ve bu çalışmaları takip ve kontrol etmek için ayrı bir merkezi organ kurulmuştur. 1891′de yürürlüğe giren “Bab-ı Ali İstatistik Encümeni Nizamnamesi” uyarınca, Bab-ı Ali’de Merkezi İstatistik Encümeni kurulmuş ve istatistik hizmetleri kanuni bir esasa bağlanmıştır. 1918 yılında çıkarılan yeni bir kanunla istatistik faaliyetleri Sadaret’e bağlı İstatistik Müdüriyeti Umumiyesi bünyesinde toplanmış, konunun uygulaması bir yıl devam ettikten sonra yürürlükten kaldırılmış ve eski sistem Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir.
1926 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün direktifleri ile Başbakanlığa bağlı Merkezi İstatistik Dairesinin kurulması, Ulu Önder’in sınırsız dehalarından biri olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası boyutta istatistik teşkilatlarının kuruluş tarihleri karşılaştırıldığında şu anda istatistik konusunda çok ileride olan ülkelerde bile istatistik teşkilatlarının kuruluşu daha sonraki yıllara rastlamaktadır.
1926 yılında kurulan “Merkezi İstatistik Dairesi” 1930 yılına kadar faaliyetlerini sürdürmüş, 1930 yılında 1554 sayılı yasa ile “İstatistik Umum Müdürlüğü” adını almıştır.
1933 tarihinde 2203 sayılı yasa ile yeniden düzenlenmiş olan İstatistik Umum Müdürlüğü; görevlerini Umum Müdürü, Müşavirlik, Muavinlik ve 10 Şube ile görevini sürdürmüştür. 1939 yılında 3656 Sayılı Yasa ile “Taşra Mıntıka Teşkilatı” ve “Fiyat İstatistikleri Müdürlüğü”nün teşkilata dahil edilmesi karara bağlanmış ve bu organizasyonla faaliyetlerini 1950 yılına kadar sürdürmüştür.
1950 yılında 3656 ve 4644 Sayılı Kanunlarla önemli bazı kadrolar kaldırılarak yeni kadrolar ve yeni faaliyetlerin başlaması öngörülmüştür. Söz konusu kanun kapsamında “Tetkik ve Araştırma Dairesi” kurulmuş İstatistik Genel Müdürlüğü’nce toplanacak istatistiklerin ilmi ve teknik esaslarını hazırlamak, milli gelir tahminlerini yapmak, istatistik bilgilerin modern istatistik tekniklere göre toplanmasını sağlamak, ulusal ve uluslararası istatistiklerin analiz ve karşılaştırmasını yaparak, istatistiğin gelişimini takip etmek ve uygulama imkanlarını hazırlamakla görevlendirilmiştir.
1955 yılında 6534 Sayılı Yasa ile Genel Nüfus, Genel Tarım ve Genel İşyeri Sayımlarının hangi yıllarda yapılacağına dair hükümler getirilmiştir. Yasaya göre sonu (0) ve (5) ile biten yıllarda Genel Nüfus Sayımı, sonu (0) ile biten yıllarda Genel Tarım Sayımı, sonu (1) ile biten yıllarda Genel Sanayi İşyeri Sayımının yapılması hükme bağlanmıştır.
Devlet Planlama Teşkilatının kurulması kararı ile birlikte 53 sayılı yasayla İstatistik Enstitüsü yeniden yapılandırılarak, bugünkü kimliğine temel teşkil eden organizasyon çatısı kurulmuştur.
DİE, ülkemizin sürekli olarak gelişme sürecini izleyerek, demokrasiyi tam anlamıyla gerçekleştirebilmesi için gereken bilgileri bağımsız, tarafsız ve güvenilir olarak üreten önemli bir kuruluş olmuştur. Bu nedenledir ki, DİE’nin ürettiği bilgiler, yayımladığı istatistik ve göstergeler; kamu kurum ve kuruluşları, özel kuruluşlar, karar alıcılar ve araştırıcılar için güvenilir yol göstericilerdir. DİE, ülkemizde ulusal ve uluslararası boyutta yararlar sağlayacağı inancıyla, en uçtaki kullanıcıdan, karar alıcıya kadar geniş bir yelpaze içinde yer alan tüm kurum ve kuruluşların veri ve bilgi ihtiyacını gidermeyi amaçlayan çalışmalarını geliştirerek devam ettirmektedir.
DİE’nin görevleri; ana faaliyet konularıyla ilgili ve alt yapının kurulması, geliştirilmesiyle ilgili olmak üzere iki bölümde toplanabilir;
A. Ana Faaliyet Konularıyla İlgili Görevleri:
1. Ülkenin iktisadi, sosyal ve kültürel faaliyetleriyle ilgili her türlü istatistikleri derlemek, değerlendirmek, yayımlamak.
2. Kalkınma planı ve yıllık programların hazırlanması, uygulanması ve takibi aşamasında gerekli görülen verileri öncelikle derlemek ve değerlendirmek.
3. Ekonomik karar ve tedbirlerin sonuçlarının izlenmesi aşamalarında gerekli görülen verileri öncelikle derlemek ve değerlendirmek.
4. Genel Nüfus Sayımını; sonu (0) ile biten yıllarda, Genel Tarım Sayımını; sonu (1) ile biten yıllarda, Genel Sanayi ve İşyerleri Sayımını; sonu (3) ile biten yıllarda yapmak.
5. Yapılması görev olarak belirtilen sayımlar dışında, ülkenin ihtiyaç duyduğu diğer konulardaki genel sayımlar, anket ve araştırma projelerini planlamak, uygulamak, süresinde sonuçlandırarak istatistiki bilgileri kullanıcı amaçlarına uygun bir biçimde, uluslararası standartlarda yayımlamak.
6. Kamuoyu araştırmaları yapmak, diğer kuruluşların bu konudaki çalışmalarına yardım etmek.
B. Alt Yapının Kurulması ve Geliştirilmesi ile İlgili Görevleri:
7. Bilimsel araştırma ve teknikleri izlemek amacıyla ulusal ve uluslararası seminerler, konferanslar ve toplantılar düzenlemek.
8. Enstitü işlevlerini kamuoyuna duyurmak amacıyla ulusal ve uluslararası seminerler, konferanslar ve toplantılar düzenlemek.
9. Ekonomik, sosyal, kültürel konularda Türkiye istatistik alt yapısını oluşturacak verileri kapsayan bir ‘Bilgi Bankası’ kurmak.
10. Bilgi Bankasının devamını sağlamak amacıyla, veri derleme, veri işleme teknolojisi ve dağıtma yöntemlerinde gerekli yenilikleri yapmak.
11. İstatistik tanım ve standartlarını tespit etmek, istatistik metodlarını geliştirmek, istatistik analiz ve etüdleri yapmak.
12. Enstitü’nün görev alanına giren konularda, Yükseköğretim kurumlarının görevleri saklı kalmak şartıyla, üniversite ve diğer eğitim kurumlarıyla işbirliği yaparak ‘Ulusal ve Uluslararası Eğitim Merkezleri’ kurmak.
13. Enstitü personeliyle, diğer kurum ve kuruluşların elemanları için, kısa süreli istatistiklerle ilgili konularda ‘Hizmetiçi Eğitimler’ ile uzun süreli ‘İhtisas Eğitimleri’ yapmak, konferanslar ve seminerler düzenlemek.
14. Kamu kurum ve kuruluşları ile özel idare, belediye ve diğer gerçek ve tüzel kişilerin istatistik çalışmalarına yardımcı olmak ve koordinasyonu sağlamak.
15. İstatistiklerin derlenmesinde ve düzenlenmesinde kamu ve özel kuruluşların uygulamalarıyla ilgili ilkeleri tespit etmek .
16. Hangi kamu kuruluşlarının, hangi konularda istatistik derleyip düzenleyeceklerini ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak kararlaştırmak.
17. İstatistik çalışmaları için gerekli olan; adres, hava fotoğrafı, harita, kroki ve benzeri belgeleri derlemek, bu konularda kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapmak.
18. İstatistik çalışmaları için gerekli olan; adres kütüğü, kayıt sitemi ve numaralama çalışmalarını düzenlemek ve bu konularda kamu kuruluşlarıyla işbirliği yapmaktır.
Elektrik İşleri Etüt İdaresi
Türkiye’yi elektriğe kavuşturma planını ve bu plan içinde yer alan kuruluşların ön projelerini hazırlamak üzere düzenlenen kanunla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Kamu İktisadi Teşebbüs’ü niteliğinde bir kurum olarak 24 Haziran 1935′te kuruldu.
EİE’nin görevleri;
- Ülkemizin su kaynaklarını ve diğer enerji kaynaklarını etüt ederek elektrik enerjisi üretimine elverişli olanları saptamak,
- Hidrolojik etütler ve jeoteknik araştırmalar yapmak,
- Baraj ve HES tesislerinin istikşaf (ön inceleme), master plan, fizibilite (yapılabilirlik) ve kesin proje aşamalarından oluşan mühendislik hizmetlerini yürütmek,
- Yenilenebilir enerji kaynakları (güneş, rüzgar, jeotermal vb.) ile ilgili araştırma, etüt ve demonstrasyon çalışmaları yapmak,
- Sanayi, konut ve ulaşım sektörlerinde enerji tasarrufuna yönelik etütler, bilinçlendirme ve eğitim çalışmaları yapmak,
- Enerji kaynaklarının rasyonel kullanımı ile ilgili çalışmaları yürütmek,
- Hidroelektrik santralların inşaat, işletme denetimi ve danışmanlık hizmetleri ile kamulaştırma işlemlerini yürütmek,
- Görev ve uzmanlık alanı kapsamındaki etüt ve araştırma işlerini kurum ve kuruluşlara ücreti karşılığında yapmaktır.
14 haziran 1935 Etibank : Kurtuluş Savaşı’nın sonrasında yapılan İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararla madencilik önce özel şirketlere bırakılmıştır.
Bu ilk dönemde yabancı sermayenin elindeki madencilikte herhangi bir ilerleme kaydedilemeyince bu alanda da ulusalcı politikaların uygulanması gündeme alınmıştır.
Bundan sonra, Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal devlet politikaları ile madencilik sektöründe önemli gelişmeler sağlanmıştır. 1933′te Petrol Arama ve İşletme İdaresi, Altın Arama İdaresi kuruldu. 14 haziran 1935′te MTA ve etibank ve 24 Haziran 1935′te EİE (Elektrik İşleri Etüt İdaresi) kuruldu. Bu kurumlaşma, enerji ve madencilik alanlarında nasıl bir bütünlüklü ulusal politikanın başlatıldığının göstergesi oldu.
Özellikle MTA eliyle yapılan çalışmalar, ülkemiz açısından önem taşımaktadır. 1935 yılında Maden Teknik ve Arama Enstitüsü’nün ve Etibank’ın kurulması bu politikaların başlangıcı olup yakın tarihimize kadar sürmüştür.
Etibank’ta, aynı şekilde MTA verileri ile bu rezervlerin işletilmesi ve kamu yararına sunulması amacıyla kurulmuştur. Bu verilerin ışığında Etibank çeşitli işletmelere başlamış ve günümüzde bu işletmelerin büyük bölümü sürdürülmektedir. Metalurji ve madencilik alanında büyük hizmetlere imza atan Etibank kurşun, bakır, alüminyum, krom, bor, gümüş ve elektrometalurji konularında oldukça yoğun yatırım ve üretimlerde bulunmuştur.
MTA ve Etibank’ın kuruluş yıllarının sonrasında, 1930′lu yılların sonunda madencilik üretim alanındaki artış hızı %30′ları geçmiştir. Bugün gelinen noktada bütün bu üretimleri sürdüren Etibank, bir holdinge dönüştürülerek 7 ayrı A.Ş. kurulmuş; bunlar ise birer birer özelleştirilmektedir.
19 Şubat 1932 Halkevleri: Halkın eğitimine ve kültürel gelişmesine yardımcı olmak üzere 19 Şubat 1932′de kuruldu. Ankara’da yapılan açılış töreninde Atatürk teşebbüsün amacını şöyle açıkladı: “Gençlik, gelişen ve yetiştiren bir çalışmanın içinde yaşatılmalıdır. Millet, şuurlu, birbirini anlayan, birbirini seven, ideale bağlı bir halk kitlesi halinde teşkilatlandırılmalıdır. En kuvvetli ders vasıtalarına yetişkin muallim olduklarına malik olmak kafi değildir. Halkı yetiştirmek, halkı bir kitle haline getirmek için ayrıca bir milli halk mesaisinin tanzimini ihmal etmemeliyiz.”
CHF (Cumhurieyt Halk Fırkası), 1931 Kogresinde parti tüzüğünün 72. Maddesi F fıkrasında parti idare heyetlerine Halkevi açma yetkisi verilmiştir. 19 Şubat 1932′de Ankara Halkevi ile birlikte toplam 14 Halkevi açılarak Halkevlerinin kültürel alandaki uzun koşusu başlamıştır. CHF Genel Sekreterliğinde Halkevleri Bürosuna bağlı olarak çalışan Halkevleri dokuz kolda faaliyet göstermişlerdir.
Dil, Edebiyat, Tarih, Güzel Sanatlar, Temsil (Tiyatro), Spor, Sosyal Yardım, Halk Dershaneleri ve Kurslar, Kütüphanecilik ve Yayın, Köycülük, Müze ve Sergi kollarında yetişkinlerin eğitimi, Halk Kültürünün açığa çıkarılması, derlenmesi ve korunması, halkın aydınlatılması, günlük yaşamın modernleştirilmesi etkinliklerini yürüterek Türkiye’nin çağdaşlaşmasına katkıda bulunmuşlardır
Halkevleri etkinlikleri kısaca şöyle tanımlanabilir:
- Halkevleri Vakfı aracılığı ile, Parasız Eğitim-Parasız Sağlık şiarı çerçevesinde yoksul öğrencilerin üniversiteye hazırlanması, ”Yeni Yaşamevi Projesi” kapsamında yoksul mahallelerde okul öncesi çocukların zihinsel-bedensel eğitimi ve annelerin aydınlatılması, yoksul mahalle kadınlarına okuma-yazma öğretilmesi,
- Kadınların kendi kimliklerine sahip olma ve özgürleşmeleri önündeki engellerin çıkarılması ve yok edilmesini hedefleyen kadın çalışması,
- Kitap-dergi yayıncılığı ile, bilgi-kültür üzerindeki baskı-kontrol mekanizmalarının kısmen de olsa kırılması, özgürce kültürel etkinlikler yapılacak Kültür Merkezi kurulma çalışması,
- Halkevlerinin ve toplumsal muhalefet hareketlerinin etkiliklerinin belgeleneceği ve sunulacağı Video Belgeleme Merkezi,
- Halkevleri ve Türkiye tarihine Halkevinden ve Halkevci bakış açısından bakmayı ve kendi tarihine sahip çıkmayı hedefleyen Halkevleri Belgesel Filmi yapımı.
1951 yılında kuruluşa tüzel kişilik kazandırmak ve bunun o tarihte muhalefete geçmiş olan C.H.P. ile ilişkisini kesmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan bir tasarı, tartışmalar sırasında mahiyet değiştirdi ve halkevlerinin kapatılmasını, her türlü menkul ve gayrimenkul varlıkların hazineye intikal ettirilmesini öngören 5830 sayılı kanun kabul edilerek gereği yerine getirildi.
22 Haziran 1935 Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) : Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, kalkınma çabaları içerisinde madencilik konusu da ele alınmış, yeraltı kaynaklarımızın devlet eliyle çıkarılması ve değerlendirilmesi amacıyla, 1933 yılında Ekonomi Bakanlığı’na bağlı “Petrol Arama ve İşletme” ile “Altın Arama ve İşletme İdaresi” adıyla iki bağımsız kurum kurulmuştur.
Daha sonra madenlerimizin gerekli jeoloji ve madencilik yöntemleriyle sistemli olarak araştırılması, çıkartılması, daha iyi duruma getirilmesi, işletilmesi ve faaliyet konusuyla ilgili elemanları yetiştirmek amacıyla 22 Haziran 1935 tarihinde 2804 sayılı yasayla Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur.
Enstitü, kuruluş kanununa göre; yurdumuzun maden ve taş ocakları kaynaklarını aramak, bulmak ve işletmeye uygun olup olmadığını tespit amacıyla gerekli etütleri, kimyasal ve teknolojik analizleri yapmak ve sektöre mühendis, yardımcı personel ve kalifiye işçi yetiştirmekle görevlendirilmiştir.
Bugün MTA, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı, tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi Kamu İktisadi Teşebbüsü olarak çalışmalarını; Maden Arama Projeleri, jeoloji, jeofizik haritaları ve Bilimsel Araştırmalar, Harita Envanter ve Veri Bankaları, Hidrojeoloji Etütleri, Jeotermal Etütler, Jeokimya, Yerkabuğu araştırmaları, MTA Sismik-1, Diri Fay Sismotektonik Etütleri, Metropolitan Alanların Jeoloji Etütleri, Tip Mukaveleli Etütler ve Organize Sanayi Bölgeleri Yer Seçimi, Sondaj Karot Bankası Araştırmaları, Laboratuvar ve Teknolojik Araştırmalar ile ilgili Bilimsel Etütler, Ücretli İşler, Yurtiçi ve Uluslararası Teknik İşbirliği Projeleri konularına ağırlık vererek yürütmektedir.
Ekim 1931 Merkez Bankası : Cumhuriyet’in ilk yıllarında siyasal yönetimin ana düşüncesi, bir merkez bankası oluşturmaktan çok, ulusal ticaret bankaları yaratmaktı. Bunun için 1924′te, önce Türkiye İş Bankası oluşturuldu. 1925′te süresi dolacak Osmanlı Bankası’nın imtiyazı 1935′e değin uzatılmakla birlikte, yeni anlaşmada hükümetin banknot çıkaracak bir merkez bankası kurabilmesi için kapı açık bırakıldı. Türk parasının değerindeki düşüşlere karşı duyarlı olan Cumhuriyet yöneticileri 1926′da bir merkez bankası kurulması hazırlıklarını başlattı. Merkez Bankasının yolunu açmak için Türk parasının kıymetini koruma hakkında kanun çıkarıldı. Haziran 1930′da kabul edilen bir yasayla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Ekim 1931′de 15 Milyon sermaye ile karma bir anonim şirket olarak kuruldu. Ocak 1932′de çalışmaya başladı.
27 Haziran 1928 Merkez Hıfzısıha Enstitüsü: Türkiye’de koruyucu hekimliğin gerektirdiği tahlil, kontrol, üretim ve araştırma görevlerini yürütmek üzere, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı olarak 27 Haziran 1928 yılında kuruldu. 1267 sayılı kanuna göre “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzısıhha Müessesesi” adıyla çalışmaya başladı.
1920 Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı : Koruyucu ve tedavi edici hekimlik hizmetlerini düzenlemek, sosyal yardım çalışmalarını yürütmek, serbest hekimlik ve eczacılık faaliyetini denetlemek amacıyla kurulan Sıhhat ve İctimai Muavenet Vekaleti adı altında 1920′de kuruldu. 1945′te Anayasa terimlerinin Türkçeleştirme sırasında, adı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı olarak değiştirildi.
19.04.1925 Sanayi ve Maadin Bankası :Cumhuriyetin ilk yıllarında benimsenen liberal ekonomi politikası doğrultusunda milli sanayinin kurulması bir hedef olarak benimsenmiş ve bu maksatla yapılan araştırmalarda; sermaye birikiminin yetersizliğinin yanı sıra, fertlerin şirket şeklinde iktisadi teşebbüsler kurması hususunda da yeterli bir bilgi ve deneyime sahip olmadıkları görülmüştür. Bu nedenle, ülkede sürekli bir kalkınmanın, ancak devletin ekonomi alanında daha aktif bir rol alması yolu ile mümkün olabileceği anlaşılmıştır. Diğer taraftan, ülkede bol miktarda bulunan ve mamul hale getirilemeyerek ihraç edilen hammaddelerin, daha sonra işlenmiş şekliyle ithal edildiği anlaşılmıştır. Büyük sermaye ve teknik bilgi ile teçhiz edilmiş fabrikalar kurma ve devam ettirme zarureti, önce sanayi bankalarının kurulmasını gündeme getirmiş, bu maksatla ilk olarak 19.04.1925 tarihinde, 633 sayılı Kanun ile “Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası” kurulmuştur.
Banka, Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulmuş olan Feshane Yünlü Dokuma, Beykoz Deri ve Kundura ile Hereke ipekli ve Yünlü Dokuma Fabrikalarını devralarak işletmeye başlamıştır.
Görevleri; kendisine devredilen devlet fabrikalarını, özel sektöre devredilinceye değin işletmek, özel sektörle ortaklıklar kurmak, tek başına ya da ortaklıkları aracılığıyla, maden ayrıcalığı almak ve bunları özel sektörle ortaklık yoluyla işletme ki sanayi ve madencilik alanlarında etkinlikte bulunan özel girişimcilere kredi açmak ve bankacılık işlemleri yapmaktır.
1933 Sümerbank: Sümerbank, tüzel kişiliği ve özel kanununda belirtilen sınırlar içinde muhtariyeti olan, sorumluluğu sermayesiyle sınırlı; sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere, özel hukuka tabi şekilde Sanayi Bakanlığına bağlı, İktisadi Devlet Teşekkülü olarak 1933 yılında kuruldu. O dönem verimlilik ve karlılık ilkelerini göz önünde tutarak, imalat sanayii kurdu, işletmecilik, sınai mamullerini pazarlama, bankacılık işleriyle meşgul oldu.
12 Temmuz 1932 Türk Dil Kurumu: Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla Türkçe’nin incelenmesi, özleştirilmesi, geliştirilmesi amacıyla ve Atatürk’ün teşviki ve himayesiyle, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan; Semih Rıfat, Ruşen Eşref (Ünaydın), Celal Sahir (Erozan), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) tarafından 12 Temmuz 1932′de kuruldu.
26 Eylül 1932′de Dolmabahçe Sarayında toplanan Birinci Türk Dil Kurultayı, kurumun çalışma programı olarak şu maddeleri tespit etti: 1.Türk dilinin başka dil aileleriyle karşılaştırılması, 2.Türk dilinin tarihi ve karşılaştırmalı gramerlerinin yazılması, 3.Anadolu ve Rumeli ağızlarından kelimelerin derlenmesi, Osmanlıca kelimelere Türkçe karşılıklar bulunması, 4.Türkçe bir sözlük hazırlanması, 5.Kurumun organı olarak bir derginin yayımlanması, 6.Türk dili üstüne yazılmış yerli ve yabancı eserlerin toplanması ve gerekenlerin çevrilmesi, 7.Terimlerin Türkçeleştirilmesi.
Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı; “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” olarak tespit edilmiştir. Atatürk’ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 1934′te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936′daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur.
Atatürk’ün kendisi de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek, dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk (Runik) yazılı metinlerinin ilk iki cildi onun sağlığında yayımlanmış; 1940′larda yayın hayatına çıkabilen Divanü Lügati’t-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de yine onun sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Daha sonra birçok cilt hâlinde ortaya çıkacak olan Tarama ve Derleme Sözlüğü’yle ilgili çalışmalar da Atatürk’ün sağlığında başlamıştır. Tarama Sözlüğü, 13. yüzyılda başlayan Batı Türkçesinin eski eserlerinin taranmasıyla; Derleme Sözlüğü, Anadolu ağızlarında kullanılan kelimelerin derlenmesiyle oluşturulmuş büyük sözlüklerdir. Çağdaş Türkçenin grameri, sözlüğü, imlâsı ve terimleriyle ilgili çalışmalar da Atatürk tarafından ilgiyle izlenmiştir.
Atatürk, ölümünden kısa bir süre önce yazdığı vasiyetname ile mal varlığını Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna bırakmıştır. Bu iki kurumun bütçesi bugün de Atatürk’ün mirasından karşılanmaktadır.
Atatürk, 1 Kasım 1936′da Türkiye Büyük Millet Meclisinin V. dönem 2. yasama yılını açış konuşmasında Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunun geleceği ile ilgili dileklerini şu sözlerle dile getirmişti:
“Başlarında değerli Eğitim Bakanımız bulunan, Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun her gün yeni gerçek ufuklar açan, ciddî ve aralıksız çalışmalarını övgü ile anmak isterim. Bu iki ulusal kurumun, tarihimizin ve dilimizin, karanlıklar içinde unutulmuş derinliklerini ve dünya kültüründe başlangıcı temsil ettiklerini, kabul edilebilir bilimsel belgelerle ortaya koydukça, yalnız Türk Ulusu’nun değil, bütün bilim dünyasının ilgisini ve uyanmasını sağlayan, kutsal bir görev yapmakta olduklarını güvenle söyleyebilirim. Tarih Kurumunun Alacahöyük’te yaptığı kazılar sonucunda, ortaya çıkardığı beş bin beş yüz yıllık maddî Türk tarih belgeleri, dünya kültür tarihinin yeni baştan incelenmesini ve derinleştirilmesini gerektirecektir. Birçok Avrupalı bilim adamının katılması ile toplanan son Dil Kurultayının aydınlık sonuçlarını görmekle çok mutluyum. Bu ulusal kurumların az zaman içinde ulusal akademilere dönüşmesini dilerim. Bunun için, çalışkan tarih, dil ve bilim adamlarımızın, bilim dünyasınca tanınacak orijinal eserlerini görmekle mutlu olmanızı dilerim.”
Atatürk’ün bu dileği dikkate alınarak her iki kurum da böylece akademik bir yapıya kavuşturulmuştur
Türk Kuşu: Daha 1930′larda “İstikbal Göklerdedir” diyen Atatürk havacılığa gereken büyük önem ve değeri vermesini bilmişti. Havacılığın bir spor dalı olarak benimsenmesi ve Türk gençleri arasında yerleşmesini yürekten arzulayan Atatürk “Türk Kuşu” nun kuruluşunda olduğu gibi çalışmalarında da verdiği emir ve direktiflerle başrolü oynamıştı.
Türk Kuşu’nu sıcak bir ilgi ve yürekten bir muhabbetle destekleyen Atatürk manevi kızı olan Sabiha Gökçen’i de Türk havacılığına kazandıran kişi olmuştu. Sabiha Gökçen yalnız sivil havacılık ve havacılık sporunda değil, askeri havacılık alanında da uluslararası üne ve değere sahip bir havacı olmuştu.
Atatürk, genç ve yetenekli Türk havacılarının havacılık sporunda gelişmelerini sağlamak amacıyla yurt dışına gönderilip orada ihtisas yapmaları arzulanmıştı. Onun emir ve direktifleriyle başta Sabiha Gökçen olmak üzere bazı Türk havacıları 1935 yılı Temmuz ayında Sovyetler Birliğindeki “Koktobel Planör Okulu” na giderek orada bu spor dalı üzerindeki bilgilerini kuvvetlendirip tecrübelerini arttırmışlardır. Bu uzman planörcüler yurda dönüşlerinde “Türk Kuşu” kadrosunda öğretmen olarak görev almışlar ve bildiklerini ve öğrendiklerini genç havacı kuşaklara öğretmişlerdir.
“Türk Kuşu” 1935 yılından beri Atatürk’ün Türk sporundaki en büyük yadigarı olan havacılık sporu yolundaki çalışmalarını sürdürmekte, planörcülük ve havacılığın yanı sıra paraşütçülük alanında da büyük işler başarmaktadır.
15 Nisan 1931 Türk Tarih Kurumu : Türk Ulusu’nun büyüklüğüne ve üstün uygarlık yeteneklerine içten inanmış olan Atatürk, onu en uygar milletlerin düzeyine çıkarmak için önce tarihini bilmesi ve bunun içinde onu ilk kaynaklardan kendisinin araştırarak öğrenmesi gerektiğine inanıyordu. Atatürk’ün direktifleriyle, Türk Tarihini bilimin en yeni verilerine dayanarak yeniden incelemek ve Türkiye’nin dünya medeniyetine olan katkısını meydana çıkarmak amacıyla 16 üye tarafından, 15 Nisan 1931′ de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adı altında Türk Ocakları Merkez Heyetine bağlı olarak kurulan Kurum, 3 Ekim 1935′te Türk Tarih Kurumu adını almıştır.
Atatürk’ün kurucusu ve koruyucusu olduğu Türk Tarih Kurumu’nun amacı; Türk Tarihi ile Türkiye Tarihini ve bunlarla ilgili konuları incelemek ve elde edilen sonuçları her türlü yollarla yaymaktır. Kurum bu amaçlarını gerçekleştirmek için anma törenleri, konferanslar, seminerler, kongreler düzenler, kazılar yaptırır, Türk ve Türkiye Tarihine ait kitaplar yayınlar.
Kurum, yeni buluşları ve bilimsel konuları tartışmak üzere, geleneksel duruma gelen ve günümüze dek aralıklarla toplanan Türk Tarih Kongreleri düzenlemektedir. İlk iki kongre Atatürk’ün koruyucu başkanlığında yapılmıştır.
Atatürk, yaşamının son günlerine dek Kurum’un çalışmalarına kendisi önderlik etmiş, çalışma planını kendisi çizmiştir. Türk ve Türkiye Tarihini aydınlatacak araştırmacılara yol gösterici nitelikte aşağıdaki direktifleri vermiştir:
“…. Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir, yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”
“Biz daima hakikat arayan ve onu buldukça ve bulduğumuza kani oldukça ifadeye cüret gösteren adamlar olmalıyız.”
Kurum belli başlı dünya bilim kurumlarına üyedir ve 220′den fazla akademi, üniversite ve bilim kuruluşuyla kitap ve dergi değişimi yapar. Atatürk, Türk Tarih Kurumu’nun daha çok bir akademi niteliği taşımasını, üye sayısının sınırlı tutulmasını istemiştir. 16 üye ile kurulan kurum, daha sonra üye sayısını 41 ile sınırlandırmıştır. Kurum üyeleri Eskiçağ, Ortaçağ ve Yeniçağ adları altında üç uzmanlık koluna ayrılarak çalışmaktadır.
Türkiye Cumuriyeti Ziraat Bankası : Türkiye Cumuriyeti Ziraat Bankası’nın temelini 1863′te tarımsal kredileri düzenleme girişimlerine başlayan Niş Valisi Midhat Paşa attı. Midhat Paşa’nın Rusçuk kasabasının Pirot köyünde kurduğu bir tür tarım kredi kooperatifi olan Memleket Sandığı uygulaması 1867′den sonra resmi nitelik kazandı ve yaygınlaştı. 1883′ten sonra aşar vergisine yapılan %10 oranındaki “Menafi Hissesi” zammı sandıklara gelir olarak bağlandı. Böylece Menafi Sandıkları adını alan kurum 1888′de merkezi İstanbul’da bulunan, 10 milyon Osmanlı lirası sermayeli Ziraat Bankası’na dönüştürüldü. 1914′te bankanın yapısında ve çalışma ilkelerinde yapılan yeni düzenlemeler, 1916′da yasallaştı. Şube sayısı 1923′te hızla artarak, 316′yı bulan banka Cumhuriyet dönemine aktarılan en köklü ve yaygın mali kuruluş oldu. Cumhuriyet yönetimi 1924′te bir yasayla bankayı bir devlet kurumu olmaktan çıkarıp 30 milyon lira sermayeli bir anonim şirkete dönüştürdü; etkinliklerini tarım dışına da taşırarak her türlü bankacılık işleminde bulunma yetkisi tanıdı. 1926′da bankanın adına Türkiye sözcüğünü eklendi. 1937′de çıkarılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası kanunuyla kendi yasası dışında özel hukuk hükümlerine bağlı, tüzel kişiliği olan bir devlet kuruluşuna dönüştü.
19.4.1923 Türkiye Şeker Fabrikaları : Şeker Fabrikaları kurma teşebbüslerinin gerçekleşebilmesi ancak, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet döneminin sağladığı geniş imkanlar sayesinde olabilmiştir. Bu istikametteki ilk ciddi teşebbüs Uşak’lı Molla Ömeroğlu Nuri (Şeker) adında bir çiftçi tarafından başlatılmıştır.
Uşak’ta mahalli birçok müteşebbisin iştiraki ile 19.4.1923 tarihinde 600.000 TL sermaye ile kurulan “Uşak Terakki Ziraat T.A.Ş.” 6.11.1925 tarihinde ilk Şeker Fabrikasının temelini atmış ve fabrika 17.12.1926 tarihinde işletmeye açılmıştır.
Uşak’ta Şeker Fabrikası kurma çalışmaları devam ederken yine aynı yıllarda İstanbul’da da özel şahısların ve bazı milli bankaların iştiraki ile 14.6.1925 ‘de 500.000 TL sermayeli “İstanbul ve Trakya Şeker Fabrikaları T.A.Ş.” kurulmuştur. 22.Aralık.1925 tarihinde Alpullu Şeker Fabrikasının temeli atılarak onbir ayda fabrikanın montajı bitirilmiş ve 26.11.1926 tarihinde fabrika işletmeye açılarak ilk Türk şekerini üretmiştir.
1933 yılına kadar ülkemizin şeker ihtiyacı bu iki fabrikanın üretimi ile kısmen karşılanmıştır. Bu iki fabrika ile pancar tarımında ve şeker fabrikası işletmesinde hayli tecrübeler edinilmiş olduğundan yeni şeker fabrikaları kurulması gerekli görülmüştür.
Uluslararası İzmir Fuarı : Atatürk’ün talimatı ile Cumhuriyet’in ilanından 8 ay önce 17 Şubat 1923′te İzmir’de toplanan Birinci Türkiye İktisat Kongresi, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın kurulması sürecini başlattı. Kongre binası olarak İkinci Kordon’da Osmanlı Bankası Deposu olan Hamparsomyan binası seçildi. Burada, el tezgahı ve küçük sanayi ürünleri; İsparta, Kula, Gördes, Uşak kilimleri ve halıları, yağ ürünleri, sabunlar, makarna ve unlu yiyecekler, kolonyalar, helvalar, ihraçlık pamuklar, ayakkabı, mobilyalar, deri ürünleri, tarım araçları, kiremit, tuğla, maden örnekleri, tütün, sigara, şarap örnekleri, kereste çeşitleri sergilendi.
İktisat Kongresi Sergisi’nden sonra ilk sergi 4 -25 Eylül 1927′de, 9 Eylül Mahalli Sergisi adı altında Mithatpaşa Sanat Enstitüsü’nde açıldı. İzmir Ticaret Odası’nın teklifi ve İzmir Valisi Kazım Dirik’in kararı ile açılan sergide 71 resmi kuruluş, 195 yerli firma ve 9 ülkenin 72 kuruluşunun ürünleri sergilendi. Sergiyi 80 bin 744 kişi gezdi.
İkinci 9 Eylül Sergisi 4-20 Eylül 1928 tarihleri arasında yine aynı binada uluslararası düzeyde gerçekleşti. Sergiye 155′i yabancı olmak üzere 515 firma katıldı.
1935 İzmir 9 Eylül Panayırı’nı ise İktisat Vekili Celal Bayar açtı. 311 kişinin gezdiği panayır uluslararası fuarın gerçekleşmesini hazırladı.
İzmir Fuarı’nın temeli, bugünkü yerinde 1 Ocak 1936′da törenle atıldı. 360 bin metre karelik alanın Kültürpark haline getirilmesi ve yılın belirli bir ayında bu alan üzerinde uluslararası bir fuarın gerçekleştirilmesi planlandı. 1 Eylül 1936′da İzmir Fuarı, kent yaşamında yerini aldı. Lozan Kapısı önünde yapılan coşkulu törene Mısır, Yunanistan ve Sovyetler Birliği’nden 48 yabancı kuruluş, 32 vilayet pavyonu ve 45 yerli kuruluş katıldı.
1937 İzmir Enternasyonal Fuarı, diğer yıllara göre çok daha büyük bir coşkuyla hazırlandı. Açılışı İktisat Vekili Celal Bayar yaptı. Fuar’ın en büyük özelliği Kültürpark’ın sürekli bir kurumuna dönüşecek olan Paraşüt Kulesi’nin açılışı oldu.
104 yabancı şirketin katıldığı Fuar’da 424 yerli kuruluş temsil edildi.
26 Ağustos 1924 İş Bankası : “Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak, halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve milli bir banka kurulması…”
1924 yılının Temmuz ayında Bakanlar Kurulu’nu toplayan Mustafa Kemal, milli bir banka kurulması konusundaki arzusunu böyle dile getirmiştir.
Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası, Atatürk’ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu. İş Bankası ilk Genel Müdürü Celal Bayar’ın liderliğinde 2 şube ve 37 personel ile hizmete başladı. İş Bankası 1 milyon TL’lik nominal sermaye ile kuruldu. Bu sermayenin fiilen ödenen 250 bin TL’lik bölümü ise bizzat Atatürk tarafından karşılandı.
Cumhuriyet’in kurulmasından önceki, Büyük Zafer’i izleyen günlerde ülkenin iktisadi ve sosyal sorunlarının çözümlenmesi dönemi açılmıştı. Bu dönemde tasarrufu teşvik ederek toplanacak fonlarla bütün ekonomik faaliyet kollarını finanse edebilecek, gerektiğinde çeşitli alanlarda sanayileşme hareketinin başlatılmasına kendi kaynaklarıyla katılabilecek milli bir kuruluşun doğması ve milli bankacılık sisteminin oluşturulması ihtiyacı derin bir şekilde hissediliyordu.
Türkiye’de tüm bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek, sınai gelişmeyi başlatmak, ulusal tasarrufları harekete geçirmek, temel ekonomik atılımları finanse etmek ve kredi ihtiyaçlarını karşılamak, yeni kurulan bir ülke için yaşamsal önemde etkinliklerdi. I. Dünya Savaşı sonrasında dünyada pek çok alanda olduğu gibi finansal sektörde de hızlı gelişmeler kaydedilmiş, yeni teknolojiler, kriterler ve metotlar oluşturulmuştu. Ülkemiz bu yenilik ve gelişmelerden tümüyle yoksun olduğu gibi bu alanda çalışacak yetişmiş elemanımız da yoktu. İş Bankası dönemin zor ekonomik koşulları altında çalışmalarına başladı. Günümüzde çalışmaları devam etmektedir.
Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüsü Türkiye tarım için elverişli ve büyük bir ülke olmasına karşın, tarım işgücü bakımından yeterli olanağa sahip olmadığından, toprağın büyük bir kısmı işlenemiyordu; ulaşım araçları yoktu, eterli uzman yoktu, endüstriden söz etmek olası değildi, temel ihtiyaç maddeleri bile ithal edilmek zorundaydı. Yatırım yapacak güçte kapital sahibi insanların sayısı hemen hemen yok gibiydi. Üretim konusunda yeterli bilgiye sahip yetişmiş eleman yoktu. Demiryolları, limanlar, büyük kentlerin alt yapıları v.s. yabancı firmalar tarafından işletiliyordu.
Bu nedenlerden dolayı İzmir İktisat Kongresinde alınan kararların ışığında tarımda bilgili ve bilinçli teknisyenler yetiştirmek, çeşitli bölgelerin zirai yapılarını ve özellikleri hakkında incelemeler yapmak amacıyla ziraat okulları açıldı ve bir de Ankara’ da “Yüksek Ziraat Enstitüsü” kuruldu.
HALKÇILIK: HALKIN DEVLET YÖNETİMİNDE SÖZ SAHİBİ OLMASI VE KANUN ÖNÜNDE EŞİT TUTULMASI HALKÇILIĞIN TEMEL ÖZELLİĞİDİR.
*SOSYAL ADALETE VE SOSYAL GÜVENLİĞE ÖNEM VERİR.
*SINIFSIZ VE AYRICALIKSIZ Bİ TOPLUM YARATMAYA ÇALIŞIR.
HALKÇILIKLA İLGİLİ ANAHTARLAR:
*EŞİTLİK
*AYRICALIKLARIN KALDIRLMASI
*DAYANIŞMA
HALKÇILIK İLKESİYLE İLGİLİ UYGULAMALAR:
AŞAR VERGİSİNİN KALDIRLMASI
KIYAFET DEVRİMİ
TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPATILMASI
TÜRK MEDENİ KANUNUN KABULÜ
KADINLARA SİYASI HAKLAR VERİLMASİ
SOYADI KANUNU
DEVLETÇİLİK:
devletin yurttaşlarına yönelik yaptığı her türlü faaliyetler.
DEVLETÇİLİK İLKESİYLE İLGİLİ UYGULAMALAR:::
TARIM ALANINDAKİ DESTEKLEYİCİ ÇALIŞMALAR
DEVLETİN BANKA(İŞ BANKASINI) KURMASI
TEŞVİKİ SANAYİ KANUNU
1.BEŞ YILLIK KALKINMA PLANININ HAZIRLANMASII
KİTLERİN KURULUŞU- SÜMERBANK
BİLMEM ANLATABİLDİM Mİİ…………………………………

Mart 25, 2010, 17:58
bu sorunun net bir cevap isterdnim hiç beyenmedim